Yatağa Gel ( +21)

2198 Kelimeler
'' Uyarı: Cinsellik içeren sahneler var, bilginize :) '' Leyla.. ‘’ Vazgeçtim... yıkanmayacağım...’’ Adam beni tınlamadı bile....Pantolonun kemerini çözünce korkuyla yutkundum. İçerideki hafa yetersiz gibi, nefes aldıkça ciğerlerim acıyor. indirdiğin de, panikle arkama dönüp ellerimle gözlerimi kapattım. Adam da hiç utanma da yok, bu ne rahatlık... Bana bakmadan bir çırpıda soyundu, belden aşağısına bakamıyorum. Bakmakta istemiyorum zaten, organını görürsem kusmaktan korkuyorum. Gerçi midem boş, düğün sitresi yüzünden bir kaç gündür doğru düzgün bir şey yemedim... Camlı duş kabini açıp içine girdi, hareketleri o kadar rahat ki, bu beni çıldırtıyor. Çok normalmiş gibi davranıyor, değil... Bir an benim varlığımı unuttu sandım, rahat bir nefes alıp arkamı döneceğim sırada yine gamlı baykuş gibi uğursuz sesini duyana kadar.. ‘’ Gelmek için davetiye mi bekliyorsun?’’ Sert alaycı sesi yüzüne de yansıyor. Şeytan diyor geçir yumruğunu suratına dağılsın kendini beğenmiş yüzü. Sinir ve panikten kontrolümü kaybedip saçma sapan bir şey yapmamak için arkamı dönüp yeni hapishanemin, bakmaktan ezberlediğim dört duvara umutsuzca bakarak içimden bildiğim ne kadar küfür varsa peş peşe sıraladım. Saydırmak bir yere kadar rahatlattı beni... Küçücük oda da zaman kavramını kaybettim resmen. Bıçak gibi ağrı saplanan beynimde, soruların biri bitmeden biri başlıyor. Dışarda gece mi gündüz mü? Ailem ne halde? Harun abim, kaçırıldığımı duymuş mudur, duysa eminim ne yapar eder kurtarır beni? Annem gibi acımasız babam gibi de pasif değil. Bir telefon edebilsem bizimkilere, en azından seslerini duyarım. İyi olduğumu söylerim. ‘’ BENİ DİNLEMENNN İÇİN... İLLA BAĞIRMAM MI LAZIMM??!! GEL BURAYAAA!!!! Bacağından vurulmuş öküz gibi bağırınca, boş bulunup, olduğum yerde sıçradım. Madem banyodan kaçışım yok, bunu fırsata çeviririm bende.. Üzerimdeki gerginliği bir nebze de olsa azaltması umuduyla yutkunarak boğazımı temizledim. Korksam da ona belli etmeye hiç niyetim yok, bu durumdan kurtulana kadar, bir şekilde onu oyalamalıyım... ‘’ Bir şartla gelirim..’’ Yüzün de yine aynı alaycı gülüş peydah oldu. Bir kolunu cama dayamış tüm ihtişamıyla bana tepeden baktı. Benden uzun boylu pislik, iri yarı kaslı vücudu fazlasıyla korkutucu. ‘’ Bu halinle, gerçekten şart mı koşuyorsun, hem de ban??? Etkilendim...’’ Benim sessizliğimle yüz ifadesi değişti, hiç hoşlanmadığım gülüşü silinip ciddileşti... ‘’ Benim sabrımı zorlama, sana gel diyorsam geleceksin, git diyorsam gideceksin... İki iyi davrandık diye, palaslanma canını yakarım... Şimdi gel buraya...’’ ‘’ Gelmem, tek bir telefon... Söz veriyorum hiç zorluk çıkarmam. Sadece ailemin sesini duymak istiyorum. Lütfen... Sonlara doğru cılız çıktı sesim, duyduğunu sanmıyorum. İsteksiz bir iki adım zorlayarak kabinin önüne geldim. Sessizce baktı yüzüme... Donuk bir yüzle... ‘’ Tek bir telefon, şansını zorlama...’’ Sevinmem gerek şu an, sevinemedim. İçim de garip bir huzursuzluk bakışlarımı ondan kaçırdım, çekinerek içeri girdim... Onun karşısında çıplak olacağımı düşünmek mahvediyor beni. Düşünme Leyla, yapabilirim, daha önce de düşüncelerimi susturup o anları hatırlamamak üzere beynimin en derin karanlık köşesine gömdüğüm gibi bugünü de gömecem... Çok yakın bana, fazla yakın. Allah kahretsin niye bu kadar yakın, uslu uslu yapacaklarını beklemek ağır geliyor bana, kendime yediremiyorum bu durumu. Bana yaklaştı, bakışlarımı kaçırdım. Yüzünü görmek istemiyorum, gözüm kemiksi ellerine kaydı, karakteri kadar çirkin değil elleri. Yine de vücuduma değmesini istemiyorum, ama dokunacak biliyorum. Yanağımda yumuşak bir dokunuşla, gözlerimi kapattım. Düşünme Leyla, şuan burda değilsin. Evimde yatağım da uyuyorum. ‘’ Gözlerini aç Leyla.. Ben buradayım, tam karşın da, sana bakıyorum, dokunuyorum beni yok sayma..’’ Alnını alnıma yasladı. Yaptıkları normalmiş gibi ne güzel de sıralıyor ya, pes... İnat ettim açmadım gözümü, açamadım daha doğrusu, cesaret edemedim yaptıklarımı guruma yediremedim. Bu çılgınlık, sonradan çok pişman olacağımı bildiğim halde ona boyun eğmek, zoruma gidiyor. Yanağımdaki el usulca göğsüme sımsıkı sardığım çarşafı tutuğum elimi kavradı. Korkuyla gözlerimi açtım, nefes almam gerek. Kıpırdayamıyorum, ayaklarım hareket etse, ah bir etse... Sanki beni ürkütmek istemiyormuş gibi, sakin kısık bir sesle bir sesle... ‘’ Buna ihtiyacın yok... ‘’ Ellerimin arasınca kayıp giden çarşafı hissettim. Nefes al Leyla... Bunu içimden kaç kere söyledim bilmiyorum. Ellerimi panikle mahrem yerlerimi kapatmaya çalıştım. Mümkün olmadı tabii. Özellikle büyük göğüslerimi saklamak hiç kolay değil. Yakıcı bakışlarını üzerimde hissettikçe şekilden şekle girdim. Su tepemizden aşağı akıyor, yüzümde dahil tüm vücudum utançtan kıp kırmızı oldu, bakıyor ya benim bile tiksinerek baktığım vücuduma o yakıcı tutkuyla bakıyor. Bunu anlamam için başımı kaldırıp yüzüne bakmama gerek yok, yüzüme değil sıcak keskin hızlı hızlı alıp verdiği soluklanmasından anladım. Nihayet başını çekti uzaklaştı benden, rahat bir nefes aldım. Elinde nerden aldığını bilmediğim sabunlu lifle geldi tam önümde durdu. Sakin bir hareketle kolumdan sırtımı göğsüne yasladı. Kulağıma değen sıcak nefesle ürperdim. Kısık tutkulu bir sesle... ‘’ Rahatla küçüğüm, sende hoşlanacaksın.’’ Rahatla demesi kolay, daha çok gerildim. Nefesimi tutup olacakları bekledim. Bir saniye iki saniye.. Saniyeler geçtikçe benim paniğim artıyor, ondan bir hareket gelmiyor. Vaz mı geçti yoksa, ay hadi inşallah. Lifi sırtıma değince, umutsuzca olduğum yerde kala kaldım. Bende şans olsaydı zaten, bu durumda olur muydum. Adam bildiğiniz yıkıyor beni.. Acıtmıyor da öyle güçlü kuvvetli, iri yarı bir adamdan hiç beklenmediğim bir nazikle yıkaması şaşırttı. Sırtım da hareketlilik bitince, gerildim. Şimdi sırada ne var. Eli sırtımdan göğüslerime doğru uzantı... Lif avucunda küçücük kalmış, nefes al nefes ver.. Kendime devamlı aynı şeyleri söylemekten yoruldum. Lifli eliyle sağ göğsümü ovarken diğer eliyle öbür göğsümü kavradı. İlk temas da, kas katı kesildim. Şuan bu olmuyor, düşünme leyla düşünme.. Kulağımın dibin de aynı ses... ‘’ Kasma kendini, rahatla...’’ O konuştukça onu boğazım geliyor. İlk fırsatta canı ot tıkamazsam. Şimdilik telefon için katlanmalıyım. Yapabilirim.. Lifi yere attı iki eliyle okşamaya başladı piç... Beynimin içine sağlanan ağrı saniyeler için de artı, enseme vuruyor. Göğüslerime bakamıyorum bile, şuan olanları yok saymak için aklıma sayı saymak geldi. Genelde stresli korktuğum da işe yarıyor. Şuan da yarayacak eminim. 2..4...6... Sağ eli bacak arama kaymaya başladı, panik yapma leyla... sakin... nefes al... nefes ver... 8...10... Bacağımı açamasın diye sımsıkı kapattım.. Arkamda ağzının içinde homurdanarak baskı uygulayarak açtı... Daha sert nefes alıp vererek içimden saymaya devam ettim.. 12...14...16...18.. Bir yerden sonra saymayı da unuttum.. Kaç ta kalmıştım ben. Panikle soluyarak baştan başladım. 2..4...6.. Eli resmen oramda dolaşıyor ya.. Kabus gibi, tek fark uyanamıyorum. Eli kadınlığım tepesinde durdu, benimde kalbim durdu. Avucuyla kavradığı benim bile bakmaya tahammül edemediğim yere dokunması garip geliyor bana. Bir süre sessizce bekledim, vücudumu sıcaklık sardı, sanki ateşim çıkıyormuş gibi, huzursuzca kıpırdandım elini tutup itmek istedim. Benden çok güçlü pislik, diğer eli göğüslerimden çekip hızla belimden sardı. Öbür elinin neremde olduğunu söylemeye gerek yok.. Sinirle solurken bir yandan da ister istermez kendi düşüncemde boğuldum. İnsanlar cinselliği niye bu kadar abartıyor anlamıyorum. Beş dakikalık zevk için yapmayacakları şey yok. Arkamdaki abaza da bunun en güzel örneği, bana dokunmaktan ne anlıyorsa. Eli bacak aramdan en hasas noktaya değince korkudan çığlık attım. Orası olmaz, oraya dokunamaz, parmağını içine itince bu sefer acıdan panikle bağırdım. ‘’ Hayır... dur..’’ Gerisi yok.. Başımdaki dayanılmaz ağrıyla birlikte midem kasıldı, titreyen ayaklarım ayakta sallandım. Eğer az da olsa şansım varsa şu hayatta, yer yarılır içine komple düşüp geberirim... Her yer bulanıklaştı, duamın bu kadar çabuk kabul olacağını beklemiyordum. Beni sarıp sarmalayan karanlığa ilk kez şükrettim, kendimi boşluğa bıraktım.... Kenan Sikerim böyle işi... Bayılan kızı hızlıca durulayıp askıdaki beyaz havluyu bedenine sarıp banyodan çıkardım. Ne var bu kadar korkacak anlamıyorum ki. Yatağın üzerine bırakıp geri çekildim. Yüzü kreç gibi olmuş Leyla ya baktım bir süre. Bana alışması için banyo iyi fikir olduğunu düşünmüştüm. Sonuç bu... Nerde hata yapıyorum lan. İlk dokunmam da bayıldıysa, düzmem de nalları diker. Kızı hızlıca giydirip üstünü örttüm. Bir an önce burdan çıkmalıyım, afaganlar bastı bana sağolsun Leyla da üstüne tüy dikti. Eve gidip babamı sakinleştirmem gerek.. Evde terör estiriyordur şimdi, annem sabahtan en az 10 kere aradı. Bazen başımı alıp uzaklaşmak istiyorum, siktiğimin şehrinden. Olmuyor telefon zıp pıt çalıyor hep bir engel... Söylenerek odadan çıktım kapının kilitli olduğun dan emin oldum. Mehmet beni görür görmez yanıma geldi.. ‘’ İyi misin abi, bir emrin var mı?’’ Mehmet de olmasa hal hatır soranımız yok anasını satıyım.. ‘’ İyiyim iyi.. Ben eve geçiyorum. Buralar size emanet. Çok gecikmem iki üç saate gelirim.. Uyandığın da bana haber verin’’ ‘’ Emrin olur abi’’ Depoyu arkada bırakıp evin yolunu tuttum. Trafik yoktu, yol uzun sürmedi, bu kafayla trafiği hiç çekemem. Evin bahçesine girdim, arabayı gelişi güzel çam ağacının altına bıraktım. Kapı da bekleyen korumalardan biri koşarak yanıma geldi. Anahtarı adama fırlattım hava da kaptı. Cebimdeki anahtarımı çıkarıp ahşap kapıyı açtım. Daha içeri adım atmadan annemin bağırması kulağıma kadar geldi. ‘’ Saat kaç kızım, telefonu süs diye mi aldı abin sana? Eğme başını yere yüzüme bak konuş, kimlerle sürttün bu saate kadar ha? Okula gitmek istemiyorsan söyle, evlendirelim seni. Boşuna zamanımızı alma.’’ Ne evlenmesi, benim kardeşim daha küçük. Annemin de sinirlenince ayarı kaçıyor. Münevver, benim göz bebeğim annem de olsa kimsenin kardeşimi üzmesine izin vermem.. ‘’ Dur bakalım Azize Sultan, ne evliği? Benim kardeşim okuyacak. Ağzından çıkana dikkat et.’’ Öfkeden çatılmış kaşları yumuşadı, ılımlı bir sakinlikle tabiri caizse sağlam bir u sönüşü yaptı. ‘’ Aman oğlum, öylesine dedim, şakadan da anlamıyorsun?’’ ‘’ Sen şaka yapma anne, yapmış bir çocukluk konuşuruz bir daha yapmaz. Değil mi güzel kardeşim.’’ Ağlamaktan kızarmış yüzü tatlı bir gülümseme sardı. İnce narin kollarını belime sarılarak.. ‘’ Yapmam abi. Güzel bir film gelmişti sinemaya, annem izin vermiyor diye bir kerelik yaptım. Valla bir daha yapmam nolur almayın beni okuldan.’’ ‘’ O konu kapandı, git odana sen. Benim annemle konuşacaklarım var. Sonra yanına gelirim, abi kardeş dertleşiriz’’ Yanağımı sulu bir öpücük kondurdu arkasına dönüp neşeyle koşarak gitti.. Hemen arkasından annem bağırdı.. ‘’ Kızım koşma, ayıp’’ Bana dönüp aynı ciddiyetlikle beni de uyardı. ‘’Çok şımartıyorsun bunu Kenan... Yapma, sayen de lafı mı dinlemez oldu.’’ Ben onun aksine hiç olmadığım kadar sakinim. ‘’ Benim biricik kardeşim var anne. Bırak ta şımartayım.’’ Siyah kara gözleri kederle ıslandı. Sesi konuşurken acıdan zar zor duyuluyordu. ‘’ Tek kardeşin Münevver mi, ya Sedef... Sedefimi ne çabuk unuttun Kenan.’’ Unutmak mı, unutmak ne mümkün. Benim güzeller güzeli kız kardeşim. Beş yıl önce öldü. Onun ölümü ailemizin yıkımı oldu. Annemin feryatları koca konağı inletirken babam kendini odalara kapattı. Münevver daha çocuktu, olanların farkında değildi. Son zamanlarda içine kapandı, cıvıl cıcıl etrafına neşe saçan Sedefim, gün be gün ışığı söndü, yemeden içmeden kesildi. Ne kadar uğraştıysam da konuşmadı açılmadı. Bir gece annemin çığlıklarıyla uyandık. Sedefin odasından geliyordu feryatlar. Babam annem Sedefin odasın da dizlerini döverken, koşarak içeri girdim. Gördüğüm manzara içler acısıydı. Kardeşim bileklerini dikey bir şekilde kolunu boydan boya kesmiş, içinde buz gibi su kana bulanmış. Tuttuğum gibi çıkardım onu sudan, titreyen ellimle nabzını kontrol etim atmıyordu, yüzü morarmış. Yaralarını sarıp kucakladığım gibi hastaneye götürdüm. Kurtaramadılar kardeşimi, morgun kapısında sabaha kadar ağlarken neden yaptığını kara kara düşündüm. Ailem istemese de içimde bir kuşku vardı, otopsi yaptırdım kardeşime 2 aylık hamile olduğu ortaya çıktı. Ailem kahroldu, ölmesinden çok hamile olmasına kahroldular. Babam yıllar geçse de Sedefin adını andırmaz evde, annem desen acısını içine attı. Sedefin odasında temizlik yaparken günlük bulmuş annem okumuş, öfkeyle bana gelip. ‘’ Kardeşini bunu yapan Harun YAMANLI’ymış. Bul onu Kenan, bul kardeşine yapılanların hesabını sor. Benim kızım toprağın altın da çürürken, buna sebep olanlar yaşayamaz.’’ Annemin dedikleri yüreğimi yaktı. Yerden göğe kadar haklı. O iti bulup öldürmem şart oldu. Leyla böyle bir zamanda girdi hayatıma. Orospu çocuğu tası tarağı toplayıp kaçarken, arkasında nasıl bir enkaz bıraktığından haberisiz hayatına devam etti. Kısasa kısas, o beni kardeşimle vurdu bende onu aynı yerden vuracaktım. Aşk yoktu hesapta, günlerce ona yapacağım eziyetleri hayal ettim. Önce suretine vuruldum. Hakkında topladığım bilgileri öğrendikçe zamanla taş kesilen kalbim onun varlığıyla yumuşadı insana döndüm. Kendi karanlığında kaybolan ben, onun ışığıyla yolumu buldum. Şimdi tek hedefim, Leylanın kalbin de yer etmek, ailesini köpek gibi süründürmek. O it abisini iyice süründürüp, ibrete alem olsun diye inlete inlete gebertmek. Gerçekler ortaya çıktığın da yüzünün alacağı şekli merak ediyorum.. Bana kırgın bakan annem sarıldım kulağına.. ‘’ Ben sözümü unutmadım anne, merak etme. Hepsi bunun bedelini ağır ödeyecek, sözüm söz. Sen içini ferah tut.’’ Geri çekilip yanağından dökülen yaşları usulca sildim. ‘’ Ben bir odama gidiyim, dünden beri aynı kıyafeti giyiyorum. Üstümü değiştirip gelecem, açım söyle Fatma ablaya sofrayı hazırlasın.’’ ‘’ Tamam oğlum sen git değiştir üstünü.’’ Fatma abla evin yardımcısı, evi çekip çevirir. Bana da çocukken o bakmıştı, o evdeyken içim rahat. Evde ne olsa hemen beni arar, haber verir. Bir nevi evdeki gözüm kulağım Fatma abladır. Merdivenlere tırmandım, koridorda ağzımda ıslık çalarak keyifle odamın kapısını açıp içeri girdim. Gözlerim şaşkınlıktan irice açıldı. Helin yatağımda çırıl çıplak uzanmış bana bakıyor.. ‘’ Sonun da Kenan, hiç gelmeyeceksin sandım.. Süprizimi beğendin mi???’’ Hiç beğenmedim, Helin güzel kız ama bir şeyler eksik bu kızda, oysa Leyla öyle mi, bir bakışı tutkumu alevlendiriyor. ‘’ Ne işin var benim odam da? ‘’ Kırmızı ruj sürülmüş dudağını sarkıttı. Bana elini uzattıp.. ‘’ Yatağa gel Kenan, bu gece birlikte yanalım aşkım.’’ Yerimden kıpırdamadım, çıplaklığı beni rahatsız ediyor, Leyla ya ihanet ediyormuşum gibi hissettim. Bu duygudan hoşlanmadım, hiç benlik değil. ‘’ Kalk yatağımdan, bir gören olacak... Ben sana ne dedim, hani biz seninle konuşmuştuk, ben seni istemiyorum Helin, sende beni istemiyordun babanla konuşup vazgeçirecektin, şimdi gelmiş yatağımda çıplak yatıyorsun, senin derdin ne? Bana kafayı yedirmek mi?’’ Yataktan doğrulup bana doğru geldi, çıplak olmasına aldırmadan tam önümde durdu, hiç bir şey söylemeden eli usulca kemerimi gidip açtı.. Kedi gibi mırıldanarak kısık zor duyulan bir sesle.. ‘’ Ben seni sevdiğimi anladım, bize bir şans ver. İnan seni çok mutlu edecem, sende beni istiyorsun biliyorum. Sadece bana olan hislerinin farkında değilsin. Şimdi ilişkimizi güzel bir oral sexle kutlamaya ne dersin???’’’
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE