Dükkândan içeri girdiğimde neden her seferinde evden değil dükkândan yana tercihte bulunduğumu düşündüm. Ev annem bu antikacı babamı simgelediği için mi? Kapıyı açtığımda toz kokusu, vernik kokusu ile birlikte babamın kokusunu almak için mi? Babamın kokusu kaybolalı o kadar çok olmuştu ki. Birçok eşyayı sattığım için içerisi eskisi kadar yaşanmış, eskimiş ve tıkış tıkış da değildi. Tekli koltuk; uyukladığım, aç oturduğum, ağlayıp kendimle didiştiğim, çirkin renklerle bezeli yamalı görüntüsünü hiç sevmediğim yerdi. Özlemiştim. Altay eve dönmediğimi görünce buraya gelecekti. Şu koltukta rahatsız rahatsız otururken ben ellerimden tutacak, dudaklarımdan öpecek, beni çok sevdiğini söyleyecek, benden vazgeçmeyeceğini tekrar edecekti. Oturdum koltuğa. Tezgâhın başında yakın gözlüğü ile değerli bi

