İtalyan İşi
Bölüm 4 - "Murdar oldu gelin !"
Anahtarlığına baktı Andy kapıyı açarken.Üzerinde "I love Milano" yazan,kırmızı bir kalp ile süslenmiş demir şeyi April hediye etmişti ona,iki ay önce.O hallerini iyi hatırlıyordu adam.April'i tavlamak kolay olmuştu onun için.Sevgilisinden ayrılmış olan kadın kalbini avutmak için yer arıyorken karşısına çıkan yakışıklı,zengin ve kibar bir İtalyan erkeği,çölün içindeki vaha gibi gözükmüştü ona.
Kadını suçlasa da,aslında gerçekten o zaman ilişkilerinin bir adı yoktu.Hiç sevgiliyiz dememişlerdi ya da arkadaşız.Bir restoranda başlayan tanışıklıkları kahvaltılar,lüks restoranlarda akşam yemekleri,şehir turları,sinema,tiyatro derken eğlenceli fakat sorgusuz sualsiz geçmişti.Düşündüğü zaman April ile geçirdiği zamandan pişmanlık duymuyordu Andy.Onun salak hali hoşuna bile gidiyordu.Günlük hayatında banyo,tuvalet gibi işler dışında kendine zaman ayırmayan adam,onunla sinemaya gitmiş,April'in sonunda hüngür hüngür ağladığı bir filmde sarılıp saçlarını okşamıştı.Yaşadıkları vakit,samimiydi onun için.April adamın kim olduğu,ne kadar zengin ya da ne kadar güçlü olduğunu bilmediği için onunlayken doğaldı ve bu açıkça hoşuna gitmişti Andy'nin.Belki de bu yüzden,her şeyi öğrendiği zaman onu terk edip gitmesi planlarını bozması dışında duygusal olarak da bir parça kırmıştı onu.Öfkesi sadece planının sekteye uğramasından ötürü değildi,bir şey hissetmese bile bir ay onca şey paylaştığı adamın birden terk edip gitmesi ters geliyordu Andy'e.
Elindeki anahtarlığa göz gezdirdi tekrar,April'in ona hediye ettiğini anı hatırladı.Bu onu tekrar güldürmüştü,aralarındaki diyalog gelmişti aklına.
-Benim için anahtarlık mı aldın ?
+Evet,biliyorum basit ama sürekli elinde olan,gördüğünde beni hatırlayacağın bir şey olsun istedim.
-Gerçekten mi ?
+Hayır.Hediyelik eşya dükkanında en ucuzu anahtarlıklardı.Ben de bunu aldım.
-Aa..peki.Teşekkür ederim April,bu anahtarlığı hiç çıkarmayacağım.
Yüzünde geniş bir gülümseme ile çevirdi anahtarını.Saman rengi ile boyanmış,kapının tam karşısına kalan duvara sabitlenmiş bir konsol ve üzerindeki kırmızı gülleri geçerek önüne çıkan salona yürümüştü adam.Koyu kahverengi,deri koltuklarda oturan ağabeyi Mike ile oturan annesi ile gördü.İlk aklından geçen onlara kısa bir selam verip uzaklaşmak olsa da,annesinin huzursuzca homurdanarak yerinden kalkması durdurmuştu onu.
"Andy ! "
"Selam anne,sana da iyi akşamlar."
"Gel buraya çabuk ! "
Bir mafya adamı olması,belindeki siyah ya da sonunu getirdiği insanlar hiçbir şeyi değiştirmiyordu ailede.Anne Vicatto evdeki vazgeçilmez diktatördü ve sözünden çıkılmazdı.
Lafın ikilenmesine izin vermeden kadının yanına varıp dikildi önüne Andy.Aralarındaki devasa boy farkına rağmen,kadının onaylamayan bakışları karşısında küçüldüğünü hissediyordu adam.
"Senin Amerikan kızın hali ne öyle ? "
"Bir kazaya kurban gitmiş,tekrarlanmayacak bir hata diyelim."
"Ne olduğu umrumda değil Andy,o kız günler sonra soyismini taşıyacak ve eve resmen linç edilmiş şekilde dönüyor.Biri duysa itibarımıza ne olur ? "
"Kimsenin duyduğu yok anne,bunun için üç adam öldü bu gün."
Çatık kaşlarını düzelmedi kadın,oğluna baktı uzun uzun.Sonra elini gözüm görmesin manasında salladı üzerine doğru.Kadının tavrı canını sıksa da daha fazla uzatmak istemedi Andy.Mike'a göz kırparak merdivenlere doğru ilerlediğinde bile annesinin onu çekiştirdiğini duyabiliyordu ; Evlenmek istediğini söylese düzgün bir İtalyan kızı bulamazdık sanki,o Amerikan çırpısından ne anlıyorsa artık !
Üst kata,odasına çıktı.April'in kendi odasında olacağını zannediyordu.Onu evlenmeden önce eve getirmek istememişti Andy,bu gelenekleri ile de pek bağdaşmıyordu.Fakat yaşanan dayak olayından sonra,başına adamlar dikerek otelde bırakamazdı artık.April için en güvenli yer onun yanı olup çıkmıştı.
Kapıyı hafifçe çaldığında,Penelopé'nin işveli sesini duydu,içeri gelmesini söylüyordu.Bu en başta sırıtmasına neden olmuştu adamın.Henüz Penelopé'ye alışamamış olan April'in çaresizliği,çileden çıkması güldürüyordu onu.
Kapıyı aralayıp içeri girdiği an kafasını ona çevirmişti April.Odadaki geniş pencerenin solundaki köşeye konulmuş karşılıklı iki berjerin tekinde oturan kadının yüzünü tamamen görmüş ve felaketle bir kez daha karşılaşmıştı.Dudağı muhtemelen patlamış ve bu yüzden şişmişti,burun deliklerinden birinde pamuk tıkalıydı.Sol kaşı ise baştan sona geniş bir yara bandı ile kamufle edilmişti.Şaşırmış ve tekrar dehşete düşmüş olsa da,konu üzerine deneyimli olarak belli etmedi bunu.Gülümseyerek içeri bir adım attığında,gözleri dolu dolu olan April bir hıçkırık ile birlikte kollarını açarak yürümüştü üzerine.İşte şimdi bir kez daha şaşırmıştı adam.Normal şartlar içinde bulunduğu durum için ateş püskürmesi gereken kadının,daha önce hiç olmadığı kadar içten ve sıkı sarılması onu dumura uğratmıştı.Gözlerini,başını yana eğmiş,gülümseyerek onları izleyen Penelopé'ye çevirdi.Kadının çenesiyle yapabildiklerine bazen gerçekten inanamıyordu Andy.
"Ah,romantik şeyler sizi ! Ben çıkayım da birbirinizin keyfini çıkartın."
Penelopé'nin sesini duyduğu an hıçkırıkları daha da artmıştı April'in,kadının saçlarını okşamaya devam etti Andy.Kırıtarak yanlarından geçen Penelopé,April'e yaklaşıp kendince fısıldamıştı,sesini rahatça duymuştu adam.
"Konuştuklarımızı unutma April."
Yüzü Andy'nin omzunda gömülü olan April,başını belli belirsiz salladığında dışarı çıkmıştı.Bulundukları saçma duruma önce hafifçe sırıtsa da,yüzü harap olmuş kadın aklına gelince ciddileşmişti.Sarılıp,şefkatli adamı oynayarak saçlarını okşamaya devam ederken,başını kaldırıp kelimenin tam anlamı ile ızdırap dolu ifadesiyle ona bakmıştı April.
"Biraz daha gelmesen kendimi öldürüyordum,nerede kaldın ? "
"Özür dilerim,işim vardı."
"Tanrı aşkına beni bu halde Penelopé'nin kollarına bırakacak kadar önemli ne işin vardı Andy ? "
Dudakları titriyordu kadının.Bunun fiziksel acıdan olmadığını biliyordu Andy,Penelopé her zamanki görevini yaparak sinirlerini alt üst etmişti.Ciddi durmak için büyük bir efor sarf ederek baş parmağı ile kadının yüzünü okşadı adam.
"Tamam,yanında olmam gerekti,özür dilerim,kabul ediyorum.Fakat Andrea seninleydi,beni pek aratmamıştır."
Adamın ellerinden kurtulup,yatağın sağında ilerleyen boy aynasına yöneldi April.Yaralı yüzünü incelerken sesi kin doluydu.
"Düğün akşamında da onu yolla.En azından kardeşin bir parça da olsa kadın ruhundan anlıyor."
"Çirkinleşme April."
Yüzünü sertçe ona çevirdi April,üzerine yürümeye başladı.İşaret parmağı ile yaralarını göstererek konuşuyordu.
"Sence daha fazla çirkinleşebilir miyim ? "
Sesi titremişti,kaşlarının aşağı düştüğünü görüyordu adam.Kabalığın alemi olmadığını görüp yaklaştı kadına,tek eli ile belini kavradı,diğer eliyle de yüzünü.
"Bu şeylerin seni çirkinleştirdiğini mi düşünüyorsun ? "
"Güzelleştirmediği kesin."
"Saçmalama April.Çirkinleşmen için bundan çok fazlası gerek."
Kendince kadının güzel olduğunu vurgulamak istemişti Andy.Fakat bu karşısındaki kadından istediği tepkiyi almamıştı.Üzerindeki çilek ve ayı temalı pijamaları ile yatağa giden April,memnuniyetsizliğini saklamıyordu.
"Ah,iltifat etti ayı."
"Ne dedim ben şimdi ? "
"Deme,bir şey deme,tamam mı ? Senin yüzünden hayatımda ilk defa dayak yedim ben."
Yatağın içine girip örtüyü omuzlarına kadar çekti April,fakat yargılayan gözleri hala üzerindeydi.Bu andan yararlanma kararındaydı Andy,üzerindeki ceketi çıkarıp savurdu önce,sonra beyaz gömleğinin düğmelerinden kurtuldu hızlıca.Adamın önünde soyunacağını anladığında,hızla arkasını dönmüştü April.
"Bilerek yapıyorsun değil mi ? "
"Neyi hayatım ? "
"Beni sinir etmekten sapıkça bir zevk alıyorsun."
"Henüz senden sapıkça bir zevk alamadım,buna izin vermiyorsun maalesef."
Garip bir homurdanma duydu Andy,hafifçe gülümseyerek üzerindekilerden tamamen kurtulup siyah geceliklerini geçirdi.Yatakta,ona arkasını dönmüş olan April'e sarıldı yavaşça,iri burnunu ensesine sürtmüştü.
"Ne kadar fedakar olduğumu gör.Şu an duş almam gerek fakat mahvolmuş kız arkadaşıma sarılıyorum."
"Mahvolmuş kız arkadaşın seni istemiyor Andy,böyle bir fedakarlık yapmak zorunda değilsin."
"Titriyorsun işte April,rahatla biraz.Bir gecede ırzına geçecek değilim."
Başını çevirdi April.
"İğrençsin."
"Hayatın gerçekleri,alışman gerek.Düğünümüze az kaldı."
"Aile olarak insanlara işkence etmeye bayılıyorsunuz,özellikle cinsellik konusunda."
Sırıtıyor Andy,kadının belini kavrayarak kendi tarafına çekerken üzerinden geçerek karşısına uzanmıştı kadının.Göğsüne hafif bir yumruk atıp uzaklaşmaya çalışan April'in belini tekrar kavrayıp kendine yaklaştırmıştı.
"Bırak huysuzluk etmeyi.Penelopé ile ne konuştunuz ? "
"Ben bir şey konuşmadım,izin vermedi.Tanrım,düşündükçe midem kalkıyor."
"Benim midem seninkinden sağlamdır,söyle bakalım ne dedi çılgın yenge ? "
"İtalyan erkeklerin yatakta ne kadar deneyimli olduklarından bahsetti ve..kendince birkaç tavsiye verdi diyelim."
"Bundan sonra Penelopé'yi tembihlemem gerek,seni daha çok kızdırsın.Her seferinde bana böyle atılacaksan sorun yok."
"Anla işte,kurtuluşu senin gibi bir pislikte arayacak kadar köşeye sıkıştırdı beni kadın."
Kolunu April'in omzundan geçirerek kavradı onu,daha fazla çekti kendine.April'in buna direnmesini beklemişti fakat kadın şaşırtmıştı onu.Adamın kolunun altındayken,gayet uysal duruyordu.Bu sakinliklten faydalandı Andy,kadının elini kavrayıp sarılı olan işaret parmağını öptü.
"Gerçekten özür dilerim April,Fabiana'nın bunu yapmasına izin vermemeliydim."
"Evet,izin vermemliydin."
"Burada bir şeyleri toparlamaya çalışıyorum,yardımcı olamaz mısın ? "
"Bilmem,beş dikiş atılan kaşım buna izin vermiyor sanırım,patlayan dudağım da olabilir."
"Dur bak,öpeyim geçsin."
Üzerine doğru eğilen adamı sıkı bir ittirme ile uzaklaştırmıştı April.Andy de farklı bir şey beklemiyordu.Aralarında mesafe bırakan kadına dönerek konuşmaya başladı.
"Bundan sonsuza kadar kaçamazsın.Düğün yaklaşıyor.Şu ana kadar herhangi bir öpüşme girişimime destek vermedin fakat rahip karı-koca olduğumuzu ilan ettiğinde benimle öpüşmek zorunda kalacaksın."
"Biz gerçekten evleniyoruz,inanamıyorum."
"Benim kafamda Fransız öpücüğü var,rahip felan hiç umrumda değil."
"Fransız öpücüğü ? Senle ? Tanrım kusacağım."
"Pardon ama düğünden sonra ne yapacağımızı zannediyorsun sen ? "
"İşin içine benim dilimin girmediği şeyler olacağı kesin."
"Tamam,o da uyar,benimkiyle hallederiz."
Bir anda,saflıkla söylediği sözün bedelini Andy'nin sapık sırıtışıyla yanağına hızlıca koyduğu çapkın öpücüğü ile ödemişti April.Yatakta adama yumruk atıp tekme sallayarak daha fazla uzaklaşmıştı.
"Adi sapık ! "
"Ben bir şey demedim güzelim sen söyledin."
"Senden nefret ediyorum ! "
Andy'e tekrar arkasını döndü April.Bacaklarını karnına çekip,üzerine yatak örtüsü örttüğünde tekrar yaklaştı adam.Pijamasının üzerinden omzunuu öpmüştü.Kadının sertçe omzunu silkmesiyle burnu köprücük kemiğine çarptığında kısa bir inleme çıkmıştı Andy'nin dudağından.April'in kikirdediğini duyduğunda burnunu okşuyordu.
"April."
Sinirle başını çevirdi April.
"Ne,ne var ? "
"Bir gün,bana aşık olacaksın."
Kadının iri kahverengi gözleri kararsız kalmıştı,görüyordu Andy.Kendine karşı boş olmadığını biliyordu adam,April'inki kuru inattı.Bunu yıkacak gücünün olduğunu biliyordu.
"Ne olacak o gün ? "
"Seni süründüreceğim,tıpkı bana yaptığın gibi."
Gözlerini devirmişti April,başını çevirdi.Bununla daha fazla sokulmuştu Andy,saçlarına gömdü yüzünü,belini kavramıştı.April'in sesindeki tereddüt düşüncelerinde haklı çıkarıyordu adamı.
"Daha çok bekleyeceksin desene Andy."
Bir ay sonra
Sakinim.Hiçbir şey yok.Penelopé'ye biraz daha katlanabilirim.
Derin bir nefes alıp arabanın koltuğunda geriye yaslandı April.Penelopé ile bir gelinlik provası daha atlatabilecek gücü kendinde bulamıyordu.Kadın yine yerli yersiz konuşacak,olmadık yerde cinsel içerikli muhabbetlerine girmesiyle April'in yüzü renkten renge girecekti.
Arka koltuktan,dikiz aynası ile onu izleyen Penelopé'yi bırakıp yanında,araba kullanan Andrea'ya baktı.Hafif bir ıslıkla yolu takip eden adama hayretle bakıyordu April.Kısa olan saçları olmasa onu kesinlikle Andy'den ayıramazdı.Ses tonu,bakışı,hareketleri,her şey aynıydı.İkisinin de alınlarında olan doğum lekelerinin renk tonları bile birbirini tutuyordu.Lanet olsun,dedi içinden,ben bu herifleri nasıl ayıracağım ?
Andrea gülümseyerek başını kısa bir anlığına ona çevirdiğinde anlamıştı gözlerini adama dikip izlediğini.Utanmış bir şekilde,hafifçe öksürerek baktı yola.Fakat adam kafasında dönenleri anlamıştı,en azından kısmen.
"İstediğin kadar bak,fark bulamayacaksın.Andy benim ikizim.Babanlar bir şey anlamayacaklar.Onlara sadece Andy olduğumu söyle,gerisi gelecektir."
Penelopé arka koltukta kıkırdamıştı.Bu gülüşü biliyordu April,kadının gireceği sapkın muhabbeti durdurmak adına hızla konuştu.
"Aslında neden bunu yaptığımızı anlamıyorum.Babamları almak için tek başıma gidebilirim havaalanına.Andy'nin küçük bir iş için Napoli'de gittiğini söylediğimde bunu anlayışla karşılarlar."
"Hayır.Andy'nin iş için onları karşılamaya gelmeyişi hoş olmaz,en azından bizim içimiz rahat etmez.Rahatla April,bu eğlenceli olacak.Yıllar sonra anlattığımızda fazlası ile güleceksin."
"Bu delilik."
"Delilik.Vicatto ailesi için uzak bir terim değil.Zaman geçtikçe bize alışacaksın,emin ol.Böyleyiz işte,patavatsız,sürprizlere açık,hareketli.Sana bir,en geç bir buçuk sene sonra tüm bu şeylerin bir parçası olacağına garanti veriyorum.Öyle değil mi Penelopé ? April'e Vicatto çılgınlığının bulaşıcı olduğunu söyle."
Fırsat bekleyen Penelopé'ye pas atmıştı Andrea.Çaresizlikle bir anlığına boynunu eğdi April,yılgın iç konuşması başlamıştı bile ; yapma bunu lütfen,konuşturma onu,lütfen.
Fakat yakarmakta geç kalmıştı kadın.Öne doğru hareketlenen kadın,başını iki koltuğun arasından uzatmıştı bile.
"Ahh,sen asıl olayı bilmiyorsun.Bizim yeni gelinimiz yanında Andy olmadığı için mutsuz.Üzülme tatlım,Andy ile elleşmeden bir günü atlabilirsin."
Ve başlamışlardı.Yüzünde salak,belli belirsiz bir gülümseme ile inkara başladı April.
"Böyle bir şey yok Penelopé."
"Utanacak ne var bunda ? Andrea,April'in yaralandığı sabah odalarına girdim.Bu hanımefendi Andy'nin göğsüne koymuş başını,birbirlerine sarılıp uyumuşlar.O kadar tatlılardı kii,görmen gerek.Başta uyandırmayayım dedim ama dayanamadım şirinliklerine."
O anı hatırlamak bir an daha sinirlerinin zıplamasına neden olmuştu.Derin bir nefes alıp başını camdan dışarı çevirdi April.Bozulduğunu anlayan Andrea,vitesteki elini uzatıp sıkmıştı April'in elini.Ona baktığında gördü adamın gülümsediğini,dayanması gerektiğini söylüyordu bir şekilde.
"Penelopé."
"Ne var Andrea ? Sana bir şey söyleyeyim mi,bunlar evlediğinde gerçek manada uykusuz geceler bizi bekliyor olacak.Daha şimdiden gürültüleri bizim odamızı dolduruyor.April,tatlım,bu işleri sessiz halletmeyi öğrenmeniz gerek."
"Penelopé,beni utandırıyorsun."
Kadın onu duymamış gibi Andrea ile konuşmaya devam etmişti.
"Önce son provaya gideceğiz,değil mi ? Andrea,bu kıza da muhafazakar baskı yaptığınız için utanmalısınız.O güzel göğüsleri aptal bir Fransız danteli altında hapis olacak."
"Penelopé bunlar özel konular sanırım."
Ve tekrar duymamıştı Penelopé.
"April,sakın üzülme tatlım.Düğünün akşamında bu katolik erkekler birer canavara dönüşüyor.Göğüslerin tüm düğün boyunca kapalı kalmanın bedelini ağır dönüyor anlayacağın."
Gözleri irileşmişti April'in.Şok olmuş bir şekilde bakmıştı yanındaki Andrea'ya.Ağabeyinin karısını dibine kadar tanıyan adam,boşvermişlik dolu bir omuz silkmeyle önüne çevirmişti gözlerini.
"Ve balayı için tekne turu düşünmeniz müthiş bir fikir.Deneyimli olarak biliyorum ki,tüm o gürültünüzle otelden atılırdınız.Aaa,bana bak,sakın teknede de fazla ileri gitmeyin.Tanrı korusun,alabora olur."
Ve kendince yaptığı espriye uzun,gürültülü bir kahkaha atmıştı kadın.Sarsılan vücudunu,kendinden geçmiş yüzünü izledi bir süre April.Sinirlerinin daha fazla Penelopé kaldıramayacağını anladığında ağlamaklı gözlerle yapışmıştı Andrea'nın koluna.
"Durdur arabayı."
"Ne oldu April,iyi misin ? "
"Yalvarırım durdur arabayı,ne olur durdur."
Andrea ikiletmemişti kadının lafını.Otobanda arabayı sağa çekmişti.Duran Bmw'den kendini nasıl attığını şaşırmıştı April.Bir müddet arkası arabaya dönük,derin derin nefes almıştı.Arkasından ona yaklaşan Penelopé'nin sesini duyduğu an hızla asfalt kısmı geçip taşlığa yönelmişti.Kalkan midesi daha fazla katlanamamıştı ruh haline,öğürmesi ile midesindekileri çıkarması bir olmuştu.
Kusarken,arkasından yaklaşıp önüne doğru gelen saçlarını geriye çekmişti Andrea.Bir eli onları tutarken,diğer eliyle de omzunu okşuyordu.Buna aldırmamıştı April.Midesindekileri tamamen boşaltana kadar doğrulmamamıştı.O sırada söylenen Penelopé'den peçete isteyen Andrea,kadın uzaklaştığında kulağına fısıldamıştı.
"Rahat ol,onu gelinlikçide atlacağım."
Hafifçe başını salladı April.Ağzından renksiz bir sıvı gelmeye başladığında anlamıştı işinin bittiğini,doğruldu yavaşça.Andrea'dan aldığı peçete ile ağzını silerken yanına yaklaşan Penelopé,elini hırsla alnına koymuş,ateşi olup olmadığına bakmıştı.Kadının buz gibi olduğunu fark ettiğinde yüzünde sinsi bir gülümseme ile geri çekilmişti.
"Apriiiil ? "
Boğuk,çatlamış sesi ile cevap verdi.
"Efendim ? "
"Hamile misin sen ?! İnanamıyorum,evlenmeden bunu da mı halletiniz ? Yoksa kazayla mı oldu ? Ah,canım korunmayı mı bilmiyorsunuz ? Herneyse,bu müthiş bir şey,hemen Andy'i aramalıyız.Baba olacağını o da öğrenmeli.Şuraya bak,sizi azgın tavşanlar sizi."
O an dudakları titremeye başlamıştı April'in,kaşları onun iradesi dışında aşağı düşmüştü.Üzerine doğru gelen sinir krizini hissediyordu.Birkaç adım ötesine gitmiş,telefonunu karıştırıp Andy'nin numarasını arayan kadına baktı dolu dolu fakat kinli gözleri ile.Dudaklarını sıkmış hırsla onun üzerine doğru yürüyorken durdurmuştu Andrea,bir kadın kavgasının yaklaştığını hissediyordu.Penelopé afeti durdurulmalıydı.
"Penelopé,telefonla ne yapıyorsun ? "
"Bebeğimizin babasını arıyorum Andrea,ah kardeşin öğrendiğinde ne kadar sevinecek ! "
Andrea kollarını kavramış,önünde dururken bir kez daha atılmıştı April.Duyguları birbirine girmişti,hem gözleri çıkana kadar ağlamak istiyor,hem Penelopé'yi öldürmek için can atıyor hem de tüm bu trajı komik durum karşısında yarılana kadar gülmek istiyordu.İleri doğru bir hamle daha yaparak Penelopé'yi öldürmeyi seçmişti.
"April,sakin ol.Burada duracaksın,tamam mı ?"
"O kadını öldüreceğim,bırak beni öldüreceğim onu ! "
İkisi fısıldaşırken,Penelopé'nin Andy'e ulaştığını belli eden bir bağırtı duymuşlardı.Duygularını tepelerde yaşayan Penelopé bağırarak haber vermişti Andy'e haberi.İşin iyice çığırından çıktığını gören April dudaklarını sıkıyordu ağlamamak için.Fakat elindeki telefon ile üzerine gelen kadından kurtuluşu yoktu.
"Telefonu al tatlım,Andy sesinle konuşmak istiyor.Ah tatlı şey,şok oldu baba olacağını duyunca.E tabi korunmazsanız-"
Penelopé'ye yumruk atmamak için kendini tutarak hırsla çekti telefonu elinden.Tereddütle kulağına götürüp konuştuğunda sesi titriyordu.
"Andy ? "
"April ne diyor bu kadın ? Ben sana elimi sürmedim,nasıl hamile olabilirsin ? Ne dönüyor orada ? "
Dudakları iyiden iyiye titremeye başlamıştı April'in,gözünde zorla tuttuğu bir damla süzülmüştü sonunda.Göz ucu ile baktı karşısındaki Penelopé'ye.Daha fazla dayanamıyordu,feryat etti telefonda.
"Be..be..ben da..da..yanamıyo..yor..um.."
Ve ertelenen kriz sonunda vurmuştu.Kekeleyerek biten cümlenin sonunda bağırarak hıçkırıklarla ağlamaya başlayan April telefonu düşürmüştü elinden.Kadına yaklaşıp sarıldı Andrea,Penelopé de düşen telefonunu kaldırmıştı.Otoyolun ortasındaki halleri tam bir rezalet olsa da bu hala Andy ile konuşan Penelopé'nin umrunda değildi.
"Andy ? Korkmana gerek yok hayatım,normal bu.Ahh hamileyken ben de gece gündüz ağlardım,haıtırlasana.Hatta bir keresinde Mike ağabeyin-Aaa densiz ! Suratıma kapattı !"
Andrea'nın kolları arasında,ıslak fakat kinli gözleri ile izliyordu kadını April.Yüzüne telefon kapatılan Penelopé birkaç dakikalığına bunun hayalkırıklığına bürünse de çabuk kurtulmuştu bu halden.Elindeki aletle tekrar oynamaya başladığını görünce Andrea'nın omzunun üzerinden bağırdı April.
"Kimi arıyorsun yine ? "
"Mike'ı,tatlım.Ona sonunda amca olacağını söyleyeceğim ! "
Andrea'yı hırsla itip Penelopé'nin yanını bulmuştu April.Kadının telefonunu elinden sertçe çekip almıştı.
"Ben hamile değilim Penelopé."
"Tatlım bunu nereden bilebilirsin ? Belki korunurken bir hata-"
"Kesinlikle hamile değilim,tatlım."
April'in cümlesinin sonundaki tatlım sözü,ağzından öylesine tehditkar çıkmıştı ki Andrea birbirlerine ters ters bakan kadınların yanında olma gereği hissetti.Fakat bunu umursamıyordu ikisi de.Birkaç saniyeliğine sessiz kalan Penelopé,gözlerinde farklı bir ışıltı il tekrar şakımaya başladığında April hala telefonunu tutuyordu.
"Aaa,tanrım yoksa siz daha..hiç olmadı mı ? "
"Nereden çıkardın şimdi bunu ? "
"Hamile olmadığına nereden bu kadar emin oluyorsan oradan çıkardım.Tanrım,inanamıyorum.Yoksa Andy güçten mi düştü ? Hiç de öyle durmuyor.Kalıplı adam halbuki,yediğine içtiğine de dikkat eder."
April hırsla yere çarpmıştı elindeki telefonu yere.Blackberry telefonu yerde bataryasından ayrılmış olan Penelopé ağzı açık kalmıştı ki,kadının koluna yapışıp kendine doğru çekti.
"April ne oluyor ?! "
"Ben hamile değilim,Andy'nin hiçbir şeyi yok ve eğer sen çeneni kapamazsan yolun ortasında kendimi benzinle yakacağım ! "
"Benim ne suçum var ? Andrea görüyor musun ? Andy'nin kuşu ötmüyor diye sinirleri birikmiş birikmiş şimdi bana patlıyor ! "
"Andy'nin bir şeyi yok ! "
"Benim de burma bıyıklarım var ! "
"Hanımlar yeter ! "
Andrea bağırarak girmişti aralarına.İkisini de birbirlerinden uzaklaştırmıştı fakat Penelopé'nin duracağı yoktu.
"Görüyor musun ? Kardeşin bu kadın yüzünden resmen mahvoldu ! Zavallı bu hilkat garibesine baktıkça erkek olduğunu hatırlamaz ki,kızmamak lazım adama ! "
"Hah ! Mike seninle evlenirken katarakt felandı heralde ! "
"Sen ne diyorsun bana yankee şırfıntısı ?! "
"Diyorum ki yüzün kıçıma benziyor ! Ama dur,bu sana iltifat oldu sanırım ! "
Ve Penelopé April'in saçına arkadan yapışmıştı.Başı geriye doğru çekilen April,acıyla bağırırken,tırnakları ile çizmişti Penelopé'nin boynunu.Andrea ayırmak için aralarına tekrar aralarına girmek istese de başaramamıştı.
Çılgın yenge kavramı otobanın ortasında kavga eden çılgın eltilere dönüşmüştü.
* * *
"Ne ara bu kadar büyüdün hiç anlamıyorum."
Üzerindeki gelinlik ile önünde dikildiği boy aynasından başını çevirerek gözleri dolu dolu olan Tracy Hala'ya baktı April.Üzerinde siyah renk döpiyes,başında tüylü siyah bir şapka ile onu izliyordu.Gülmeden edemedi kadın.Bir avrupalı ile evleniyordu April,burası kesindi fakat Tracy Hala İtalyan'lar ile İngilizler'i fena halde karıştırmıştı.
"Uzun zamandır bu kadar büyüğüm Tracy Hala,kaçırdın sanırım."
"Dil pabuç gibi.Aslında babanın da benim de burada olmamız gerekirdi.Yaptığın büyük ayıp.Düğünden bir hafta önce aranıp Selam millet ben haftaya evleniyorum denmez ki.Kime çektin anlamıyorum hiç."
Gülümseyerek kadına yaklaştı,sarıldı uzun uzun.Kime çektiğini ikisi de gayet iyi biliyordu,fakat bunu söylemek ikisi için de zordu.Ailesini terk edip henüz on sekiz yaşındayken kendi kendine yaşamaya başlayan,on dokuzunda ise kendisine hamile kalan annesinin çılgınlığı hep anlatılagelmişti.İstemeyerek de evlense, o günde annesi de yanında olsun isterdi kadın.
Gelin odasında,üzerindeki smokin ile huzursuzca oturan babasına göz attı kız.Luke Bale asla bu tip törenlerin adamı olmamıştı.Elinde birası,televizyonun önünde yayılmış,küfürler ederek Amerikan Futbolu maçlarını takip eden babasını izlemeye alışkın olan April,adamın bu grand-tuvalet halini garipsiyordu.
"Baba,biraz daha somurtursan davetliler kızını öldürüyorlar sanacak."
"Sorun seninle alakalı değil Aps,bu penguen tasması beni öldürecek."
"Beni mihrabın önüne kadar tökezlemeden götürebilirsen papyonu çıkarmana izin vereceğim."
"Sanırım yapabilirim,yıllardır bu gün için çalışıyorum."
Gülümsemişlerdi birbirlerine.Babasına bakıp göz kırptığında Andy girmişti içeri.En azından öyle olduğunu tahmin ediyordu April.Adam kardeşi Andrea gibi saçlarını kısaltınca ikisini ayırması imkansızlaşmıştı gözünde.İçeri giren adamın eline baktı.Parmağında alyans yoktu,ki bu karşısındakinin Andrea olduğunu gösteriyordu.
"Selam April,muhteşem gözüküyorsun.Ve Bay Bale,hazırlanmanız gerek.Tören birazdan başlıyor."
"Sen kimsin ? Damadım mı yoksa kardeşi mi ? "
"Ah,ben Andrea,kardeş Andrea.Kusura bakmayın gitmem gerek."
Adam gülümseyip April'e el sallayarak çıkmıştı odadan.O gittikten sonra gelin odası daha fazla hareketlenmişti.Yeminlerini içinden bir kez daha tekrar etti April,gece gündüz Andy ile çalışmışlardı ezberlemesi için.
Derin nefesler ve sakinleştirme konuşmaları,Penelopé'nin son dakika gelip küskün duruşu ile kontrolü sonrası çıkabilmişlerdi odadan.
Katedraldeki nikahlarının olacağı şapele doğru gittiler.Aisle'ın başına geçip yürümeye başladıklarında,dikkatini ilk çeken rahibin önünde,arkası ona dönük Andy olmuştu.Bu şekilde kalmayı yeğledi April.Etrafında onlarca kişinin onu ve babasını izlediğini düşündükçe ayakları birbirine dolanacak gibi oluyordu.Derin bir nefes daha aldı sakinleşmek için.Ne kadar uğraşsa da iç sesi onu rahat bırakmıyordu ; Şimdi tökezleyeceğim.Tanrım,bacaklarım titriyor.Yürürken düşmesem bile evlilik yeminini söylerken kekeleyeceğim.Lanet olsun,Andy beni öpecek ! Öleceğim,şimdi öleceğim !
Kendi kendini yiyerek varmıştı Andy'nin yanına.Babasından ayrılıp adamın elini tuttuğunda saçma bulduğu bir rahatlama hissetmişti.Yüzü gülüyordu Andy'nin,göz kırpmıştı.Her şey sana güzel diye düşündü April,iki kelimeyi bir araya getiremeye tescilli geri zekalı benim.
Fakat işler düşündüğü kadar kötü gitmemişti April için.Rahibin söylediği tüm sözler ve Andy'nin yemini sonrasında sıra ona geldiğinde yavaş yavaş,adamın gözlerine bakarak söylemişti yeminini.
Ben,April Gunther Bale,Andy Antonie Vicatto'nun elini iyi günde kötü günde,hastalıkta sağlıkta,zenginlikte ve fakirlikte,Tanrı yüce iradesi ile nefesimi alana kadar tutacağıma,onu sonsuza sevip onurlandıracağıma yemin ediyorum.
Ve en zor kısım gelmişti.Rahip karı-koca olduklarını ilan edip Andy'e gelini öpebileceğini söylediğinde,ikisi de birbirlerine dönmüşlerdi.Öpücük konusu muammaydı kadın için.Endişe içinde ve bunu saklamaya gerek duymadan bakıyordu adama.Tanrı'nın evi olarak adlandırılan katedral Andy'de acıma duygusu uyandırmış olmalıydı.Gülümseyerek April'in yüzünü kavrayan adam,alnını yavaşça öperek geri çekilmişti.
Kilisedeki töreni kolay atlatmışlardı.Büyük bir restorantta verilen yemek asıl çetrefilli kısım olmuştu.İtalyanca konuşan güruhun arasında halası ve babası ile kalakalmışlardı.Bunu bir şekilde idare etmişti kadın.Fakat küs olan Penelopé'nin laf sokmaları,ters hareketleri asıl zorluk olmuştu.Yemek esnasında,kaza süsü vererek şişe kırmızı şarabı üzerine boca etmişti.Katlandığı tüm saçmalıkların yanı sıra Penelopé'ye katlanmak tam bir kanser sebebi olmuştu April için.
İtalyan yemekleri,anlaşılmayan sohbetler,Andy'nin artık avucumdansın elleşmeleri ve Penelopé'nin manyaklıkları sonunda akşamı etmişlerdi.Küçük valizleri ile Andrea'nın şoförlüğü ile vardılar marinaya.Asıl planda Andy ile ikisi gidecekti sadece.Fakat Andy yemekte öyle fazla içmişti ki araba kullanacak durumda olmadığını anlamışlardı.
Andrea'ya ait olan BMW'den Vicatto'ların teknesinin önünde indiler.Hiçbir acelesi yoktu April'in,Andy ile Andrea iki haftalık balayı için valizleri tekneye taşırlarken o arabanın kaputuna dayanıp onları izlemişti.
Lüks tekneye,sakin Adriyatik'e baktıkça kalbi ağzına geliyordu kadının.Andy'i,tekneye binince başına gelecekleri düşündükçe midesinde yüzbinlerce kelebek aynı anda uçuyordu sanki.Bakire değildi,ilk deneyimi üniversite yıllarında elden geçirmişti April.Fakat Andy ile seks yapacağını düşündükçe yakasını bağrını açıp bağıra bağıra kaçası geliyordu.En azından o an düşüncesi böyleydi.
Andrea ile yanına geldiklerinde vedalaşmışlardı.Adam cinsel içerikli tek bir kelime söylemese bile Artık gitmeliyim,siz ikinizi daha fazla oyalamamak gerek,e Akdeniz'i gezmek zordurcümlesinin sonundaki imalı gülüşü her şeyi açıklıyordu April için.
Andrea'nın ardından geçtiler tekneye.Niye olduğunu bilmiyordu fakat günler boyunca tekneye bindikleri an Andy'nin üzerine atlayacağını hayal etmişti kadın.Fakat Andy,tıpkı nikahta olduğu gibi teknede de şaşırtmıştı onu.Tekneyi kontrol eden,yanlarındaki üçüncü kişi,kaptanın yanına gidip uzunca bir süre muhabbet etmişti.Bunu neden yaptığını anlamadı kadın lakin Andy kendi çapında kibarlık etmişti.
O kaptan ile konuşurken güverteye ilerledi,kasığına gelen demir parmaklıklara dayandı April.Denizin serin yeli sıkıntısı bir parça alsa da,tıpkı karanlık gecede önünü görmekte zorlandığı gibi o geceden sonra geleceğini görmekte de zorlanıyordu kadın.Andy ile evlenmişti,zorla ya da isteyerek.Fakat bundan sonrası nereye gidecekti ? Andy yakışıklıydı,zengindi,zekiydi.Onu okyanus aşıp kolundan sürükleye sürükleye İtalya'ya getirecek,yıldırım nikahı ile evlenecek kadar aşıktı da.Yine de tüm bunlar onun Andy'e karşı bir şeyler hissetmesini sağlamıyordu.Sonuç olarak,bir mafya ile evliydi.Onu dövdü diye Fabiana'nın restorantında taş üstünde taş bırakmayan,üç adam öldürerek göz dağı veren bir mafya.Adam küçük bir tereddüt bile duymadan insan öldürürken kendini onun yanında nasıl güvende hisssedebilirdi ? Ve eğer bir kadın kocasının yanında kendini güvende hissetmedikçe o evlilik nasıl yürüyebilirdi ? Sürekli kontrollü,acaba beni de vurur mu,şunu yapsam ters mi olur diye düşünerek yaşamayı gözü kesmiyordu April'in.Ve Andy asla normal bir adam olmayacaktı.
Derin bir nefes alıp yutkundu April.Yavaşça boğazını kaşırken,birden Andy belirivermişti arkasından.Adam belini sardığı an sıçramıştı kadın,kollarının arasında dönerek yüz yüze gelmelerini sağlamıştı.
"Andy ödümü patlattın."
"Şimdiden mi ? "
"Ah,çok güzel.Penelopé bitti sen mi başladın ? "
"April,sakinleşmen için yarım saati aşkın süre aptal herifin tekiyle deniz muhabbeti yaptım.Bence artık kamaramıza geçmeliyiz."
Ve o an gelmişti.Adamın yüzünde,çakır keyifliğin oluşturduğu sırıtık ifade içini kaldırmıştı April'in.Kollarından kurtulmak için bir hamle yaptıysa da boşuna olmuştu.
"Ben hiçbir yere gitmiyorum."
Sesini kesinlikle duymamıştı Andy.Kendinden geçmiş bakışları ile bir müddet yüzünü inceledikten sonra boynuna yönelmişti.Adam daha önce çok sarılmıştı ona,yemekte bile eli kalçalarında,bacağında gezmişti,ki bu Andy'i çimdiklemesiyle sonuçlanmıştı.Fakat o an boynunu öpen adamın hızlı nefesi,belini sıkan eli farklı bir hisle kaplıydı,hissediyordu.Boynundaki dudakları çenesine yükseldiğinde eliyle durdurmuştu.
"Andy,şunu keser misin ? "
"April,çok güzel kokuyorsun."
"Sarhoşsun Andy.Bu şekilde aptalca bir halt yersen yemin ederim seni hayatta affetmem."
"İnsanların düğün gecelerinde karıları ile sevişmek istemesi ne zamandır aptalca sayılıyor ? "
"Andy."
"İlginç ama bu gece daha bir güzel gözüküyorsun.Ya da fazla arzu benim kontrolümü aldı."
"Uzak dur benden,çek şu elini."
"Rahat dur April,Dean gibi bir süpürge ile birlikte olduktan sonra standartların çok yüksek olmasa gerek."
Adamı ittirmeye çalışırken debelene debelene kalçası demiri sıyırmıştı.Fakat Andy dudaklarına yönelmişken bunu düşünemedi April.Belini kavrayan Andy,kaçmasına fırsat kalmadan öpmüştü onu,diğer bir deyimle öpmeye başlamıştı.Dili ile ağzının içinde keşfe çıkan adam sadece yoğun bir şarap tadı bırakıyordu onda.Sertçe göğüsüne vurarak ittirdiğinde,üzerinde oturur hale geldiği demir parmaklıkta iyice dengesiz hale gelmişti.
"Andy kes şunu düşeceğim şimdi."
"Rahat durursan hiçbir şey olmaz,gel şuraya."
"Düşeceğim diyorum,dursana ! "
Andy umursamadan tekrar yönelmişti üzerine doğru.Belindeki eli göğsüne yükseldiğinde tekrar debelenmişti kolunda.Ki bu kadının son hamlesi olmuştu.Üzerinde zor durduğu demirin üzerinde dengesini tamamen kaybetmişti.Andy'nin koluna tutunmaya çalıştı fakat işe yaramamıştı.Kalçasının üzerinden kayarak düşmüştü Adriyatik'in serin sularına.
Andy,önce April'in bağırtısını işitti,sonra kafasını tekneye çarptığını gösteren tok bir sesi.En son denizden koca bir şlaaap seni çalmıştı kulağına.Şaşkınlıkla bir anlığına mavi denize bakakaldı.Oynaşırken April'i suya düşürdüğü kafasına dank ettiğinde ise yüzünde sarhoşluğun getirdiği bir sırıtma oluşmuştu.Ki sözleri bunu yeterince ortaya koyuyordu.
"Vay be,ilk geceden murdar ettik gelini."