Tesadüfler.. 🖤

1404 Kelimeler
Ben en güzel zamanlarımı bu adamla geçirmiştim. Ne oldu da bu kadar alçalabildi bilmiyorum. Ama bunu haketmediğime emindim kimse aldatılmayı hak etmez aslında. Asansörden çıkıp tuvalete girdim. Orda üstümü değiştirip çıktım. Bişeyler atıştırdım ve uçağıma binmek için ayrıldım ordan. Pasaport kontrolu yapan adamla göz göze gelince adamın aklından geçenleri tahmin ediyordum. Ama umrumda bile değildi her zaman vardı böyle adamlar.. iç sesim " "O zamanlar marco vardı ama şimdi seni tutan ne.... O an aklımdan o adam geçti kara gözleri sert yüzü adamın beni öperken ki hali.. "Off kafayı yiyeceğim en sonunda unut gitsin.. "Oldu bir kere" diye kendi kendime sesli düşündüm.. Pasaportumu aldım uçağa geçtim.. Bilet olmadığı için first class bölümünden bilet aldım. O kadar zengin değildim ama hatırı sayılır bi kazancım vardı.. Uçağa bindim elimdeki küçük çantayı üst bülüme koyup oturayım derken. Arkamdan gelen adamla çarpıştık aniden. O koltuğa bende onun üstüne düştüm ve dudaklarım tam adamın kalbine denk geldi. Ve o yakıcı ses çınladı kulağımda Türkçe . "Siktir Buda ne şimdi. Bugün bütün kadınlar benim üstüme düşüyor.. Sanırım benim türkçe anlamadığımı düşündüğü için bu türkçe konuştu... Başımı kaldırdığımda üstüne düştüğüm adamla göz göze geldik. Ve ne demek istediğini o an anladım.. Bugün ikinci kez aynı adamın kucağına düşmüştüm... Tuhaf ama tamamen tesadüftü ... Ben şaşkın şaskın adama bakarken sanırım o beni tanımadı. Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki ne oluyor bana dedim bi an.. Ben marco'nun yanında bile böyle olmadım. Düşüncelerimden sıyrılıp adamın üstünden kalkmaya çalıştım hemen.. Oda bana yardım ederek tekrar düşmeden kalkmama yardımcı oldu.. Karşılıklı İngilizce konuştuk.. "İngizce" "Özür dilerim! İnanın bilerek olmadı... "Bende dalgındım sanırım.. Kussura bakmayın lütfen dedi.. Gülümsedi tam gidecekken durdu ve.. "İsminizi öğrenebilir miyim... Dedi Bende hafif tebessüm ederek.. "Mevsim ben.. dedim.... Türkçe konuştu bu defa.. "Türksün.. dedi "Sayılır... "Sanırım siz sormayacaksınız ama ben de kendi ismimi söyleyeyim Kartal... Kartal kandemir....... Bir isim bu kadar mı insanı etkiler... Halbuki normal alelade bir isimdi bu benim için... Kendime hayret ettim bedenim hiç bilmediğim tepkiler vermeye başlamıştı.. Üstelik bunlar sadece bu adamın yanında oluyordu. Kendimi düşüncelerimden zorda olsa cektim ve konuştum sonunda ne kadardır cevap bekleyen adama bakarak.. "Memnun oldum tekrar kusur'a bakmayın kartal bey.. Aslında yüzüne bakınca o kadar sert duruyordu ki asla benimle konuşacak gibi durmuyor du. Neden adımı sordu acaba asansördeki'nin ben olduğumu kesinlikle anlamadı. Anlamiş olsa kesinlikle belli ederdi. Şöyle bi baktı gitmeden. Beyaz kot üstüne askılı bi bady giymiştim. Boynumda gri fularım vardı severdim bu tur aksesuarları.. Saçım acık biraz dağınık dursada bana doğal bı hava katıyordu. Yüzüme bişey sürmemiştim sadece gözlerim ağlamaktan şiş duruyor diye rimel sürmüştüm. Yerime oturdum oda yanımdan geçti ve gitti kendi yerine oturdu.. Elimden geldiğince onun olduğu tarafa bakmadım... Uzadıkca uzadı sanki yol.. Hala olanları düşünüyordum.. Hadi olanları geçtim benim şuan acıdan ölmem gerekmezmiydi. Hani öyle olur yaa aşk acısı ben bu yüzden bu şehri tek etmiyormuyum.. Peki neden aklımda adını az önce öğrendiğim o kara bakışlı var.. Allahım deliriyorum sanırım.. Hiç bakmadım o tarafa bazen uyuyor gibi yaptım.. Bazen de kitap okuyor gibi.. Anonsla birlikte hemen indim. Ve arkama bakmadan aktarma olan bölüme gittim. . İstanbul uçağına bindim uçak tekrar havalanınca içimden birşeylerin koptuğunu hissettim. Yaşadığım ağır olaydan mıdır.. İlk öpücüğümü tanımadığım adamın birine verdiğimden midir bilmem bir ağırlık çöktü.. Gözlerim kendiliğinden kapandı.. Tekrar gözlerimi araladığımda hostes anons yapıyordu sanırım uçak iniyordu... Fransadan kalktığı için ilk fransızca anons yaptı.. Bir çok dil biliyordum fransızcayıda çok az öğrenmiştim. Ama yeterli değildi. İlk firsatta ileri dereceye taşımayı hep düşünüyordum.. Hostes bu defa türkçe anons yapınca az olsa anladığıma emin oldum.. Dil konusunda kendimce başarılıyım İtalyanca, İngilizce! Korece, İspanyolca, kürtçe, türkçeyi ana dilim kadar iyi konuşuyordum.. Fransızca, Japonca vê hintçeyi tabiri caizse kendimi ifade edecek kadar biliyordum. Bunlara ek bide arapca öğrenmek istiyordum... Uçaktan inip bı taksiye bindim. İtalyada kazandığım paramla kendime ufak bi daire almıştım. Oraya doğru giderken yine kafam çok karışıktı.. Kalbim paramparçaydı. Ben o adama aylarımı vermiştim. Belki belki ilerde evleniriz diye düşündüğüm adam dı o. Okulun son yılında tanımıştım onu iç mimarlık okudum ama tasarım üzerine yüksek lisans yapmak için gitmiştim. İtalyaya annem babam Mardinde yaşıyorlardı. Başta istemeseler de mardinin ileri gelen ailelerinden lise arkadaşım. Arjîn nîn ailesinin desteği vê benim başarılarım sayesinde ses etmediler okumama.. Arjîne o kadar minnettarım ki. O olmasa buralara gelemezdim. Birde abim var ne kadar sert ve kuralcı olsada her zaman destek çıktı bana. Babamlara benim için az kafa tutmadı hani. Ama oda tek başıma başka ülkelere gitmemi istemiyordu gözünden sakınıyordu... "Başına bişey gelmese de birine kanarsın seni yıkılmış görmek istemiyorum diyordu... Ahh.! Canım abim seni çok iyi anlıyorum şu an.. Hemde nasıl kırıldı bi bilsen..Taksi şöförünün sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım. Taksi ücretini ödeyip en samimi arkadaşımı aradım. Arada gelip evimi kontrol etsin diye yedek anahtar ondaydı. Telefonu kapatıp oğuzun gelmesini bekledim yaklaşık on beş dakika sonra geldi. Telefonda açıklama yapmadığım için . Şaşkın şaşkın bana bakarken. "Hadi ama oğuz çok yorgunum bakma öyle yarın konuşuruz dedim" Oğuz beni her zaman anlardı beklerdi. Üniversiteden kalan en büyük şansımdı o benim. Çok sevdiği bi kız arkadaşı vardı. Onunlada çok iyi anlaşırdık. Ama oğuz başkaydı.. Benden iki yaş büyüktü kız arkadaşı da asla bize karşı yanlış düşünmezdi.... İlk zamanlar kıskansada sonradan beni tanıyınca özür dilemişti. Çok gülmüştük onun o mahçup haline... "Oğuz" "Tamam güzelim sen nasıl istersen öyle olsun. Ama sabah kesinlikle bu konu konuşulacak şu gözlerinin haline bak... "Uyuyamadım uça.... "Sakın bana uçak tuttu deme şimdi gir eve dinlen.. Bi hafta önce temizlettim rahat rahat uyu... "Çok teşekkür ederim oğuz.. Diyip ona uzun uzun sarıldım oda kafamın üstünden öpüp benim eve girmemi bekledi.. Sabah kahvaltı yapıcaz demeyi de ihmal etmedi.... Tabi kahvaltı bahaneydi beni sorguya çekecek.... Derin bi offf çekip eve girdim. Yarın zor bi gün olacak belli oldu.. Ama yalan yok oğuzu görmek iyi geldi.. Dedim yaa en büyük kazançlarımdandı o.. Gece ikiyi geçiyordu saat. Eve girdiğimde bi duş alıp yatağa uzandım.. Markoyla olan başlangıcım geldi aklıma. İlk çalışmaya başlayacağım gün.... Bi firmayla anlaşmıştım film seti dizayn edecektim. Bütün tasarım bana ait olacaktı. Bu işi almam kolay olsada. En başlarda görüşme için çok uğraşmıştım.. Sabeh erkenden gidip büyük titizlikle işimi bitirip ikinci plana geçmek için harekete geçmiştim.. Settekiler her ne kadar yabancı olsada hepsiyle çok iyi anlaşmıştım.. Yavaş yavaş son kez etrafı kontrol ederek çıkıyordum. Arka tarafta çekim başlamıştı.. O yüzden ben ön taraftaki bölümden çıkacaktım. Bi alış veriş sahnesi çekiliyordu.. O an pat diye adamın biriyle çarpıştı. Tam kendimi yerde bulacakken. Aniden çarpıştığım adam tuttu beni o anda göz göze geldik.. Hipnoz olmuşcasına bana bakıyordu..Her an öpecek gibi duruyordu.. Bi an kendimin nerde olduğunu unutup.. "Bıraksana beni delimisin be yiyecek gibi bakıyor bide dedim... Türkçe konuştum sanki adam anlayacakta.. Tekrar İtalyan olmadığımı anlayınca yavaşa doğruldu. Benide kendiyle birlikte kaldırdı... İngilizce konuştu bu defa "Pardon "Ne dediniz hanımefendi.. "Kusur'a bakmayın demiştim ... Dedim ama adam bi kahkaha patlattı aniden.. "Hiçte öyle bi haliniz yoktu güzel bayan.. "Nasıl bi halım varmış pardon... Tekrar kahkaha atıp. "Tamda bu tonda başka bişey söylediğine bahse girerim dedi... Kendini beğenmiş herif. Beni yiyecek gibi bakarsan kafanı bile kırarım.. Dedim içimden.. Sonra kimdi yaa bu adam çok tanıdık diye düşünürken Öylece baktım bû adamı bir yerden tanıyordum ama çıkartamıyordum.. Setten yönetmen seslendi.. "Marko güzel tasarımcımızla tanışmışsın demek.. Az önce sorup duruyordun bu harika işi yapan kim diye tam karşımda... O an anladım benim dizayn ettiğim setin baş rol oyuncusuydu. Bana parlayan gözlerle bakıp... "Ben marko. Gerçekten de memnun oldum hayrika iş çıkarmışsınız dedi. "Teşekkür ederim bende mevsim dedim yani yeni tasarımcınız... Bu defa yönetmeni aldı konuşmayı. "İnan o kadar tasarımcıyla çalıştım. Ama kimse ne demek istediğimi anlamadı.. Artık pes edecekken seninle tanımak ve iş yapmak çok harika dedi... İtalyanca" "Teşekkür ederim sayın yönetmenim dedim... "Marco "Oo dilimizi bilmen harika gerçekten... Ondan sonra altı ay koştu peşimden.. Başta ünlü diye istemedim. Bu adamla sonra o kadar ilgili davrandı ki. Kendimi onunlayken buldum.. Beni çokta mutlu ediyordu aslında.. Hatta herkese açıklamak istedi. Ama ben ailemden dolayı istemedim.. Bu yüzden her seferinde başka Bi ünlü kadınla yazılıyordu.. Bu beni üzüyordü ama onun bi suçu olmadığından çok belli etmiyordum.. Güzel bi ilişkimiz vardı. Çok kavga tartışma olmazdı aramızda. Ara sıra kıskançlıkları harıç bazende beni neden kıskanmıyorsun derdi.. Çıkan haberlerden ilişkimiz benim yüzümden gizli ondan derdim hep ama son zamanlarda sabrının kalmadığını anlıyordum.. El ele tutuşup yanağımdan öpmekten başka ilerisine izin vermemiştim Bi türlü olmuyordu. Son altı aydır en azından öpmek istiyorum seni diyordu.. Sanki öpse gerisinde durduramam diye korkuyordum.. Her defasında geri çekilmem artık canına tak etmişti. Son tartışmamız o üç ay önce olmuştu... Yanıma gelip bana hazırlan seni çok güzel bir yere götürücem dedi.. Nereye dediğimde ise sürpriz demişti...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE