HAZIRLIK

1637 Kelimeler
Sabahın köründe başlıyoruz hazırlanmaya. Bizim gibi pek çok kız aynı heyecanı yaşıyor. Epey popüler bir aktivite olmalı ki ilgi topluyor. Pazar gününün erken saatlerinde seyrimiz kahvaltı ile başlıyor ve ardından cilt bakımı ile devam ediyor. Melisa bu tür şeylere çok meraklı. Bana da uyguluyor yanında getirdiği maskelerden ve bana yol gösteriyor: -''Önce cildini güzelce temizle, şu arındırıcı ve canlandırıcı maskeyi uygulayalım.'' Bu kez Melisa bizim odaya misafir olmuştu ve onun cilt bakımı hakkındaki bilgileri falan anında oda arkadaşlarımın dikkatini çekiyor ve bizi ilgi ile izliyorlar. Suyla nemlendirdiğim yüzüme köpük gibi bir şey veriyor ama bunu parmaklarımla yüzüme dağıttıkça kıvamı değişiyor. Ardından bir süre bekletiyor beni ve sonra yüzümü yıkamam için beni lavaboya gönderiyor. Dediklerini aynen uyguluyorum ve yüzümü durulayınca cildimin daha açık renkte ve duru olduğunu görüyorum. Koşarak odama dönüyorum. -''Otur şu sandalyeye bakayım.'' diyor Melisa beni görünce. Yeşil bir tüpün içinden aldığı jel kıvamında yine yeşil bir şeyi yüzüme yayıyor. Karıncalanma ve yanma karışımı bir şeyler hissediyorum. -''Sanki yüzüm yanıyor gibi. Normal mi bu? Bak bir şey olmasın sonra!'' -'Normal canım içinde bir tür asit var. Hem ben kullanmadığım ürünü sana uygulamam!'' derken çok bilgiç ve uzman görünüyor Melisa. Gökçe, merakla soruyor: -''Bunlar epey pahalı değil mi?'' Melisa: -''Alacağın markayı bilirsen ve indirimleri takip edersen pahalı değil.'' Gökçe hevesleniyor yerinde: -''Ben de istiyorum, alışveriş yaparken bana yardımcı olur musun?'' -'Tabii, sana link atarım, alışveriş yaptığım online sitelerin linkleri.'' Gökçe anlamsızca seviniyor gibi görünse de kesin nişanlısı ile ilgili bir durum. E kız haklı, doğal olarak bakımlı ve güzel görünmek istiyor. -''Sen böyle yarım saat bekleyeceksin. Ben de kendi yüzüme uygulayayım bu arada.'' Melisa. Ben kazulet gibi kıpırdamadan beklemeye başlıyorum yerimde. Yüzümdeki şeyin kurudukça yüzümü gerdiğini hissediyorum. Zamanla bu gerginlik artıyor, zor hareket ettirdiğim ağzım ile soruyorum ona: -''Yüzüm çok gerildi.... bu nrrmall mi?'' diye sorarken acıyan yüzüm ile konuşmamın değiştiğini fark ediyorum, konuşurken zorlanıyorum. Melisa: -''Evet, gerilecek yüzün tabii çünkü kil karışımı bir maske.'' -''Hııııı!'' derken yine bir şey anlamadığımı ona belli etmemeye çalışıyorum. Ve hep olduğu gibi hiç olmayacak zamanları bulan telefonum çalmaya başlıyor. Bakıyorum, annem arıyor. Yüzümde maske varken konuşmam zor ama bu aramayı cevaplamazsam anneme laf anlatmak daha zor. Telefonu alıp kulağıma yaklaştırmaya çalışıyorum yüzüme değdirmeden. -''Alooo annne.'' -''Gizemmm! Neden sesin boğuk geliyor? Bir şey mi var benden sakladığın?!'' klasik anne işte. Sesi hoparlöre de veremiyorum çünkü annem bazen saçmalayabiliyor ve bunu diğer kızların duymasını istemiyorum. -''Yokkk anne kötü bir şey yokkkk!'' -''Eğer öyleyse neden özürlü gibi konuşuyorsun? Kesin benden bir şey saklıyorsun! Çok kötü bir şey oldu değil mi?!'' -''Hayır anne... olmadı!'' derken ağzım biraz yana kayıyor. -''Var var, ben biliyorum, anneyim ben anlarım!'' -''Yok' Sadece yüzümde maske var, kızlarla cilt bakımı yapıyoruz.'' -''Bana bak bilmediğin şeyleri yüzüne sürme! Hem niye bu bakım? Hayırdır!'' -''Akşam bir eğlenceye gideceğiz, bizim fakültenin kulüpleri düzenliyor.'' -''Parti hem de akşam!'' -''Ne var anne bunda?! Sabahın köründe olacak değil ya!'' -''Anneyle böyle konuşulmazzz!'' -''Pekiyi anne! Sen beni neden aradın?'' -''Aaaaaa soruya bak! Seni İzmir'e bırakalı neredeyse bir haftayı geçti ve sen zatı şahaneleri bizi aramadın! Ben çocuğunu arayan bir anneyim, illa bir neden mi lazım?!'' -''Tamam anne sen haklısın, sizi aramam gerekirdi ama işte okul falan derken erteledim.'' -''Biz önemli değiliz tabii, bizi ertele! Meraktan öldük burada! Orada ne yapıyorsun, derslerin nasıl, yurda alıştın mı, arkadaş edindin mi?'' -''Anne yavaş gel!'' derken ağzım daha çok yana kayıyor maskenin gerilmesinde ve kızlar bu halime gülmeye başlıyor.Ama umrumda değil gülmeleri, anneme laf anlatmam lazım! -''Anneciğim, canım anam benim! Yurda alıştım, çok iyi arkadaşlarım var, fakülteye de gidiyorum, orada da arkadaşlarım var. Anlayacağın her şey yolunda.'' Annem artk bir haftada ne kadar dolduysa durmak bilmiyor: -''Anlıyorum da sormayacak mısın?'' -''Neyi soracağım?'' -''Ah bey ah bu kız şimdiden unuttu bizi! Annenle baban nasıl sormayacak mısın?'' derken hem babama hem bana laf yetiştiriyor ve bir anda muazzam bir dramın temelini atıyor. -''Siz nasılsınız anne?'' -''Şükür iltifat buyurdu biricik evladımız! Pek merak ettiğini sanmıyorum ama seni merak etmek dışında bir derdimiz yok. Hani sen arada bir bizi ararsan o dert de kalmayacak!'' -''Arayacağım anne, ne olur drama çevirme!'' Annem bir kere şaha kalkmış, durur mu? -''Kimlerle gideceksin eğlenceye? Nerede olacak bu parti? Kimler davetli?'' Ya sabır çekip partiyi dediğime diyeceğime pişman oluyorum. -''Anneciğim oda arkadaşlarım ve sınıftan bir arkadaşım ile gideceğim.'' -''Bak orada herkese güvenme, bilmediğin şeyleri yiyip içme! Sakın alkol alma!'' -''Tamam anne!'' -''Ve dönünce beni ara lütfen de sabahı sabah etmeyeyim!'' -''Ararım anne.'' Ve görüşme bitiyor, ben annemin çenesinden uyuşmuş haldeyim. Babam ona yıllardır nasıl dayandı acaba?! Kızların hepsinin bana baktığını görünce kısacık bir açıklama gereği duyuyorum. -''Annem hep böyledir, hep en kötüyü düşünür. Hala seksenli yılların filmlerinde yaşıyor, hani Nuri Alço, Tecavüzcü coşkun falan! Aslında hata benim, annemi tanıyorum, huyunu biliyorum, ara işte! Ama unuttum, o kadar çok şey oldu ki!'' Melisa bana karşıdan anlamlı anlamlı bakıyor ve gülüyor. Sonra konuşuyor: -''Şimdiki yüzündeki maskeyi kenarından tutup hafifçe çek.'' Dediğini yapıyorum, kuruyan jel tek parça halinde yüzümden ayrılıyor, bu çok hoşuma gidiyor. -''Bundan ben de alacağım.'' diye bağırıyorum. -''Git yüzünü yıka ve kurula, tonik uygulayacağız.'' diyor Melisa. Bu işlemleri de yapıyoruz. Ardından saçlarımıza sıra geliyor. Ben maşa ile küçük bukleler istiyorum yüzümü tatlı gösterecek bir şekilde. Melisa düz fön çekiyor, diğer kızlar da hazırlanmaya başlıyor. -''Ayyyy saate bak saate! Kaç oldu?!'' bağıran Melisa hepimizi yerinde sıçratıyor. -''Ohaaa! Biz bu kadar oyalandık mı ya?! Saat dört buçuğa geliyor.'' diye bağırıyorum adeta. -''Kızım sırf senin annene laf anlatman yarım saatten fazla sürdü. Haydi acele edelim. Kantinde bir şeyler yiyelim sonra da makyaj faslına geçelim!'' diyor Melisa. Ona hak veriyoruz çünkü aç karınla bütün gece iyi olmaz. Ben, Melisa ve odamdaki üç arkadaşım komik bir telaş içinde kantine koşuyoruz. Kantine girdiğimizde ağzımı açmak üzereyken kalıyorum bir an yerimde, diğerleri de bana benzer. Ayşin, üzerine harika oturan elbisesi ve yüksek topuklu ayakkabıları, ful makyajı, hoş taranmış saçları ile bir güzellik anıtı gibi duruyor karşımızda. Pudra rengi kıyafetinin derin bacak dekoltesi neredeyse kasığına dek derin. İri göğüslerini daha belirgin kılan v kesim sırtında da var. Bir an bizi bir döküntü gibi görmeye başlıyorum, yüzüm düşüyor. Ayşin patlamaya hazır bir güzellik halinde ve bunun farkında yanındaki arkadaşları ile ukala ukala konuşuyor. Melisa ile göz göze geliyorum ve soruyorum ona: -''Daha erken değil mi bu niye böyle hazır olda?'' Gökçe cevaplıyor beni onu önceden bildiği için: -''Hiç şaşırmadım, kendini göstermeyi çok sever! Aslında diğer kızların dengesini bozmayı çok seviyor ve bundan güç alıyor haspam!'' Melisa, atılıyor: -''Moral bozmak yok kızlar! Hepimiz onun ne olduğunu biliyoruz, sakinde kalalım!'' Yemek almak için ilerlerken Ayşin'in beni ezen ve meydan okuyan bakışlarını hissediyorum üzerimde. Ne kadar Melisa'nın dediğini yapmaya çalışsam da bir parça tadım kaçıyor. Yemeğimizi ondan çok uzak bir masada yemeği tercih ediyoruz. Ne şeytanı görelim ne salavat getirelim! Önce annem, şimdi de bu kız! Bari biri eksik olaydı! Her ne kadar onun uzağında olsak da arada bir dönüp bizim masaya baktığını görüyoruz hepimiz. Melisa, bana bakıyor: -''Kızzz bu seni iyice rakip bellemiş! Nasıl bakıyor sana öyle düşman gibi! '' Aslında bu benim için gayet iyi. Eğer beni rakip görüyorsa düşündüğüm kadar ezik değilim. Bu bende bir tür itici güç oluyor: -''Beni rakip bellesin, bence bir sorun yok!'' diyorum kendime daha fazla güvenen halimle. Tuğba, beni uyarıyor: -''Sürekli tetikte ol çünkü o kız seni gözden düşürmek için her numarayı yapar!'' Anladım bakışları atıyorum ona ve yemeğime devam ediyorum. Ama aslında pek aç değilim, diğerlerini bekliyorum. Sonunda Beyza: -''Tamamsak haydi kızlar odamıza gidelim de son hazırlıklarımızı yapalım!'' diyor ve hep birden ayaklanıyoruz.Ayşin bize bakmaya devam ediyor, eminim arkamızdan da görüş mesafesinden çıkana dek bize bakacak. Odamıza çıktığımızda beni durgun gören Melisa bana soruyor: -''Sen hala o şeytanı mı düşünüyorsun? Eğer öyleyse onun istediğini yapıyorsun demektir, topla kendini. Makyaj olayını halledelim, sana öyle hoş bir makyaj yapacağım ki sen bile kendini tanıyamayacaksın! O Ayşin karısı halt etmiş!'' İyi ki bu güzel yürekli arkadaşlarım var diye düşünüyorum. Önce Biraz kaşlarımı düzeltiyor Melisa. Sonra makyaj altı sürüyor yüzüme. Gözlerimden başlıyor işe.Farklı tonların geçişi halinde kullanıyor farı uygularken, azıcık parlaklığı da ihmal etmiyor. Çantasından çıkardığı takma kirpikleri bile unutmuyor. -''Buna gerek var mı? Sanki çok abartılı.'' diyorum. -''Sanatçının işine karışma, bana bırak kendini!'' Ben de susuyorum bu sözler üzerine. Eyeliner falan derken ben ben olmaktan çıkıyorum. Yeşil gözlerim hiç olmadığı kadar iri geliyor bana geçişli renklerin arasında. Bu geçişler saç rengim ile de çok hoş bir uyumu yakalıyor. Allık, aydınlatıcı falan derken benim işim bitiyor. Melisa geriye çekilip bana bakıyor. -'Vaooovvv, kız sen manken misin be mubarek!'' deyince beni güldürüyor. Melisa hemen kendi makyajına geçiyor. Bu arada ben itina ile aşık olup aldığım mavi elbisemi giyiyorum. Ve gerçekten kendimi bambaşka hissediyorum. Yüksek topuklu ayakkabılarım da elbise ile oldukça uyumlu. Şık, küçük çantamı da aldım mı hazırım! Evet, o kız ile savaşmaya hazırım! Savaş baltamı ve tırnaklarımı çıkarıyorum artık! Bir an kendimden sıyrılıp diğer kızlara bakıyorum ve kendimi tutamıyorum: -''Yaaa çok güzelsiniz! Tıpkı filmlerdeki gibi olduk, harika!'' Beyza: -'Haydi kızlar gazamıza gidelimm!'' diye bağırıyor. Gökçe: -''Kızlar biliyorsunuz değil mi? Beni nişanlım almaya gelecek ama orada buluruz birbirimizi!'' Tuğba: -''Sorun değil güzellik! O halde biz çıkalım kızlar ama önce son hatırlatmalar! Asla tadımızı kaçırmak isteyenlere pirim vermeyeceğiz! Birbirimizi kollayacağız! Tenhalara gitmeyeceğiz, sürekli yakın olacağız!'' Beyza: -''Bu ne kız şimdi?! Sanki ajanlığa gider gibi.'' -''Siz bana güvenin! Bu akşam orası aşırı kalabalık olacak hatta dışarıdan sızanlar bile mümkün. E çeşit çeşit de insan ve niyet olduğuna göre bunlar gayet normal. Daha geçen ay ormanlık alanda bulunan kadın cesedini unutmayın.'' Beyza: -''Hem moral bozmayın diyorsun hem de verdiğin örneğe bak!'' Tuğba: -''Ya tamam tamam! Anladınız siz ne demek istediğimi.'' Gökçe'yi bırakıp dört kız çıkıyoruz odadan. Yurdun önü bir film galasını andırıyor bizim gibi hazırlanmış kızlarla. Onları almaya gelen partnerleri de oldukça şık. Beyza, kampüsün taksi durağını arayıp bize bir taksi çağırıyor. Ben çevreme bakınıyorum Mert'i görmek için ama onu yalnız görmek istiyorum. Fakat Mert ortada yok. Yakın mesafedeki duraktan taksi hemen geliyor ve biniyoruz partiye varmak için. Bu akşam kıpır kıpır. Kısa bir süreliğine yaşadığım bozgunluk halini çoktan atmışım. Ve bu akşam öyle bir şey yaşanmalı ki Mert benim olmalı!
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE