emre anlatıyor
sunayın ısrarlı çağrısı beni meraklandırmıştı tabii çağrıları görünce isminin sunay olduğunu bilmiyordum bu dönemde telefon arkadaşı kobusu ok yaygındı banada yabancı değildi açıkcası
ben şu numaraya bir döneyim bakayım
- aloo
- kimsiniz 32 kez çağrı attınız
- şey ben ayşenin yeğeniyim bir yanlışlık
- ya bana onlar çağrı attı ama bunu kabul etmiyorlar birde beni suçluyorlar olmazki
- şeyy kusura bakma galiba yanlış anlaşılma var onlar bana böyle anlatmadı ben yeğeni değilim arkadaşıyım sanırım kullanıldım
-önemli değil ama akşama konuşsak olurmu çalışıyorum şuan
-11 den sonra daha rahat görüşürüz
- tamam görüşmek üzere
bu kimdi ya hiç öteki ukalalara benzemiyordu çok tatlıydı konuşması
aslında zamanım vardı ama birdaha arayabilmek için akşam görüşelim dedim. oda kabul etti herkesle konuşuyormuydu buda diğerleri gibimiydi acaba neyse bir akşam olsun bakalım
saat 11 olmuştu ama ne konuşacaktım konuyu uzatmak için ne bahane bulacaktım. neyse bir arayalım bakalım gidişat neyi gösterecek
- efendim
- merhaba bugün çağrı atmıştınız. akşama görüşürüz demiştik
- evet anladım merhaba nasılsın
- iyiyim sen nasılsın
- iyiyim aynı rutin devam
- ismin ne?
- sunay. senin ismin
- emre ismim 19 yaşındayım fabrikada çalışıyorum
- sen neişle meşgulsün
- ben cici evkızıyım ay pardon dlime pelesenk olmuş boş bulundum hep şu cici kızlar yüzünden
- iyimisin kafan karışık sanki
- kafam karışık doğru ama saçmalamam heyecandan şey yani ilk defa böyle birşey yapıyorum dedi garip geldi.
- neyi ilk defa yapıyorsun ?
- ya ilk defa tanımadığım bir erkekle konuşuyorum !!!
- sunay ciddi değilsin dimi ?
- valla çok ciddiyim inanmaya bilirsin ama doğru bu
- sana inanıyorum tatlı bela dedim.
gerçekten inanmıştım ona daha önce sevgilisi olmamış belliydi yaşadıklarını bir bir konuştuk hayatını anlattı konuşurken çekinmiyordu arada çıkan küfürler hoşuma gitmişti dikkatle dinliyordum onu babası yurtdışına giderken onuda eve kapatmış birnevi
anlattıklarından anladığım kadarıyla babaya hak vermemek zor korkmuş belliki takıntılı birine denk gelmiş sunay hiç istememesine rağmen başına bela olmuş adı barışmış ama sunayın hayatını savaş yerine çevirmiş bazen abarttığını düşündüm onu dinlerken okadar doğal ve akıcı anlatıyorduki ya çok iyi bir yalancıydı yada gerçekten bunları yaşamıştı üzüldüm onun adına görmek istedim onu merak etmiştim
telefonu kapatmıştık ama ben hala konuştuklarımızı düşünüyordum sunayı görme arzusu beni gitgide sarıyordu bu kız bukadar gevezeyse onunla işim vardı ama olsun çok tatlı sesi vardı konuşması güzeldi 2 haftadır telefonda konuşuyorduk sunayın hayatını ondan dinlemiştim herşeyi anlattı hemen hemen gün gün bende ona birçok şeyi anlattım ama başımdaki saplantılı eski sevgiliden bahsetmedim bunu onunla yüzyüzeyken konuşmak istiyordum artık onu görmek için kıvranıyordum aşık oluyordum ama karşımdaki kimdi neye benziyordu bilmiyordum bir önemi varmıydı onuda bilmiyordum ama tuhaf hisler sarmıştı beni itiraf etmesemde aşık olmuştum sunaya
- buluşup seni görmek istiyorum sunay telefondaki hayalim gerçekmisin görmek istiyorum
- emre bunu nasıl yapacağım bilmiyorum ama bende çok istiyorum seni görmeyi sanki yıllardır tanışıyoruz ama uzun zamandır görüşememiş gibi özlüyorum seni...
sanırım sunayda aşık olmuştu bana tek engel birbirimizi görünce fikrimizin değişmesiydi. ya birbirimizi beyenmezsek dışgörünüş çokta önemli değildi. biz baya uyumlu bir çift olmuştuk. telefonun iki ucunda nihayet sunay ayarlamıştı.
akrabaları leyla ile gelecekti cafeye geçtim sunayı bekliyordum. sokağın sonuna doğru daldım bekliyordum onu karşıdan iki gelen bayana takıldı gözlerim . bu sunay ve leyla olmalı?
Bu kız çok güzel sesi gibi kendide güzel cafeye yaklaştıklarında emindim bu sunaydı. Ben gelirken dah devam kararı almıştım artık ondan asla vazgeçemezdim. İçteniçe hak verdim barışa bu kız vazgeçilmezdi güzelliği, konuşması, çekiciliği herşeyiyle mükemmeldi. Sunay benim olmasın. çok yaklaştılar aramızda bir kaç adım vardı. Ayağa kalktım sunayda beni tanımıştı sanki direk benim masama doğru yürüyordu.
-Hoşgeldin sunay
-Hoşbulduk emre leyla abla ile tanış onun sayesinde gelebildim.
-buyrun oturalım ne içersiniz?
leyla çay olur kahvaltıya geçeceğim dedi.
sunayda çay alırım dedi. Garsona 3 çay söyledim.
-Nasılsınız? yol nasıl geçti ? gibi sorular soruyordum. Telefonda daha kolaydı bu iş. Leyla konuştu nihayet kısa bir sessizlikti ama uzun gelmişti. Çaylarda geldi bu arada.
-Emre ben bugün Sunay ı buraya getirirken ona güvendim. Sanada güveniyorum. Sunayı sana emanet edip ablama gideceğim. Ama onu buradan bıraktığım yerden, bıraktığım gibi almak istiyorum dedi. Gözümün içine bakarak konuşuyordu. Anlamıştım ne dediğini .
-Sunay çok sorun yaşadı son zamanlarda.
Bunları anlatmıştır sana az çok. Ama emin ol ne söylediyse doğrudur. O yalanı sevmez. Ben kalkıyorum Sunay saat 4 gibi döneriz eve.
- Tamam Leyla cım çok teşekkür ederim.
- Emre Sunay sana emanet ona iyi bak onu almaya geleceğim saat 4 te dedi.
- Leyla abla merak etme güvenini sarsmayacağım emanetin bendr rahat ol lütfen saat 4 te görüşürüz dedim. ve gitti
Sunayla başbaşa kalmıştık. Allahım gözlerimi ondan alamıyordum. Oda beni süzüyordu. Ergenliğin verdiği enerji tavan yapmıştı bende. Keşke hep benim yanımda kalsa hiç gitmese...
- Eee Sunay nasıl buldun beni?
-Cafede 19 yaşında yanlız oturan tek sen vardın zor olmadı dedi. Sinirlenmiştim bunumu diyorum sanki...
- Hafif bir gülümsemeyle onu demek istemedim dedim.
- Gülerek anladım canım şaka yapıyorum
bence güzel insansın. Benden yana devam ama seni etkilemek istemem sen ne düşünüyorsun?
- Sunay ben neredeyse konuşmaya başladığımızdan beri devam kararındaydım, ve hiç değişmedi ama seni görünce....
- Eee nolmuş beni görünce? fikrin değiştimi? beyenmedinmi beni?
- Çok beyendim seni nasıl göndereceğim Leyla ile birdaha ne zaman görüşeceğiz şimdi kafamda dönen bunlar. Sunay aşık oldum sana hemde konuşmanın başlarından beri...
- Emre bende aşık oldum. Adını koyamadığım telefonumun öteki ucundaki hayali bir aşktın. Görüşmekten çok korktum. Ya devam etmek istemezsen. Ya beni beyenmezsen. Bunlar beynimi kemiriyordu. Ama bu kaçamayacağım bir gerçek ve yüzleşmek zorundaydım. Korktuğum olmadı. Devam dedin...
Yan masada öpüşen çifte takıldı gözümüz. Sunay bir anda!!!
- Ekmekle ye hacıı doymazsın gülüyordu. Çok bozuldum bu hareketine
- Neden öyle söylüyorsun Sunay? Birbirini seven insanlar birbirine dokunmak ister. Öpmek ister bu çok doğal bu tepkin tuhaf geldi. Sen istemezmisin sevdiğine dokunmayı. Bana dokunmayı.Tedirgin olmuştu bana baktı,
-Ben evlenmeden çiftlerin bişeyler yaşamasına karşıyım dedi.
- Haydaaa... bu masum bir öpüşme dedim. Sen neden karşısın buna?
- Bence bir kızın en güzel çeyizi öpülmemiş dudaklardır. Sen bunu istemezmisin?
-Afalladım evlilik mi?
-Yani evlendiğin kızın ilki olmak seni mutlu etmezmiydi?
- Haklısın. Kafam karıştı evlilik haklıydı. Onunla sonsuza kadar beraber kalabilmemin adı evlilikti. Evlenmeyimi düşünüyormuydu benimle. Bu hayalleremi kapıldı acaba. Ona bu yönde umutmu verdim. Karmakarışık oldum.
Sunay sessizleşti, tedirgindi, neler düşünüyordu acaba? Çaktırmadan bacaklarımın arasında taş kesilen aletimi düzeltmeye çalıştım. Evet dediği an Saatlerce sevişebilirdim onunla. Ama demeyecekti bu artık kesindi. Evlenmeden olmaz diyen bir kız.
Onu deli gibi arzulayan ben.
Ne olacaktı böyle nasıl başedecektim ona dokunmadan nasıl duracaktım. Sessizce oturuyorduk ikimizde benim tepkim ürkütmüş olmalıydı onu beklemiyordu böyle bir tepki, off kafsından neler geçiyordu acaba çok merak ediyordum.
- Çay içelim mi? Sabahta bişeyler yemedin birer tost yermiyiz?
- Canım istemiyor Emre...
- Ama sabahta bişey yemedin!!!
Sahilde yüriyelim mi? Biraz ne dersin ?
- Annemin akrabaları burda oturuyor. O gudubetlere denk gelirsek ben eve gitmeden dedikodum ulaşır eve dedi. Dişleri gıcırdıyordu sinirden onlaramıydı öfkesi, bana mı kızmıştı? anlamadım.
-Çok uzaklaşmayız, hem Leyla abla erken gelirse meraklanmasın. Israr sevmezsin biliyorum ama biraz hava almak iyi gelir. Sonrada birer tost yeriz.
-Tamam hadi çıkalım.
Sahilde dolaşmak iyi geldi. Çok uzaklaşmadık cafenin oralardaydık. Gülerek
- Gudubet hee... kim onlar?
- Annemin kardeşleri hiç sevmiyorum onları, hoş onlarda beni sevmiyor hisler karşılıklı yani gülüyordu ...
- Sen hep gül delikız... dedim. Üşümüştü titriyordu...
- Cafeye dönelimmi? Sunay üşüdün sanırım.
- Evet baya üşüdüm ellerim dondu...
dedi.
Cafeye geçtik bizim masa boştu. Oturduk birer çay ve tost söyledim.
-Bitiremem ya keşke söylemeseydin bana aç değilim dedi
-Sen yiyebildiğini ye ben kalanını yerim canım dedim şaşırdı... yarısını bile yiyememişti.
-Bukadar gerçekten daha yiyemiyorum çok geldi. Emre bana söyleme demiştim. Ellerini ovuşturuyordu sanırım elleri çok üşüdü. Ellerini tuttum buz gibiydi elleri gerçekten üşümüş... ellerine dokununca terlemeye başladım. Allahım ben bu kızla ne yapacaktım nasıl olacaktı nasıl dayanacaktım ona dokunmadan...
İlk ben dokunacaktım ona çok özeldi onun için. Öylede kalsın istiyordu. Anlıyordum ama dayanmak zordu.
Kahretsin pantolonumu çok zorluyor..
saat geldi gidecekti... Ama gitmesini istemiyordum sonsuza kadar yanımda kalsın istiyordum.
Leyla geldi ...
-Leyla abla çay içermisin? kahvede olur.
- Teşekkürler Emre ama kalkalım biz..
- Pekii... Herşey için teşekkür ederim beni çok mutlu ettin bugün Leyla abla dile ne dilersen
- Sunayı üzme yeter... Sunay kalakalım mı?
- Tabii Leylacım kalkalım...
- Görüşmek üzere Sunay umarım en kısa zamanda görüşebiliriz... dedim gülümseyerek
- Leyla abla emanetini bıraktığın gibi teslim ediyorum sana dedim ciddi bir sesle... şimdi ben sana emanet ediyorum bu delikızı. O çok kıymetli benim için dedim
- Merak etme...
gittiler
Gidiyor allahım...
Birdaha ne zaman göreceğim? içim buruktu, bir zaman sonra aradım telefona bakmadı; ne oluyordu neden bakmadı telefona biraz bekleyeyim belki evdedir.
Ah sonunda aradın tatlıbela...
-Ters bir zamandamı aradım?
- Tam evden çıkıyorsum sen aradın...
- Hayırdır nereye gidiyorsun?
- Cicikızlara... pasta yapacaklarmışta beni çağırdılar.
- Oo afiyet olsun...
-Hahhaha ne afiyet olsun ortada pasta yokki beni yapmak için çağırıyorlar yemek için değil dedi. Gülerek...
- Sen güzelmi yapıyorsun pastayı?
-Güzel yaparım evet ama konu pasta değil sensin.
- Nasıl yani?
- Ayşe seninle konuşup konuşmadığımı merak ediyor bir cevap alamadı ya....
- Hımmmm... peki ne diyeceksin cicikızlara? güldüm komik geliyordu bana bu halleri konuşması herşeyiyle çok güzeldi beeeee...
-İnan onu düşünüyorum.
-Konuşmadım de...
-Len beceremiyorum yalan söylemeyi doğruyu söylesem annem duyabilir.
Ne yapacam yaaa.....
-Sakin ol!!! beni aradığını ama benim seninle konuşmak istemeyip telefonu kapattığımı söyle.
- Tamam canım öyle söylerim.
- Canım hee... Tatlı belammmm benim seviyorum seniii...
- Bende seni uyuzummm görüşürüz geldim ben.
-Tamam canım dikkat et kendine öpüyorum o bal dudaklarından dedim gülerek
- Piisss... çok beklersin sen...
-Bir ömür bile beklerim yeterki benim ol...
Sunaydan
Kapıyı çaldım. Cici kızlar kapıyı açtı. Aceleyle beni içeri aldılar. Meraktan ölüyorlardı. Aslında bunlara olanı biteni anlatıp bir güzel çatlatmak vardı ya...
neyse
Ayşe ve Fatma gözümün içine bakıyordu.
: Ayşe
-Ne oldu Sunay konuşabildin mi? o çocukla
safım benim adı var onun bikere... ama doğru sen bilmiyorsun didişmeye çalışırken sormak aklına gelmemiştir.
-Aradım ama...
- Eeeee... dedi Fatma
-Ne eeeee...Fatma anlamadım?
anladım tabiki ama zaman kazanmya çalışıyordum
-Kızlar anneme sormuşsunuz beni pendikteydim. Leyla ablayla beraber gittik. Siz beni niye sordunuz? Ayşe dayanamadı...
-Sunay ne yaptın? konuşabildinmi benim için sen aramızı bulabilirsin beceriklisindir sen...
Ne yani hanımteyzemiyim ben ne demek bu şimdi? Bozuldum ama bişey demedim şu pastayı yapacaksak bir taraftan başlayalım. Yaparken anlatırım...
- Biz yaptık pastayı çayda var dedi Fatma ...
-Kız bu çay sizin evde musluktan mı akıyor? Hep hazır anasını satayım...
hiiii çok ayıp bu kızlar bu sözlerden hoşlanmıyorlardı. Onlara göre kızlar kibar olmalıydı yersen... kahkaha attım
-Kızım bozulmayın ya şaka yapıyorum...
Fatma ne olduğunu anlamadı!! salak salak yüzüme bakıyordu.
-Tamam fatma cım. Doldur çayları anlatıyorum olanları size...
Olanları baştan sona anlattım. Ama buluştuğumuzu söylemedim.
- Demek adı Emre ymiş... ukala bana niye söylemedi ki? dedi Ayşe...
-Konu buraya nasıl geldi bilmiyorum kızlar ama hiçte ukala değil bilginiz olsun dedim. Ses tonumdaki ciddiyet ikisinide rahatsız etmişti. Ben bir lavaboya geçeyim kızlar çok çay içtik.. sinsi bir gülüş vardı yüzümde
Fatma Ayşe ye belkide yalan söylüyor, bizi kandırıyor neden inanıyorsun ki ona..
Yalan söylemiyor bence çocuğu kaptı. Vaybe ellerimle verdim ya kahretsin...
Abla üzülme ya ...
Ne üzülmesi be verdiğim gibi alırım kızım benim o ben buldum...
Gülesim gelmişti bu hallerine...
Kapı dinlemek ayıptı. Tamam kabul ediyorum ama arkadaşının sevgilisini elinden almayı düşünmek daha büyük ayıptı.
İçeri girdim tedirgin oldular duyup duymadığımdan emin değildiler ama hepsini duydum ve o arada Emre ye mesaj atmak istedim çaktırmadan.
: Beni kısacık arayabilirmisin? diye ama telefonum içerdeydi.
Tam içeri girdim oturdum Emre aradı.
- Efendim canım...
-Sevdiğimmm özledim seni müsaitmiydin?
-Müsaitim canım buyur
- Anneme anlattım seni..
- Nee... ne yaptın sen? bişey dedimi?
- Seni çok merak ediyor..
- Ben ayşelerdeyim akşama konuşuruz.
Olurmu?
-Tamam tatlı belammm öpüyorum seni bal dudaklım...
-Bende öpüyorum canım görüşürüz...
kızlar simirden çatlamak üzereydi. Siz baya sevgili olmuşsunuz Sunay dedi
Ayşe ama sinirden dişleri gıcırdıyordu duyabiliyordum.
-Kızlar ellerinize sağlık teşekkür ediyorum ben kalkayım.Annem merak eder.
-Tamam hayırlı olsun dedi Ayşe...
-Sen şimdi evlenecekmisin Emre ile dedi Fatma???
-Bilmem!!! bu basit bir karar değil zaman gösterecek Fatma bakalım dedim.
- Aaaa... Ama size teşekkür ederim sayenizde buldum Emre yi.
Hakkınız ödenmez. Sevdik birbirimizi
- Görmeden nasıl sevdiniz bakalım? Sunay hanım... dedi ateş çıkıyordu gözlerinden ...
Kalbinin sesini duydum onu sevdim oda beni sevdi teşekkür ederim kızlar sayenizde oldu unutmayın.
bu bir uyarıydı ve gayet iyi anlamışlardı...