6.BÖLÜM

2677 Kelimeler
Üç gün öncesi…  İsteme gecesi… “Aras seninle konuşmamız gerek” Arkamı döndüm, Alper’le burun buruna geldim oldukça kızgın duruyordu. Zümrüt’le aramda geçenleri gördüğünü anlamıştım. Ne olacaksa hemen olmalıydı, bu an son şansımdı, geri çekildiğim anda Zümrüt benim değil onun olacaktı “Doğru konuşma zamanımız” “Bu yaptığını olanları açıklamanı istiyorum” “Tüm olanları ve konuşmalarımızı duydun mu?” “Zümrüt’ün son dediğini duymasaydım seni öldürebilirdim. Sana âşık olduğunu itiraf etmesi durmama neden oldu” “Bak Alper ben Zümrüt’ü üç yaşımdan beri seviyorum. On dört yaşımdan beridir de deli gibi aşığım. Zümrüt’te bana âşık oldu. Defalarca evlenme teklif ettim aşkımı açıkladım. Garip bir takıntıyla sadece ondan iki buçuk yaş küçük olmamı bahane ederek inatla benimle evlenmeyi reddetti. İnadını kıramıyorum. Seni seçti ondan büyük ve iyi bir insan olduğunu söyledi. Bu özelliklerinin evlilik için yeterli olduğunu düşünüyor. Ya sen Alper başkasına âşık bir kadını kabullenebilecek misin?” Alper fazlasıyla üzgündü onu çok iyi anlıyordum ama üzülüyor diye hayatımın aşkından vazgeçemezdim… “İlk gördüğüm anda anladım Zümrüt sana değişik bakıyordu, bana bakmadığı gibi. Hele dans etmeniz… Aranızdaki çekimi anlamamak için kör olmak gerek. Yine de aldırmamaya çalıştım. Onu kendime istiyordum. Senin gibi çok erken onu sevmedim dört senedir gönlüm Zümrüt’teydi. Bu sene açılabildim çok geçmiş hatta hiç olmamış. Her zaman benden uzak durdu zamanla alışır sandım. Başka bir erkeği sevdiğini anlamalıydım” “Şimdi ne olacak?” “İçeri girip her şeyin bittiğini söyleyeceğim” “Sen onunla evlenmesen bile. O benimle evlenmez bana yardım etmeni istesem” Sözlerim yüzsüzlüğün alasıydı başka çarem yoktu… “Sevdiğim kadını sana ellerimle vermemi mi istiyorsun” “Zaten ayrılacağım demedin mi. Bak söz veriyorum şu inatçıyı karım yapayım sonrasında ne dilersen dile benden. Lütfen bana yardım et görüyorsun ne kadar aciz durumdayım” “Ne yapabilirim, istediğin ne?” Cadıyla evlenebilmek için dünyaya savaş açabilir, komünistlerle anlaşma yapabilir. Hatta uzaya çıkabilirdim. Her yolu herkesi kullanmaktan başka çarem yoktu. “İlk etapta evliliği kabul etmeni istiyorum. Yarın sabah erkenden buluşup neler yapabileceğimizi konuşalım ve gerçekten Zümrüt’ün dediği gibi çok iyi bir adammışsın. Eğer onu gerçekten sevmeyip deli gibi âşık olmasaydım seninle evlenmesinden çok mutlu olacağımı da bilmeni isterim” Üzgündü hiçbir söz söylemeden içeri doğru yürüdü. İnşallah yardımcı olurdu ve ben ne yapmalıydım hemen düşünmeye başladım. İlk önce büyüklere bu durumu söylemeli onların yardımını almalıydım. Planımız kusursuz olmalıydı. Bekledim misafirler gitti ve işbaşına Aras dedim. Perihan teyzeye mesaj attım Zümrüt harici Zafer amca ve Sevilay’ı alarak bize gelmesini söyledim. Annemlere de beklemelerini söyledim. Konsey toplanmıştı. Olanları anlattım sadece Zafer amca var diye öpüşme sahnesini es geçtim. Yumruk yememe gerek yoktu. Olan biteni dinleyince hepsini bir düşünce aldı. Neler yapılması gerektiği defalarca konuşuldu. Bir an kendimi savaş filmlerindeki karar sahnelerinde gibi hissettim. Loş bir oda tahta masanın üstünde haritalar serilmiş. Birinci dünya savaşında kullanılan üniformalar. ” Binbaşı Zafer düşmanları nasıl ikna etsek?” “ Bilemiyorum Fahri komutanım sağ koldan mı saldırsak. “ Kendime gelmeliydim benim bizim hayatımız hakkında konuşuluyordu. “Susun komutanlar bu aciz erin size diyeceği var.” Hepsi bana bir acayip baktılar “Ne oluyorsun oğlum sen” “Boş verin beynim bir an kısa devre yaptı. Zafer amca belediye başkanı senin çok yakın arkadaşın değil mi?” “Evet” “Ona gitsek durumu olduğu gibi anlatsak. Zümrüt Alper’le evleneceğini sana dursun. Benim ismimle evlenme işlemlerini başlatsak. Masaya oturma anına kadar ben hiç önüne çıkmasam. Bir şekilde Zümrüt başka tarafa baktırıldığında Alper’le yer değiştirsem. O arada Zümrüt’ün evet demesi sağlansa ne dersiniz” “Gayet olumlu derim ama belediye başkanını nasıl ikna edeceğiz, biz resmen hileli nikâh kıydırmaya çalışacağız” “Orasını da düşündüm gibi Perihan teyze burada iş sana düşüyor. Zümrüt’ün ağzından bana âşık olduğunu ve neden benimle evlenmek istemediğini söyletmelisin. Bende sizi videoya çekeceğim.” ERTESİ SABAH Salonda annesiyle çaylarını içiyorlardı. Benim olduğumu göremediği için sere serpe koltukta oturuyordu. Bir an içim gıcıklandı çok değil bir iki güne bu güzelliklerin üzerinde ellerim dudaklarım dolaşıyor olacaktı. Onu inletecektim, yalvartacaktım. Daha önce ben yalvaracak hale gelmezsem iyi olurdu. Kamera sadece boyundan yukarısını çekmeliydi. Bu güzellikleri benden başkası göremezdi. Bacaklarını nasıl açmıştı öyle, yarın bana da açacaktı. Of offf Yangın var yangın var ben yanıyorum yetişin a dostlar tutuşuyorum tam bu ana uygun şarkıydı. Perihan teyzem Zümrüt’ün oturuşunun vahametini anlamış olacak. “Kızım bu ne biçim oturma, pat diye baban girecek aaaa ne ayıp” deyince toparlandı, benimde içime soğuk sular serpildi. “Öf tamam anne hava çok sıcak” Ben senin o öf diyen dillerini yerim, dayan Aras bu güzelliklere dokunabilmene sayılı saatler var. “Zümrüt’üm bak bu gün nikâh için başvuruda bulunacaksınız. Biliyorum daha öncede sordum ne olur yavrum bana gerçeği söyle ki içim rahat etsin” “Ne öğrenmek istiyorsun?” “Aras berbat durumda, Kadriye teyzen oğluna çok üzülüyor. Keşke Aras’ı kabul etseydi oğlum iflah olmaz deyip duruyor. Sana belli etmiyorlar ama çok üzgünler” “Bende üzgünüm…  Aras benden genç olmasaydı onunla evlenmek için bir dakika tereddüt etmezdim. Ama genç işte daha fazla konuşmak istemiyorum” “Bu yeter mi acaba” “Ne yeter mi anne” “Her neyse herhalde yeter” “Anne ne diyorsun sen” “Çeyizindeki havlular yeter mi diyordum, birden aklıma geliverdi. Hadi kızım git hazırlan Alper’i bekletme” Zümrüt yukarı çıkınca Perihan teyzeye zafer işareti yaptım ve babalarla buluşmaya gittim. İkisi de beni bekliyorlardı hemen belediye başkanının odasına gittik durumu anlattık, çektiğim videoyu gösterdim. Sözlü itirafı olunca işler kolaylaşmıştı. Hep birlikte gidip Alper ve ailesiyle de görüşme yaptık. Çok üzülmelerine rağmen bir tanecik oğullarının sevgisiz bir evlilik yapmasını istemediklerini söylediler. Oyunumuza katılmaya karar verdiler. Gerçekten çok iyi insanlardı saygıyla ellerinden öptüm üçünden de beni affetmelerini, mutluluğumuz için dua etmelerini istedim. Ve düğün günü gelmişti. Yeliz Zümrüt’ü makyajın akmış diyerek oyalayınca Alper’le yer değiştik. Onunla evlenmek hayatımın en güzel anı oldu.. Şu anda arabadaydık ve iki saattir suçlamalarını dinliyordum… Daha gideceğimiz yere bir saat vardı daha yakından yazlık alamaz mıydım? “Nasıl komplo kurasınız bana, hiç birinizi affetmeyeceğim. Yarın boşanma davası açıyorum. Cevap versene iki saattir susuyorsun” “Sen ikimizin yerine konuşuyorsun karıcığım” “Bana karıcığım deme, hem biz nereye gidiyoruz” “Balayımıza aşkım” “Bana sordun mu? Seninle gelmek ister miyim istemez miyim?” “Mümkün olsaydı sorardım ama mümkün değildi. Bir dahakine senin istediğin yere gideriz” “Bir dahaki mi, ben yarın boşanma davası açıp o belediye başkanı dâhil hepinizi mahkemeye vereceğim” “Verirsin” Bir eve varalım sen bana neler vereceksin haberin yok… “Sen gülüyor musun?” “Yok, canım tüm ciddiyetimle seni dinliyorum” Araba birden sallanmaya başladı, “Kahretsin” “Ne oldu?” “Lastik patladı” İndim bagajı açtım. Bir sürü bavul ve lastik yok, iki saattir öfke nöbeti geçiren karımı dinledikten sonra. İşte bu fazla gelmişti. O da arabadan indi gelinliğiyle yanımda duruyordu o bana baktı, damatlığımlaydım. Ben ona baktım ikimizde sinir boşalması yaşıyorduk deli gibi gülmeye başladık… “Hak ettin bunu hak ettin, ama benim suçum neydi” Birde üzerimize yağmur yağmaya başlamasın mı? “Bir bu eksikti şimdi tamamlandık” Hemen arabanın içine girdim en yakındaki servisi bulmaya çalıştım. Bir sürü aramadan sonra bir iki saate anca gelebiliriz dediler. Beklemekten başka çaremiz yoktu. Hava kararmıştı… “Benim karnım acıktı, ıslandım. Gelinlik vücudumu kaşındırıyor” “Daha başka şikâyetin var mı? Söyle sıraya koyayım” Yine indim yağmur hala son hızla devam ediyordu. Bagajı açtım bavulların içinden ikimiz içinde elime geleni aldım. “Kıyafet sorununu halledebildim. Yemek için bekleyeceksin” “Dışarı çık soyunacağım” “Dışarımı çıkayım bu yağmurda mı?” “Evet, Aras Bey bu yağmurda çıkacaksın, senin yanında soyunamam” “Aşkım biz artık karı kocayız” “Sen kocasın ben karın değilim. Sana evet demedim hatırlatırım” Ceketimin iç cebinde olan kırmızı evlilik cüzdanını çıkardım, burnunun ucunda salladım “Bu ne, kayıtlı tapulu. Kanunen benim karımsın” Hiç konuşmadan arka koltuğa geçti, üç dört dakikadır gelinlikle boğuştuğunu görüyordum. Bende ön tarafta üstümü çıkardım kotumu, gömleğimi giyindim. Çıkardıklarımı katladığımda hala kendi kendine konuşup duruyordu çenesi düşük sevgilim. “Ne konuşuyorsun” “Gelinliği çıkartamıyorum, zırh gibi yapmışlar. Islanınca da iyice üzerime yapıştı.” “Dön fermuarı açayım” Mecburen dönmek zorundaydım, nihayet cendereden kurtulmuştum. İşin kötüsü içimde hiçbir şey yoktu. Aras’ın getirdiği fanilalarımdan biriydi. Yapacak bir şey yoktu arkamı dönüp üzerime geçirdim. Hadi bakalım şimdi kat kat etekleri çıkarıp nasıl pantolonumu giyecektim. “Sakın arkanı dönmeyesin” Uzun çabalar sonucunda, alttan giymeyi başardım. Şimdi gelinlikten kurtulma zamanıydı. “Aras seni öldüreceğim, senin yüzünden ne hallere düştüm” “Tabi canım öldür. Lastiği ben patlattım. Yağmuru da ben yağdırdım her şey benim suçum” “Çek şu lanet gelinliği boğulacağım yakında” Allahtan yağmur dinmişti. Dışarı çıktım arka koltuğa boylu boyunca uzanmıştı. Ah buranın yatak olmasını nasıl isterdim. Kalçalarından tutarak gelinliği çekmeye başladım. Pantolonunun düğmesini ilikleyemediğinden ikisi birlikte çıkıyordu görsel şölen yaşıyor gibiydim. “Pantolonumu çekmesene” “Benim suçum ne, etekle birlikte o da çıkıyor bak dantele takılmış” Zorlukla da olsa çıkarmıştık. Minicik iç çamaşırıyla karşımda yatıyordu “Çok güzelsin” “Bakma dedim, başka bir kıyafet ver” Olduğu yerde doğruldu, uzaktan gelen araba ışığını gördüğümden, gelinliği üzerine atıverdim. “Ne oluyor sana?” “Araba geliyor kapan” “Ay iyi ki söyledin, iç çamaşırımla tanımadığım adamların önüne çıkmak en büyük fantezimdir” Beyaz papatya gibi olmuştum. Gelenler servisçilerdi kısa sürede lastiği değiştirdiler. Nihayet bu dantel yığınlarının altında kalmaktan kurtulacaktım. Dikkatlice pantolonumu kurtarmaya çalıştım. Uzun uğraşlar sonunda emelime ulaştım. Dışarıdaki adamlar fark etmeden eğilip bükülerek giyindim. Aras tekrar arabaya bindi. “Hareket etmeden şu gelinliği bagaja koyalım” “Öne gel eve az kaldı” “Gelmeyeceğim, aramızda mesafe bırakmaya karar verdim” “Çok beklersin sana çok yakın olmayı düşünüyorum” “Bence hiç düşünme, ayrılacağım erkekle yakın olmaya niyetim yok” “Oldukça büyük aşama kaydettiğinin farkında değil misin? Çocuk demeyi bıraktın erkek diyorsun. Kocan olmam işe yaradı” “Bebişim diyeceğim daha küçük” “Bak önceden bu söz sinirimi bozardı. Şimdi kulağıma oldukça seksi geliyor” Nihayet eve varmıştık. Sahile oldukça yakın büyük bahçesi olan iki katlı evdi. Babama kendime ait bir yazlık istediğimi söylemiş internet üzerinden beğenerek alımını yaptırmıştım.  Karanlıkta görebildiğim kadarıyla güzel duruyordu. Evim evim güzel evim kendi kazandığım parayla almış olmam burasını çok daha değerli yapıyordu. Güzel karımla ihtiraslı saatler yaşayacağım ev… Zümrüt garip bir inatla arabada oturmaya devam ediyordu. Yanına gittim bu kızın somurtuk hallerine de bayılıyordum. Bayılmadığım bir hali var mıydı acaba nasıl içime ruhuma işlemişti ve ben bu halimden hiç şikâyetçi değildim. Her zerremle onu sevmek yaşamım boyunca istediğim tek şeydi. Yanına gittim… “Karıcığım hadi gel, hani karnın acıkmıştı” “Acıktı tabi, gecenin bir yarısı ne yemek bulacaksın bakalım. Getirdiği yere bak dağ başı yok yanlış söyledim sahil başı. Daha sessiz bir yer bulamadın mı?” “Önceden telefon açarak gerekli şeylerin alınmasını sağladım” “Sen bu kadar akıllı mıydın? Kesin Kadriye teyzem akıl etmiştir” “Kadriye teyze değil artık anne diyeceksin.” “Boşanacağımıza göre ben teyze demeye devam edeceğim” “Bizi ancak ölüm ayırır, o güzel küçük kafana sok” “Hah o senin düşüncen benim değil” Biraz zorlamanın hiçbir zararı olmazdı. Debelense de kolundan tutarak arabadan çıkarttım. Kapıyı açtım zorla kucağıma aldım. “Bırak beni seni küçük serseri” “Sevgilim gelinler eşikten kucakta geçermiş. Bende gelinimi evimizin kapısından geçiriyorum” “Aras anlamamakta ısrar ediyorsun. Beni oyuna getirdiniz, bu evlilik geçersiz” “Tamam, kabul ediyorum oyuna getirdim, başka türlü ikna olmuyordun. Beni sevdiğini biliyorum niye hala inat ediyorsun” “Sana kaç kez anlattım, korkularımı, endişelerimi biliyorsun. Seni sevmem hiçbir şeyi düzeltmiyor” “Korktuklarının hiç biri olmayacak. Söz veriyorum” “Sen gerçekten dalga geçiyorsun benimle, verdiğin sözleri ne çabuk bozduğunu unutmuş değilim” “Peki, canım yanına bir de asla desem yeterli olur mu? Yeter artık kurtul şu saçma takıntından.” Gitti koltuğa oturdu, kollarını da kavuşturdu. Eyvah böyle yaptı mı günlerce inat edeceğini biliyordum… “Hani karnın acıkmıştı. Dolap dolu bir şeyler hazırlasan da yesek” “Vay küçük beye bak elimi süreceğimi sanıyorsan yanılıyorsun. Alper’le evlenseydim beş yıldızlı otelde keyif çatıyor olacaktım.” Haksız değildi, buzdolabının önüne gittim. Bu geç saatte ağır bir şeyler yememizin anlamı yoktu. Gecenin ileriki saatlerinde performansımız sırasında zorlanabilirdik. Soğuk sandviçler vardı birer bardak meyve suyu alarak, önündeki sehpaya bıraktım. Oldukça acıkmıştım elini bile uzatmamıştı. Peçeteye sararak eline tutuşturdum. Baştan elimi itse de açlığı galip geldi, hiç konuşmadan yemeğimizi bitirdik. Yatak odalarının ve banyonun yukarı katlarda olduğunu biliyordum. Evi döşemesi için anlaştığım dekoratör oldukça güzel iş çıkarmıştı. Açık renk mobilyalar yazlık için uygun renklerle canlandırılmış salon ferah olmuştu. Şu anda yatak odasından başka merak ettiğim hiçbir yer yoktu. “Yukarı çıkalım” “Neden bu kanepe oldukça rahat ben burada uyuyacağım” “İnatçı keçi seni”  debeleneceğinden emin olduğum için kucağımda taşıyamazdım, şimdiden belimi sakatlamamın bir anlamı yoktu. Omuzuma attım bacaklarından sıkıca tuttum istikamet yatak odasıydı da hangi kapıydı acaba. Otele gitmek istemememin nedeni böyle yapacağını bilmemdi. Yumruklarının ne kadar ağır olduğunu geçen zaman içinde unutmuş olmalıydım. Sırtım epeyce acımıştı. “Morarttın seni aksi” “Her yerini morartacağım senin çabuk yere bırak beni” “Of çok zevkli olacağından eminim” “Sen birde gülüyor musun, çok beklersin benimle sevişeceğini sanıyorsan çok yanılıyorsun derim” diyordum da vücudunun bana değmesi bile yetmişti, lanet olası karıncalar yine vücudumda kalabalık guruplar halinde dolaşmaya başlamışlardı. Hatta kasıklarımda dans ediyorlardı. Niye ben bu adama böyle tepki veriyordum. Niye teni tenime değince kötü oluyordum. Ya ileride endişelerim de haklı çıkarsam o zaman ölürdüm. Yok, başlamadan bu işi bitirmek iyi olacaktı. Nihayet oldukça büyük yatak olan odada beni bıraktı. Gözlerini gözlerime dikmişti geriye doğru bir adım attım, üzerime geliyordu bir adım daha. “Doğru yoldasın sevgilim, bir adım daha atarsan olmanı istediğim yere varacaksın” Başımı çevirdim yatağa bir adım kalmıştı. Elini uzattı ensemden kavradı kendine doğru hafifçe çekti “Daha değil aşkım, senelerdir hayalini kurduğum şeyi yapmak istiyorum” “Ne… ne” Nefesim kalmamış gibiydi, “Fanilalarına her zaman bayılmışımdır. Hele bu üzerindeki gri olana ne zaman bunlardan giysen, bu minik düğmeleri tek tek açarak güzel göğüslerini öpmek istedim” Geriye doğru iteledi kendimi yatağın üzerinde oturur buldum. Bacaklarımı eliyle araladı bana daha da çok yaklaştı önümde diz çöktü. Derin bir nefes almazsam bayılacak gibiydim. Bakışlarını göğüslerimden çekmiyordu kendiliğinden uçlarının dirildiğini hissettim. “İşte bu güzelim, bak nasıl dikildiler” Artık dayanamayacak haldeydim,  özlemini duyduğum güzellikler tam karşımdaydı. Penyenin üzerinden birini ağzıma aldım, Zümrüt’ün derin nefes aldığını duyunca minik düğmeleri yavaşça açmaya başladım. Diğeri avucumun içindeydi… Penyemin üzerinden göğüs ucumu ağzına alıp emmeye başlayınca delirecek gibi oldum, durdurmalıyım derken öteki göğsümü avucunun içinde yoğurup sıkıyordu. Onun siyah saçlı başını tam önümde görmek, ağzının ıslaklığını. Göğüslerime yaptıklarını hem seyredip hem hissetmek kanımda deli akışlara neden oluyordu. Sanki ona kayıyor gibiydim itmek üzere kalkan elim boynuna gitmiş göğüslerime daha bastırır olmuştum… Belimden tuttu biraz doğrularak yatağın üzerine uzanmamı sağladı, yarı üzerimdeydi bir bacağı kasıklarımın üzerinden en özel yerime baskı yapıyor ve ben bu baskının zevkini yaşıyordum. Göğüslerimle uzun süre uğraştıktan sonra dudaklarıma yöneldi. Göğüslerime yaptıklarını dudaklarıma da uyguluyordu emiyor çekiyor, ağzımın derinliklerine dalıyor her seferinde daha heyecanlanmama neden oluyordu. Çok geçmedi ilk kez her zamankinden daha özgürce karşılık vermeye başladım. Cinsel çekimimiz bu öpüşle doruğa tırmanmıştı. Tek bir öpüşle sevişiyor gibiydik. Gırtlağımdan çıkan iniltiye engel bile olamadım. O da aynı şekilde kendini tutmayı bırakmıştı. Elinin pantolon düğmeme gittiğini hissettiğimde ne yaptığımın farkına vardım. “Aras dur” “Artık beni durduramazsın, birbirimiz için yaratıldığımızı görmüyor musun? Ufacık dokunuşta patlayacak gibi oluyoruz” “Saçlarım bile yapılı duruyor, banyo yapmam gerek” “Gerek yok, çok güzel kokuyorsun” “Lütfen Aras az izin ver” Zorlukla kollarımın arasından çıkıp gitmesine izin verdim. Bavullardan birini açtı bir şeyler aldı. Nefesimin düzelmesini sağlamak için sırt üstü yatağa yattım. Nerdeyse bir saat geçmişti. Odadan dışarı çıktım banyonun kapısı açıktı. Beni aldatmıştı inatçı takıntılı cadı çabuk teslim olmayacağını bilmeliydim. Hep savaşçı ruhlu olmuştu ve ben bu huyunu çok seviyordum eninde sonunda benim olacaktı. Yavaş yavaş erimesini beklemek, bana karşı olan ihtirasına dayanamayacak hale gelmesini izlemek. Tam o anda onu almak… Kadınım yapmak çok daha zevk verecekti. Yan odanın kapısı kapalıydı. Açmaya çalıştım kilitliydi “İyi uykular sevgili karıcığım, sana zahmet sabah kahvaltıyı hazırlayıver. Yumurta haşla benimkisi Alakok olsun” “Çok beklersin” *******
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE