AHAD: Helin,diğer hanımlar ve korumalarla birlikte dışarı çıktık. Ben onu kendi arabama almak istedim ama koruma araya girip kızı apar topar kendi minibüslerine götürdü. İçimde bir şey koptu; yanına yaklaşamadım. Kafeye vardığımızda kadınlar bir masada, korumalar başka bir masada, benim adamlarım ise üçüncü masada oturdular. Biz de dördüncü masada baş başaydık. Aramızda görünmez çizgiler vardı; yakın ama dokunulamaz. Helin’e döndüm: “—Aç mısın?” “—Hayır. Aç değilim,” dedi kısa, soğuk bir sesle. İki sade kahve söyledim. Ceketimi çıkardım, sandalyeme astım. Masadaki gürültü, kahkahalar, kadınların fısıltıları ardımda kaldı; karşımda yalnızca o vardı. “—Vahap Ağa seni kaçıracağımı düşünüyor sanırım?” diye sordum. “—Bilmiyorum. Kendisiyle konuşmuyorum,” dedi. Sözleri arasında bir mesaf

