° ° °
B ö l ü m :
A d ı
g a m z e l i m
° ° °
° ° °
B ö l ü m
a l ı n t ı s ı :
Y a n a ğ ı n d a
k i
g a m z e s i
ç o k
g ü z e l d i .
K o n u
b u
d e ğ i l d i .
° ° °
° ° °
i y i
o k u m a l a r
° ° °
İlaçları kullanmamıştım. Bütün gün saygısızlık yapmıştım. Yemeklere dokunmamıştım. Neriman ablayı hiç dinlememiş ve umursamamıştım.
Böyle davranmak istemiyordum ben. Böyle olmak istemiyorum. Eskiden çok mutlu, güler yüzlü, sempatik bir insandım. Yine vurdumduymazlığım vardı ama en azından günlerim yaşanmaya değerdi.
Buraya gelirken kaza geçirmiştim. Acaba ablam hiç beni merak etmiş miydi? Ya da bir an için aklına gelmiş miydim? En son üzerinden uzunca bir zaman geçmişti. En yakın iki arkadaşım olan Melisa ve Arda'yı terk etmiştim. Ailemin mezarına bir kere bile gidememiştim.
Yorgundum. Hem bedenen hem de ruhen. Yorgunluk bedenimin her zerresinde hissedebildiğim bir duyguydu. Benim çok güzel bir hayatım yoktu öncesinde belki ama şu an da da elle tutulur doğru düzgün bir hayatım yoktu. Canım sıkılmış, moralim bozulmuştu. Bilmediğim bir şehirde iki yabancının evinde kalıyordum. Misafir olduğumun farkındaydım. Nermin abla beni sevdiğini hissettiriyordu ama yine de emin olamıyordum. Burası bana ait değildi. Ben bu değildim. Yorgun ve kırgındım. Anneme, babama, ablama, Kıvanç ' a herkese ve her şeye kırgındım.
Kıvanç ' ın bana karşı olan tavırlarını tam olarak kestiremiyordum. Bazen onun için önemli ve özel olduğumu bazen ise hiç önemli olmadığımı düşünüyordum. Ondan emin olamadığım için ben de ne yapmam gerektiğini , nasıl davranmam gerektiğini anlayamıyordum. Yorulmuştum.
Düşünmekten, anlamlandırmaya çalışmaktan, kendimi toplamaya çalışmaktan, anılarımı hatırlamak istememekten, aklıma geldiğinde anında düşüncelerim savunmaktan yorulmuş ve bıkmıştım.
Neriman ablanın evinde fazla uzun kalmıştım. Artık ona yük oluyordum. Bu durum canımı daha da sıkıyordu.
Neriman abla , ablam gibi yapmayıp bana kendi evinde yer açmışken ablamın beni evimizden , kendi evimden , kovması zoruma gidiyordu. Üzülmüştüm. Anne ve babamı özlemiştim. Onları bir daha görememek içimi sızlatıyordu. Kalbimde her zaman bir sızı vardı. Anne ve babasız kalmıştım ama onlardan sonra kalbimde bir adet sızı yer edinmişti. Bedenim her zaman onları hissetmek ister gibiydi. Hiç unutmamalılar gibi. Uzun zamandır doğru düzgün uyumuyordum. Eskisi gibi aynı kabusu görmüyordum ama yine de kabus vardı rüyalarımda iki günde bir. Acı kesinlikle hissedilmeyi talep ederdi. Her acı farklı şekillerde hissedilirdi.
Bu eve gelip saygısızlık yapıp durmuştum. Neriman abla ve Kıvanç' a yük oluyordum. Bu durum her zaman içimin burkulmasına sebep oluyordu. Eve geldiğimden beri Neriman abla ve Kıvanç ile doğru düzgün oturup birlikte yemek yememiştim. Kıvanç ile oturup hiç yememiştim ama Neriman ablayla bir kaç gün birlikte yemek yemiştim. Neriman abla çok güzel yemek yapıyordu.
Buzdolabını karıştırıp doğum günü pastasını almıştım. Gizli gizli çekmeceleri karıştırmıştım. Mısır almıştım. Bir de bu yetmezmiş gibi patlamış mısır patlatmasını bilmezken , patlamış mısır patlatmaya çalışmıştım.
Sonuç mutfak berbat olmuş ve Neriman ablanın uyanmasına neden olmuştum. Bütün bu yaşananların dışında karşımda durup gülmekten kızarmış bir Kıvanç sinirlerime dokunmasına rağmen , bana kendimi iyi hissettiriyordu.
Mutfak kapısına gelmiş olan Neriman abla " Peki. " dedi ve gitti. Şok içerisine Kıvanç' a baktım, gülümsüyordu. Gülmekten yüzü kıpkırmızı oluyordu. Nermin abla uykulu haliyle mutfak kapısına gelip ' peki ' deyip gitmişti. Konuşmamıştı, soru sormamıştı. Mutfaktaki dağınıklığından bir haber olduğunu sanıyordum. Neriman abla neden bir tepki vermemişti? Ben onun yerinde olsam mutlaka bir tepki verirdim. Bence kim olsa bir tepki verirdi. Neriman abla ise hiçbir şey yapmamış veya bir şey söylememişti. Garip diye düşündüm. Neriman abla garip bir kadın değildi ama bazı anlarda çok garipti.
Gerçekten de Neriman abla deli olabilir mi? diye düşündüm bir an için. Hala aynı yerde durmuş Neriman ablanın az önce olduğu yere bakıyordum.
" Hayır. " dedi bir anda Kıvanç. Neyden bahsettiğini anlamamıştım.
" Ne hayırı? " dedim anlamadığımı belirterek.
" Deli değil. " dedi Kıvanç. Anlayamamıştım. Ne diyordu bu çocuk? Neden bahsediyordu? Kime konuştuğunu anlamak için ona baktım. Kimseyle konuşmuyordu. Bana bakıyordu. Zaten mutfakta da ikimizden başka kimse yoktu. Benimle konuşması gayet normaldi. Ama sorun şu ki ben Kıvanç ile konuşmamıştım. Ben kimseyle konuşmamıştım. Sadece düşünüyordum.
" Ne sanıyorsun? Halam deli değil. " dediğinde sesi sertti. Halası deli değildi. Evet deli değildi. Kim deli demişti ki? Ne ? Bir saniye ben az önce içimden düşünmüştüm Neriman ablanın deli olup olmadığını. Kesinlikle içimden söylemiştim.
" Ben onu içimden... " .
Cümlemi yarıda keserek, " Sara halam deli değil. " diyerek kendi cümlesini yeniledi. Kendinden emin bir şekilde konuşmuştu. Ben öyle olduğunu düşünmüş olabilirdim ama böyle bir şeye ihtimal vermemiştim. Öyle değildi. Neriman abla deli falan değildi. Sadece bazen garip bir kadın olduğunu düşünüyordum o kadar. Bir an için karşımda duran adama baktım. Az önce aklımdan geçirdiğim düşünceme karşılık almıştım. Bu tuhaftı.
Anladığımı belli ederek başımı salladım. Bir şeyler yapmak için yere düşen mısır taneleri toplamaya başladım. Kafam karışmıştı. Ben az önce içimden düşünmemiş miydim? Hayır hayır kesinlikle içimden düşünmüştüm. Ağzımı açıp tek bir kelime dahi söylememiştim.
Anlık şok etkisi ile yerdeki mısırları toplamaya başladım. Toplamak için bir kez daha yere eğildim. Çömeldiğim anda ellerimi tuttu ve, " Sara ... " elinin elimdeki teması bir titremeye neden oldu. Ne kadar da güzel elleri vardı. Vücudum bir hoş olmuştu. Ne kadar da temizle elleri vardı onun. Yavaşça ellerimi açtım ve taneleri serbest bıraktım. Utanmıştım. Ona bakamazdım. Neden ellerimi bu kadar kibar tutuyordu. Acaba benim heyecanlandığımın , daha doğrusu beni heyecanlandırdığının farkında mıydı?
İçim pır pır etmişti, midemi titrettiğini hissedebiliyordum. Karşımda durmuştu. Benim gibi yere çömelmişti.
" Sadece uyur gezer. " diyerek gülümsedi. Ne güzel gülümsüyordu. Sol yanındaki gamzesini saymıyorum bile. Gamzesi çok güzeldi. Bunu daha önce söylemiş miydim? Kendime gelmeliydim. Konu bu değildi. Kafam karışmıştı.
Bir an için onun düşüncelerimi okuduğunu düşünmeye başladım.
Düşünme. Düşünme. Kendine gel. Sakin ol.
Böyle düşünmüştüm. Onun düşüncelerimi okuduğunu düşünmüştüm. Çünkü onun deli olup olmadığını içimden düşünmüştüm. Gerçekten bu sefer içimden düşünmüştüm. Çünkü konuşacak halim yoktu. Konuşacak yüzüm yoktu. Ondan şüphelendiğini düşünmeye başlayınca ya da bakışlarımın garipleştiğinin farkına varınca hafif bir tebessüm etti . " ... Ve bu arada dıştan konuşmuyorsun. Bakışların anlatıyor. " diye de ekledi. Ne yani bakışlarımdan ne demek istediğimi anlıyor muydu? Ne yani bakışlarımı okuyabiliyor muydu? " Ne yani bakışlarımı okuyabiliyor musun ? " dedim şaşkın bir şekilde. Gülümsedi. Bu gülümseyişi diğer gülümsemeleri gibi değildi. Daha içten bir şekilde gülümsemişti.
Elimi tutan eli beni benden almıştı. Nefes almayı unutmamalıydım. Gamzesini görüyordum. Çok güzel bir gamzesi vardı. Konu bu değildi. Sanırım dediği gibiydi. Bakışlarımdan bir şeyleri anlaması normaldi. Aslında normal değildi ama beni anlaması hoşuma gitmişti. Bir an için aklıma bir fikir geldi. Peki bunu anlayabilir mi acaba diye düşündüm.
" Peki... Şu anki yüz halimden bir şey anlar mısın? Yani bunu anlayabilir misin ? " dedim. Tepkim karşılaşısında da yüzü bir an değişti. " Şey evet yani ... Peki ama her şeyi anlamıyorum. " diye ekledi. " Büyücü değilsin ki anlamaman normal olur . " diyerek gülümsedim.
" Tamam. " dedi.
" Peki. " dedim.
Bir kez daha, " Tamam. " dedi.
Ben de bir kez daha, " Peki. " dedim.
Ellerimi sıktı. Önce ellerime baktı gülümsedi ve bana baktı hala mutfağın ortasında yere çömeliyorduk. Bacaklarım ağrımaya başlamıştı ama Kıvanç ' tan şüphelenmiştim.
Üzerimizde ki ağırlıkları daha fazla kaldıramadım. Dizlerimi yavaşça yere yasladım. Karşımdaki genç de aynısını yaptı.
Dizi dizime değiyordu. Ona tekrar gülümseyerek baktım ve gözlerimi diktim ela gözlerine. Bakışı ne kadarda muhteşemdi. Gözlerinin ne kadar güzel olduğunu biliyor muydu acaba ? Kıvanç ' ın ela gözlerinin içinden akıp gitmek istiyordum. Enfeslerdi. Saatlerce burada onun gözlerinin içine bakabilirddim. Bu gözlerin hep bana baksınlar istedim o an. Böyle sadece bana baksalar ne hoş olurdu.
Her an beni izlediğini düşmek içimde bir his uyandırıyordu. Midemde bir şeyler oluyordu. Kelebek değil di bu. Bildiğiniz fil tepişmesiydi. Çok güzellerdi bana ait olmalarını isterdim. Sadece beni görmelerini. Her an bana bu kadar güzel bakmalarını isterdim. Yanağında çok güzel bir çukur vardı. Gamzesi çok güzeldi. Bunu daha önce söylemiş miydim? Konu bu değildi.
Ve gülümsemesi soldu. Dudaklarının kenarında bulunan derinlik gitti. Gözlerindeki parlaması soldu. Terlemiş ellerini ellerimden çekti ve dizlerin üstüne doğruldu. Ne olmuştu şimdi. Duygu karmaşası yaşıyordum. Üzülsem mi? Şok mu olsaydım ? Yoksa aramızdaki mesafeyi artırıp midemi de rahat durmasına izin verdiği için sevinsem mi ? Bilemedim.
" Neyse ya, hadi mısırları kaba koyalım. Halam yarın mutfağı temizler. " dedi Kıvanç ve ne yapacağını bilmez bir şekilde etrafına bakarken , beni ne hale bıraktığını farkında değil. Ona anlatmak istediğim şeyi anlamış olabilir miydi ki?
Ellerine saçlarını attı. Saçlarını dağıttı. Bende saçlarımı düzletirken " Peki. " dedim. O biraz daha kendini toparlamıştı. Karışmış saçlarının verdiği hisse odaklanırken başımı öne eğmiştim ve saçlarımda suratımın kenarlarını örtüyordu. Üzüntüyle içim çektim ve tekrar " Peki. " dedim.
Dizlerimin üstünde doğruldum ve aramızdaki mesafelerle ne yapacağımı bilemez şekilde etrafa bakındım. Üzerimde Neriman ablanın eşofmanlarına baktım. Gri ve hoştu. Benim kıyafetlerim kazada mahvolmuştu.
Üstteki bölmelerden birini açıp bir kap çıkardı. Onu yanıma getirdi. Mümkün olduğunca bana temas etmemeye özen göstererek tencereye uzandı. Tencereye bakarken gülümsedi ve kapağını içinde bulunan mısırlara baktı ve sonra bana döndü. " Sen mısır ypmayı, daha doğrusu mısır patlatmayı bildiğinden emin misin ? " dedi.
Utançla başıma önüme eğip " Bilmeliyim. " dedim kısık bir sesle.
" Sorumu yanlış anladın sanırım. " dediğinde gülüşü kulaklarındaydı. Ne de güzel gülüyordu. Yanından dakikalarınız çok güzel geçiyordu. Yanağında ki gamzesi çok güzeldi. Konu bu değildi. Annesi bulmuş bebek gibi umutlu olarak Yanağında ki gamzesine baktım. Yalnız bu aralar gamzesi çok fazlaca dikkatimi çekiyordu.
Gamzesinin ısıra bilirdim. Yine azarlamayan , aksine anlayan yakışıklı bedenine baktım. Ona olan hislerimi anlatmaya çalışmıştım ama sanırım bunu başaramamıştım.
Ben ona ondan hoşlandığımı anlatmaya çalışmıştım. Kıvanç bunu anlamamıştı. Tabi ben doğru düzgün anlatabilmişsem. Gerçi kendimden de ondan da emin değildim. Sadece ben onun yanında kendimi garip hissediyordum. Hem onun yanında kalbim hızlı çarpıyordu.
Midem kasılıyordu. Bacaklarım sızlıyordu. İstemeden düşüncelerim değişiyordu. Kafam karışıyordu. Anında ona çekildiğim hissediyordum.
Gülümseyip, " Bildiğim kadarıyla yaptım dersem... " dedim. Tezgahın üstündeki tencereye baktı ve bana gülümseyerek baktı ve tencere kapağına ne yapacağını bilemez halde bakıp bana tekrar baktı. Tekrar aynı şeyi yaptı. Önce tencereye sonra bana baktı tekrar gülümsedi. Kafası karışmıştı.
" Pencerenin yarısı yağ. Hatta bu koku... Hatta sanırım zeytin yağı. " dedi. " Bir paket mısır ve tuzsuz sararmış patlamış mısırlar. " dediğinde soru sorar gibi değildi. Bir dakika ne? Ah tabi ya tuz atmayı unutmuştum.
" Ay ben tuz atmasın unutmuşum. " diyerek telaşla baharatlıkların bulunduğu tezgahın köşesine uzandım. Tuz olduğunu düşündüğüm beyaz tanecikli krem rengi baharatlığı aldım.
" Ardından ne yapıyorsun sen şu an ? " diyen Kıvanç'ı es geçerek tuz kabını mısırınn üstüne döktüm. Fazla mısır vardı. O zaman fazla tuz dökmeliydim. Azıcık daha. Azıcık daha. Neredeyse yarısını boşaltacaktım ki o an Kıvanç bileğimi tutup beni durdurdu. Durup ona ve eline baktım. Hızla elindeki tuz kabını aldı ve neredeyse gülmekten hala almıştı. Çok güzel gülüyordu. Gülmekten yüzü kızarmıştı. Neden bu kadar gülüyordu. Neyi yanlış yapıyordum. Bir şeyleri yanlış mı yapıyordum ? Tuz atmayı unutmuştum, onu düzeltmek istiyordum. Karşımda neden gülüyordu.
" Ne? " dedim ve sinirli bir şekilde ona baktım.
" Sinir etme. " dedim.
Nefes almaya çalışırken " Tamam ... tamam ... sen patlamış mısır yapmasını bilmiyorsun ama bildiğim kadarıyla... " dedi.
Ne olduğunu anlamıştım. Benimle alay mı ediyordu?
" Kıvanç ! " dedim. Uyarırcasına ve o an o kahkaha attı. " Ne yapabilirim. Patlamış mısırı ne hale getirmişsin. " Güldü ve " ... Patlamış mısırdan başka her şey olmuş. " diyerek tekrardan güldü. Tekrar. Tekrar ve tekrar güldü.
Tezgahın üzerindeki tencereye baktım gerçekten. Patlamış mısır dışında her şeye benziyordu. Annem yaptığında rengi bembeyaz oluyordu. Ne kadar da özlemiştim annemi. " Sara. " dedi . Ona baktım üzgün gibiydi.
" Seni kırmak istememiştim. " diyerek gözlerime baktı. Gözleri gözlerime dediğinde bana baktı. Üzüntümü hissetmek ister gibiydi. Ama bilmiyordu ki ben zaten üzgündüm. " Yok kırmadın. " dedim ve ona sahte gülücükleirmden yolladım ve içimi çektim. İçini çekti ve gülümseyerek " Bir fikrim var. " diye şakıdı.
Ah Hadi ama bu parlak fikirlerdi zaten beni küçük düşüren. Toplayarak tezgaha yaslandım ve ne yapacağına baktım. O da hemen köşedeki dolaba gitti ve açtı. Paket hışırtılarını duydum ve merakla ne yaptığına baktım.
Bir kaç paket cipsle bana döndü ve sol yanağında ısırmalık duran gamzesi ile. Tekrardan gülünseyerek " Tabi cips yemesini biliyorsan. " dedi. Ciddi ve aynı zamanda gülüyordu. Ne kadar da güzel gülüyordu. Yanağında ki gamzesi çok güzel duruyordu. Konu bu değildi. Benimle alay etmiş olsa da yakışıklı ve o güzel gözleri var ya ne çok seviyorum. Senden hoşlanıyorum Gamzelim.
₩ ₩ ₩
° ° °
° ° °
° ° °
B ö l ü m
a l ı n t ı s ı :
B a c a ğ ı m d a
ö n c e
b i r
u y u ş m a
v e
a r d ı n d a n
b i r
s ı z ı
m e y d a n a
g e l d i .
B u ğ r a' n ı n
s e s i n i
i ş i t t i m .
Ö l e c e k
m i y d i m ?
S a n ı r ı m.
° ° °
i y i
o k u m a l a r
° ° °
• • •
₩ ₩ ₩
Ç o k
k o n u ş m u ş t u m .
K e n d i m i
a n l a t m a k
i s t e m i y o r d u m .
Y o r u l u y o r u m .
B e n i
a n l a y ı p
a n l a m a d ı ğ ı n ı
b i l e
b i l m i y o r d u m .
A n l a ş ı l m a k
i s t i y o r d u m .
° ° °
i y i
o k u m a l a r
° ° °
BÖLÜM ALINTISI
Y o r g u n d u m .
İ ç i m
a c ı y o r d u .
B a c a ğ ı m
a r t ı k
a c ı m ı y o r d u
a m a
k a l b i m
v e
b e y n i m
a c ı y o r d u .
° ° °
i y i
o k u m a l a r
° ° °
^^^
°Merhaba, hikaye hakkında görüşleriniz neler? Burada yeniyim. Bu hikayem de ergenlik döneminden kalma. Bir şekilde yayımlamak istedim ama görüşlerinizi merak ediyorum. Umarım beğenirsiniz?
₩ ₩ ₩