"Meloş sana sesleniyorum..." Elimde büyük kahve fincanıyla düşüncelerimden sıyrılıp, kaşlarını kaldırmış beni izleyen Sedaya baktım... "Duymadım ne demiştin..." "Burak Özçivit diyorum, Fahriyeyi postalayıp beni alıcakmış..." "Yaaa çok sevindim senin adına kuzum..." Tekrar parmağımı fincanın kenarında gezdirmeye başladığımda, enseme yediğim şaplakla neye uğradığımı şaşırmıştım.... "Napıyorsun yaaa.." "Seni kendine getirmeye çalışıyorum neyin var..." Burnumun direği sızlamaya başladığında, gözlerimi kaçırmıştım ondan... Bende bilmiyordum ki neyim olduğunu... Kerem'in söylediklerinden sonra, uzun bir süre o banyodan çıkamamıştım... Beni sevdiğini söylemişti kısmen... Ne yapacağımı nasıl davranacağımı şaşırmıştım artık... Beni sevdiğini söyleyen ve aynı zamanda ağır hasta olduğunu

