Hemen kucağıma aldım. Doktorun yanına götürdüm. Muayene ediyordu. Ona da bebeğe de bir şey olmasının endişesi içindeydim.
"Bebek nasıl? Cecilia'nın durumu nasıl?"
"Prensim Tanrı'ya şükür çok iyi."
"Peki o?"
"Sinir krizi geçirmiş. Dinlense iyi olacak"
"Tamam."
Doktor çıktı. Yatakta yatıyordu. Biranda sayıklamaya başladı."William. Geri dön yalvarırım."
Gözlerini açtı
"Neredeyim?"
"Ait olduğun yerde."
Yutkundu gözünden bir damla yaş aktı.
"William."
"O öldü."
Kafasını salladı iki yana ağlaması devam ediyordu. Bitkindi bitik bir halde.
"Hayır kandırıyorsun o ölmez. Ölmedi."
"Gözlerinin önünde kollarında can verdi ya Cecilia"
"Ahhh Tanrım ne olur rüya olsun yalvarırım. Kabul edemem edemeeeeem."
Hıçkırarak ağlıyordu. Bedeni titriyordu. Akan gözyaşları durmayacak gibiydi.
"O öldü kendine gel artık."
"William ölmedin, ölemezsin sevgilim lütfen bırakma beni bu barbar Stanley köpeklerine bırakma. Yüce Tanrım yalvarıyorum onu bana gönder lütfen ya da beni al. Ne olursun Tanrım bu kadar acı çok fazla.”
"Duaların kabul olmayacak."
"Lütfen Tanrım onsuz yaşayamam ben"
Delirmiş gibi ağlıyor dediklerimi umursamıyordu bile. Duymuyordu beni. Birden ayağa kalktı
"Onun yanına gideceğim"
"O öldü dedim ya Cecilia."
"Lütfen Norman yalvarırım ölmedi o ölemez onsuz hiçim anlasana"
"Artık bir hiç olarak yaşayacaksın o halde. Hemen kendine gel artık. Bebek için güçlü kalman lazım.”
"Zavallısın onu zincirledin bir prens gibi dövüşebilirdin ama korktun sen tam biz pisliksin. Korkak, ezik bir prenssin. Cesaretsiz ve korkaksın. Ucube."
Tokat attım.
"Canım yandı mı sanıyorsun? Şuan ölüyorum Ahhh Tanrım içim boşluk dolu onsuz yaşamak ölümlerin en beteri gibi. Bir daha onun kokusunu dokunusu hissetmemek tüm dünya güzelliklerinden mahrum kalmak gibi. O benim ilk ve tek gerçek aşkımdı Tanrım onu benden ayırma yalvarırım"
"Kes şunu."
"Senden nefret ediyorum. Sen zalim bir adamsın ve senden nefret ediyorum ölene kadar edeceğim. Onu öldürdün gözümün önünde yaptın bunu, nefes alamıyorum canım yanıyor sevdiğim adam kollarımda can verdi. Benden bir sevdiğimi daha aldın Norman Stanley gözlerimin önünde benden birini daha aldın. Acımadın, merhamet etmedin sen beni ve ailemi yok etmek için her şeyi yaptın.”
Gözünden akan yaşları sildi. Yüzünü ellerinin arasına götürüp kesik kesik nefes alışlarının sonrasında.
"Bunu sen istedin! Sana söyledim beni dinlemedin kaçışın yok demiştim sana Cecilia. Biliyorsun değil mi? Kaçarsan olacakları biliyordun.”
"Bende yaşamayacağım" dedi ve terasa çıktı.
Ardından koştum.
"Cecilia!"
Korkulukların dışına çıktı
"Sakın yapma. Kendini düşün"
"Kendimi mi? Dalga mı geçiyorsun sen hayatımın aşkını öldürdün her şeyimi aldınız neden yaşayım? Nefes almamı devam ettirecek tüm sebepleri elimden aldın Norman Stanley.
"Bebek için"
"Zaten tek umurunda olan şey değil mi bu bebek kahretsin senden olan bir bebeği istemiyorum
"Zaten tek umurunda olan şey değil mi bu bebek kahretsin senden olan bir bebeği istemiyorum. Oysa William bebeği kabul etmişti bizim bebeğimiz olacaktı. Donovan soyuna girecekti her şey daha iyi olacaktı.”
"Saçmalama onun babası benim. Aklın alıyor mu bu dediklerini?”
Yanına yaklaşacaktım ağlıyordu.
"Gelme sakın yemin ederim atlarım. Tanrı şahidim olsun ki atlarım Norman"
"Bebek"
"William gitmiş, ailem gitmiş nefret ettiğim adamın tohumu karnımda umurumda mı HAYIR. Bebekte bende öleyim bitsin. Ölmemesi hata zaten bunca zaman çoktan ölmüş olması gerekirdi.”
"O masum. Sen nefes aldıkça alan bir canlı o."
Göz yaşlarını sildi.
"Anlamıyorsun beni yapamam katlanamam. Onsuz yaşamak o kadar zor ve anlamsız ki yokluğunu düşündükçe kalbim ağrıyor Norman. Bilir misin bu hissi Aşk bu William Donovan benim hayatımdı hayatımı aldın. Tek gerçek aşktı benim için. Hayatını riske atarak beni kurtarmaya gelecek kadar seven adamdı o ama sen ne yaptın? Sen bir korkak gibi öldürdün onu. Canını aldın. Siz benim gördüğüm en karanlık kraliyetsiniz. Merhamet yoksunu zalimler. Kimse umurunuzda değil. Biz birbirimizi seviyorduk, aşıktık; ona aittim biliyorsun.”
"Belki bende aşığımdır."
"Gerçek aşık başka bir aşığa bunu yapmazdı. Sen beni kahrettin bile isteye ve yaşamayacağım. İstemiyorum yaşamayı William yok ise bende yokum."
Hala ağlıyordu o kadar çok ağlıyordu ki zor konuşuyordu. Üzgündüm onu böyle görmek istemiyordum ama mecburdum kurallar buydu ben o adamı affedemezdim. Cecilia’da biliyordu affedemeyeceğimi. Yazılı olan kraliyet kuralları her yerde aynıdır değişmez.
"Wiliaaaaaaaaaaaaaaaammmm. Yalvarıyorum sana sevgilim lütfeeeen Lütfennn sensiz bırakma beni. Ahh Tanrım Tanrııııııııım çok acı bu kendimle birlikte bir bebeği öldüreceğim ve bu pislikten farkım olmayacak. Tanrım affet senin huzuruna çocuğunu öldüren anne olarak gelmek istemezdim. Ben bu dünyada acıya mahkum edilmiş bir zavallıyım ve buna son vereceğim. William her şeyim her zaman ve sonsuza dek kalbimdesin Tanrı beni sana kavuştursun. Elveda Norman Stanley"
Şok olmuştum. Gözlerini kapadı. Derin nefes aldı. Tam o anda kolundan tutup çektim. Snaiyelik çok hızlı olmam gerekiyordu ve başarmıştım. Sarıldım ona. Geri indi. Biraz sendeledi kolunu tuttum çektim kendime sıkıca tutuyordum onu.
"Biliyorum benden nefret ediyorsun ama acısını bebekten çıkarma. Er ya da geç sana her şeyi unutturacağım yeniden mutlu olacaksın söz veriyorum."
Beni itekledi. Ağlamaya devam etti.
"Ne mutluluğu ben acıdan kahroluyorum. Sen hayatım boyunca nefret etmeye devam edeceğim insansın. Senin ölümünde benim elimden olacak Norman Stanley. Bunu yanına bırakmayacağım. Bir gün her şeyin ama her şeyin çok iyi gittiğini sanacaksın çok mutlu olacaksın, en güzel anların gibi gelecek sana ve işte o gün senin üstüne kara gölge gibi çökeceğim ve seni öldüreceğim. Hiç ummayacaksın seni o gün öldüreceğimi. Kahrolacaksın ama acı içinde kıvranacaksın sana hayatının acısını yaşatacağım yemin ediyorum yapacağım. Bunu o aklından sakın çıkarmaç”
Elini tuttum.
"Gereksiz konuşmaları kenara bırak ve yat artık gördüğün gibi hep kazanan benim güçlü olan, sen boşa çırpınıyorsun. Üzme kendini."
Yaşlar akan gözleriyle bana nefret dolu baktı ve sonra yatağa geçti. Öylesine içten ağlıyorduki yaklaşık yarım saat ağladıktan sonra uykuya daldı. Soluk yüzü ve küçücük kalmış bedeni ile yatakta kıvrılmıştı hamileydi ama bu fiziğine hiç yansımamıştı. Küçük yavru ceylan gibiydi. Odanın kapısı tıklandı.
"Gel"
"Leydi Isabella geldi efendim."
"Gelsin"
Isabella içeri girdi. Reverans yaptı ve bana yaklaştı karnı iyice belirginleşmişti.
"Ne oldu?"
Yüzüme dokundu
"Sizi özledim olanlardan sonra sizi görmeye fırsatım olmadı."
Isabella her erkeği baştan çıkarabilecek güzellikteydi. Dudaklarını dudaklarıma bastırdığı an şehvetin etkisiyle engel olamayıp kalçasından tutarak kendime bastırdım ve öpmeye devam ettim. Isabella hafifçe inledi dudaklarımı boynuna götürdüm ve öpmeye devam ettim. Ah biranda yatakta yatan Cecilia'nın derin nefesiyle kendime geldim Isabella'yı görünce tamamen aklımdan çıkmıştı orada olduğu halen yatakta uyuyordu. Yorgundu ve gözlerini açmamıştı.
Isabella'nın dudağına öpücük kondurdum.
"Gitmelisin artık tatlım"
Isabella istemsizce burun kıvırdı fakat emre karşı gelemezdi reverans yaptı ve gitt. Bende yataga başımı koydum ve gözlerimi kapadım.
MONİCA
Henry'nin yatağındaydık onun omzuna yatmıştım evet sarayda tek huzur bulduğum yerdi burası. Onu seviyordum bana hissettirdiklerini seviyordum.
"Ne düşünüyorsun?"
"William."
Prensin yatağında ona başka adamı düşündüğümü söylemek biraz absürt kaçtı.
"Anlamadım!"
"Onu yıllardan beri tanırdım çocukluk dönemlerimizde de krallığımıza gelirdi babası ile Cecilia hiç hazzetmezdi ondan itici bulurdu havalı ve ukala derdi sonra bir süre bizim sarayımıza gelmediler 2 ya da 3 yıl henüz 17 yaşındaydık ve Cecilia çok asi bir kızdı babam onu William ile nişanlandıracağını söylediğinde çılgına döndü istemedi ağladı yataklara düştü. Cecilia hep böyleydi Henry. Daha 17 yaşında babam belki biraz yola gelir diye onu saraydan gönderdi ama işe yaramadı sonrasında nişanlanmasına karar verdi. Sanırım bu yöntem en mantıklı olanıydı."
"Nasıl?"
"Cecilia partileri severdi ama çoğu zaman bir prens edasına kapılır dövüşürdü babamla imparator ziyaretlerine gitmek isterdi küçüklüğünden beri hakimiyet kurmayı severdi babam ceza olsun diye nişan olana kadar onu Venedik'e yolladı"
"Sonra..."
"Orada bir ay kaldı sonra geri döndü William ile tanışınca bayıldı kanatlandı resmen büyümüş ve yakışıklı olmuş bir Donovan'dı. Çok sevdiler birbirlerini gerçekten. Bu yaz Donovan Saray'ında muhteşem bir düğün olacaktı taki bu olaylar olana kadar.”
"Siz buraya gelene kadar yani"
"Cecilia annem ve babamın ölümünden sonra William mı kaldıramayacak Henry o hamile ve birde bunun sorumluluğu var üstünde. İkizimi biraz olsun tanıyorsam karanlık gibi çökecek çünkü o biz gibi değil.”
“Ne demek o?”
“Onun bir yanı var asla bize benzemeyen o yanı… Gözü karalığı. Şimdi taktı acı içinde olduğu için çfkeli ve intikam almadan durmayacak.”
"Cecilia aptal biri değil Monica bir prenses ve saraydan kaçmanın cezasını biz kadar oda biliyordu bunları göze alarak gitti. Norman Narissa'nında canını bağışlayarak yüce gönüllülüğünü ortaya koydu."
"Evet ama zor bir durum ama o benim kardeşim ben gitmedim kaldım senin için oda kendi aşkı için gitti çokta yanlış değil Henry"
"Bunları düşünme sen" dedi ve anlıma öpücük kondurdu
"Umarım o düzelir"
"Umarım sevgilim"
NORMAN
Ağlama sesiyle gözlerimi açtım Cecilia yatakta oturuyor zor nefes alıyor gibiydi ve ağlıyordu.
"İyi misin?"
Gözünden akan yaşlarla bana baktı
"Sanane”
"Yorgun gözüküyorsun bir şeyler yemelisin?"
"Ne yaptınız onu?"
"Ne?"
"Ölüsünü öylece attın mı?"
"Ne önemi var?"
"Ne mi önemi var lanet olsun dalga mı geçiyorsun sen benimle bunu çok görme en azından onu bir törenle uğurlayayım. Lütfen.”
"Sen hayal dünyasında yaşıyorsun."
"Senden nefret ediyorum. Onu Donovan Saray’ına gönderin en azından bu topraklarda olmalısın yalvarırım. Ne olursun. Bakın çok düşman kazanıyorsunuz artık bir yerde durmanız gerekecek.”
Yüzüne dokundum
"Eğer onu öldürmeseydim benim kadınım olmayı isteyecektin değil mi yalvarırken ağzından bunlar çıkıyordu."
"Sen pisliksin sana bakınca midem bulanıyor."
Çenesini sıktım.
"Sen zaten benim kadınımsın ben istediğim sürece yanımda olacak bir kadın."
"Norman."
"Efendim"
"Seni öldürdüğümde senin kadar bende zevk duyacağım. Can çekiştiğini gördüğümde ise keyifle güleceğim.”
Kahkaha attım.
"Sen beni öldürmeyeceksin Cecilia hatta seni sevmem için yalvaracaksın"
"Senden nefret ediyorum ve böyle de devam edecek"
O sıra kapı çaldı ve hizmetçilerden biri yemek getirdi. Saygıyla eğildikten sonra yemeği bıraktı ve çıktı.
"Hadi yemek ye biraz"
"İstemiyorum."
"Sana ye dedim Cecilia"
"Burada bu odada kalmak istemiyorum. Kardeşlerimin yanına gideceğim"
"Sen artık hep bu odaya mahkumsun şimdi yemeğini ye."
"Bak senin yüzünü görmeye dayanamıyorum midemi bulandırıyorsun beni başka bir odaya aldır gerekirse on tane nöbetçi dik başıma ama burada seninle kalmayayım"
"Derhal çeneni kapat Cecilia ve yemeğini ye!"
"Yemiyorum lanet olası herif senin sarayında hiçbir şey istemiyorum
"O lanet çeneni kapatıp yemek yemeni söyledim sana!"
Usulca masanın yanına yaklaştı ve yemeye başladı
NARİSSA
Herkes kötü davranıyordu bana. Monica daha gelmemişti Prens Henry ile birlikteydi. Cecilia'yı olaylardan sonra göremedim bile. Hırpalanmış ve dağılmış yüzümle zavallı halime ağlıyordum Isabella bana doğru yanaştı.
"Zavallılar"
"Ne dedin?"
"Zavallısınız bir zamanlar prensesken ne hallerdesiniz Tanrım acıyorum size."
"O çeneni kapatmazsan seni mahvederim."
"Ben bir kral metresiyim ve hamileyim. Yakında prenses olacağım sen kimsin bana zarar versen canın affedilmez bile bu kez"
"Defol Isabel. Prenses olacakmış ucube.”
"Cecilia akıllı tabi hamile kaldı şimdi odadan çıkmıyor ah ama Norman her türlü bana daha çok değer veriyor."
"Umurumda bile değil."
Bana doğru yaklaştı kolumdan tuttu ve "Bana bak ezik benimle iyi geçin." dedi ve gitti
Lanet olsun. Şuanda onu öldürmeyi istiyorum ben Prenses Narissa'yım ve gördüğüm muameleye bak bana böyle davranın cezası ölüm olmalıydı. Şuanda o kadar intikam doldum ki hepsini ona ödeteceğim bana böyle davranan herkes bir gün pişman olacak.
NORMAN
Cecilia yataktaydı yine iç çeke çeke ağlıyordu. Umursamadım. Yatağa geçtim ve gözlerimi kapadım. Bir şey söylemem onu daha da öfkelendiriyordu en iyisi susmaktı. Gözlerimi tekrardan açtığımda nefes nefeseydim. Kabus görmüştüm. Cecilia gözlerini açtı
"Ne oldu?"
"Yok bir şey sen uyumana bak."
Başının ucundaki sürahiden su doldurup bana verdi. Öylece bakakaldım biran beni öldürme hayali kuran insan benim için iyi bir şey yaptı.
"Teşekkür ederim" dedim suyu aldım. Bir şey demeden yastığa kafasını tekrardan koydu. Gözlerini sım sıkı kapattı.
Ertesi gün. Cecilia halen uyuyordu hizmetkarlardan birini odaya çağırdım ve ben çıktım.
Büyük salona gittim. Babam başta gözüktü. Saygıyla selamladım
"Günaydın oğlum"
"Günaydın baba"
"Birkaç konu konuşmam gerek sizinle"
Henry atıldı.
"Tabi baba dinliyoruz."
"Venedik'e ziyaret düzenleyeceğiz ve yanımda iki prens götüreceğim. Leanorda yeni seyahatten geldi bende seni ve Henry'i götürmeye karar verdim. En büyük ve en küçük oğlum."
Henry gülümseyip başıyla teşekkür edercesine.
"Onur duyarım."
"Çok güzel bir haber bende çok sevindim baba."
"Hazırlıklara başlansın Birkaç güne gideceğiz kardeşim kendini ona göre hazırlasan iyi edersin."
"Tamam”
Babam gitti. Darly zaten bu tarz şeylerden hoşlanmazdı bizim adımıza sevindi.
"Venedik güzel yerdir"
"Evet öyle."
Leanardo aklımı kurcalayan şeyi bir çırpıda dışarıya vurdu.
"Sen kaçak prensesi nasıl bırakıp gideceksin?"
"Aklıma o takılmıyor değil."
"Dikkatleri üzerine çekme Norman gitmemiz gerek."
"Farkındayım Henry."
Leo ve Darly'e döndüm.
"Ee ona göz kulak olmak size düşüyor."
"Memnuniyetle dedi." Leonardo
Hizmerkarlardan biri geldi. Nefes nefese kalmış. Reverans yaptı ve bana döndü "prensim Cecilia." Yine ne olmuştu ne yapmıştı bu kız.
"Yine ne yaptı?”
"Ateşler içindeymiş. Gözlerini bile açamıyormuş."
"Daha dün bir şeyi yoktu ki onun"
"Prensim durumu ciddi doktor yanında şimdi. Ateşi düşmüyor."
"Tamam çekilebilirsin ilgileneceğim."
"Bu kızdan çekeceğin var senin bak sürekli bir şeyler çıkıyor."
"Öyle. Umarım iyidir." dedim ve yanlarından ayrılıp odama gittim.
Cecilia yatıyordu. Doktor başındaydı.
"Neyi var?"
"Ateşler içinde yanıyor prensim. İlaç verdim ama şuan durumu aynı. Uyanamadı zaten sayıklıyor”
"Bebek?"
"Bebek yaşıyor prensim ama Cecilia kötüleşirse bebekte zarar görür. İlaçlarını bıraktım baş ucuna düzenli içsin."
"Tamam."
Önümde eğildi ve odadan çıktı.
Yatağın başına oturdum ve elimi alnına koydum ateşler içindeydi.
"Wil William."
Ah tabi üzüntüden yataklara düştü küçük prenses Biranda elime dokundu sonra sıkıca tuttu
"Seni seviyorum. Daima seveceğim William."
Gözlerini hafifçe açtı bana baktı ama hastalığın etkisi ile tam seçemiyordu sanırım yutkundu ve "Su." dedi
Ona bir bardak su verdim onu içti. Tekrardan yutkundu. Sanki beyni bulanmış gibiydi.
Elime dokundu "Teşekkür ederim." dedi.
"Cecilia iyi misin?"
"Babam o nerede?"
Ne babasından bahsediyordu? Yeni oyunu bu muydu? Planı neydi acaba?
"Cecilia kendine gel."
"Donovan İmparatorluğu yemeğe gelecekti şu halime baksana nasıl hazırlanacağım."
Yüzüne dokundum. Ateşler içindeydi. Gerçekten iyi gözükmüyordu.
"Cecilia."
"Siz benim odamda ne arıyorsunuz prensesin odasına böyle girilmez."
Neyi vardı bu kızın. Tanrım delirdi mi yoksa?
"Ben Norman Cecilia"
"William o mu gönderdi seni?"
Neyi var bu kızın yüksek ateşten dolayı delirdi mi. Başını yastığa geri koydu. Ağlamaya başladı. Yanına gittim.
"Neden ağlıyorsun?"
"Babamı istiyorum neden yanıma gelmiyorlar? Yine mi kızdırdım onları?"
Acı çekiyordu. Üzgündü zamanında da ailesi ile ilgili bir şeye üzülmüş belli ki.
"Kızdırmadın kimseyi. Babanın biraz işleri var Cecilia beni gönderdi. Sana yardım etmem adına."
O sıra doktor geldi
"Neyi var hatırlamıyor bir şey babasının yaşadığını filan sanıyor?"
"Prensim ateşini düşüremedik ve yüksek ateşin etkisi ile bilinç kaybı yaşıyor olabilir. İlaçların tesiri halüsinasyon olabilir.”
Birden öğürdü. Yanına gitti.
"Midemm"
Yataktan kalkktı. Ayağa kalktı. Başı döndü bana tutundu
"Burada kalamazsınız? Doğru değil
"Efendim?"
"Ben nişanlıyım burada olmanız doğru değil bir prenses ve bir erkek yan yana olmamalı. Özel odada olmamız yanlış dedikodular çıkarabilir. Sizde mi prenssiniz? Tarzınız öyle gibi. Rica etsem çıkar mısınız? Nişanlımı kızdırmak istemem.”
"Cecilia şaka mı yapıyorsun hiç komik değil?"
"Karen nerede?"
"O kim? Ne diyorsun Cecilia.”
"Yardımcım nerede banyomu hazırlasın"
"Cecilia."
Cecilia doktora baktı
"Bu adam kim ne hakla odama alınıyor babama ileteceğim bunu? Karen gelsin derhal. Banyomu da hazırlayın yanıyorum serinlemem gerek."
"Cecilia."
"Prensesim"
"Ne?"
"Prensesim, leydim diyeceksin çıkar mısınız odamdan? Rica ediyorum kuralları biliyorsunuz." Doktora döndü tekrar
"Karen'e söyleyin kırmızı elbisemi hazırlasın ben banyodan çıkana kadar akşama yetişmem gerek"
"Siz beni anladınız değil mi?"
Kafa salladım.
"Evet leydim ben şimdi yardımcınızı yanınıza göndereceğim akşam için gerekli her şey hallolacak."
"Teşekkürler."
Doktora döndüm.
"Neler oluyor bu kıza?"
"Prensim bu karışımı içsin ateşini düşürür. Kendine gelecektir."
Karışımı bardağa koydum.
"Leydim solgun gözüküyorsunuz akşam için dinç olmalısınız en güzel halinizle, bu karışım size güç verecektir."
Eline aldı kokladı.
"Nedir bu? Beni zehirleyemeyeceğine nasıl emin olabilirim?"
Bir yudum içtim.
"Bakın sizden önce ben tattım merak etmeyin sizin için."
Kafasıyla teşekkür edercesine salladı gülümsedi ve karışımı içti.nYatağa yatırdık. Gözlerini kapadı. Baş ucundaydım. Gözümden birkaç damla yaş aktı. Bana olan nefretini besledim onun istesemde sevmezdi artık beni. Birkaç saat geçmişti. Gözlerini açtı. Bana baktı. Hatırlıyor muydu? Ne olur hatırlasın bana nefret kusmasına bile razıyım. Hadi "Senden nefret ediyorum Norman Stanley." de ama yeter ki de Cecilia. Hatırla...