Sürpriz

2567 Kelimeler
‘’ Yine mi sen...’’ Onun aksine ben, eğilip kaçmasına fırsat vermeden, dudaklarına küçük bir öpücük kondurdum, soğuk bir gülüşle... ‘’ Seni de yalnız bırakmaya gelmiyor, bir gittim hasretimden yatağa düştün. Ayrıca, kedi yavrusu, beni görmeye alışsan iyi edersin, bundan sonra gözlerini her açtığın da ilk beni göreceksin’’ .......... Leyla Bu nasıl kabus ya... Bitmiyor... Tepemde azrail gibi durmuş kızgın gözleriyle dik dik bakıyor. Kafasının içinden ne şeytanlıklar geçiyor allah bilir. Onun yüzünden hasta oldum, kızmaya hakkı var mı, cidden? ‘’ Ailem... söz vermiştin.. Lütfen aramama izin ver...’’ O kadar bitik bir haldeyim ki, hastalık beni güçsüz düşürüyor. Gözlerim doldu, onun karşısında ağlayıp kendimi gülünç düşüremem... Bir söz verdi, tutmasını bekliyorum. En azından bu kadarını yapabilir. Sessizce bir süre boş gözlerle baktı, her geçen saniye biraz daha umudum kırılıyor. Aramayacak mı cidden? Ne istiyor, yalvarmamı mı? Onu bile yapacak haldeyim, ailemin sesini duymaya ihtiyacım var. Hiçbir şey demeden boş bakan gözlerini bir an olsun benden ayırmadan ceketinin iç cebinden telefonu çıkardı. Mutluluktan ağlayabilirim, almak için elimi uzattım hemen. Beni görmezden geldi, telefon da birkaç tuşa tıklayıp bana uzatarak, buz gibi soğuk bir sesle.. ‘’ On saniyen var, telefon hoparlörde yanlış bir şey söyleyip canımı sıkma, sen zararlı çıkarsın.’’ Tehditleri canımı sıktı, sürekli beni her fırsat ’ta tehdit etmesini anlayamıyorum. Sanki ben onun esiriyim, oyuncak gibi benimle oynamaktan sapıkça zevk alıyor manyak, annemin sesi oda da yankılanınca kendimi hemen toparlayıp konuştum, halsizliğim sesime de yansıyordu. ‘’ Alo.... kimsiniz??!!’’ ‘’ Benim anne, fazla vaktim yok... İyi misiniz? Babam nasıl?? ‘’ Leylaaa..’’ Annemin endişeli sesi beni de etkiledi, her zaman otoriter sert duran annem, şimdi benim için endişelenmesi garip geliyor. Konuşmayı, çatık kaşlarla izleyen ikinci kişinin varlığı, bana kelimelerimi dikkatli seçmem gerektiğini hatırlatıyor. ‘’ Leyla nerdesin sen? Aklımızı kaçırdık burada... polis her yerde seni arıyor. Demire de ayıp oldu, perişan oldu çocuk. Bir yandan o da arıyor seni? Nerdesin kızım sen???!!!’’ Tüm konuşma boyunca sessiz duran adam, Demirin adını duyunca telefonu öfkeyle duvara fırlattı. Korkuyla çığlık attım. Odanın içinde elini saçını götürüp sinirle karıştırdı. Sert adımlarla yeri döverek volta atmaya başladı, ben korkudan çarşafın uçlarını yumruk yaptım, gelecek darbeyi bekledim. Kontrolü kaybetmiş, nefretle kaplanmış kuyudan daha derin olan ürkütücü siyah gözleriyle, yüzüme yaklaştı, öfkeyle bağırdı... ‘’ Duydun mu, biricik sevgilin her yerde seni arıyormuş, siktiğimin çocuğu...’’ Bu hali o kadar ürkütücü ki, bana zarar vermesinden korktuğum için sessizce bekledim. Oysa beni bırakıp volta atmaya devam etti, öfkeli gözleri arada bana kayınca, adımları daha da hırslanıyor. ‘’ Adama bak ya... Her yerde seni arıyormuş... Kim lan o it.. Hala nasıl seni arayabiliyor... Bana doruyu söyle kızmayacam Leyla, yattın mı sen bu pezevekle...’’ Bu soruyu bana sormaya bana nasıl sorar, sanki sevgiliydik’te onu aldatmışım gibi davranıyor. Bu adam gerçekten normal değil. Bildiğiniz deli ve ben küçücük oda da kafayı sıyırmış deliyle ne yapacağımı bilmez bir halde çaresizce bekliyorum. Sert adımları duraksadı, yatağın yanı başına geldi, hiç beklemediğim bir anda iri eliyle çenemi sertçe kavrayıp aynı soruyu bağırarak tekrar sordu.. ‘’ Cevap ver banaaa... Yattın mı onunla.. Bu yüzden mi senden vazgeçmiyor...’’ Korkuyla yutkundum, sessizliğim onu daha beter zıvanadan çıkarıyor, isteksizce doğruyu söyledim çatallaşmış sesimle.. ‘’ Ha..yır.. Hiç yakınlaşmadık.. Yemin ederim.. Bir kez yüz yüze geldik onda da ailleler vardı.. ‘’ Sana ne, ne istersem onu yaparım derdim de, bu hali gerçekten ürkütücü. Bana zarar vermesinden korktuğum için direk gerçeği söyleyip konunun kapanmasını istedim. O ikna olmadı, çenemi tutan elinin baskısını artırıp alaycı bir gülüşle.. ‘’ Beni aptal mı sanıyorsun sen, hangi kız evlenene kadar bekler, ilk fırsatta atlamışsındır onun kucağını. Bundan yüz buluyor puşt.. Ben ona yapacağımı bilirim ama.. ‘’ Çenemdeki elini tutup zor da olsa ittim başımı geri çekip uzaklaşabildiğim kadar uzaklaştım ondan. Onun ne düşündüğü umrumda bile değil. Niye korkuyorsam ne yapabilir ki, bana? ‘’ Seni ikna etmek zorunda değilim, hem sen kimsin ki bana hesap soruyorsun? Beni düğünümden kaçırdın, bilmediğim yere, bir odaya kitledin. Gecemi gündüz mü bilmiyorum. Beni hayatımdan söküp alıp, kafese soktun. Bir de utanmadan hesap-...’’ Eli çenemden hırsla boğazıma sardı... Bakışlarındaki delilik korkuyla yutkunmama sebep oldu. ‘’ Sabrımı zorluyorsun, o itle yattıysan... Dua et hastasın, konuşmak yerine cevabını başka türlü alırdım.’’ Neden bahsettiğini anlayınca, bayılacağım sandım. Yine aynı şeyi yaptı, tehdit. Benden istediğini almadan durmayacak. Boğazımdaki elin baskısı bir anda kesildi, geri çekilip arkasına dönüp odadan çıktı. Gitmesiyle başımı acıyan boğazımı tutarak yastığa bıraktım. Nefes nefese kalmıştım. Annemin sesini duydum ya, bu bana yeter. Babamın da duysaydım keşke, bir daha kim bilir ne zaman duyacam seslerini. ...... Kenan Siktiğimin puştu... Her delikten çıkıyor.. Burnumdan soluyorum elimde değil, yattıysa o iti s****i koparıp götüne sokmak farz oldu. Yatmadıysa da zevkine yapacam lan. Bir daha Leyla’yı bırak aramayı adını anmayacak dilini de koparıp köpeklere atacam. Niye bu kadar uğraşıyorsam, ilk fırsatta sıkıp kafasına ortadan kaldırmak gerek. İçeri nasıl bir halinde girdiysem Mehmetle Semih oturdukları yerden beni görür görmez ayaklandılar. Direk söze girdim. İkisine de kısa bir bakış atıp Semihe döndüm. ‘’ Leylanın evine soktuğumuz kızdan bilgi aldın mı, ne durumdalar, bizi biliyorlar mı?’’ ‘’ Yok abi, sen rahat ol. Polis basit bir kaçırılma vakası olarak ele almış. Arayıp fitye isteyeceğimizi düşünüyorlar. Ama sende biliyorsun, sonsuza kadar saklayamayız. İlla ki, izimizi bulurlar. Onlar bizi bulmadan bu durumu kesin bir çözüm bulmalıyız.’’ Bunu bende biliyorum, da gel sen bunu içerdekine anlat. Tekrar Semihe dönüp... ‘’ Hizmetçiyi ara, Leylanın kimliğini bulup sana versin, sende hemen nikah işlemlerine başlat.... Biz evlendikten sonra bi allahın kulu alamaz onu benden... Zaman kaybetmeyelim git dediğimi hallet...Yıldırım nikahı olacak, araya tanıdıkları sok bu gece bitirelim. Nikah şahidi de o iti yapmazsam bana da Kenan demesinler’’ ‘’ Hemen abi..’’ Semih arkasına dönüp siyah arabaya binerken, sıra Mehmet’e geldi.. Ona dönüp, sert bir sesle... ‘’ Dediğimi duydun, Demirin peşine adam tak, ilk fırsatta alıp getirin karşıma, depoda misafir edelim, suyu ısındı da kaynıyor. Bugün için de depoda olacak o it... Dikkat edin açık vermeyin, yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. Polisleri peşimize takmayalım.’’ ‘’ Merak etme abi...’’ Tam gideceği anda durdurdum. İşimi şansa bırakamam. ‘’ Tek gitme Mehmet, kapıdaki adamları da al, Demirin adamlarını usulünce indirin, alıp bana getirin.’’ Uzun zaman oldu depoda çığlık sesleri duymayalı, kullanmaya kullanmaya, alet edavat küflenecek.’’ .......... Mehmet yanına aldığı üç adamımla giderken bende, melikeyi aradım. Melike eski çıktığım kızlardan biri, akıllı kız bitti dediğim de uzatmadı, yerini bildi. İşlek bir mağazası var. İlk çalışta açtı... Heyecanlı çıkan sesi beni gülümsetti, insan hiç mi değişmez... ‘’ Kenan..’’ ‘’ Sana işim düştü Melike, bir iki saat sonra adamlarımdan biri mağazana gelecek. Biri için üst baş ayarlamanı istiyorum. Açık saçık olmasın ha.. Bozuşuruz... Usturuplu hanım hanımcık bir iki elbise seç iç çamaşır seç bedenine gelince, aşağı yukarı senin kilonda ayarla işte bir şeyler. Sen halledersin.’’ ‘’ Hayatın da biri mi var?’’ Telefonun ucunda kırgın çıkan sesi umursamadım. Sonuçta al gülüm ver gülüm. Ayrılınca bu hatunların kafası hepten yanıyor. İki yıl olmuş ayrılalı neyin hesabını soruyor, onu geçtin bana nasıl hesap soruyor lan. ‘’ Daha uzatacan mı, melike?’’ ‘’ Özür dilerim, kızma lütfen.. Seni görmeyeli uzun zaman oldu, istersen akşam bir yemek-’’ ‘’ Sen dediklerimi yap, bakarız... Kıyafetlerin ücretini de adamlar halleder.’’ Konuşmasını beklemeden kapattım. Kafa ütülemekten başka bir şey yapmıyor. Telefonu bu sefer Yavuzu aradım, yavuz da Mehmet'in yanında çalışan sağlam çocuk. İkinci çalışımda açtı. ‘’ Lan oğlum niye, ilk çalışta açmıyorsun???’’ ‘’ Abi valla iş üstündeydik, açamadım.’’ ‘’ Uzatma, sen geri gel, bırak Mehmet diğerleriyle halleder. Bizim restoranda uğra, güzel bir kelle paça yaptır. Bol et suyu olsun içinde, Kaan’ın yazdığı ilaçları al, bir de astım ilacı, aklıma gelmişken onu da al. Melike'nin yanına uğra, birkaç paket var onları da al gel depoya.’’ ‘’ Hemen abi...’’ Telefonu kapatıp cebime koyarken, rahat bir soluk aldım. Hepsi hal olduğuna göre içeri girip, az önceki hayvanlığımı affettirmem gerek. Sinirlenince gözüm hiçbir şey görmüyor. O itin ona dokunma ihtimali bile beni zıvanadan çıkarıyor. Sağ olsun Leyla da pek yardımcı olmuyor. Ulan sinirliyim işte, niye üstüme geliyorsun ki.. ............ İçeri girdiğim de onu yine duvarın dibinde kedi gibi kıvrılmış buldum. Bu kızın yatakla derdi ne, yumuşak yerde yatmaktansa buz gibi betonun üstünde yatıyor. İçeri girerken kızgındım şimdi kızgınlığım yerine korumacı yanım baskın geliyor. Benim varlığımdan habersiz gözleri kapalı yerde yatıyor, uyudu mu bayıldı mı allah bilir. Ne desem tersini yapıyor, ayarlarımı fena bozuyor. Yanına gittiğim de, gözleri kapakları hafif titredi, açmadı. Yüzü kreç gibi beyaz, serumu çıkarmış, iğnenin çıktığı yerden ince kırmızılıkta kan damlıyor. Kendine zarar vermekten zevk mi alıyor, bilmiyorum. Zarar vermek diyince kağıtta yazılanlar geldi aklıma. İntihar ettiği yazıyordu ellerine sol bileğinde yatay soluk kesik izi var. Yazılanlar doğru yani.. Bir insan, özellikle o yaşta bir çocuk intiharı nasıl düşünür. Bunu düşünecek kadar ne yaşadı. Öğreneceğim zamanla, her şeyi öğrencem. Yavaşça kucağıma aldım, hiç ağırlığı yok nerdeyse, zayıflığı canımı sıkıyor. Kucağımda bebek taşıyorum sanki, yavaşça yatağa yatırdım. Yüzünün rengi küle dönmüş, elimi anlına götürdüm buz gibi olmuş. Onu ısıtmam lazım. Aldığım kıyafetlerin hali içler acısı, biri kabinde ıslak olduğu her halinden belli kumaş parçası yerde top halinde. Diğerleri odanın köşesinde pijamanın altını giymiş üstünü giymemiş. İyice hasta olacak, uğraş dur. Gidip pijamayı alıp bedenine sarılı olan buruşmuş beyaz çarşafı tutup çektim. Çıplak göğüsleri karşıladı beni. Sadece bu görüntüden canlanan vücudumu sakinleştirmek için üst üste yutkundum. O bu haldeyken benim düşündüğüm şeye bak, gözlerimi zorda olsa okşamam için tam avuçlarıma göre olan göğüslerinden ayırdım, üstü giydirdim. Diğer kıyafetler gelene kadar idare eder. İşim bitince, buruşmuş çarşafı üstüne örttüm, yanı başında duran sandalyeye oturdum. Sabırla uyanmasını bekledim. Zaman geçtikçe yüzüne renk geldi. Kıpırdanmaya başladı. Göz kapakları hareketlenince uyanmak üzere olduğunu anladım. Beni görünce nasıl tepki verecek merakla bekledim. Bir süre daha bekledim, kendiliğinden gözleri açtı. Bilinçsizce sağ sola bakan gözleri nihayet beni buldu. Boş gözlerle baktı, ruhsuz ifadesiz. Yattığı yerden yavaşça doğruldu, yatakta olduğunu anlayınca bıkkın bir nefes kaçtı öpülesi dudaklarından. Emin oldum, acıdan besleniyor bu kız. Yatak varken yerde yatmasının başka bir açıklaması olamaz. Çarşafı indirdiğin de üstündeki pijama üstüne baktı. Baktı baktı, kafasını kaldırmıyor. Sorun ne anlamadım.. ‘’ Leyla..’’ Tepki yok, başı eğik hareketsiz öylece duruyor. Endişelendim sorunun ne olduğunu düşündüm, aklıma hiçbir şey gelmiyor. Yerimden kalkıp yanına gittim, yatağın köşesine oturdum. Yüzünü görmek için çenesini tutup kaldırmak istedim. Vücudu kasılmış hareket etmiyor. Ne olduğunu görmek için bir kez daha seslenerek başımı eğdim. ‘’ Leyla dedim... ses versene..’’ Gözleri açık öylece bakıyor, hiç tepki yok. Korkmaya başladım, ilk defa sorunun ne olduğunu bilmediğim için endişelendim. Omuzlarından tutup sertçe sarstım. Sonunda gözlerini art ardına kapatıp açtım, soluk soluğa başını yavaşça kaldırıp göz göze geldik. Gözlerinde öyle bir korku var ki, panikle ağzını açıp açıp kapatı, tek solukta, sıkılı dişlerinin arasında... ‘’ Çıkar şunu... çabuk çıkar..’’ ‘’ Neyi?’’ Neden bahsettiğini gerçekten anlamamıştım. Sonra ellerini fark ettim, çarşafın üstünde kontrolsüzce titreyen parmakları, ben daha ne olduğunu anlamadan giydirdiğim pijama üstünü bir çırpıda çıkarıp yere attı, çarşafı hızla bedenine sararken, yataktan yere bel aşağı sarktı, düşecek diye refleksle uzanıp omuzlarından yakaladım. Öğürüyor, önüne düşen saçlarını tuttum. Midesi boş olduğu için öğürüp durdu. Ne yapacağımı bilmez bir halde odaya baktım. Kaa’nı arayıp aramamak arasında kaldım. Bu durumumuz ne kadar sürdü emin değilim. Nihayet kasılmaları durunca, yavaşça doğrulttum onu. Gözlerini sımsıkı kapalı, bir eliyle midesine bastırmış, diğer eli çarşaf düşmesin diye göğsünün üstünde tutuyor. Karman karışık saçları, güzel yüzünün bir kısmını gece gibi örtmüş. İnce narin vücudu kasılmaktan bitap bir halde, bu hali beni huzursuz ediyor. Yavaşça yatağa yatırdım, gözlerini açıp bana baktı. Kısık zor duyulur bir sesle.. ‘’ Bir daha sakın yapma..’’ ‘’Neyi??’’ Ne yaptım da bu hale geldi. Başını az önce üzerinde duran kumaşı savurduğu yere baktı. Titrek bir sesle, sesinde bariz bir korku var. ‘’ Onu giymem, üstünde düğme var. Ben bakmaya dayanamıyorum sen bir de giydirmişsin bana..’’ Nasıl yani, bütün bunlar. Pijama giydirdiğim için mi oldu? Kafam karıştı, hiç bir şey anlamadım. Anlamam için daha fazlası lazım.. ‘’ Neden bahsettiğini anlamıyorum Leyla... Sakin ol.. Tekrar söyle, sorun ne... Nerdeyse yataktan düşüyordun?’’ Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Yüzü yine kül rengine döndü. Üşüdüğü her halinden belli, az önce giydirdiğimi de yere attığına göre nasıl ısıtacağım ben bu kızı? ‘’ Benim, fobim var. Adını söylerken bile midem bulanıyor. Düğmeli eşya giyemem, bakamam. Onu üstümde görünce, ölecem sandım. Sakın bir daha yapma... Onu giymektense, çıplak kalıp soğuktan donarak öleyim daha iyi.’’ Yok artık. Duyduğum şeyin saçmalığına güldüm. Şaka yapıyor olmalı, bu yaşa kadar hiç mi giymemiş yani.. Böyle korku mu olur, çocuk mu bu kız? Kaç yaşında allah aşkına? Benim gülünce yüzü düştü, ciddi olamaz ya.. Daha neler düğme korkusu ilk kez duyuyorum. İlk karşılaştığımız da bi ton ilaç saymıştı. Bununla ilgisi olabilir mi? ‘’ Sen ciddisin, daha neler?’’ Bana kırgın gözlerle baktı bir süre.. Acı çeker gibi dudakları ince bir çizgi halini aldı. Kuru bir sesle.. ‘’ Dalga geçmen bittiyse, kalkmak istiyorum. Ayrıca komik olan ne söyler misin? Hiç mi fobi duymadın? ‘’ Duydum, duydum da.. Sende bana hak verirsin ki, böylesi çok duyulmuş bir şey değil??!! Allah aşkına dağda mı büyüdün sen, bu yaşa kadar hiç mi gömlek giymedin, yani bu saçmalık ne zamandan beri var??!!’’ Gözleri buğulandı, bir damla yaş yanaklarından aşağı düştü, eliyle hızla sildi... Başını öne eğik suçlu bir çocuk gibi, kırgın bir sesle ‘’ Kendimi bildim bileli var, okul zamanında gömlek giymek tam bir işkenceydi, dadım vardı. O giydirir çıkarırdı, ben üstümde yokmuş gibi davranırdım. Neden olduğunu hiçbir zaman bulamadım. Doktor da bulamadı, var işte. Tek çözümün uzak durmak, bakmamak. Lütfen, bana bozuk bir oyuncağa bakar gibi, bakmayı keser misin???!! Sonuçta burda olmak benim seçimim değil? Hala beni bırakabilirsin, adını bile bilmiyorum. Polise gitmem, kimseye bir şey söylemem. Lütfen hala zaman varken..’’ Elimi ona uzatıp parmaklarımı susması için dudaklarına değdirdim. Göz bebekleri büyüdü, ondan vazgeçeceğimi cidden düşündü mü? Hem de böyle saçma bir takıntı yüzünden. Umurum da değil, birlikte aşarız, ben her zaman yanında olurum. Konuşarak her şeyi çözeriz. Ama şimdi, sözcükler değil sevgimi başka türlü göstermeliyim. Yavaşça başımı eğdim, kaçması ya da itiraz etmesi için zaman verdim. ‘’ Seni göndermek mi, bu saatten sonra bu mümkün mü sanıyorsun... Akşam sana sürprizim var küçüğüm.’’ ‘’Ne sürprizi?’’ Ürkek bakışlarına, karşılık usulca öpücük kondurdum. Tepki yok, bir kez daha dudaklarımı dudaklarına değdirdim bekledim, titrek dudakları aralanıp sıcak nefesini hissettiğim de benim için zaman durdu, baskıyı artırdım, öpücüğü derinleştirdim. Alt dudağını baştan sona yalayıp dilimi ağzına sokup, inanılmaz tadını aldığım da inlemeden duramadım, ürküp kendine geri çekti. Soluk yanakları kızarmış, şaşkın gözlerle öyle tatlı görünüyor ki. Bıraktığım yerden devam etmemek için kendimi zor tutuyorum. Ondan uzaklaşmak için yataktan kalkıp bir iki adım uzaklaşıp soluklandım. Benim ufaklığından benden farkı yok, önümdeki kabarıklığa hayret ettim, bir öpücükle geldiğim durum tam bir rezillik. Bir an önce nikahı kıyıp onu kollarıma almak için sabırsızlanıyorum. Aramızdaki sessizliği kapı tıkırdatması bozdu. ‘’ Abi.. istediklerini getirdim.’’ ‘’ Kapının önüne bırak, Yavuz’’ Yavaş seri adımlarla kapıya gidip parmağımı okuttum. Dönüp bakmasam da arkamda beni izleyen bir çift gözü görmezlikten gelerek kapıyı açtım. Yavuz dediğim gibi paketleri bırakıp gitmiş. Çarşıyı toplamış yedi sekiz paket var. Hepsini tek tek ellerime geçirip içeri girdim göz göze geldik. Ellerim dolu olduğu için kapıyı ayağımla kapattım. Mekanik kilit sesini duymayı bekledim, duyunca adımları ona yaklaştırıp paketleri yatağın üstüne bıraktım. Meraklı gözerlerini paketleri tek tek açmaya başladı. Uzun mavi bir elbise çıktı, kolsuz önü kapalı sayılır. Diğer pakette siyah dantelli güzel bir iç çamaşır takımı çıktı. Sevdiğim tarzda bunu üstünde görmek için sabırsızlanıyorum. Görmek kadar çıkarmak ayrı bir zevk olacak... ‘’ Arkanı dön giyinecem..?!’’ Sandalyeye uzanıp ayak ayak üstüne attım.. Hayatta kaçırmam bu anı... ‘’ Ben seni tutmayıp, güzelim. Buyur giyin... ?!!
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE