Hiç yapmamam gereken bir şey yaptım. Gençlik işte. Toyluk zamanları hataları diye kitaplar yazar insanlar benimki de o eksende bir şeydi işte. Giyindim, süslendim, topuklu ayakkabılar, düzleştirici yardımı ile fönlü saçlar, tastamam bir gündüz makyajı ile Altay’ın sahibi olduğu kanal binasına gittim. Kapıdan içeri bile giremedim. Çünkü hiç kimseydim. Sıfatsız, kimliksiz, Altay’ın yanında resmiyetsiz… Kapı önünde hiç kimse olarak aradım Altay’ı, kanal binasında ise dış kapıda beklediğimi ve içeri alınmadığımı söyledim. Döner kapının hemen dışında genç bir kız gönderdi yanıma. “Öykü Hanım?” dedi genç kız, ancak benim yaşlarımda. “Altay Bey gönderdi beni size eşlik edeceğim!” Hadi et bakalım. Yanında güvenlik görevlilerine içimden nanik yaparak yürüdüm stajyer çalışan olduğunu öğrendiğim

