6.bölüm

1179 Kelimeler
Zihnim karmakarışıktı. Ne tepki vereceğimi, ne hissedeceğimi bilmiyordum. Tanımadığım, hatta sevip sevmediğimi bile bilmediğim bir adam… Ve o adam tarafından alınan ilk öpücüğüm. Kalbim yerinden fırlayacak gibiydi, sanki bu duyguyu sevmişti. Ama zihnim… zihnim öfkeden patlamak üzereydi. "Sen! Nasıl... nasıl benim rızam olmadan bana dokunursun?! Kimsin sen, ha kim?!" diye bağırdım, kontrolümü kaybetmiştim. Ellerimi göğsüne bastırıp var gücümle ittim. Bir adım geriledi. Ama bu bana yetmedi. Tokadım yanağında patladı. Kafasını yana çevirdi, yüzünde şaşkınlık ve öfke vardı. Bir şey söylemek için dudaklarını araladı ama izin vermedim. Yumruk yaptığım ellerimle göğsüne vurmaya başladım. "Benim ilk öpücüğümü çaldın! Senden nefret ediyorum, nefret ediyorum!" Bağırmaktan sesim kısıldı. Bileklerimi tuttu, "Sakin..." dedi sertçe. "Ne sakini ya, ne diyorsun sen?!" "Ben senin tek gecelik heveslerinden değilim!" "Bu benim için sıradan bir şey değil, anladın mı?!" Bileklerimi kurtarmaya çalıştım, ama çabam nafileydi. Gözlerim yaşlarla doluydu, ellerim ve tüm bedenim titriyordu. Bir adım attı, aramızdaki mesafeyi sıfırladı. Ensemden tutup başımı göğsüne yasladı. Yumruklarım hareketsiz kaldı. Karşı koyacak gücüm tükenmişti. Sigara ve içkinin karıştığı o erkeksi kokusu, istemsizce beni sakinleştirdi. Gözlerim yavaşça kapandı. Bilincim karanlığa teslim olurken sadece onun sesini duydum... Uğultulu sesler arasında gözlerimi zorlukla araladım. Ayça başucumda ağlıyordu. Kerem onu sakinleştirmeye çalışıyordu. Nerede olduğumu anlayamıyordum. Her şey bulanıktı. Yavaşça doğruldum. "Buse, iyi misin? Çok korktum!" dedi Ayça panikle. "İyiyim... Annem meraktan ölmüştür, gidelim buradan." Kalkmaya çalışınca başım tekrar döndü. Ayça’ya elimi uzattım. "Ayça... bana yardım eder misin? Annemi aramam lazım." Etrafa bakındım, çantamı göremedim. Hâlâ locada olmalıydı. "Kerem, çantamı getirir misin?" dedim. Başıyla onayladı. Ayça, "Ben Nilüfer teyze'yi aradım, bende kaldığını ve yorgunluktan uyuyakaldığını söyledim." dedi. Derin bir nefes aldım. Annem en azından endişelenmemişti. "Merak etme, kendine gelince gideriz." diye devam etti. "Kendime geldim Ayça. Gitmek istiyorum." dedim boğazım düğümlenerek. "Abin geldi mi?" Başıyla onayladı. "Geldi. Onunla konuşuyor. Arkadaşlarmış." "Söyledin mi olanları?" "Söyledim... söylemez miyim?" Sonra duraksadı, gözlerini kaçırdı. "Ancak..." "Ne ancak Ayça?! Söyle!" dedim endişeyle. "Emiri… yanlış anlamış olabileceğimizi söyledi. Öyle biri olmadığını, seni zorlamamış olacağını..." Ağzım açık kalmıştı. "Yanlış anlamak mı? Beni alıkoydu, zorla öptü! Bunun nesi yanlış anlaşılır?!" Sinirle ayağa kalktım, kapıya yöneldim. Kapıyı açmak üzereydim ki bir anda açıldı. Ve o... o kara gözler karşımdaydı. Gözlerinde endişe vardı.Neden? Beni bu hale getiren kendisi değil miydi? Neyin endişesi bu?.. Elini yanağıma uzattı, geriye çekildim.Artık ağızımdan çıkacakları tartacak değildim.Öfkeyle boğazım yırtılırcasına haykırdım. "Sen! Sakın ama sakın bir daha karşıma çıkma! Allah’ın cezası!" Onu ittim, merdivenlere doğru koştum. Hıçkırıklarım koridoru dolduruyordu. Kolumdan tutup çevirdi. Sert göğsüne çarptım. "Dur, bekle. Konuşalım." dedi. "Ne konuşacağım ben seninle?! Bırak beni!" "Şimdi!" dedi kararlı sesiyle ve ekledi: "Seni kolay kolay bırakmam." Başparmağı dudaklarımda gezindi. Alt dudağını dişlerinin arasına alıp derin bir nefes aldı. "Bundan sonra tüm ilklerin benim." Şaşkınlık ve öfkeyle göz bebeklerim büyüdü. "Sen... sen bunu kendi başına mı karar verdin? Bana sordun mu seni istiyor muyum diye?!" İşaret parmağımı göğsüne bastırdım. "Seni istemiyorum!.Ve benim hiç bir şeyim senin olmayacak, benden zorla aldığın ilk öpücüğüm bile!" Yüzünde sinirli bir gülümseme belirdi. "Yürü seni evine bırakayım, yarın konuşacağız." dedi. "Ben seninle gelmek veya konuşmak istemiyorum!" diye bağırdım.Bu gece o kadar çok bağırmıştım ki sabaha sesimin kısılacağından emindim artık. O an başka birinin daha sesini duydum: "Dostum, kız korkmuş. Bırak gitsin. Bu işler böyle olmaz." Kafamı çevirdim. Esmer, uzun boylu Ayça’nın gözlerinin aynısı bu adamda da vardı Ayça’nın abisi olmalıydı.Ona bakıp sinirle göz devirdim.Söyledikleri hala aklımdaydı. Gözlerim Ayça’yı aradı. Merdivenlerin sonunda korku dolu bakışlarla bana bakıyordu. Derin bir nefes aldım. Ona bakarak kararlı konuştum: "Bence dostunu dinle. Beni rahat bırak. Ne ben senlik, ne sen benliksin!" Sesimde ki kararlılık beni bile inandırmıştı. Cevap vermesini beklemeden arkamı dönüp ilerledim, "Ayça, gidelim!" dedim öfkeli sesimle. "Hadi." dedi başını sallayarak. Tam çıkarken tekrar gür sesini duydum: "Ali, Buse’yi eve bırak!" Derince iç çektim ve başımı tavana kaldırıp,’Şu gece bir bitse artık!’ diye söylendim. "Buyur yenge!" diyerek yanıma gelen Ali’ye sertçe döndüm. "Ne yengesi be! Nereden yengen oluyorum?!" Ayça"nın kolundan tutup kulüpten hızla çıkardım. Arabaya bindiğim de anlımı elimle ovaladım. Başım ağrıdan resmen çatlıyordu. Ayça bana döndü ve fısıldadı: "Biz ne yaşadık kızım bu gece? Kalbim yerinden fırlayacaktı!" "Bilmiyorum Ayça... ama bu adam bana taktı galiba. Daha fazla rahatsız ederse polise gideceğim." "Abim, onun kötü biri olmadığını söylüyor ama ben inanmıyorum. Bu arada sen niye bayıldın?" Telaşla gözlerime bakıp bir cevap bekledi.Gözlerimi kaçırıp camdan dışarıya baktım.Kerem ,Ayça’nın abisi ve Emir kulübün önünde hararetli bir şekilde konuşuyorlardı.Seslerini duyamasam da Emirin öfkesinin yerli yerinde olduğu saçlarını çekiştirmesinden belli oluyordu. Bir an durdum ve tekrardan Ayça’ya döndüm: "Zorla öptü Ayça. Şaşkınlıktan elim ayağım kesildi. Sonrasını hatırlamıyorum." Bir iki saniye ağzı açık kaldı. Sonra bağırarak çığlık attı. "Sus ya, duyarlar!" dedim, etrafa bakındım. Gözleri bizdeydi. "Oha ya! İlk öpücüğündü? Bayıldığına göre... bayağı etkilendin!" "Ama cidden taktı bu adam sana." "Sen ne diyorsun Ayça ya ne etkilenmesi korkudan bayıldım resmen!" dedim kızgınlıkla. Bu adam... gerçekten takmıştı bana.Yüzümü tekrardan ona çevirdim.Kendinden emin dik duruşu,yakışıklı çehresi,gerçekten tapılası duruyordu. Ama bu yaptığı şeyler normalin dışındaydı ve beynim ‘kaç’ diye bağırıyordu.Ama kalbim dört nala ona koşmak istercesine çırpınıyordu. Keremin arabaya gelmesiyle hızla arabayı çalıştırdı.Üstümde olan kömür karası gözlerin rahatsızlığını hissederek kafamı ona çevirdim.Benimde ona bakmam la dudağında alaycı bir kıvrım belirdi, göz kırptı.İç çekerek gözlerimi devirdim ve önüme döndüm. Ayça"nın abisi Keremin arabasına yaklaşıp: “Ben kendi arabamla geleceğim, hemen arkanızda olacağım dikkatli gidin”diyerek uzaklaştı. Kerem”tamam” diyerek gaza yüklendi.Kerem konuşmak istese de sonra diyerek geçiştirdim.Kafam öylesine karışıktı ki kelimeler boğazımda düğümlenmişti. Onun beni bir saplantı ya mı dönüştürdüğünü,yoksa gerçekten aşık mı olduğunu bilemiyordum. Tam o sırada telefonum çaldı. "Annem!" dedim korkuyla. Hemen çantamdan telefonu çıkarıp ekrana baktım: Yabancı bir numaraydı. "Alo?" dedim titrek sesle.Bu gece ses telleri mi o kadar zorlamıştım ki bu kadar çıkması bile mucizeydi. "Güzelim…" dedi o tanıdık ses. Tüylerim diken diken oldu. "Sen?! Nereden buldun numaramı?!" "Kaydet numaramı." "Hayır! Bir daha da arama!" dedim ve telefonu suratına kapattım. Ayça hemen bana döndü, "O muydu?" Başımla onayladım. "Bu adam sana kafayı takmış durumda,karanlık bir adam olduğunu duydum,uzak durman en iyisi”dedi Kerem endişeyle. "Yarın karakola gideceğim." dedim kararlılıkla. Kerem, "Bu tip adamlara karakol işlemez, arkası güçlüdür." dedi. Ama başka çarem yoktu. ”Yarın bir şeyler düşüneceğim, şuan beynim durmuş durumda.” Ayça ellerimi tutarak: “Tamam kuzum biz yanındayız merak etme,ne yapabilir ki? Senin kararından emin olduğunu görünce bir noktada vazgeçecektir, zorla güzellik olmaz.”dedi. “Bence imkansızı istiyor”dedim ama içimde bir yerler sızlıyordu. Keşke daha sıradan ve anlaşılır biri olsaydı.Gözlerimi kapatıp Ayça'nın omuzuna başımı yasladım.Biraz soluklanmam lazımdı. Ancak! Hızla yanımızdan geçen arabanın önümüze kırılmasıyla, bizim arabanın ani fren yapması sonucu Ayça'yla birlikte çığlık atarak öne doğru savrulduk. Kerem” Kim lan bu s.ktiğim” diye küfrederek dışarı fırladı. Gelen kişinin kim olduğunu gördüğümde kalbim duracak gibi oldu. Emir’di. Kerem ona yürüdü ama yüzüne yediği yumrukla yere düştü. Ben çığlık attım. Ayça da aynı şekilde. Kapımı açıp kolumdan çekti beni. "Sen benimle geliyorsun. Telefonu kapatmanın bedelini konuşacağız." "Bırak beni! Allah’ın cezası!" dedim çırpınarak. Ama dinlemedi beni arabasının kapısını açıp ön koltuğa itekledi. Ayça’nın abisi”Emir yanlış yapıyorsun,bırak kızı!" diye söylesede. Ancak aldığı cevap her şeyi özetliyordu: "Sen karışma lan, s.ktirme belanı! Sen bunları alıp gidebilirsin, ama o benimle gelecek." Şoka girmiştim. Sadece bir kelime çıktı ağzımdan: "Ne!”
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE