7.Bölüm

1107 Kelimeler
Kalbi atmayı bırakmış, eli ayağı buz kesmişti adeta. Bu nasıl bir çaresizlikti böyle? Yürek mi dayanırdı böyle acıya? Dua ede ede geçerken her bir saniye, ıstıraptı Serkan için. Nereye gidiyordu? Ne için gidiyordu? Sevdiği kadını bulup kavuşmaya mı, yoksa cansız bedeniyle karşılaşmaya mı? Biri ötekine kavuşmayan yaşlarla gidiyordu babasının verdiği adrese. Geldiği adreste arabasını durduğunda hızla inerek, Asaf beyin yanına doğru yürümeye başladı. Asaf bey oğlunun yanına geldiğinde, elini omuzuna koyarak sordu. “Yaran acıyor mu oğlum?” Serkan korkuyla babasına dönüp, koluna sarılarak yalvaran gözlerle baktı babasına. “Baba beni morga götürmeyeceğini söyle” Asaf bey başını öne eğerek sıkı sıkı sarıldı oğluna, nasıl içi gidiyordu nasıl kahroluyordu babası, bilmiyordu Serkan. “Oğlum, belki Yaren değildir.” Tek teselli cümlesiydi bunlar Asaf beyin. Serkan titreyen bacaklarıyla babasının ardından yürümeye çalıştığında, gözlerinin önündeki MORG yazılı tabelayı görmesiyle, olduğu yerde dizlerinin üzerine çöktü. “Allah’ım, yalvarırım Yaren’im olmasın o soğuk beden. Yalvarırım onun olmasın atmayı bırakan kalp, nefes alsın yeter Allah’ım” Babası Asaf beyin yardımıyla çöktüğü yerden kalkarken, amansız sancılar esir alıyordu bedenini. Adımları geri geri gidiyor, bir ömür nerde olacağını bilmesede, yaşamını yitirdiğinide bilmek istemiyordu. Morgun önüne geldiklerinde nefes alamaz hale gelmişti Serkan, babasının yardımıyla açılan kapıdan içeriye girdiğinde, soğuk bedenini sarmalayıp titremesine sebep oldu adeta. Buz tutmuştu yüreği Serkan’ın. “O üşür baba, Yaren’im üşür burada. Eğer buradaki Yaren’se onu burada bırakmayalım baba üşür sevdiğim.” Asaf bey oğlunun koluna elini koyarak, buğulu gözlerini göstermeden “Hadi” dedi. Serkan önüne getirildiği demir kapaklı dolaptan birisinin önünde durdurulup, açıldığında gözlerini kapattı. Yanında ki görevlinin sesini duyduğunda bile kıpırdamadı. “Serkan bey, teşhis etmeniz gereken cenaze bu” Bu yaren olamaz, olamaz değil mi? Ben onunla aynı ortama girince kalbimin sesini bile duyuyorum. Oysa şu ana kadar heyecanlanmadım bile. Yaren olsa hissederdim, burada yatan Yaren olamaz. Olmamalı...” Serkan iç çekişlerinin ardından buğulu gözlerini aralayarak, beyaz çarşafın beline kadar indirildiği cesede baktı. Gözleri kollarından yüzüne doğru kaydığında, önce kaşlarını çatarak baktı. Saçları Yaren’inkinin tam zıddı olarak sarıydı. Yüzü kanlar içinde olsa bile tanırdı Serkan, bu Yaren’e hiç benzemiyordu. Avucunun içini açıp emin olmak istercesine bileğinin kenarına baktığında, Yaren’e ait olan ben yoktu. Elindeki cansız parmakları usulca bırakıp, çarşafı kapatırken, bu defa mutluluktan akıyordu bir kaç tanesi. Sevdiği için ağlamaktan gücenmeyecek bir adamdı Serkan. Yaren’inini bulamamış olsada, bir yerlerde nefes aldığını bilmek rahat bir nefes almasına sebep olmuştu. Morgun kapısını açıp yavaş adımlarla çıktığında, babası Asaf bey oğlunun yanında aldı soluğu. Serkan’ın gözlerinde ki yaşları silip “Ölüm Allah’ın emri yavrum” dedi. Serkan günlerdir esemesi uğramayan dudaklarını tebessümle araladı. “Bunlar mutluluktan baba, bırak aksınlar. Yaren’im yaşıyor” Asaf bey oğluna sarıldığında bir kez daha şükretti Allah’a. Serkan’ı için, tanımadan yüreğini sızlatan gelecekteki gelini için şükretti... ............................ Serkan rahat bir nefes alabilmek adına sargılarını değiştirdikten sonra, sahile gitmek istese de Zahide hanım buna müsaade etmeyerek dinlenmesi için ikna etti. Oğlunu yatırıp yanına oturduktan sonra, ellerini avuçlarının arasına aldı Zahide hanım. “Yavrum Serkan’ım, sen bana anlat hele. Bu seni günlerdir Mecnun eden Leyla kim?” Serkan başını koyduğu yastıktan kaldırıp, annesinin ellerini öpüp, başını bacaklarına koydu. Tıpkı küçüklüğünde olduğu gibi sığınıyordu annesine. Yaren’i severken küçük bir çocuktan farksız değildi yüreği. “Benim Leyla’m be anne. Nasıl anlatır bilmiyorum ki, yüreğimin ta içinde bir yer sızlıyor Annem. Kaç gündür cehennemi yaşıyorum, kalbim atmıyor da dile gelip Yaren diyor sanki” Zahide hanım oğlunun saçlarını okşarken, acılarını onun yerine çekmek istedi. Oğlunun yüzü gülsün, mutlu olsun istiyordu biçare yüreği. Serkan’ın kız kardeşi Cemre odaya girdiğinde abisinin yanına gelip yanağından öptükten sonra konuşmaya başladı. “Yaren yengem geldiğinde, seni üzdüğü için onunla konuşmayacağım abi” Serkan annesinin dizinden kalkarken, Cemre’nin yanağından makas aldı. Ne de güzel yakışıyordu Yaren’inin yanına yenge sıfatı. “Yengen gelsin de, sen konuşmazsın Cemre” “Babamla Asım abim geldi, seni çağırıyorlar” Cemre’nin sözlerini bitirmesinin ardından, saki güzel bir haber alacakmış gibi yerinden kalkarak, büyük salona doğru hızlı adımlarla ilerledi. Asaf bey koltukta otururken, abisi cama doğru dönmüş ayakta duruyordu. Babasının karşısına geçirip oturduğunda, Asaf beyin pek iç açıcı haberler vermeyeceği tansiyon ilaçlarını içmesinden belli oluyordu. Serkan sabrının son demlerindeyken, Asaf bey oğluna seslendi. “Asım, gel Ali amcanın söylediklerini Serkan’a anlat” Babasının bu sözleriyle iyice tedirgin olan Serkan, Asım konuşmaya başlayınca pür dikkat dinlemeye başladı. “Serkan, duyacakların hoşuna gitmeyebilir, ama merak etme işin peşini bırakmayacağız” “Abi Allah aşkına anlat ne oldu Yaren’e, iyimi?” “Yaren için Ali amcama gittik, Yaren Demir adında kayıtlı olan tüm herkesin nüfuslarını araştırdı. Yaren; Yaren Demir olarak nüfusa kayıtlı değil, senin bize verdiğin resimle yola çıktığında Nazlı Caner olarak nüfusa kayıtlı olduğunu buldu. Ve araştırmalarının sonucunda, Yaren aslında Nazlı olarak çıkıyor karşımıza. Nazlı Caner; ailesi ölmüş, yıllardır tek başına yaşayan, bir şirkette çalışmayı iki hafta önce sonlandıran bir kız. Üstelik tek bir tane trafik cezası, hastane kaydı, haberlerde adı yok. Geçmişine dair hiç bir bilgi barındırmıyor” Asım konuşmalarını sonlandırdığında, Serkan ayağa kalkarak saçlarının arasına parmaklarını geçirip çekiştirmeye başladı. Nasıl bir işin peşine düşmüştü böyle? Yaren’di işte o, Yaren, ne demekti abisinin söyledikleri öyle? Asaf beyin sesiyle kendine gelirken, gözleri babasını buldu. “Oğlum sen Yaren’i tanıdığına emin misin?” Serkan babasının önüne gelip diz çöktüğünde, gözlerinde ki ifade bir çok duyguyu barındırıyordu içinde. “Baba, o Yaren, Nazlı falan değil. Adımın Serkan olduğu kadar bundan eminim. Üstelik Yaren kimsesiz değil, abisi annesi var onun. Bu söylediklerinizin arasından yalnızca doğru olan şey, iki hafta çalıştığı şirketten istifa ettiği.” Asaf bey oğlunun omuzlarına ellerini koyup, gözlerinde ki kırıklara dokundu adeta. “Oğlum, sakin ol lütfen. Yaren veya değil benim için fark etmez, sana sevdiğin kızı bulacağım ama, sende bana söz ver. Yaren’i bulduğumuzda, onu alıp bana getireceksin. Benden kaçırmak yerine yanına alıp, konuşmaya geleceksin benimle. Etrafta it kopuk kaynıyor, seviyor olabilirsin ama bu Yaren’in Nazlı olabileceği ihtimalini yok saydıramaz bize. Benim bir tane Serkan’ım var, ikincisi yok oğlum. ” Serkan yumruk yaptığı ellerini Asaf beyden gizlerken, öfkesine mani olmakta zorlanıyordu. Başını sallayarak babasına söz verdiği gibi evden ayrıldı. Arabasına atladığı gibi soluğu Yaren’in evinde aldı. Kimsin sen Yaren’im? Benim sevdiğim kadınsın sen, başka birisi olamazsın. Yaren’in kapısını çaldığında, Emel kapıyı açarak içeri girmesi için kenara çekildi. Murat Emel’in yanına geldiğinde, Serkan’a dönerek sordu. “Giderken iyi değildin abi, kötü bir haber mi var?” Serkan cevap vermeden Yaren’in odasına doğru ilerlerken, bir kaç kelimeyle özetledi. Kafası o kadar allak bullaktı ki, ne konuşacak ne de anlatacak takati yoktu. Sorularının cevabını alacağı Yaren’iydi sadece, oda maalesef yoktu işte. “Tarif ettiğim yere yakın mevkide bir ceset bulmuşlar, teşhis için aradılar. Henüz bir gelişme yok, sizde artık gidin anahtarı kapının üzerinde bırakın” Serkan tam kapısını kapatacağı esnada, Emel’in sesiyle olduğu yerde çakılı kaldı. “Serkan abi, Nazlı Caner hakkında bilmen gereken şeyler var” 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE