“Demek beni aldatıyorsun öyle mi?” Hye kapının ardında duruyordu. Jang’ın peşinden geleceğine adı gibi enimdi. Babasının sözlerinden o kadar da etkilenmemişti aslında. Kapının kapanması ile Hye, içeriye giren Jang’ın sırtına atlamış ve ensesini ısırmıştı. Jang ise şaşkın bir şekilde sırtındaki kadının sözlerini idrak etmeye çalışıyordu. “Se… Sen kızmadın mı?” Onun nerede ise kekelemesi Hye’yi keyiflendirmişti. Boynunu daha da sıkarak onu hissetmeye çalışmıştı. “Sence o kadar aptal bir kadına benziyor muyum kocacım?” Jang kahkaha atmıştı. “Aptal mı? Sen benim gördüğüm en çılgın kadınsın. Ayrıca gerçekten aşağıda beni korkuttun. Bir an babanın sözlerine inanacağını sanmıştım. Bakışlarında kıskançlık çok barizdi.” Jang Hye’yi sırtından indirmeden odada sanki dışarıda küçük bir kız çocuğu

