18.Bölüm

2483 Kelimeler
Öpüşü git gide şiddetlenirken artık öpme konusunda kalfalığa yükselen ben de iyi karşılık veriyordum gözümden kaçmıyordu . Bir eli belimdeyken diğer eli saçlarımda geziniyordu , kapıyı kapatmıştık ama her an biri gelip bizi görecek korkusunu üzerimden atamıyordum. Odasını hizmetlilerden biri söylemişti yoksa koca evde bulmam zaman alırdı, geçen geldiğimde odasına girememiştim bile. Artık o kadar şiddetli öpüyordu ki boğulacak gibi hissediyordum , sanırım zorlandığımı anladı çünkü geriye çekildi . Birkaç kez öksürdüm ve gözlerimi gözlerine diktim 'Zorlanacağını düşünmemiştim' deyip eliyle saçlarını karıştırdı ve yere pişmanca baktı. Bana bakman gerek aptal bana! Rahat nefes almaya başlayınca 'senin yüzünden değil ,alışmam gerekirdi benim hatam' deyip gülümsediğimde 'hayır , seni fazla zorladım , bir daha olmaz. Her neyse dansa çalışmak ister misin?' deyip elini uzattı. 'elbette' Geldiğimiz oda koskocamandı , Aman tanrım Didim' bile diyebilirim o kadar büyüktü ki provalarda çalışmak için geldiğimiz dans atölyesi kadar rahat vardı. Odanın perdeleri kapalıydı ama sarımsı bir ton etrafa hakimdi. Bu oda resmen cennetti,Gözlerimi kapattığımda kendimi çok rahat hissediyordum ,çok.. 'fazla beğendin ha ?' deyip sırıttı ve gözlerimin içine baktı. Ah!Gerçekten çok şanslıyım , bu çocuk çok yakışıklı! Sanki beni Ateşle bir uçağa koymuşsunuz ve ikimiz yalnız başımıza uçuyoruz gibi hissediyordum , o kadar huzurluydu ki kendimi onun kollarına atmak şuan yapmak istediğim en büyük şey gibiydi. 'evet,evet. Çok güzel bir evin var' deyip konuyu geçiştirmeye çalıştım. Az ilerimizdeki büyük kare beyaz masaya doğru yürüyünce bende peşinden gittim. 'burada müzikler var, hangi müziği istersin?' deyince biraz şaşırdım. Yani sanki eskiden burası dans okuluymuş gibi hissediyordum. 'bunların hepsi nereden var? Yani sanki dans okulu gibi' deyip kaşlarımı kaldırdığımda bana döndü ve 'zaten öyleydi. Annem eskiden dans öğretmeniydi' deyip müzikleri açtı. Ateşle bir saat provaya çalıştıktan sonra öğretmenin bana özel yaptığı kursa gitmeyeceğimi haber verdim. Zaten tüm eksiklerimi kapattım sayılırdı , son bir kez daha çalışırsak olacaktı. Yılbaşına kısa bir süre kalmıştı ve çok mutluydum , yeni yıl... Burada nasıl oluyor bilmiyordum ama bizim orada yılbaşından önce kutlamalarda olurdu. Eve geldiğimde teyzemler salonda oturuyorlardı. Ereni görünce çok mutlu olmuştum zaten oda beni görünce gülümsedi ve 'oo kuzen hanım' dedi. Erenin hiçbir şeyden haberi yoktu ama okula gittiği gün her şeyi öğreneceğini biliyordum , yine de bana kızacağını sanmıyordum , o bana kızmazdı.. 'oo Eren bey' deyip koşarak yanına uçtum ve koltukta oturmasına rağmen sarıldım. Kaşlarını çatıp 'yavaş gel bebeğim' diyerek dalga geçince 'Ereeen!' deyip uyarır gibi baktım gözlerine , ama şakadan. 'Tamam ,tamam! Sustum be!' deyip oda iyice sarıldı. Faruk eniştem işteyken teyzem evdeydi. Eren döndüğü için çok mutlu hissediyordum , aklıma sürekli baygın olduğu gün geliyor ve üzülüyordum. Teyzem az ilerimizde masayı düzenlerken ' Öyküü.. canım farkındayım seni pek gezdiremedik biz hep sen gezdin.. diyorum ki..akşam senle ben bir yerlere mi gitsek,?' deyip tek kaşını samimiyetle kaldırdığında gülümsedim. Artık İstanbul çocuğu gibiydim , yaklaşık iki buçuk aydır buradaydım ve etrafı biliyordum artık. Teyzem bana bakınca 'olur , hem hava alırız. Peki şey Eren ne yapacak ?' dediğimde Erende kaşlarını küsmüş çocuk gibi çattı. Ve ellerini ana sınıfında yapılan çiçek gibi yaptı. 'evet anne , ben ne olacağım?' dediğinde teyzem ikimize de baktı ve kahkaha attı. Kahkahasına anlam verememiştik ama yine de bir şey söylemedik. 'Erenciğim sen daha yeni iyileştin , seni yollar mıyım bir yere sence? Hem biz kız kıza gezeceğiz..' dediğinde Eren benim duyabileceğim bir sesle 'sen kadınsın..' dedi , o an teyzeme bakıp gülmeden edemedim. Kaşlarını çattı ve ' neye gülüyorsun bakayım söyle de bizde gülelim' deyince daha da güldüm ve içimdeki muzhip sırıtışı atamadım. 'sana desem gülmesin teyze , boşver' Odama çıkıp Misperiyi aradım. Çok meraklıydım , nasıl olduğunu bilmiyordum ve çok endişe ediyordum. İkinci çalışta açtı. 'Alo aşkım?' deyip kaygılı bakışlarımla etrafa bakmaya başladım. 'Öykü..aşkım ya...' deyip sustu.Ağladığını biliyordum ve çok üzülüyordum. O domuz yüzünden saatlerdir,belki de günlerdir ağlaması sinirimi bozuyordu. 'İyi misin?' deyip dolabımdan giysi bulmaya başladım. Bir elim telefonda ,bir elim dolabımdaki elbiselerdeydi. 'İyiyim ya ,yani daha iyiyim. Annemler sürekli nasıl olduğumu soruyorlar ve sürekli çok iyiyim diyorum Öykü. Onlara yalan söylemekten sıkıldım artık' dedikten sonra sustu. Annemler dediğinde aklıma yine Ege salağı geliyordu , en az bir ay olmuştu ve hala bir kere gelip özür dilemeye kalkmamıştı. En az yirmi dakika boyunca konuştuk , daha sonra Misperi yorgunum bahanesiyle telefonu kapattı zaten benim de ağzım ağrımıştı konuş konuş. Akşam yemeğine on dakika kadar vardı. Evet bu Evde akşam yemeği saati vardır. 19.30 , şuansa 19.20. Yemekten sonra teyzemle gezmeye gideceğimi bildiğim için giyebileceğim 3 kombin çıkardım. Şort bluz ceket ,elbise ceket , ya da pantolon gömlek ceket. Yani her yönde ceket giyeceğim. En uygunu pantolon ceketti , tamam elbise çok çok güzeldi ve yalnızca bir kez giymiştim ama buralarda geceleri çok tecavüz olayları oluyordu ve bu elbise gece çapkınlarına davetiye çıkaracak türdendi. Daha önce bu olaya çok iyi kurban olacaktım ama Allahtan bir şey olmamıştı. Etraf biraz soğuktu ve üşüyordum , hatta tüylerimin diken diken olması bunun kanıtıydı. Kombinim vücuduma oturduktan sonra aynada nasıl göründüğüme baktım. Şarkı mırıldanıp bacaklarımla mükemmel bir uyum içerisinde olan pantolonumu iyice düzelttim ve gözlerim üstüme kaydı , olamaz! Saçlarım berbat olmuştu ,ben nasıl unuturdum ya? Nasıl duş almazdım? Yeni ütülenmiş gömleğimi pantolonumu ceketimi ve iç çamaşırlarımı çıkarıp kendimi duşa attım. ** 'teyze... ben buraya daha önce hiç gelmemiştim ve burası çok güzel.' Derken aynı zamanda Misperiyle geldiğimde hiç fark etmediğim 'sweet shop' ta tatlı yiyordum. Yediğim tatlı , ıı.. adını unuttum o kadar güzeldi ki kremasını yerken tatlının içinde kayboluyordum. Kakao dilimde gezinirken gözlerimi açtığımda teyzem yerine Ateşi görünce şok oldum. Ben o kadar şirinlik yapıp pasta yerken benimi seyretmişti o ? ve nereden çıkmıştı? Kaşlarımı kaldırdım ve 'senin ne işin var burada?' dedim. İlk önce yüzümü baktı ve yüz kasları gerginleşti ,gülecek gibi duruyordu , daha önce güldüğünü gördüğümü hatırlamıyordum ve şuan görsem mükemmel olurdu. Oda kaşlarını kaldırdı ve 'annem' dedi. Sanki şimdi çok anladım saol canım ya! Onu gördüğümden beri içimdeki yeme isteği yok oldu ,şuan onu yemek istiyordum!(biraz abarttım!) Gözlerimi gözlerine sabitledim ve 'anlamadım?' deyip tekrar kaşlarımı şaşkın şaşkın kaldırdım. 'Annem yengemle alışveriş yapacakmış beni de zorla getirdi ama artık gelmemin bir anlamı var' deyip gözlerimin tam içine baktığında gözlerinde kayboldum. Ne kadar yakışıklıydı öyle , hele o insanı hipnoz eden gözleriyle fazla çekici olduğu yalanlanamayacak bir gerçekti. 'İyi ki seni tanımışım ve iyi ki benim sevgilimsin' dediğimde sırıtan suratı dondu ve konuyu kapatmak istercesine 'hadi gel seni bir yere götüreceğim' dedi. Neden söyleyeceğim sözleri umursamamıştı ? Aklıma kazıdığım gerçeği her ne kadar unutmak istesem de oraya yapışıp kalacağını biliyordum... Alışveriş merkezinden sonra teyzemle eve gelmiştik , ben direk odama uçtuğum için Ereni görmedim. Çok yorgundum ve hemen uyumak istiyordum. Üzerimi giydikten sonra elimi yüzümü yıkadım ve saçımı topladım. Yatağıma uzanmış uykuya dalmayı bekliyordum , Ateşin bana cevap vermemesi hiç hoşuma gitmemişti bu yüzden canım sıkkındı , neden böyle şeylerden kaçıp duruyordu ? Benimle öpüşmek için mi çıkıyordu? Ama öyle olsa okuldaki herkes bunu istiyor , peki Ateş ne istiyor? Sinirimden saçlarımı yolacak raddeye gelmiştim , sıkılmıştım artık telefonumda yoktu , alışverişe gitmeden önce Erenin telefonundan aramıştım Misperiyi ve numarasını bulmam hiç kolay olmamıştı. Tavanla bakışırken aniden kapım açıldı. Işık yaklaşık on dakikadır kapalı olduğu için gözlerim karanlığa alışmıştı ve açılan ışık gözlerimi küçültmeme sebep oldu. Kapıma döndüğümde teyzem elinde telefonumla bana bakıyordu . 'Sana vermeyi unutmuştum tatlım' deyip gülümsedi ve iyice yaklaşıp telefonumu uzattı. Derin bir uykunun içerisindeyken tenime ani bir hareketle dökülen su yatağımdan fırlamama sebep oldu. Başımda pişmiş kelle gibi sırıtan bir Erenle yalnızdım ve şuan onu dövmem için çok uygun bir vakitti , evet evet kesinlikle Eren Öykü dayağını tatmalı! Boynumu yapışan saçlarımı çektim ve sinirimi belli edecek bir şekilde 'Ereen!' diye bağırıp ensesine vurdum. Şaşkınlıkla kaşlarını kaldırırken sırıtmaya devam etti. Yerde gördüğüm terliğimi aldım ve sırıtmaya başladım . Teyzemlere söylersem kurtarırlardı beni değil mi ? Odamdan dışarı çıkar çıkmaz bağırmaya başladım. 'teyzeee!!' aynı zamanda Erenin sırtına vuruyordum. Eren koşmayı bıraktı ve benim de durmamı sağladı ,önünü dönüp 'annemler yoklar boş yere bağırma ' der demez kendisini odaya attı. Bense sinirli bir vaziyette koca evin göbeğinde elimde terlikle duruyordum. Tabi ki sinirliydim ,nefret ederdim su dökülerek uyanmaktan , iğrenç bir durumdu. 'kuzennn , okula geç kalacağız üstünü giyin de gidelim' diyen Eren aklıma okulu getirerek panik olmama sebep oldu. Okul eşittir bizim sevgili işimizi öğrenmesi. O yüzden yumuşadım ve ' Erenciğim sen niçin geleceksin ki okula? Yat dinlen yarın gel? Hem yorgunsun bak iznin de var , yok yazılmazsın yani..' deyip cevabını bekledim. Oysa beni hayal kırıklığına uğratarak 'yok be kuzen gelicem ben özlemiştir grup beni yalnız bırakırsam olmaz' deyip sanırım üzerini giymeye devam etti. 'yok , yok Eren bak sen dinlen yorgunsun ' deyip bir elimi gözlerime koydum ve kapıyı açtım. Erense 'namusumu kirleteceksin Öykü!' deyip kahkaha attı. Salak anlayamazdı tabi beni . 'Eren bak en iyisi ben sana bir çay yapayım sen iç uyu bilgisayar oyna..ne bileyim işte ' deyip yalvarır gibi baktım. 'ilk olarak gözünü açabilirsin Öykü ,üzerimi giydim. Neyse söyle bakalım sen neden okula gelmemi istemiyorsun?' deyip kaşını kaldırdığında ne cevap vereceğimi düşünmeye başladım. Ne diyecektim? Ay erenciğim ben Ateşle çıkıyorum da sen bana kızarsın, e okuldaki herkes bildiği için senin de kulağına gelir mi? Cidden böyle mi diyecektim ? Hayır ama Erene yalan söylemekte istemiyordum ,zaten kızsa da dövecek değildi değil mi ? 'Eren..' deyip bakışlarımı yere indirdim ve içimdeki o korkulu duyguyu bir kenara atmaya çalıştım. 'Bak..şimdi sana nedeni söyleyeceğim ama bana kızmayacaksın tamam mı?' deyip tek kaşımı kaldırdığımda 'tamam kuzen söyle haydi' deyip merakını belli edercesine ayağını salladı , belki de çişi vardır bilemiyorum. 'Bak..ben..yani ben..Ateşle..çıkıyorum!' deyip gözlerimi kapattım ve vereceği tepki üzerine yoğunlaştım. Tahminen benimle uzun bir konuşma yapacak ve Ateşle olan ilişkimi bitirmem için tam gaz verecekti , bel ki de karışmazdı. ' ee bunda ne var ki çıkmak senin de hakkın ?' deyip kaşlarını kaldırdığında derin bir nefes verdim. Ciddi miydi bu çocuk ? Gerçekten ? Ben o kadar kızacak mızacak derken o senin de hakkın mı diyordu? Okula gelirken Eren bir işi olduğunu öyle geleceğini söyledi. O yüzden tek başıma yürümeye başladım. Okula otuz metre kadar kalmıştı ki siyah araba gözümü doldurdu. Arabadan Ateş çıkana kadar bu arabayı bir yerden tanıyorum diye iç geçiriyordum. 'Erken çıkmışsın?' deyip kaşlarını çattığında ben de çattım. Derse 15 dakika olduğunu var sayarsak evet erken çıkmıştım. 'ha. Evet' deyip gözlerimi gözlerine sabitledim ve ona olan kırgınlığımı belli etmeye çalıştım. Neden kabul etmiyordu beni sevdiğini? Sevmiyor muydu yoksa? Neden pişmanlık duyuyormuş gibi görünmüyordu peki ? 'Gel beraber gidelim' deyip bana doğru yürüdüğünde başımla onayladım ve arabaya doğru yürüdüm. Aslında elini tutmayı istiyordum ama o tarz şeyleri sevmediğini biliyordum , o yüzden hiç denemedim . Zaten 1 dakika içinde arabadan indik çünkü okula çok yakındık. 'hadi gel ' deyip elini uzattığında bayağı şaşırdım , o bana elini mi uzatmıştı ? Ciddi ciddi elini tutmamı mı istemişti? İçimdeki şaşkınlığı belli edecek derecede gülümsedim ve elini tuttum. Ama maalesef okula girdiğimizde elimi bıraktı ve sadece yanında durmamı sağladı. Üzgün olduğumu anlaması için ne yapmam gerekiyordu? İllaki bayılmam falan mı? Sınıfa girdiğimizde herkes konuşmasını kesip bize baktı , evet bu doğru dürüst geçecek ilk sevgili günümüz gibi bir şey olacaktı sanırım. Kızların ölümcül bakışlarını umursamamaya çalışıyordum ama rahatsız olduğum bir gerçekti. O yüzden kaşlarımı çatıp hepsine tek tek baktım ve gözlerini korkutmaya çalıştım. Misperi sırasında Kürşat'a ters dönmüş bir vaziyette dışarıyı izliyor ya da ağladığını gizliyordu. Geri zekalı Kürşat ise rahat bir tavırla sırasına yayılmıştı , aptal! 'ne yapacağız?' deyip Ateşe döndüğümde 'bilmiyorum ama bende fikirler tükendi , sen bir şeyler üret' deyip ellerini havaya kaldırdı. En mantıklısı yerini değiştirmemizdi. Ateşe 'sen bekle' dedim ve Misperi'nin yanına doğru yürüdüm ve saçlarını geriye atıp beni fark etmesini sağladım. 'Öykü..' deyip gözlerini araladı ve ellerini gözlerine götürdü. Uykulu olduğu her halinden belliydi. 'Misperi..deyip gözlerimi gözlerine diktiğimde kafasını kaldırıp 'efendim..' dedi. 'sen Egeyle otursan olur mu?' derken bile Egeden nefret ettiğimi kendime hatırlatıyordum. 'neden ki ?' deyip kaşarlını kaldırdığında ona ciddi misin? Dermişçesine baktım. Gözlerimi devirip yeri izlediğim de ' olur ama yanında biri oturuyor ve o kıza beni tercih edeceğini sanmıyorum..' dedi. Belki de haklıydı ama kardeş kardeşti elbet kabul edecekti , etmezse de.. -Misperi'den- Öykünün söylediği şey gayet mantıklıydı hem o pisliği görmek zorunda kalmazdım. Çantamı alıp ayağa kalktım ve gözlerimi son kez o geri zekalının üzerinde gezdirdim. Beni umursamıyordu bile ,ben yokmuşum gibi davranıyordu , sanki bir put gibiydim onun gözünde . Salak gibi inandığıma kızıyordum, ne sanıyordum ki ? Beni seveceğini falan mı ? O sadece beni kullanıp atacak bir şeref*** olabilirdi , başka bir şey değil. Sıramdan kalktıktan sonra Öyküyle Egenin sırasına yöneldik. Mal konuşuyordu gene bir kızla. Zaten Egenin yaptığı tek şey böyle kızlarla konuşmak , onları becermek ve bırakmaktı . Bazen üzülüyordum o kızlara ama istemeseydiler eğer yapmazlardı herhalde. Yanlarına ulaştığımızda kahkahalı bir sohbet yapıyorlardı , gerçi sohbetin genelinde Ege kızın göğüslerine bakıyordu ama.. Bizi fark etsin diye öksürdüm ve kaşlarımı çattım. Egeyle bu sınıfta kardeş olduğumuzu bilen tek kişi Öyküydü ,onun dışında Eren biliyordu ama oda bu sınıfta değildi. Bize dönünce bana bakmasını umdum ama Öyküyü süzüp kaşlarını kaldırdı. Konuşacak gücüm yoktu o yüzden Öykünün konuşmasına fırsat verdim. Ege ne oluyor anlamında kaşlarını çatarken sırnaştığı kız bize tipik bakışlar atıyordu. Öykü ağzını açtı ve 'Ege!' dedi. Neden biraz bağırdığını anlayamamıştım , yani.. ne gerek vardı ki abartmaya? Ki abartılacak bir konu yoktu.Ege ağabeyciğim de tek kaşını kaldırdı. 'ne oldu Öykü ve Neydi ..? Misperi' deyip ikimize baktığında gülesin geldi. Ne güzel rol yapıyordu piç! Neydi? Misperiymişmiş.Öykü elini masaya koydu ve bad girl tavırıyla 'sarışın kalk sıradan!' dedi , valla ben bile şaşmıştım bu rollerine. Ege kaşlarını çattı ve ' derken? ' deyip ayağa kalktı ve boy farkını kapattı , tabi Öykünün az önceki havası söndü ,maalesef. 'diyorum ki kız kalksın misperi oturacak senle' deyip sinirle gözlerine baktı. Öykünün Egeyi pek sevmediğini biliyordum ama bu kadarda beklemezdim yani. 'Misperi kim ki?' deyip elini sıraya vuran Ege ağabeyciğime kaşlarımı çatıp baktım, az daha ağzımı açıp herkese gerçeği söyleyecektim , o raddeye gelmiştim artık. Ne oldu anlamadım ama Öykü Egenin kulağına bir şey fısıldadı ve Ege yanındaki çıtır kızı kaldırdı , bense gözlerimi büyütmüş ağzımı açmış Öyküye bakıyordum.. -Öyküden- Ege meselesini hallettikten sonra gün boyu Ateşle takıldık(yanlış anlamayın hemen!) İlk başlarda o kadar soğuk davranıyordu ki bana korkuyordum ondan ama şimdi.. bana karşı yumuşamış bir Ateş vardı karşımda. Çıkışa doğru Ateş bir şey demeden sınıftan çıktı ve beni merak içerisinde bırakarak gitti , aptal! Zil çalsın diye götümü yırtıyordum, edebiyat hocamız çakma Veysel mal mal şiir okuyor ve el kol hareketleri yapıyordu. Tamam şiire bak saygım yok. Banu'yu hiç görmemiştim, demek gerçekten gitmişti. Zil çaldığı an kapıya yöneldim , ta ki Çakma Veysel'in sesini duyana kadar 'bu ne acele Öykü?' ** Geri zekalı bir öğretmenim olduğunu söylemiş miydim ? Hayır mı? O zaman şimdi söylüyorum. Çakma Veysel aptalın teki! Onun yüzünden herkes çıkınca sıraları düzeltip çıkmak zorunda kaldım ve adam bir dakika olsun yanımdan ayrılmadı , artık ne kadar boş işliyse. İşimi bitirir bitirmez sınıftan çıktım ve bahçeye giriş yaptım.Merdivenleri sinirle basa basa iniyordum , cidden bu hoca çok gıcığıma gidiyordu. İçimdeki siniri henüz atamamıştım ki birden dudağıma yapışan kişi gözlerimi büyütmeme sebep oldu, olayı fark eder far etmez elimle göğsünden ittim ve kimin geldiğine baktım , Tolga??
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE