14.Bölüm

1810 Kelimeler
Askerler beni ve Narissa'yı görünce gözleri kocaman oldu. "Buradalar. Tanrım bulduk onları sonunda." "Lanet olsun Cecilia sana saklan demiştim. Neden çıktınız?" "Bırakın onu sizinle geleceğim tamam. Onu bırakın." "Oda geliyor zaten" dediler ve kolumuzdan tutup arabaya bindirdiler. "William kaşın kötü gözüküyor kanamış iyi misin?" "İyiyim bitanem merak etme korkma bize bir şey yapamayacaklar." Narissa öfke ile bağırdı. "Şaka mısın sen tekrardan Stanley cehennemine dönüyoruz siz yan yanamı geleceğinizi sanıyorsunuz? Öleceğiz ciğerlerimizi deşecekler son kez bakın birbirinize." "Kapa çeneni! William'da bende ölmeyeceğiz." "William nasıl bu kadar aptal oluyor acaba? Sen Prenssin askerlerinin seni koruyor olması gerekti bu ne şimdi öylece yakalandık." "Tek zeki kendinimi sanıyorsun sen acaba? Normal bir eve sığındık hangi normal evde prens askerleri nöbet tutar ki. Dikkat çekmekten başka bir şey olmazdı" "Sanki bulunmadık lanet olsun özgürlüğüm 5 gün sürdü sadece 5gün! Onda da o kokan eve tıkılıp kaldım." Artık bir şey duymaya tahammülüm yoktu. "Yeter. Sus artık." Koşar adımlarla kaçtığım saraya yine yaka paça getiriliyordum ölecektim acı olan ise peşimde William'ı sürüklemiştim. O ölürse kendimi asla affetmezdim asla. Günler sürecek yolculuğun sonunda o cehennemde olacaktım yine. NORMAN Geçen birkaç günün ardından onları yakaladıklarına dair bir haber gönderip yolda olduklarını belirtmişlerdi. Geliyordu dağ keçisi kaçtığı saraya yeniden giriyordu. Üç gün tam üç gün sürdü gelmeleri. Hepimiz büyük salondaydık. Muhafızlardan biri içeriye girdi soluk soluğa. "Prensim onları getirdik. Bahçedeler." Hemen bahçeye çıktım diğerleri arkamdan. Arabadan indirdiler. Cecilia, William'a bakıyor ve askerlerin elinden kurtulmaya çalışıyordu. Kafasını kaldırdı göz göze geldik. Ona doğru hızlı adımlarla yürüdüm ve boğazına yapıştım "Lanet olası sürtük seni! Seni geberteceğim. Pişman olacaksın." William şerefsizi atladı. "Dokunma ona" Öfkeyle ona döndüm ve yumruk çaktım Cecilia tüm gücüyle bağırdı. "Hayır bırak onu. Dokunma ona." Lanet olasıcalar bu ne birbirlerine deli gibi aşık sevgililer ve asla birbirlerine kimsenin dokunmasına izin veremiyolar öyle mi? Siz görecektiniz. Sevmiştim seni Cecilia gerçekten sevmiştim. Bunun bedeli ağır olacaktı. Arkadan Monica'nın sesi geldi "Kızlar. Tanrım William." Narissa Monica'ya doğru koşmak istedi ama engellendi. "Monica." "Çenenizi kapayın. Atın bunları zindana." Muhafızlar onları götürdü. "Ölüm emirlerini sen mi duyurmak istersin yoksa hemen duyurayım mı?" "Cecilia bebeğe zarar vermediyse o yaşar baba benim çocuğum o. Hamileyken onu öldüremeyiz." Annem hepsinin ölmesini istiyordu. "Peki diğer kız ve adam ne olacak?" "Düşüneceğim anne!" MONİCA Hepsi zindana atıldı gözyaşlarım ardı ardına akarken Henry yanıma geldi. "Neden ağlıyorsun?" "Korkuyorum." "Neden?" "Onları öldürürse" "Bunu onlar istedi" "Hayır lütfen eğer bebek yaşıyorsa Cecilia yaşayacak peki ya Narissa yalvarırım ona zarar vermesin Henry konuş onunla. Kardeşimin ölümüne dayanamam ben senin için kaldım burada benim için bu küçük şeyi yap yalvarırım Narissa yaşasın. Babandan sonra sen geliyorsun kral vekili sayılırsın babanı ve Norman'ı ikna et yalvarırım sana. Her şeyi yaparım kardeşlerim ölmesin bunu bana çok görme ne olur." "Ağlama elimden geleni yapacağım." "Peki William" "O kadarına ben karışmam Monica üzgünüm Narissa için uğraşacağım sadece." dedi ve gitti NORMAN. Darly ile odadaydık kafam karma karışıktı artık. Henry içeriye girdi "Bir gelişme var mı?" "Birazdan doktor kontrol edecek Cecilia'yı bebek için" "Hala hamileyse" "Yaşar." "Narissa? "O neden yaşasın ki?" Henry ne diye Narissa'nın yaşamasını istiyordu. "Evet belki hamile değil ama bence bu haksızlık olur Narissa'nında yaşamaya hakkı var onun bir kaçma hakkı vardı ve oda kardeşiyle gitti." "Ne saçmalıyorsunuz siz?" "Babamla konuşacağım. Narissa onun yaşamasını isterim." O mu isterdi yoksa Monica mı? Ne güzel tesiri altına almış hemen Henry’i dediklerini yaptırması bu kadar kolaydı yani. "Bunu isteyen Monica olabilir mi?" Kafa salladı. "Benim için çok büyük fedakârlık yaptı karşılığında bende ona bir şey vermek istiyorum." Darly Narissa'ya olan ilgisinden mi yoksa Henry'e gerçekten hak verdiğinden mi bilmiyorum. "Doğru aslında. Cecilia hamile ise yaşayacak kardeşine merhamet gösterebiliriz. Eğer bir aile üyeleri daha ölürse Monica'yı bile bu sarayda tutamayız." "Yaşasın mı yani?" "Bence öyle olmalı" dedi Henry "Yaşasalar bile onları mahvedeceğim ölmek için yalvaracaklar. Yaşamak anlamsız gelecek." Kapı çaldı o anda "Gir." Cecilia'yı getirdiler her zamanki asiliğiyle "Dokunma çek ellerini bırak beni. William nerede onu göreceğim. Çekilin." Yanına gittim çenesinden tuttum bana bakıyordu. Hırpalamışlar. Dudağı patlamış eli yüzü çizilmiş. "O lanet çeneni kapat ve yat şuraya." Yüzüme tükürdü. "Bana dokunma. Yatmıyorum bu yatağına da." "Cecilia sana yat dedim" İttirdi beni. "Kurtulacağız buradan yine kaçacağım yine ve yine beni tutamazsın anladın mı? Öldür beni Stanley öldür ve kurtul yoksa ben pes etmem." Boğazından tuttum nefesi kesildi. Öksürmeye başladı. "Çeneni kapat ve yat." Yatağa yattı. Henry ve Darly çıktı doktor geldi hizmetkarlar Cecilia'nın kollarını tutuyordu "Bacakları aç. Muayene etmem gerek" "Hayır. Çek ellerini. Dokunma." "Bebeği kontrol edeceğim hadi" "Bebek yok!" O an mahvoldum. Ne demek yoktu. Söz Verdi bebeğe zarar vermem dedi. Zehir mi içti? Ne yaptı birkaç hafta içinde naısl bu kadar kolay kurtuldu ki. Döndüm ona "Nasıl yok?" "Zehir içtim ve bebekte öldü. Zaten hiç yaşasın istemedim." "Yalan söylüyorsun muayene edin. Çabuk!" Hizmetkarlar zorla bacaklarını açtı. Bağırıyordu. "Barbarlar. Zalim köpekler bırakın beni. Dokunmayın bana. Williaaaaaaaaaaaammmmm" Doktor ayağa kalktı. Lütfen korktuğum şeyi söylemesin Tanrım. "Prensim" "Ne?" "Bebek yaşıyor fakat dikkat etse faydalı olur. Kanaması var." "Yaşıyor mu?" "Evet. Zindana gitmese iyi olur. Beslenmesine özen gösterirse birkaç karışım vereceğim." "Tamam" Doktor çıktı. Yanına gittim. Bana tüm kiniyle bakıyordu. "Öldürmedim işte bebeği bırak beni." "Evet neden yapmadın?" "O kadarda vicdansız değilim ben benimde bebeğim o" "Evet farkında olman güzel" "Bırak gidelim bebek doğduğunda sana veririm yemin ederim ya da doğuma kadar burada durayım sonra bırak beni istemiyorum seni bebeği de istemiyorum al senin olsun.” Bu söylediklerine inanıyor muydu? Onu bırakır mıydım? Seviyordum onu. "Bundan sonra bu saraydan çıkabileceğini mi sanıyorsun buradasın artık" "Lütfen. Seni sevmiyorum, bu sarayı sevmiyorum, ben prensesim Norman burada köle olarak yaşayamıyorum yapma William’ı seviyorum anlasana." "Gerekirse yeniden prenses olursun bu sarayda! Kim bilir ya da bir metres olarak son verirsin." "Lanet olsun sana istemiyorum burayı. William ona aşığım ben anladın mı? Burada beni zorla tuttuğunda ormana gidip onunla seviştim defalarca odasında fingirdedik burada senin sarayında ihanet ettim sana beni nasıl tutmak istiyorsun? Kötü birisiyim kurallara aykırı davrandım senin kadınınken içimde senin çocuğun varken başka adama ait oldum. Onun altında zevk aldım yapılmaması gereken bir günahı işledim. Öldür beni. Öldüüüüüüüüür." Cecilia'nın kalbini söküp almamak için kendimi zor tutuyordum kendimi. Lanet olası. Boğazını sıktım "Bunların bedelini ağır ödeyeceksin Cecilia. Sana ölmek ödül olur aldığın nefesi işkence haline getireceğim. Hadi yat ve son kez rahat uykunu uyu çünkü geri kalan günler böyle rahat uyuyamayacaksın." Dedim odadan çıktım Ona öyle bir ceza vereceğim ki ölmek için yalvaracak aldığı her nefes işkence gelecek. Yapmamalıydın Cecilia sana güveniyorken beni bu hale getirmemeliydin. Askerler ile bahçedeydik. Annem, babam, kardeşlerim hepsi bahçede kararımı açıklamamı bekliyorlardı. Babam ve Henry ile uzun konuşmalarım sonrasında babam kraliyete en uygun kararı vermemi ve kaybolan itibarımı kazanmak için bunu benim açıklamamı istedi. Monica Henry'nin yanında duruyordu. Cecilia, Narissa ve William getirildi. "Evet herkes toplandığına göre ben başlayayım. Karşımda duran üç suçlu ceza gerektirecek şeyler yaptılar. Cecilia'nın canını bağışlıyorum bildiğiniz üzere benim bebeğimi taşıyor karnında bebek kraliyete ait olacak bir piç sayılmayacak, Katchin ailesinden çok can aldık üzerine yenileri eklenmesin istiyoruz ve dostluk dalı görmeleri adına Narissa'da bağışlandı fakat William için ölüm emri verildi. İdamı uygun görülmüştür.” Cecilia öfke ile bağırmaya başladı. "Ne! Hayır. Yapamazsın." Askerlere emir verdim. William dizlerinin üstüne çöktü. William kurtulmaya çalışıyordu. Cecilia'da askerlerin elinden kurtulmaya çalışıyordu. Bağırması tüm sarayı inletiyordu. Öfke dolu haykırışı çığlığı inletiyordu her yeri. Zor tutuyordu askerler öylesine diretiyordu, öylesine hırçındı "Hayır yapma! Norman lütfen." "Üzgünüm affedilemez bir şeydi bu." Cecilia bağırıyordu. Askerlere bırakmalarını işaret ettim koşup benim yanıma geldi. "Onu öldürme." "Neden?" "Norman onu seviyorum. Lütfen vazgeç biz size hiçbir şey yapmadık ne olur. Yeterince işkence ettiniz bize şimdi böyle yapamazsın. Lütfen Norman. Ben İskoçya Prensesi Cecilia Katchin’im buraya sana ait değilim. Nişanlım o. Ona aitim neden anlamıyorsun? Yanlış yapan sendin. Nişanlı olan prensesi kaçırıp zorla metresin yapan sensin şimdi bizi cezalandıramazsın.” Sen benim sana olan sevgimi elimden aldın farkında değilsin. "Üzgünüm her şeyin bedeli vardır Cecilia. Kurallar belli." "Hayır bu olamaz! Bir kez olsun merhamet et sadece bir kez insan olduğunu kanıtla." "Tamam William yaşasın" Biranda yüzü güldü. Derin bir oh çekti. "O zaman Narissa ölür." "Ne?" "Sen seç sevgilini istersen öldürmem ama bu kez kardeşin gider. Seçimini yap." Narissa'nın gözleri dolmuş tek kelime edemiyordu. Sadece ağlamakla yetindi. "Hayır Norman beni böyle bir yüke sokma kardeşim her şeyim benim onun için gerekirse ben ölürüm." "William için ölmezsin yani?" "Ölürüm gerçek aşk ne sen bilmezsin William'a aşığım ve ölürüm onun için. Sadece beni öldür lütfen ikisini de bağışla öldür beni Norman.” "Sana bir şey demedim sen seç kim yaşasın seçmezsen William gidecek hadi kararın ne?" "Her şeyi yaparım onlar yaşasın yeter ki. Lütfen Norman yalvarırım." William'ın hoşuna gitmemişti Cecilia'nın bu hali öfkeyle. "Cecilia yeter yalvarma. Sen dik bir prensessin ona yalvarma" "Norman yemin ederim bu saraydan çıkmam sana yemin ederim senin kadının olurum. Aksilik yapmam. Sana zorluk çıkarmam. Emirlere uyarım sana yalvarırım onlara bir şey yapma. Ölene kadar itaat ederim sana lütfen.” "Cecilaaaa! Sen Onun kadını olup ben yaşayacaksam şuan ölmeyi tercih ederim saçmalama. Sana şuna yalvarmayı kes dedim." "Onu bu kadar çok seviyorsun demek?" "Evet. Annem ve babamdan sonra onları da kaybedemem lütfen Norman." Diz çöktü ayaklarıma kapandı. Burnu havada Prenses Cecilia önümde diz çöküyordu kim için sözde nişanlısı için. "Ne istersen yaparım. Yemin ederim. O yaşasın. Ona zarar verme yalvarırım Norman. Lütfen. Lütfen Norman Stanley." Askerlere işareti verdim. Askerlerden biri kılıcını çıkardı ve arkadan William'a sapladı. Kafasını kesip tek solukta ölmesine gerek yoktu. Cecilia öyle bakakaldı. Biranda ayağa kalktı inanamadı gördüğü görüntüye döndü bana baktı ve tekrar William!a yutkundu. Vücudu titriyordu ve biranda şoktaydı. Titredi o zayıf bedeni. Sendeledi "Ahhhhh. William. Hayıııııııırrrrrrrrrrr." Ona koşacaktı kollarından tuttum. Çırpınıyor, bağırıyor ve hıçkırıklar içinde ağlıyordu. "William. Ölme William. Bırak beni!" Kollarımdan kurtuldu onun yanına koştu "Hayır sakın ölme yalvarırım. William bana bak. Bak bana sevgilim buradayım." "Cecilia." "Yalvarırım ölme William hadi bak bana. Doktor çağırın yalvarırım ölecek hadisenize ne bakıyorsunuz?" Ayağa kalktı askerlere vurmaya başladı "Doktor çağır ölecek hadi. Neden bakıyorsunuz hepiniz Tanrı aşkına ne olur yardım edin." William can çekişiyor kimse bir şey yapmıyordu. Elbisesinden bir parça kopardı William'ın kanayan yerine bastırdı. Işe yararmışcasına bunu yaptı. "Buradayım sevgilim tamam geçecek söz veriyorum. Dayan ölme ne olur ölme. Kurtulacağız lütfen hayatta kal William ne olur." "Cecilia ben isteğime kavuştum" "Ne. Ne saçmalıyorsun sen?" "Senin kollarında ölüyorum seni seviyorum Cecilia. Son nefesimde seni görüyorum." "Bende seni seviyorum William ama ölümü düşünme yalvarırım sana güçlüsün sen dayan. Yaaaaaaaaaaaa lütfen lütfen biriniz yardım edin lütfen." "Eğil" Cecilia eğildi. Yanağına bir öpücük kondurdu. Karışmadım uzaktan onlara bakıyordum herkes onları izliyordu. Cecilia ağlamaktan harap olmuş William ise daha çok kan kaybetmişti. "Kendini sakın üzme sevgilim. Ve asla boyun eğme." Dedi ve gözleri kapandı. "William. Hayır hayır! Aç gözünü bana bak. Williaaaaaammm. Yapma bu acıyı yaşatma bana." Willia'a sarıldı. "Aç gözlerini sevgilim hadi yalvarırım." Bana baktı tüm öfkesi ile elleri üzeri kan içindeydi. Mahvoldum onu böyle görmek beni mahvetti ama zorundaydım kraliyet kuralları belliydi yapmam gerekti. Kendisi biliyordu kaçmanın suçunu, yakalanma ihtimallerini. "Ölemez William ölmez." Bana bakıyordu öfkeyle yanıma gelip vurdu bana. "Ölmedi o hadi bir şeyler yap doktor çağırsana hadi" "O öldü." "Hayır. Ölemez William." Derin derin nefes almaya başladı ve sonra kollarıma düştü...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE