Akşam olmalıydı biran önce. Çok heyecanlandırmıştı beni. Emre ile konuşmak. Kıyaslamak gerekirse Barış'ın sesini duyunca kulak tırmalıyordu. Ama Emre öyle değildi. Emre insanın içine işliyordu onuşurken. Saat 22.00 olmuştu. Annem yattı. Kardeşlerimde uyudu. Ben tek kalmıştım. Yattım ama uyumak için değil tabiki. Emre'den telefon bekliyordum. Off işte arıyordu. Ne diyecektim ki? Ne konuşacaktık? açtım telefonu...
- Aloo
- İyi gecer Sunay nasılsın?
-İi iyiyim sen nasılsın Emre?
- İyiyim teşekkürler. Gündüz konuşamadık çalışıyordum.
- Evet ya kusura bakma. Bizim cicikızların gazına geldim.
- Hahhahha cici kızmı. O ne demek. Çok mu cici kızlar? Hhahaja gülüyordu. Sinirim bozuldu!!!
- He sorma çok ciciler. Konuşurken anlamadın mı? Ne kadar cici olduklarını.
- Hııımmmm onlarmı? Cici kızlar mıymış onlar?
- Hıhı mahallenin cici kızları...
- Çok ukalalar bence.
- Mahallenin ehli namus tam gelin olacak kızları onlar. Öyle deme dedim. Aslında makara yapıyorduk.
- Aa sen mahallede nesin söyle bakalım?
- Hhhhaha ben mahallenin serserisi, sivridillisi kısaca delisiyim delisi. Allahım ne dedim. Ben yani çenemin ayarı yok. Kusura bakma böyle işte. Aklına geleni pat diye söyleyen biriyim tutamam dilimi...
- Çok neşelisin bence.
- Ya öyleyim aslında. Severim makarayı ama karşımdakiler herşeyi makaraya sarmamdan pek hoşlanmıyor ☺️☺️
- Bende severim makara muhabbeti.
- Nerelisin emre?
- İstanbul ya sen?
- Bende İstanbul neresi İstanbul'un?
- Pendik.
-Sen?
-Kartal.
- Yakınız Sunay...
-Evet pendiğe çok geliyorum annem Pendik li.
- Çok sevindim. Belki bir gün karşılaşırız. pendik Kartal arası biryerlerde. Sunay ne dersin?
- Şey tabiki inşallah yani.
He he görüşürsün. Tek başına gidebildiğin en uzak mesafenin sokağın öteki ucu olduğunu unuttun heralde dedim içimden.
- Biraz daha konuşup kapattık.
DEĞİŞİK BİR SABAH
Sonbaharın ilk günleriydi. Hava sıcakmıydı, soğukmu?
Günlerden hangi gündü. Bugün nasıl bir sabaha uyanmıştım böyle. Bugün mü çok güzeldi yoksa benim kafammı güzeldi. Akşamdan kalma gibiydim. Başım ağrıyordu ama rahatsız etmiyordu. Yada ben rahatsızlık hissetmiyordum. Aptallaştım annemin kalk borusu çalmamıştı daha. Yoksa benmi duymadım???
Evren değiştirdim heralde. Gece uzaylılar beni başka bir zaman dilimine geçirdi. Kalktım evde dolaştım annem yoktu. Kardeşlerim okula gitmişti. Yanlızdım... Ohh annem neredeydi acaba? Bir sigara içsem keyifle. Biraz kafam açılsa. Önce annemi bulmalıydım. Bahçeye çıktım. Etrafta dolaştım. Leyla ablayı görünce annemi ona sordum. Zeliha yengemle bahçeye gittiklerini söyledi. Bişeyler ekeceklermiş.
- Sen yenimi kalktın?
- Evet Leyla abla... Sigara içeceğim ama annem gelir diye içemedim.
- Gel bize geçelim beraber içeriz dedi.
- Oluur dedim. Sigaramı alıp geliyorum. Sigaramı aldım. Leyla ablaya yan eve geçtim. Birer sigara içtik sonra eve geçtim. Yatakları topladım. Herkes biyerlere dağılmıştı ama evde dağılmıştı. Onların ardından ortalığı toplama işi bitince mutfağa geçtim. Çaysuyu koydum ocağa. Leyla abla...
- Birazdan gelirler bir çay demle istersen dedi.
- Tamam dedim. Bişeyler hazırladım kahvaltıya. Çayıda demledim. O arada annem ve Zeliha yengem geldi. Masayı hazırladım Leyla ablayıda çağırdım. Beraber kahvaltı yaptık. Yemekten sonra herkes dağıldı. Annem...
- Biraz uzanacam dedi. İstersen bir yemek yap çocuklar gelecek okuldan.
He yani istemezsem yapmayabilirim..
Tabiki öyle bir lüksüm yoktu.
- Tamam dedim. Annem bildim bileli uykuyu çok severdi ama babam gittiğinden beri dahada düşkün olmuştu. Belkide kafasını öyle dinlendiriyordu. Kolay değildi sevdiğinin uzakta olması. Annem çok sever babamı. Babamda annemi. Nerdeyse 40 yıllık evliler hiç kavgalarına şahit olmadım. Babamın bunda payı büyüktü. Susardı. Annemde biraz söylenir, ağlardı. Hırsını alamazsa biz ne güne duruyorduk. Bir bahane bulur bizi döver rahatlardı. Annem odasına geçti. Bende mutfağa.. ahaa telefon çalıyor.
Emre arıyordu. Bidaha arayacağını düşünmemiştim. Ama aradı. Mutfağın kapısını kapattım. Emreyle mutfakta konuşuyordum.
- aloo
- Sunay nasılsın? Ben Emre...
- İyiyim Emre: kaydettim numaranı biliyorum sen olduğunu. Aptal bir gülümseme vardı yüzümde, bu neydi?
- Sesini duymak istedim. Rahatsız etmedim umarım...
- Yo yo estafurullah. Çok memnun oldum. Akşam ki konuşmamızdan sonra bidaha arayacağını düşünmemiştim!!!
- Neden istemezmisin benimle bir daha konuşmak?
- Çok isterim inan. Offff ne dedim ben? Sesli düşünüyordum. Kalbime, dilime, beynime hükmedemiyordum. Aşk bumuydu?
-Bunu duyduğuma sevindim. Çünkü aklım sende kaldı...
- Nasıl yani? Merak edeceğin bişey mi yaptım?
- Evet yaptın. Aklımı aldın!!!
- Şaka yapıyorsun heralde!!!
- Çok ciddiyim. Seni çok merak ediyorum.
- Bende seni!!
Değişik karmaşık hissediyordum.
Yeni bir gün. Ama diğer günlerden farklıydı.
Hangi gündü bilmiyorum. Hava sıcakmıydı, soğukmu hissetmiyordum. Uyuşmuştum. Kafamdaki tek soru bugün Emre arayacakmıydı. Ya aramazsa? Bu belki bir oyundu. Heyecanlı bir oyun. Hergün biraz, biraz tanışma oyunu. Birkaç gün olmasına rağmen çok alışmıştım Emre'ye. Bozulmasın bu oyun. Sesi büyülü gibi çok etkiliyordu beni. İçime işlemişti. Kulaklarımda yankılanıyordu sürekli. O sesle yatıp o sesle kalkıyordum artık. Sabah erken kalktım. Durgunlaşmıştım. Neşeli ben yoktu artık. Birkaç gün geçmişti. Cici kızlar ne olduğunu merak ediyordu. Ben onlara bu durumu söyleyip bu oyunu bozmak istemiyordum. En iyisi Emre'nin benide tersleyip konuşmak istemediğini söylemek olacaktı. Öylede yaptım hiç hoşuma gitmesede yalan söyledim cici kızlara. Ama deli gibi istiyordum Emre'nin aramasını. Telefon arkadaşlığımız bana çok keyif veriyordu. Gerçeği adı bumuydu? ARKADAŞLIK hiç sanmıyorum. Ama adını koyamadığım bir histi bu...
Bugün aramadı neden ne olmuştu ki ? Meraktan ölecektim!!! Dayanamadım mesaj attım.
_ Emre nasılsın bugün konuşmadık fırsatın yok sanırım...
Cevapta vermiyordu. Zorlamamalıydım. Galiba sıkıldı benden. Moralim bozuk ve keyifsizdim. Gün çok sıkıcı geçiyordu. Tabi birazdan daha çok sıkılacaktı ama bundan haberim yoktu. Kardeşim Hakan biriyle konuşuyordu bahçede. Ağlıyormuydu o kimdi ki? Arkası dönüktü. Başı öne eğilmişti. Tam duyamasamda ne konuştuklarını, Hakan ona ağlama ben çözecem diyordu. Çok sinirlenmişti. Hakan'la aramda 2 yaş vardı. 14 yaşında delikanlı kanı kaynıyor. Giderken perdenin arkasından gördüm onu. Barış!!! Barış'tı. Ne anlattı bu salak Hakan'a. Bukadar sinirliydi. Ooff zaten canım sıkkındı. Bu nerden çıktı şimdi.
Söyleniyordum annem geldi...
- Noldu kız konuşuyon yine kendi kendine?
- Anne Barış gelmiş. Hakan'la konuşuyordu. Ne alaka nereden tanışıyorlar bunlar. Meğer Barış ve Hakan karete kursundan tanışıyorlarmış. Barış'ın kardeşiyle Hakan aynı sınıfta okuyorlarmış. Bir kitap lazım olmuş. Hakan'dan onu almaya gelmiş. Tabi Hakan'ın benim kardeşim olduğunu öğrenince başlamış ağlamaya. Aslında o gün anlamalıydım Hakan'ın beni çok kolay harcayabileceğini neyse.. Hakan sinirle geldi eve...
-Sen nası insansın?
- Ne diyorsun be sen?
- Niye oynadın Barış abiyle. O iyi biri.
- Ben kötüyüm yani?
- Güldürme beni. Barış'mı iyi? Ama ben kötüyüm. Hatta oynadım onunla öylemi? Bana sormadan beni yargılıyorsun. O Barış salağının iki sözüyle harcıyorsun beni öylemi?
- Oğlum sen ne duydun? Anlamadım ama bir konuşalım. Ben konuyu biliyorum dedi annem..
-Kandırmış oynamış Barış abiyle. Yakıştımı ya?
-Bak Hakan dinleyeceksen anlatayım. Yargılayacaksan az ötede yargıla. Canım sıkkın hiç uğraşamayacağım seninle.
- Tamam anlat. Ama yalan söyleme!!!
- Ben yalan söylemem gerizekalı. Hiçmi güvenmiyorsun bana. Gerçeği cici kızlara söylemiştim ama. o içinde bulunduğum büyünün bozulmasını istemediğimden di? Baştan sona anlattım herşeyi. Sevda'nın bu salağı nasıl başıma sardığından başladım. Barış'ın benimle konuşurken öte yandan daha askerden gelmeden kaçırdığı kızı ailesinin yanına gönderdiğine, hatta onun akrabalarının önümü kesip benim hakkımda neler söylediklerine kadar herşeyi anlattım.
Annem söylediklerimi doğruladı. Babamın onun babasıyla amcalarıyla konuşup oğlunuzu geri çekin kızımdan uzak dursun uyarısına kadar anlattı Annem.
- Ama Barış bana böyle anlatmadı dedi sinirli sinirli..
- Ne anlattı? Lan safmısın sen doğruları anlatırmıydı sence?
- Sen onu kendine aşık edip sonra terketmişsin...
-Niye yapayım böyle birşeyi. Ben onunla konuşmadım bile.
Hakan bozulmuştu. İkilemde kaldı. Barış'ada çok güveniyordu belliki. Aman ya iyice sinirlerim bozulmuştu. Ağlamak istiyordum sanki. Ama yapamazdım. Neden ağladığımı soracaklardı. Barış'ın yüzünden ağladığımı düşünmelerini istemiyordum. Çünkü dışardan bakınca öyle görünecekti. Akşam yemeği hazırdı ama hiç yemek istemiyordum. Benim aklım Emre'deydi. Niye sıkıldı, niye vazgeçti. Hayalde olsa benim iyi hissettirenimdi.
Akşam olmuştu. Emre'den ses seda yoktu.
Keyfim yoktu, sessizce bir köşede oturmuş elişi yapmaya çalışıyordum. öözüm telefondaydı!!! Mesajıma cevap. bile vermedi. Demekki o benim gibi düşünmüyordu. Bu adı her neyse bilmediğim ve bir türlü adlandıramadığım birkaç günlük telefon görüşmeleri onu sıkmıştı. Herkes yattı. Onların yatmasını bekliyordum. Kendime bir kahve yaptım. Camın önüne geçtim bir sigara yaktım. Kahvemi içiyordum, saat 12.00 olmuştu. Ama hiç uykum yoktu. Etraf karanlıktı artık dayanamıyordum. Gözyaşlarım akmaya başladı. İnanamıyorum beni umursamayan biri için ağlıyordum. Galiba aşık oldum diye düşünürken telefonum çaldı. Farklı bir numaraydı açtım.
.-Efendim
- Sunay ben Emre. Bu yeni numaram. Telefonum bozuldu değiştirmek zorunda kaldım. Bugün görüşemedik dedi.
- Evet Emre çok sevindim aramana. Mesaj attım dönmeyince sıkıldın diye düşündüm. Herhalde birdaha aramaz dedim kendime...
- Olurmu öyle şey. Ancak fırsat bulabildim. Gece rahat olacağını düşündüm dedi. Allahım kanatlarım çıktı. Birazdan uçacaktım. Dilim dolaşıyordu. Kelimeler takılıyor konuşamıyordum heyecandan. Güncel sohbetimiz gülerek devam ediyordu...
-Ben seni çok özledim çok korktum aramayacaksın diye.
-Sen neden aramadın?
- Kontörüm yok.
- Anladım... Yarın hallederim canım kontör işini.
-Anlamadım? Neyi halledecen?
- Kontör yükleyeceğim hattına.
- Saçmalama. Hiç gerek yok böyle birşeye.
-Tabiki var.
-Niyeymiş?
- Bak kontörün olsaydı beni arayabilirdin. Gerçeği arasaydın telefon kapalıydı.Neyse bu konu kapandı.
-Biliyormusun Sunay birçok şeyi birkaç güne sığdırdık. Sanki seni çok uzun zamandır tanıyorum. Tek bilmediğim yüzün.
- Anlamadım ne demek istedin Emre?
Aslında anlmıştım. Görmek istiyordu beni. Belliki emin olmak istediği şeyler vardı...
- Görüşsekmi Sunay. Bir çay içelim beraber yüzyüze sohbet nasıl oluyormuş seninle bide onu deneyelim dedi. güldüm...
-Olabilir Emre. Bakalım nasıl oluyormuş benle sohbet ?? Ama nasıl olacaktı? Benim tek başıma dışarıda dolaşabileceğim mesafe içine Emre'nin tek başına bir sıfatı olmadan girmesi imkansız dı. Ama nasıl anlatacaktım bilmiyordum.
- O zaman en kısa zamanda görmek istiyorum seni Sunay dedi. Birkaç günlük telefon aşkım. Şey yani ben öyle hissetmeye başlamıştım. Ama bunu söyleyemezdim. İçimde takılıyordum kafama göre. Telefonumun öteki ucundaki hayalet aşkımdı Emre. Haberi yoktu. Olmasıda gerekmiyordu.
Bazı hayallerle yüzleşmek hayal etmekten daha zordu. Uçsuz bucaksız olabildiğince geniş bir hayal dünyasında, onunla büyük bir aşka yelken açmıştım.
Evet şimdilik tek taraflıydı. Yani bir tek ben biliyordum. Olsun ne olacak ki? Onun beni hiç aramamasını düşünmekten kolaydı onu hayallerimde yaşatmak. Buluşmak istiyordu. beni görmek istiyordu. Buna hazır değildim. Ya beni beyenmezse diye düşünüyordum. Aslında beyaz tenli, kumral saçlı bir kızdım ortaboylu diye tabir edilen kategorideydim. Yüz hatlarım ve mimiklerim ilgi çekiciydi. Gözlerim açıkkahve, ela arası birşeydi. Onlarda karar verememişti hangi renk olacağına. Yüzümün güzelliği çok övgü alıyordu. Hafif balıketli oluşum beni beyenmemesi için sebep olabilirdi. Onunla ilgili hiç bişey düşünmemiştim. Çirkin midir, engellimidir bilmiyordum umrumdada değildi. Ben sadece kendimi eleştiriyordum. Telefonu çoktan kapatmıştık ama benim kendimle kavgam bitmemişti. Nihayet uyuyabilmiştim. Saat kaçtı bilmiyordum. Sabah annem bana hiç bulaşmadı. Dünkü can sıkıntımı Barış'a bağlamıştı. Bende bunu kullandım açıkcası. Annem ortalığı toplamış yemeği yapmıştı. Hatta ikimiz için kahvaltı bile hazırladı. Üzülmüştü sanki bana. Belkide vicdanını rahatlatıyordı. O mendeburlara karşı durabilseydi Hakan bana o lafları söyleyemecekti. Neyse olan olmuştu artık. Tam masaya oturmuştuk Zeliha yengem geldi. Arkasından Leyla ablada geldi. Ben dalgındım bunu farketmişlerdi.
- Noldu kız niye dalgınsın? Aşıkmı oldun dedi Leyla abla.
- Evett aşk acısı çekiyorum Leyla abla çaresizim. Allahım ben ne dedim!!!
- Kız dalga geçmesene. Takılıyoruz işte ne var hem olabilir güzel kızsın tabiki sevgilin olacak dedi. Annem bozulmuştu ama bişey demedi Leyla ablaya.
- Zeliha yenge; Asiye'yi biliyorsun köyden. Dün onun oğlu Barış geldi. Hakan'a bişeyler söylemiş. Sunay'ın ona canı sıkıldı dedi annem.
Aslında umrumda bile değildi. Barış kimdiki canımı sıkacaktı. Buna sadece gülerdim o bir zavallıydı. Ama masum değildi tam bir yalancıydı pislik.
Benim aklım Emre'deydi. Onunla nasıl görüşecektim onu düşünüyordum ama bulamıyordum. Annem halime acıdı herhalde balkona çıkın Leyla sigara için... Bu sende git iç demekti. Yumuşamıştı bana karşı artık uzlaşmaya karar verdi diye düşünüyordum. Zeliha yengem bende geleyimde beraber içelim dedi. Leyla abla işaret etti. Otur sen dercesine... Annem gülmüştü tamam oturun. Sende iç o b.ku belki biraz kafan dağılır dedi bana.
Ne dedi o? Benimi deniyordu. Çok şaşırmıştım ama bu fırsatı aslaa kaçıramazdım. Hemen bir sigara yakıp çayları tazeledim.
- Bak bak köpek!!! nasılda çekiyor dumanı dedi annem. Hem kızıyordu hemde gönlümü almaya çalışıyordu sanki.
Konu Hakan ve Barış'tı. Ne yapsak diye konuşuyorlardı. Zeliha yengem...
-Aysel onun eşi hamile bebek bekliyorlar.
-Ohhh... şerefsiz pe....k. Ben onun yüzünden eve hapsoldum. O puştun karısıyla keyfi yerinde. Bide bebek bekliyor. Ama şerefsizliği elden bırakmayıp gelip burada benim huzurumu kaçırıyor öylemi.Hey allahım ya. Be şerefsiz ne istiyorsun? Düzenini kurmuşsun çocuğun olacak. Sinirle bir sigara yaktım. Ne olduğunu anlamamıştılar. Üzülmüşmüydüm yoksa olanlara tepkilimiydim.Yüzüme bakıyorlardı, susmuşlardı. Bense rahat sigara içmenin keyfini çıkarıyordum... Sinirliydim ama Emre ile buluşmanın yolunu bulamamaktandı sinirim. Dur bakalım bu burada kalmayacaktı!!!
Zeliha yengem amcama taşımış olayı. Amcamda soluğu Barış'ın babasının yanında aldı.
- Bak Hamit oğlunu bizim kızdan uzak tut bulaşmasın artık.
- Ne diyorsun Cevat. Barış evlendi çocuğu olacak o konu kapandı. Ahmet'le konuştuk çözdük biz bu konuyu.
- Barış gelmiş Hakan'a.. Ablan benle oynadı. Beni kandırdı deyip ağlamış. Kızı evde sıkıntıya sokmayın senin oğlun ve kardeşinin dengesizliği yüzünden biz kızımızı eve kapattık. Senin oğlunun dengesizliğini bizim kızımız ödemeyecek. Kendi yuvasıyla uğraşsın oğlun. Bir daha bizim kızımızı aklından bile geçirmesin demiş. Kapıda sesler vardı!
- Sunayy!!!
- Efendim amca
- Kızım gel bi biraz konuşalım!! Aysel sende gel.
- Buyur amca hoşgeldiniz. Bu kim noluyor?
- Bu Hamit Barış'ın babası kızım olanları sakince anlatırmısın...
- Bakın Hamit bey... Oğlunuzu çekin hayatımdan. Ben ona ümit vermedim ben onunla bir kere konuştum, ve Tahir kara nın yeğeni olduğumu söyledim. Bir daha beni aramamasını söyledim.
Hamit yutkunmuştu. Tahir babamın dayısıydı ama sözü geçen biriydi. Bunlarlada arası iyi değildi.
-Beni aramamasını söyledim. Telefonlarına cevap bile vermedim. Annem ona defalarca onunla konuşmak istemediğimi söyledi. İnanmıyor. Babam onun yüzünden bana sınır çizdi. Tek başıma gidebileceğim en uzak yer şu gördüğünüz sokağının başı ve sonu. Bunun sebebi o salak oğlun ve dengesiz kardeşlerin babam burada yok.
-Onu tedirgin etmeye hakkınız yok. Sizin oğlunuzun kafasında kurduğu saçmalıklara ayıracak vaktim yok, ilgimde yok. Ayrıca oğlunuz evli. O zamanda evlenmek üzereymiş benden ne istiyor?
- Haklısın kızım kusura bakma. Ben onun haddini bildireceğim. Eşi evde bebek bekliyor. Akşam sabah çocuğu olacak o hala eski sevdasının peşinde koşuyor. Ayıptır sanada gelinimede ayıptır. Oğlumun yaptığından ben utandım. Onun adına ben özür dilerim. Kusura bakma kızım dedi.
O arada Hakan da geldi. Olanları ve Hamit amcanın söylediklerini duydu, utanmıştı.
- Kızım demeyin lütfen. ben sizin hiçbirşeyiniz değilim. Olmakta istemiyorum. Benden ve hayatımdan uzak durun. Kardeşiniz o pis bakışlarını üzerimden çeksin. Oğlunuz benden uzak dursun. Gerçekten çok yoruldum artık. Erkek delisi Sevda nın yüzünden bukadar sorun yaşamayı hakedecek ne yaptım? dedim.
- Haklısın elimden geleni yapacağım. Cevat kusura bakmayın. İçiniz rahat olsun bundan sonra karşısına çıkmayacak söz veriyorum.
Hakan çok mahçuptu bana karşı...
-Ablamla kavga ettim. Barış abi yüzünden ablama birsürü laf söyledim. Ona kötü davrandım. Ben ona çok üzüldüm, ağladığı için inandım ona ama çok büyük yalancıymış...
- Amca benim söylecek bişeyim yok.
- Hamit amca kırdıysam kusura bakma ama beni çok sıkıntıya soktu. Hayatımı baltaladı onu istemeyişimin bedeli eve hapsolmak oldu. Çok bunaldım artık.
Koca adam boynunu büktü. Çok utanmıştı. Onlarada benim onun peşinde koştuğumu anlatıp duruyormuş, adam çok mahçup oldu oğlunun yüzünden. Duydukları canını sıkmıştı.
Benim canımsa Emre ile nasıl buluşacağım, nasıl fırsat yaratacağımı bulamadığım için sıkkındı ve hırsımın büyük bir bölümünü hamit amcadan çıkarmıştım. Cevat amcam...
- Kızım bundan sonra rahat ol bulaşmayacaklar sana serbestsin. Ben ahmetle konuşacağım sen böyle doğru ve dik durduğun sürece arkandayım dedi.
Bu çok hoşuma gitti. Gururlanmıştım ve büyük bir umut belirdi içimde. Evet amcam önümü açacaktı ve ben Emre ile buluşacaktım bunun için plan yapmalıydım...
- Teşekkür ederim amca çok yorulmuştum bu konudan. Annemde rahatlamıştı. Haklıydı biryerde üzerinde büyük bir sorumluluk vardı.
Babam burada değildi ve etrafın ne dediği annem için önemliydi.
Leyla abla olayları kaçırmış sonunda gelmişti. Meraktan ölecekti benimle konuşma fırsatıda bulamamıştı. Gel bir kahve yapayım sana dedi.
Tamam Leyla abla ben telefonumu alıp geliyorum dedim.
Oda ne tam
17 mesaj
8 cevapsız çağrı Emre aramıştı beni ve ulaşamamıştı. Bu Kez tedirginlik dolu mesajlar ondan geldi. Bu çok hoşuma gitti...
Beni merak etmişti. Buluşmak istemesimi sorundu, bunu merak ediyordu arayıp ulaşamamak onu kızdırmıştı.
-Bana cevap ver lütfen!!! Sıkıldıysan bile söyle bilmek hakkım telefonun öteki ucundaki hayalim.
Son mesaj buydu. Ne diyordu? Çok güzel bir mesajdı bu içim öyle bir sevinç dolduki uçuyordum.
- Merhaba telefonun ucundaki hayalim. Dünden kalan bazı sorunlar vardı. Gece konuşabilirsek anlatırım. Tabiii dinlemek istersen.
-Senden sıkılmak mı? Delimisin çok özledim seni sesini.
Bu mesaja cevap gecikmedi Leyla abla kahve yapıyor bir yandan da beni izliyordu. Bense mesajları tekrar tekrar okuyordum. Yüzümde aptal bir gülümsemeyle. Leyla abla şaşkındı. Az önce sinirden gözlerim dönüyordu, şimdi ise gülüyordum. Kahveyi önüme koymuştu ama farketmemiştim bile.
Ben Emre'den gelen mesajı okuyordum...
- Bende seni çok özledim. Görmesemde hayallerimdesin güzel kız seviyorum seni görmek istiyorum. Bu mesaj beni hem tedirgin etti, hem çok güzeldi, hemde beni görünce beyenmezse? ve bu adı herneyse biterse diye korku kaplamıştı içimi!!! ama bununla yüzleşmek zorundaydım Leyla ablanın sesiyle toparlandım.
- Kız vallahi var sende birşeyler. Anlat bakalım dedi.
- Şeyy Leyla abla yok be öyle işte ne olcakki bana!
-Kızım sen aşıksın. Bu çok belli dedi gülerek.
Utanmıştım...
- Yok be sana öyle gelmiş. Aşk kim ben kim. Evden dışarı çıkamıyorum ne aşkı Leyla'cım dedim sinsi bir gülümsemeyle.
Annemin sesiyle sustuk ikimizde. Annemde yetiştişmişti kahveye. Leyla abla anlatıyordu... Yarın Pendiğe ablasına gidecek miş ,akşama dönecekmiş.
- Aysel abla yanlız gideceğim ablama. Sunay'da gelsin. Hem biraz kafası dağılır iyi gelir onada dedi. Annem uzatmadan kabul etti. ALLAHIM neler oluyordu. Cezam bitti ve ödüllendiriliyormuydum. Bu nasıl bir lütuf nasıl bir fırsattı böyle. Dur Sunay!!! Dur bakalım. Leyla hiçbirşey bilmiyor ki neye seviniyorsun bukadar ....