BÖLÜM: 7

1507 Kelimeler
° ° ° B ö l ü m : 7 ° ° ° B ö l ü m a l ı n t ı s ı : S i g a r a i ç m e z d i m. K ö t ü a l ı ş k a n l ı k l a r ı m y o k t u . ° ° ° Yanımda bir oğlan vardı. Elinde ise küllenmemiş sigara. Görüş hizasındayım. " İster misin? " diye sordu. O Kıvanç'tı. Sigarayı bana uzatmış, kendisine dalgın dalgın baktığımı göz ardı etmek istemiş. Ona farkındalıkla bakınıyorum. Yanı sıra başımı hafifçe hayır anlamında salladım. Sigara içmezdim. " İçmiyorum " dedim. Bana bakarken sözlerime kayıtsız duruyor. Alakası yok. Durum gereği başını onaylayarak aşağı yukarı salladı ve bacaklarını uzatıp pantolonun içine elini attı. Ağzındaki sigara ile konuşmak zor olsa gerekti. Uzattığı bacaklarının uzunluğu beni biraz şaşırtmıştı. Uzun bacakları vardı. Pantolonun cebinden bir çakmak çıkardı ve bana dönüp ağzındaki sigara ile gülümsedi , ardından çakmağı sigarasına uzattı ve sakince yakıp bir fırt içine çekti, ardından çakmağı tekrar cebine sokup sigarayı ağzından çekti. Dumanı sakince dışarı verirken sol yanağın çukur bölgesine hayran hayran baktım. Öksürdü, öne eğildi ve öksürmeye devam etti. Bir yandan öksürüyor bir yandan da gülüyordu. " Bu kadar dikkatli bakılmasını alışkın değilim. " dediğinde hem öksürüyor hem de gülüyordu. Ona şaşkınca bakarken ne demek istediğini anlayıp o telaş ve utançla başımı önüme çevirdim. Aman Allah'ım ona hayran hayran baktığımı anlamıştı. " Sen... Sen utanmadın mı? " Bu bir soru değildi. Bu bir şaşkınlık nidasıydı. Eğer daha fazla dikdiklerse domatese dönecektim. Lütfen önüne dön Kıvanç.     Otobüste yanıma oturan gençti Kıvanç. Sakin ve iyi huylu birine benziyordu. Yardım etmeyi sevdiğini varsayıyordum. Gülüşü enfesti. Gülüşü çok hoşuma girmişti. Sadece 15.45 otobüsünden bu yana birbirimizi görüyorduk. Saatin 19.36 olduğunu söylemişti. Kıvanç ' ın sesi kalın ama nazik bir tona sahipti. Kibarlığına diyecek bir lafım yoktu. Uzun boylu biriydi. 1.80  boylarında gibi duruyordu yani benden bir baş uzunluğundaydı. 1.68 de kötü bir boy uzunluğu sayılmazdı. Elmacık kemikleri çok tatlıydı ve ablamın gözleri gibiydi gözleri. Elaydı; ablamın gözleri gibiydi. Benim ablamın... Ailemden geriye kalan tek kişinin gözlerinden hallice. Ablam. Acaba şu anda ne yapıyordu? Yine uyuşturucu mu kullanıyordu yoksa yanında başka biri mi vardı? Veya evde uyukluyor muydu? Bir ihtimal evde televizyon mu izliyordu? Belki izliyordu. Acaba sevdiği dizinin bölümünü bugün bitirmiş miydi? Hatırlıyorum da önceki zamanlarda şu sevdiği diziyi yarıda kapatmak zorunda kalmıştı. Evet, yarıda bırakmıştı. Peki yemek... Acaba yemek yemiş miydi? Dışarda mı yedi? Evde yeseydi ya. Yok yahu, evde yemesin. Dışarda yesin. Çünkü ev sahibi sorunu var. Ablam kalkıp da eve gidiverse, ev sahibiyle karşılaşabilir. Karşılaşmışlar mıydı? Ya da ev sahibi bizim eve gelmiş miydi? Peki ablam, ablam eve gelip de yemek yemiş miydi? Aklımda onunla ilgili deli sorular var. Sakince eylül ayının esintisi eşliğinde, Bilecik iline 20 kilometre uzaklıkta,, Eskişehir ilinin sınırında bulunan bir tesisin merdiveninin herhangi bir basamağında yan yana oturmuştuk. Yaklaşık 4 otobüs vardı. Bu nedenle tesis kalabalıktı; insanlar tesisin lokantasına giriyorlar, bir şeyler yiyor ve dışarı çıkıyorlardı. Bazıları bizim gibi lokanta dışına çıkıvermiş, kenar köşede tüttürüverirken; bazısı telefon ile görüşüyor ve bazısı yanındaki ile muhabbete girişiveriyordu. Çoğu kişi desek lokantadaydı ama sigara içen, kenarda kusan, sohbet eden ve telefonla konuşanı da vardı. Demiştim. Burada bir yığıntı oluşturmuştuk. Açık havada yemeği uygun görenler de yerlerine kurulmuştu. Etrafta bir sürü insan vardı. Bir sürü başka hayat. Bir sürü başka his. Genellikle otobüsün eziyetine katlanamayanların derdini anlayabiliyordum. " Biliyor musun? İnsanlar arasında bir adaletsizliğin olduğunu düşünüyorum. " dedim ve esintiyle dağılan saçlarımı kulağımın ardına götürdüm. Kısa saçlarım rüzgarda eskisine nazaran daha fazla gözümün önüne geliyordu. Uzattığı bacaklarını dizlerinden içe doğru büktü. Bir nevi bağdaş kurmuştu ve sigarasından bir duman daha çekti içine. Bir anda konuyu böyle değiştirmeme şaşırmış gibiydi ve dumanı dışarı verince nefesinden vermişti. Yüksek bir sesle içi kabarmış olmalı. " Bilmez miyim? " dedi. Benim aksime sağ tarafa başını çevirdi. O an onu dikkate değer gördüğümden olmalı, gözlerim üzerinde ve hareketlerini takibe girişmiş. Üstelik bu dikkatimle fark ettiğim bir şey var. Onun ensesinin sol tarafında bir dövme bulunuyor. Koyuluğundan sezdim. Haliyle dikkatimden kaçmadı. Zaten hemen o, tekrar bana döndü. " Hayat zor. " diye ekledi. Ben ise dövmesinin ne olduğunu merak ettim. Bir yazıydı bundan eminim. Bir yazı ama ne anlama geldiğini ya da tam olarak ne yazdığını anlayamamıştım. Gözünü benden alıp ileriye çeviriyor. Dikkatli bakışı bariz. " Kabus görmek, " dedi önce. " Ben de bir alışkanlık olmuştu. " diye ekledi. Tanıyorum bu tonu. Bir şeyler hatırlıyor. Ruhuna sirayet eden bir şeyler. Muhtemelen eskilerden. Zaten bariz; o an, o eskilere dönmüş gibi. Anlaşılıyor çünkü, onun sesi eskilere dönmüş birinin sesini anımsatıyordu. Bakışları karşıya dalıp gitmişti. Gözlerinde anılar var. Aynı şeyleri yaşadığım için biliyorum. Belki de bu kadar çok ben de. Alçak merdivenlerin korkuluğuna yasladım sırtımı ve tamamıyla ona döndüm gerçekten de yakışıklıydı. Elmacık kemikleri ve alnına doğru düşen sarı saçlarıyla çok iyi gözüküyordu. Nefes kesiciyiydi. Ela gözünü, duruşunu o bakışını ve konuşmasını söylemiyorum bile. Konuşmaya başlamadan önce benim halimi acımış olmalı ki şu an benimle konuşuyordu. Çekiciliğim yoktu, şişman değildim ama zayıf da değildim. 1.68 boyum ve kısa saçlarımla sıradandım. Zaten saçlarım eşit ve düzgün bile kesilmemiş ti. Elimden bu kadarı gelmişti. Elimden pek bir şey gelememiş gibiydi. Kesinlikle bana acımıştı diye düşündüm o an. Tekrar konuştuğunda dalıp gittiği dünyadan çıkmıştı. " İşte öyle. " deyip ona hayran hayran bakışıma baktı. " Hep böyle mi bakarsın dediğinde gözlerimi yuvarlayıp otobüslere baktım ve hafiften tebessüm ettim. " Yakışıyor. " dediğinde anlamayarak ona baktım. Farklıydı bakışları yoğunlaşmıştı derinden bakıyordu. Dahası bakışlarında bir anlam vardı ama ne olduğunu çözememiştim. Anlamlı bakıyordu. " Ha " anlamadığımı belirtmiştim sanırım.    ' Ha ' diye bir tepki vermiştim. Bu tepki ile söylediğini anlamadığımı belirtmiştim sanırım. Üzerinde kahverengi bir t- shirt vardı. T- shirt in üstüne de siyah çeket giyinmişti. Siyah bir pantolonu ve bileğinde ince siyah ip bileklliği vardı. Elleri güzeldi. Parmakları ince, uzun ve bakımlıydı. Gülümseyerek. " Gülümsemek. " dediğinde utanarak başımı önüme eğdim ve gülümsedim " ...ve utanmak. " diye ekledi. Daha da şaşırarak önüme döndüm sırtımı korkuluklardan çekerek yan durdum. Gözlerinin ne kadar etkileyici olduğunu söylemiş miydim? Ablamın gözleri gibi aynı tondaydı ama ondan daha güzeldi ya da gözüm öyle geliyordu. Gülümsediğinde göz kenarları kırışıyor ve gözleri tuhaf bir şekilde daha cazip görünüyordu.Suratı baby facedi. o kadar tatlı gülüyordu ki kendimi toparlamam için bir şeye ihtiyacım vardı. Ona sürekli hayranlık ile bakıyordum ve ona bakar iken kendime engel olamıyordum. "Ankara-Bursa seferi için mola vakti bitmiştir. Yolcuların yerlerini alması gerekmektedir. İyi yolculuklar dileriz. " sesini duymak kendimi toparlamam için yeterli olmuştu. Elinde bitmek üzere olan sigarasından bir duman daha çekti ve sigarasını yere atı kahverengi spor ayakkabısı ile izmaritini söndürdü. Ben de ayağa kalkıp kot pantolonumu temizledim. Sigarasını söndürdükten sonra yanıma gelip " Söylesene Sara. Neden Bursa'ya gidiyorsun. " dedi.Şimdi meraklı bir hal almıştı ve yine de tatlı geliyordu gözüme.          m. Ablam onun yüzündendi ama söylemem doğru olur muydu? Ablam için bir kardeş miydim ? Yoksa sadece birimiydim?  Ona karşı ben de mi öyleydim bundan bile emin değildim. Kafam kafam karışıktı. Belki içimi dökmek işe yarardı ama içimi dökmek istediğimden bile emin değildim. Susmak yakışır mıydı bana? Ya güvenilmez biri ise söylediklerim bir gün suratıma vurulursa. Hata yapmaktan korkuyordum . Gerçi onunla bir daha karşılaşıp karşılaşmayacağızdan bile emin değildim ama yine de güvenemem. Ben yine kafamdaki düşünceler ile boşuçurken bana bakıp. "  Bayağı kritik bir konu olsa gerek? " dedi. Ellerini kot pantolonun cebine sokmuş ve suratıma dikkatlice bakıyordu. Ciddiydi beni anlamak ister gibi bir hali vardı. Hafif de tere batmış ve değiştirmekten üşendiğim  tişörtün eteklerine dokundum. Başımı önüme çevirdim ve kendi düşüncelerimin şüphede olan kısımlarını sonraya atarak " Yeni bir sayfa diyelim. " dedim gamzesini gösterecek şekildegğlümsedi. " Öyle olsun bakalım. " dedi. Gülümsemesine hayran hayran bakmamak için önüme döndüm ve yavaş adımlarla otobüse doğru ilerledim o da benimle birlikte hareket etti. Otobüse vardığımızda bana yol verdi ve ben bindikten sonra otobüse bindi. Daracık otobüste ilerlerken arkamdaki bedeni hafiften bana çarptı. Kaslıydı ve göğüsü bana değdiğinde içimin bir tuhaf olmuştu. Alanının çok dar olmasından dolayı çarpmıştı bana. Arkaya doğru başımı çevirince mahcup tebessüm etti ve " Pardon. " dedi. Şaşkınlıkla ve heyecanla atan kalbimle yerime geçip oturdum. Oda ardımdan gelerek yanomda ki yerine oturmuştu. Aşık olmuş olamazdın değil mi ya da ondan etkilenmiş? Yanıma oturduktan sonra bana bakıp bir kez daha gülümsedi. Ardından tekrar önüne dönüp telefondan saate baktı. Sonra yine bana döndü ve tekrar gülümsedi. Onun tavırlarına gülümsedim ve edebiyat hocasının okuduğu şiirlerden biri i aklıma gelmişti. Bir mısra. Şairi İlyas Ali KAPLANDI: Aşkı sınır tayin etmek mümkün mü ? İzleri gecemde gündüzümde Şekli coşar neşe ile çarpar yüreğim Hançer yarası kadar kutlu Kurşun yarısı kadar makbul Gözyaşı dökmek kadar ...      Yok canım yan yana oturduğum ve ilk kez gördüğüm birine aşık olamazdım ya da ondan etkilenemezdim. Etkilenmemeliydim. Eltikilenmiş miydim? Yoksa... Yoksa... Yoksa aşık mı olmuştum. Saçmalama kendine gel. Belkide sadece sevilmek istiyordum. Benimle ilgilenmesi hoşuma gitmişti. Bir şeylere anlam yüklelememek lazımdı en iyisi. ₩ ₩ ₩ ^^^ °Merhaba, hikaye hakkında görüşleriniz neler? Burada yeniyim. Bu hikayem de ergenlik döneminden kalma. Bir şekilde yayımlamak istedim ama görüşlerinizi merak ediyorum. Umarım beğenirsiniz? ₩ ₩ ₩
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE