Soğuk Öpücük

2539 Kelimeler
‘’ Ben seni sevdiğimi anladım, bize bir şans ver. İnan seni çok mutlu edecem, sende beni istiyorsun biliyorum. Sadece bana olan hislerinin farkında değilsin. Şimdi ilişkimizi güzel bir oral sexle kutlamaya ne dersin???’’’ Kenan Kemerimi tutan ince elleri, hoyratça tutup kendimden setçe uzaklaştırdım. Bu kız kafayı mı yemiş, herkes aşağıdayken hangi akla hizmet benim odam da bu şekilde durabiliyor. Zerre etkilenmedim, dokunuşlarından oysa, Leyla öyle mi? Banyo da yaptıklarımız aklıma gelince benim ufaklık hareketlendi. Helin haylaz bakışlarıyla erkekliğimi bakarak, bu durumu üstüne alıntı tabii. ‘’ Biliyordum benden etkilendiğini, dilin inkâr etse de erkekliğin etmiyor.’’ ‘’Şu halinle, gözümde bir faişeden bir farkın yok hevin. Kendini siktirecek başka birini bul. ‘’ Su yeşili gözleri öfkeyle kısıldı, arkasını dönüp koltuğun üstünde duran pullu sarı elbiseyi başından aşağı çekiştirerek üstüne geçiştirdi. Bende onun kalktığı yatağıma bacaklarımı açarak kendimi bıraktım. Bedenim yatağa değince, rahat bir nefes aldım. Yorulmuşum, Leyla sağolsun varlığı dert yokluğu yara, napacam ben bu kızla... Bana alışmasını beklersem daha çok beklerim, tehdit ediyorum, olmuyor güzellikle konuşuyorum laftan anlamıyor. En sonun da kafayı kırdıracak bana. ‘’ Ne düşünüyorsun?’’ Gitmek için davetiye mi bekliyor, sinirle kaşlarım çatık ayak ucumda beni izleyen beyinsizse bir süre baktım. Boşuna zamanımı alıyor, umursamaz bir sesle ‘’ Sen hala burada mısın? Kafanın içinin boş olmadığını ispatla. Kapının yerini biliyorsun, tek yapman gereken, açıp siktir olup gitmek. ‘’ Kenan... üzüyorsun beni, böyle konuşma lütfen... Sen benimle böyle konuşmazdın?’’ ‘’ Senin üzülüp üzülmemen umurumda mı, sanıyorsun... Bir kere de laftan anla, çık dedim mi çık. Ve bir daha sakın benden habersiz bırak odama girmeyi, kapımın önünden bile geçme. Şimdi çık...’’ ‘’ Öyle olsun...’’ Şişirdiği yamacık dudaklarını sarkıtmış, alıngan halleri, beni sinirlendirmekten başka bir şeye yaramıyor. Yaptığı çok normalmiş gibi, odama girmiş üstüne soyunup benim gelmemi beklemiş fahişeler gibi...Fahişi sikmek isteseydim bara giderdim. Çakma sarı uzun saçlarını, savurarak çıkınca kendisiyle birlikte ağır parfüm kokusu da gitti. Ağır kokunun gitmesi için odamın camını açtım. Kadınlar benim gözüm de çiçektir, çiçeklerin de güzel kokması gerekir. Havin gibi yapmacık kadınlarsa yerde biten dikenli ot gibidir. Ne güzel görünür ne de güzel kokar. Leylaysa bambaşka bir çar benim için, daha önce birlikte olduğum kızlara hiç benzemiyor. Onun eşsiz kokusu tadı, şimdiden bağımlılık yaptı. Uyandı mı acaba? Şimdi ne yapıyor? Şimdi yanında olsaydım, incecik beline sarılıp başımı narin kıvrımlı boynuna dayayıp, doya doya eşsiz kokusunu çekmek... Düşüncesi bile beni harekete geçirdi, bu kız benim cidden sonum olacak. ........ Leyla Çok soğuk... Ağzım kupkuru, yutkunurken bile boğazım yırlırcasına acıyor. Yüzüm alev alev yanıyor, bitkin vücudumu zorluyarak yatak da doğruldum. Titreyen bacaklarımla yataktan doğruldum. Görmeye alışık olduğum beyaz duvara baktım. Zihnimde banyoda yaşadıklarımızın görüntüsü gelince acıyla yutkundum. Kendi vücuduma tiksinerek baktım. Yıkanmam lazım, iğrenç dokunuşlardan kurtulmalıyım. Nefes nefese titreyen ayaklarımla kaltım yataktan. Üstümde ne olduğuna nakmadan yırtarcasına tenimden söküp savurdum yere, o kadar halsizizim ki, yere düşmekten korktum. Duvarlara tutunarak duşa girdim. Önce buz gibi su tenime akıttım. Titresem de suyun altında kaldım. Bir nevi kendimi cezalandırdım. O kadar çaresiz zavallı hissediyorum ki, böyle olmak mahvetiyor beni. Niye bu kadar zavallıyım gerçekten... Yıllarca ailemle ne derse harfiyen yerine getirdim. Her bakışıyla bana nefretini kusan annem, bir kere olsun sevsin diye kendimden geçtim. Hiç olmadığım biri gibi yaşadım hayatımı. Ben isteklerini yaptıkça daha değersiz oldum onların gözünde, abim hayatını yaşamak için yıllar önce kız kardeşim Esra gibi yurt dışına gitti. Orda hayat kurdular. Ben, bense 20 yaşında hala ailesinin sözünden çıkamayan bi zavallı gibi yaşamaya devam ettim. Okulumu geçen yıl bitirdim, iyi bir çizimciyim, çalışmama bile izin vermediler, oysa dereceyle bitirmiştim tasarım okulunu. Bir birinden farklı iç çamaşırlar gecelikler tasarladım. Ailemin bundan haberi yok, olsa canıma okurdu, onlar beni giyim yapıyor sanırken ben stajımı iyi bi iç çamaşır giyim markasında yaptım. Tek istediğim iyi bir iş bulup ayrı bir eve çıkmaktı, bulmuştum da evlilik mevzusu patlak verince benim hayallerimde suya düştü... Ayrı bi ev, kendi düzenim, sevdiğim işi yapmak dahası artık özgür olacaktım. Şimdi düştüğüm duruma bak, kafayı yemiş bir manyakla nerde olduğumu bilmediğim bir evin içinde sıkışıp kaldım. En kötüsü de bana dokunmasını kaldıramıyorum. Bir telefon için katlandığım şeye bak, sözünü de tutmadı pis mikrop... Mikrop demişken, dokunmuştu o bana değil mi? Banim bakmaya cesaret edemedim, en özel yerlerime parmağını soktu. Bir an acıdan ikiye ayrılacak sandım vücudum, berbat bi acı... Sadece parmağıyla böyle hissediyorsam, koca şeyi içime girerse, herhalde ölürüm. Benim canımda kıymetli, iğne acına bile ağlayan ben, ilk birleşmede kesin hastanelik olurum. Ya kan gelirse, hiç durmazsa... Bir arkadaşım anlatmıştı, kuzeni ilk gecede eşiyle birlikte olmuş, kan kaybından hastanelik olmuş daha neler neler. İlk duyduğumda korkudan gözlerim kocaman olmuştu, ben daha ölmek için çok gencim. Kesin benim de kanım durmayacak, onun şeyi de büyük, gözlerimi ne kadar kaçırsam ister istemez görmüştüm. Mümkün değil içime girmez.. Ölmeden benim buradan kurtulmam lazım. Telefon sözünü ailemi ararım onların sesini duyarım belki telefon sinyalinden nerede tutulduğumu bulabilirler. Çengele asılı lifi görünce ürperdim. Onu vücudumda nasıl gezindiğini hatırladıkça midem bulandı resmen. Yerdeki duş jelini avucuma dökerek hızlıca kendimi ovarak yıkadım. Böyle olmayacak, banyodan çıkıp, ıslak ayaklarımla parmak uçlarım da yürüyerek odanın ortasında duran paketlerden birini açtım siyah kolları dantelli güzel bir buluz çıktı. Diğer paketleri açacak kadar zamanım yok, çok soğuk oda soğuktan parmaklarım hissizleşti. Zaman kaybetmeden, buluz u ortasından tutup ikiye yırttım. Dantel kısımları da koparıp attım. Yıkanmak için yeni lifim hazır... Yalpalayarak titreyen vücudumu hızla duşa soktum. Hemen sıcak suyu açıp üşüyen vücudumu hızla ısındı. Elimdeki kumalı kendimle birlikte ıslayıp sabunladı. Bastıra bastıra yıkadım her yerimi özellikle göğüslerimi iyice bastırdım. Canım yansada daha çok bastırdım. Sanki adamın her dokunduğu yer tenimden ruhuma işlemiş, ne kadar bastırsam da çıkmıyor lanet kirler... Suyun sıcaklığını artırdım, bezle ovmaktan yoruldum, işe de yaramıyor zaten. Kendimi temiz hissetmiyorum, elimdeki bezi öfkeyle yere atıp, kaynar suyun içinde yere çöktüm, sinirden ağladım kendime çaresizliğimeydi öfkem. Suyun altında ne kadar oturdum bilmiyorum. Yorgun bitkin vücudumla duvarara tutunarak ayağa kaldım. Suyu kapatıp dışarı çıktım, bana aldığı kıyafetleri giymek istemiyorum ama çıplak kalmak daha tehlikeli. Beni böyle bulması en son isteyeceğim şey. Diğer yandan yine üşümeye başladım. Saçlarım ıslak her yerim ıslak oda da bir tane havlu var, onu da kim bilir neresine sürttü. Feda edebileceğim başka bir kumaş parçası seçmek için bir paket daha açtım. Pamuklu uzun bir etek çıktı bunda da. Aceleyle vücudumu kurulayıp ıslaklığı kurutmak için odanın içine baktım asabileceğim bir şey aradım nafile. Adam tam bir hücre odası yapmış. Hapishaneye düşen suçluları attıkları tekli odalara benziyor tek farkı hastahane gibi her yerin beyaz olması. Bulamayınca bende öfkeyle odanın bir köşesine savurdum. Başka bir paket açtım iç çamaşırı çıktı, pislik ya aldığı şeye bak. İçi görünüyor bunların bedenini de 80 almış. Ben 95 giyiyorum, bunun içine sığmam mümkün değil. Almak için almış gibi. Kilot desen daha kötü, tanga almış. Bununda bedeni küçük. Oflayarak sinirle altığım gibi boş paketin içine tıktım. Bilerek mi yapıyor, yatağa çıplak gireceksin derken ciddiymiş meğer. Ben boşuna sapık demiyorum. Başka bir paketi açtım onda da ayakkabı çıktı, bununda ayak numarası küçük, inanılır gibi değil adamın doğru aldığı bir şey yok. Son paketi açtım, bir umut bunda bari doğru düzgün bir şey çıksın. Pijama takımı çıktı. Sevinçten nerdeyse ağlayacaktım.. İyi bari bunu almayı akıl etmiş. İkili takım siyah pamuklu düz pijama almış. Ancak üst pijamayı aldığım da yaka kısmında iki düğme görünce öğürerek elimden attım. Bunu görmeyi beklemiyordum. Düğme fobim var, adam nerden bilsin. Bilerek yapacak değil ya. Ağlayacam az kaldı, koparamam da mümkün değil. Ne zaman düğme görsem tiksinirim midem bulanır bu yine iyi halim eskiden daha kötüydüm. Gördükçe kusardım annem de her defasında kızardı. Şimdi ne yapacam? Alt kısmını kilotsuz giydim, üstüm açık kaldı. Çarşafı yatağın üstünden alıp göğüslerimin üstünden sardım hemen oda savaş alanı gibi her yer her yerde, hızlıca sağa sola savrulan kıyafetleri bir köşe de topladım. Düğmeli olan pijama üstünü boş paketle ucundan tutarak attım diğer kıyafet yığının içine. Biliyorum normal biri değilim, zor bir insanım. Değişik değişik huylarım var annem zamanımda derdi, allah seni alacak adama sabır versin diye şimdi neden öyle dediğini daha iyi anladım. Sanki ben evlenmek istiyorum da. Kendi halimde yaşayan bir insanım kimseye zararım yok onların da bana olmasa keşke, yatağa boş gözlerle baktım. O yatağa girmeye niyetim yok. Islak saçlarım yüzünden başım ağrımaya başladı. Bedenime sardığım çarşafın ucuna tutunarak duvar köşesine uzanarak yattım. Titreyen bacaklarımı bedenime iyice çekip ısınmak için soğuktan kızaran ellerimi ovaladım. Ne zaman gelecek, belirsizlik beni mahvediyor. Gelse bir dert gelmese bir dert, açıktım da midem sırtıma yapıştı resmen. Şöyle güzel bir sıcak çorba olsaydı, içim ısınırdı. O kadar üşüyorum ki, titremekten düşlerim bir birine vuruyor. Ya o adamın elinde ölecem ya da bir köşede donarak ölecem hangisi daha kötü ben de bilmiyorum. ........ Azize Hanım Aslan oğlum... Evine yuvasına geldi nihayet. Yaprak sarmasına bayılır, hele benim elimden olunca ayrı bir sever. Daha başkasının elinden yediğini görmedim. Kenan’ım hiç sözümden çıkmaz, bir kere bile beni üzmedi aslan oğlum. Bir de yuvasını kursam hayırlısıyla daha ne isterim. Her ana için evladının mutlu huzurlu yuva kurduğunu görmek ister. O da yakındır, Helin bize ailemize yakışacak eli yüzü düzgün, edepli bir kız. Gelinim değil bir evladım da o olacak, hayırlısıyla. Ah güzel kızım Sedefim yaşasaydı şimdi gelinlik çağında olacaktı, telli duvaklı gelin edemedim yavrumu. İçimde hiç kapanmayan yara, zaman ilaç derlerdi yalan. Kenan’ım alacak intikamımı, güvenim tam. ‘’ Azize anne..’’ Sesin geldiği yere çevirdim başımı, mutfak kapısına yaslanmış, ağlamaktan helak olmuş Helin duruyor. Daha yarım saat önce iyiydi, noldu bu kıza? ‘’ Kızım, ne bu halin? Gel içeri, durma öyle kapıda yabancı gibi. Sende bu evin kızısın...’’ ‘’ Onu oğlunuza da bir zahmet hatırlatın. Odasından kovmaktan beter etti beni...’’ ‘’ Anlat ne oldu?’’ ‘’ Anne, şimdi ben odaya girdim. Onun için küçük bir hediye almıştım. Özel koleksiyon pahalı bir saat, tam da onun koluna yakışacak cinsten. Daha saati veremedin, bağırdı çağırdı kovmaktan beter etti beni. Şimdi sen söyle, reva mı bu bana? Ben onun için babama ne diller döküyorum. Korkuyorum valla bu iş olmayacak diye.’’ Bu kız iyi hoş da buluttan nem kapıyor. Kenan’ın da kulağını çekmem gerecek, şurada düğüne ne kaldı, nişanları oldu. Orta yolu bulmam gerekiyor, Kenan’ a da aşk olsun, bulmuş da buluyor. Bu zamanda Helin gibi kız bulmak kolay mı? ‘’ Bende bir şey oldu sandım, sen bilmez misin Kenan’ın huyunu. Canı bir şeye sıkılmıştır sana parlamıştır. Sil şu yüzünü gözünü birazdan ev ahali sofraya toplanır ortada yemek yok. Kızlar nereye daldıysa mutfak bana kaldı. Gel sende tut işin ucundan el birliğiyle bitirelim. ‘’ ‘’ Tamam anne’’ Ah ne güzel anne diyor. Bu iş olacak, bana yakışacak gelin de böyle olmalı.. ......... Kenan Ev beni boğuyor... Anneme yakalanmadan kapıdan sıvıştım. Araba bindiğim gibi son gaz uzaklaşırken evden, cep telefonumu çıkarıp Mehmeti aradım. ‘’ Var mı bir yaramazlık..’’ ‘’ Yok abi.. Yengenin sesi çıkmıyor. Sen geliyor musun?’’ ‘’ Yoldayım yarım saate orda olurum. Semih'i ara depoya gelsin işimiz var.’’ ‘’ Tamam abi, arıyorum şimdi.’’ Telefonu kapatıp ceketimin iç cebine koydum. Yola odaklanırken içimdeki sıkıntının nedenini anlayamadım. Yarım saat dediğim yol bir saat sürdü. İstanbullun trafiği çekilecek dert değil. Depoya vardığım da saat iki olmuştu. Adamlara kısa bir baş selamı verdim Semih benden önce gelmiş, beni görünce oturduğu siyah deri koltuktan kalkıp hızla yanıma geldi.. ‘’ Beni istemişsin abi, ters bir durum mu var?’’ ‘’ Semih, Harun’un peşine düşüyoruz. Attığı adımdan sıçtığı boka kadar her şeyini bilmek istiyorum. O piç elini kollunu sallaya sallaya hayatına devam etmeyecek.’’ ‘’ Nasıl istersen abi, en son yurt dışına kaçmıştı pezevenk, bulmak kolay. Elimiz kolumuz malum uzun.’’ ‘’ Son bir şey daha, Leyla hakkında bir dosya hazırlamıştın. Yedeği var mı sende?’’ ‘’ Olmaz olur mu abi, arabada getiriyim hemen’’ Yanımdan ayrılıp depodan çıktı, uzun sürmedi elinde siyah kaplı dosyayla döndü. Elindekini bana uzatırken. ‘’ Abi, yengenin durumu biraz karışık, bilgileri toplarken gözüm çarptı. Bilmek isteyeceğin bazı detaylar var.’’ İyice merak ettim. Kafamı sallayıp uzaklaştım ondan odaya girmeden elimdeki dosyayı okumak istedim. Az önce Semih'in kalktığı koltuğa bu sefer ben oturdum. Doyayı açtım. İlk sayfada Leylanın uzaktan çekinmiş fotoğrafı karşıladı beni. Bu resmi bende yok, olsaydı hatırlardım eminim. Altındaki bilgileri hızla göz gezdirdim. Okudukça inanamadım. Hangi birine şaşırmalıyım. Tekvando da siyah kuşak, onu kaçırdığımızda korkudan sinmiş kedi yavrusu kağıt da yazılan bilgiye göre tekvando birinciliği var. Hastane geçmişi var. Bir yıla yakın hastane de yatmış. Bıçaklı saldırıya karışmış iki kişiyi yaralamış. Babası sayesinde ceza almaktan kurtulmuş, en kötüsü de 10 yaşında intihara kalkışması. Çocuk yaşta neden kendini öldürmek istedi, tam bir mumma. Yıllardır psikoloji destek alıyor, nedeni yazmıyor doktor bilgi vermemiş. Anlaşılan Leylayla uzun uzun konuşmam gerekecek. Ailesine düşkün abisi olacak ite ayrıca düşkün. Bu bilgi işime yarar, babası pasif annesiyle arası kötü. Bir de kız kardeşi varmış Esra, işime yaramayacak sıkıcı bilgiler bunlar. İkinci sayfayı açtım. Okuduğu okullar, yazıyor burada. Başka elle tutulur bir şey yok. Dosyayı önümde duran masanın üstüne atarken aklımda hala hastahane geçmişi vardı. Bir yıl uzun bir süre, neden yattığını merak ediyorum. Bir de intihar olayı var. Yerimden kalkıp, Leyla yı tuttuğum odaya yöneldim. Parmağımı mekanik kapıya okutup içeri girdim. Bıraktığım yatakta göremeyince bıkkınlıkla içeri girdim. Onu kapıya yakın duvar köşesinde yerde kıvrılmış . Yüzü her yeri kızarmış ter içinde titrerken bir halde buldum. Hemen yanına gidip dikkatlice kucağıma aldım, çocuk kilosu gibi hiç ağırlığı yok, bu hali beni daha da endişelendiriyor. Yatağa yavaşça bırakıp elimi alnına getirdim, yanıyor. Üstüne sardığı çarşafa bir anlam veremedim, o kadar kıyafet aldım o hala oda da çıplak duruyor. Banyodaki halini görmesem beni baştan çıkarmak için yapıyor derdim ama öyle olmadığı belli. Çarşafın altında pijamayı görünce istemsizce kaşlarım çatıldı. Bunun üstünü niye giymemiş deli kız. Elim hemen telefonuma gitti yine, Kaan’ı aradım. Durumu anlattım. Hemen geleceğini söyledi. Kaan bizim özel doktor, ağzı da sıkıdır. Az kurşun çıkarmadı vücudumdan. Çeyrek mafya sayılırız. Bu işlerden elimi ayağımı ne kadar çeksem de düşmanlarım rahat durmuyor. Her zaman sırtımdan vurmak için en savunmasız anımı kolluyorlar... Kaan bir saate yakın geldi, leyla hakkında tek bir soru sormadı akıllı çocuk. Tedavisini yapıp serum taktı. İşi bitince yanıma gelip.. ‘’ Fena üşütmüş, ateşi düşmesi için iğne yaptım. Serumla kendini çabuk toparlar. Yalnız kızın midesi boş vücudu halsiz düşmüş, uyanır uyanmaz katı gıda verme, çorba içir midesi yumuşasın biraz. Vitaminsiz kalmış, kansızlığı da var. Bünyesi zayıf, iyi bakılmazsa zatürreye çevirir. Kullanması için bir iki ilaç yazdım adamlara aldırırsın, benim yapabileceğim bu kadar...’’ ‘’ Eyvallah, gerisi bende. ‘’ Kaan odadan çıkıp gidince yatağın yanında duran tekli koltuğa bıraktım kendimi, serumun bitmesini sabırla bekledim. Beklerken de düşüncelere daldım. Babam ayrı annem ayrı evlilik diye bastırıyor. Helin desen başka bir dert, bir yandan Leylanın puşt abisi var. O itin canını almadan bana rahat yok, Leyla abisinin benim öldürdüğümü öğrendiğin yanımda tutabilecek miyim? İstese de istemese de artık bırakmam onu o ayrı, da? Da sı var işte? Güzellikle kalsın istiyorum yanım da, intikam intikam derken arada olanlar Leyla ya olacak, onu şimdi alıp eve götürsem, annem onu çiğ çiğ yer. Daha erken, biraz daha vakti var. Önce evlilik, sonra abisi hepsi sırayla... Yatakta hareketlilik derin düşüncelerimden kopardı. Koltuktan kalkıp yanına oturdum. Serumu da bitmiş, tek hamlede çektim iğneyi kolundan. Acıyla inledi.. Benim de ayarım yok... Gözlerini aralayıp halsiz bakışları beni bulduğun da somurttu. Çatallaşmış kısık bir sesle... ‘’ Yine mi sen...’’ Onun aksine ben, eğilip kaçmasına fırsat vermeden, dudaklarına küçük bir öpücük kondurdum, soğuk bir gülüşle... ‘’ Seni de yalnız bırakmaya gelmiyor, bir gittim hasretimden yatağa düştün. Ayrıca, kedi yavrusu, beni görmeye alışsan iyi edersin, bundan sonra gözlerini her açtığın da ilk beni göreceksin’’
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE