bc

ZEHİR AŞK

book_age16+
172
TAKİP ET
3.3K
OKU
HE
forced
badgirl
confident
heir/heiress
journalists
tragedy
bxg
campus
surrender
seductive
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Naz, aşık bir genç kız. Biraz da psikopat. Platonik aşk saplantıya dönünce aşk uğruna yaptığı her şeyi mübah sayar. Kime zarar vermiş umurunda değil. Tek umurunda olan Sarp. Onu elde etmek için her şeyi yapmaya hazır. Hatta onu kaybetme korkusuyla çevresindeki herkese de zarar vermeye hazır. Naz'ın gözleri, aşktan kararmış durumda. Peki bu kızın aşkı, karşılık bulacak mıydı?

Sarp, hiçbir şeyden habersiz bir genç. Çevresinde olanlardan habersiz. Peki, Sarp, bu kızı farkedecek miydi? Hislerine karşılık verebilecek miydi?

Ya da onun gerçek yüzünü görüp, karanlık tarafını keşfedecek mi?

Entrika ve oyunlarla çevrelenmiş bir aşk hikayesi. Aşkın ve kötülüğün birbirine dolanmış hâli. Farklı bir hikaye arıyorsanız buyurun kitabımıza.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
SIRADAN HAYAT
Naz, o sabah erkenden kalkıp okul üniformasını giydi. Daha sonra aynaya bakıp kestane rengi saçlarını arkadan bağladı. Mavi gözlerine rimel sürdü ve aynaya baktı. Hazırdı. Odadan çıktığında burnuna mis gibi kokular geliyordu. Mutfağa girip masaya oturdu. Babaannesi tavada kızarttığı ekmekleri tabağa koymakla meşguldü. Naz'ı görünce en tatlı gülümsemesiyle, "Senin için yumurtalı ekmek yaptım", diyerek Naz'ın tabağını doldurdu. Naz, ekmekten bir çatal ısırdı: "Yumurtalı ekmek çok lezzetli, eline sağlık babaanneciğim." "Ye kuzum, feda olsun torunuma." "Babaanne, biliyor musun? Rüyamda annemi gördüm. Çok yakında kavuşacağız diyordu bana. Sarılmak istedim ama sarılamadım. Birden kayboldu." Halime, torununun yanağını okşadı. "Güzel torunum, anneni bulmak için her şeyi yaptım ama bulamadım. Keşke elimden bir şey gelse." "Annem beni neden terk etti?" Naz, her bu soruyu sorduğunda yaşlı kadın'ın boğazı düğümleniyordu. Gözyaşlarını tutmaya çalıştı ve yutkunarak cevap verdi. "Boşver kızım ama şunu bil. Annen seni çok severdi." Naz, umarsızca omuz silkti. "Sevse terketmezdi." Daha sonra babaannesinin üzüldüğünü farketti. "Özür dilerim babaanne. Seni üzmek istememiştim. Söz bir daha annemden bahsetmeyeceğim. Off! Hep benim hatam." "Senin hatan değil güzel kızım. Soracaksın tabii." Naz, umutluydu. Bir gün annesi geri dönecekti. Onu suçlamak yersizdi. Belki de terketmek için önemli bir sebebi vardı. Annesi gittiğinde daha dokuz yaşındaydı. Onu son gördüğü günü hiç unutmazdı. Annesi onu alnından öpmüştü. "Ben dönene kadar babaanneni üzme" demişti. Naz, annesini çok beklemişti. Her gün erik ağacının önüne oturur, arabaları gözlerdi. İçlerinden annesi çıkacak diye çok umutlanırdı ama annesi gelmemişti. Annesi dönmeyince İstanbul'a taşınmışlardı. Memleketinden ayrılmak çok zordu. İstanbul'un her yeri betondu, ama ona İstanbul'u sevdiren tek şey, annesinin de bu şehirde olduğuydu ve annesini bir gün bulacaktı. Buna inanıyordu. O, böyle üşüncelere dalmışken zil çaldı. Genç kız koşarak kapıyı açtı. Bu gelen İpek'ti. Naz'ın en yakın arkadaşı. Telaşlı görünüyordu. "Acele et Naz, geç kalıyoruz." Naz, "tamam geliyorum", diyerek askının önünden çantasını aldı ve dışarı çıktı. Birlikte yürümeye başladılar. "Selam kızlar." İki kız bu sesle arkasına baktı. Gelen Can'dı. Naz ve İpek'in yakın arkadaşı. Naz, İpek ve Can'a imrenerek baktı. Çünkü onlar fen lisesine gidiyordu. Hep beraberdiler. Onlarla o liseye gitmeyi çok isterdi. Vaktinde derslerinee iyi asılmamasının pişmanlığı vardı içinde. İpek ve Can çok iyi üniversiteler kazanıp meslek sahibi olacak ve para kazanacaktı. Fakat kendisi belki üniversiteyi kazanamayacaktı. Babaannesine yük olacaktı. Çok para kazanıp annesini kimseye muhtaç etmemek isterdi. Fen lisesine gitseydi İpek'le oturacaktı, ders çalışacaklardı. Daha mutlu olacaktı. Hiçbir belaya bulaşmayacaktı. Onlara dönerek içindekileri haykırdı: "Oh ne güzel, Can'la ikiniz Fen lisesindesiniz bense düz lisedeyim. Neredereyse ikinci senem bitecek, ben daha alışamadım. Siz yoksunuz ya." İpek, arkadaşını teselli etmeye çalıştı. "Öyle deme Naz, bak yine aynı mahalledeyiz. Taşınmadın ya. Hem Can'la seni hiç bırakmayacağız değil mi Can?" "Ha, evet. Sen bizim en iyi arkadaşımızsın Naz." Az sonra karşıdan, uzun boylu, kısa, platin sarısı saçlı kaşı pirsingli bir kız geldi. Hiç tekin bir tipi yoktu. İpek ve Can, bu kızdan hiç hoşlanmazlardı. Naz'ın bu kızla neden arkadaş olduğunu çözemiyorlardı. Kız, Naz'a el salladı. "Naz, gel." Genç kız arkadaşlarına döndü. "Gitmeliyim Arkadaşlar, Mine çağırıyor." Daha sonra onların cevap vermesinbe fırsat dahi vermeden koşmnaya başladı. İpek ve Can, arkasından bakakaldılar. İpek dudaklarını büzdü. "Bu kızı hiç sevmiyorum Can." "Al benden de o kadar. Naz bu kızda ne buluyor çözemedim." "Bu Mine Naz'a bir zarar verecekmiş gibi hissediyorum. Belki de günahını alıyoruz kızın, bilemiyorum." Can gülümsedi. "Günahını falan almıyoruz bence. Baksana, şeytanın yerli şubesi." Naz, Mine'nin yanına geldiğinde Mine, kollarını kavuşturmuş onu bekliyordu. Naz'a küçümser bir bakış atarak elindeki çantayı uzattı: "Al şu çantayı. Sana elbise aldım. Üstün başın dökülüyor. Umarım senin giyecek düzgün kıyafetin de yoktur. Yarın Etiler'de bir eğlence mekanına gideceğiz. Güzel olmalısın." "Reşit değiliz, ya bizi oraya almazlarsa." "Merak etme, mekânın sahibini tanıyorum. Sorun çıkarmazlar." "Ama babaannem izin vermez ki." Mine, kaşlarını çattı. "Amma babaanneci çıktın sen de. Bul bir bahane, gel." Zayıf, esmer, kuru bir oğlan koşarak yanlarına geldi. Koşmaktan nefes nefese kalmıştı. "Mine başkan." Mine, kaşlarını çatarak çocuğa baktı. "Ay ne var? Ne oldu?" "Şu yeni oğlan. Ufuk haraç vermedi, bize kafa tuttu." Mine, kararlı bir ses tonuyla konuştu. "Anlaşıldı. Çıkışta ne yapacağınızı biliyorsunuz. Biraz dövün. Gözünü fazla korkutmayın." Çocuk, "Tamamdır başkan" diyerek koştu. Mine,arkasından bağırdı. Sakın acımayın. İyice dövün. Bize karşı gelmek neymiş anlasın. Çocuk arkasına dönerek "merak etme başkan", dedi ve koşarak uzaklaştı. "Mine, fazla abartmasanız." Mine, sert bir şekilde Naz'a baktı. Naz, sustu. Zira bu manzaralara alışıktı. Mine, öğrencilerden haraç alıyor, haraç vermeyeni dövdürüyordu. Aldığı paraların haddi hesabı yoktu. Ezdiği öğrencilerin de. "Naz, senin üzerinde sonsuzluk işareti olan altın kolyen var ya..." "Evet, dün kaybetmiştim. Rahmetli babamın anneme aldığı kolyeydi. Yoksa, onu buldun mu? Kaç gündür arıyordum. " Mine, kolyeyi çantasından çıkararak Naz'a uzattı. "Dün okulun koridorunda buldum, al." Naz, sevinçle kolyeyi eline aldı. "Teşekkür ederim çok iyisin." "Hahaha! Ben mi iyiyim?" diyerek kahkaha attı Mine. "Sen benimle kafa mı buluyorsun?" "Ben ciddiyim ama." Mine, Naz'ın omzuna dokundu. "Haydi yürü Naz, beni daha fazla güldürme." İki kız yolda yürürken Mine duraksadı. "Naz, dur bir dakika. Sana yarın için yol ve yemek parası vereyim. Etiler, Avrupa yakasında. Pahalı bir semt. Yanında paran olsun. Hem bugün harçlığın da azdır senin. Para iyi gelir." diyerek çantasını açtı. Çantanın ceplerinikKarıştırırken içinde beyaz toz olan küçük bir poşet yere düştü. Naz, poşeti görünce şok oldu. Telaşla Mine'ye döndü. "Mine, bu ne?" Mine, korkmuştu. Bunu hiç beklemiyordu. Görmezden gelmeye çalışarak "Önemli bir şey değil", diye geçiştirdi ama Naz, saf değildi. Yüksek sesle bağırdı. "Uyuşturucu mu yoksa? Sakın bana karbonat olduğunu söyleme." Mine, eliyle Naz'ın ağzını kapattı. "Sus, bir duyan olacak." "Bunu kendine nasıl yaparsın Mine? Sağlığını hiç mi düşünmüyorsun?" "Sadece satıyorum." dedi Mine umursamaz bir tavırla. Naz, Mine'ye öfkeyle baktı. "Uzak dur benden." Daha sonra ardına bakmadan koşmaya başladı. Mine, onu kolundan yakaladı. "Nereye?" Naz, çok korkmuştu. "Rahat bırak beni!" diye bağırdı. Mine, Naz'ın kolunu daha sıkıca kavradı. "Bak Naz, bu konu hakkında kimseye tek bir laf etmeyeceksin yoksa..." "Yoksa ne Mine?" "Senin de başın yanar. Aynı çetedeniz. Polis sadece beni değil, seni de suç ortağı diye tutuklar." Bu lafın üzerine Naz'ın gözleri doldu. "Çok kötüsün Mine." diye bağırdı. Kolyeni sana verirken çok iyiydim ama. Şimdi mi kötü oldum? Ayrıca beni sorgulama. Hatırlıyor musun? Lisenin ilk senesi Melisa ve arkadaşları seni eziyorlardı, dalga geçiyorlardı. Hatta yemekhanede yalandan üstüne yemek dökmüşlerdi. Tüm sınıf seni ezikliyordu. Sonra bana gelip yalvardın. Beni Melisa ve arkadaşlarından kurtar diye. Ben olmasam sen hâlâ ezilecektin." Naz, ona öfkeyle baktı. "Ama sen de bir kızı merdivenlerden itmiştin. Kız hastanelik olmuştu. Ben, olayı gördüğüm halde seni polise ihbar etmedim. Senin lehine şahitlik yaptım. Yoksa okuldan atılacaktın." "Naz, sen beni polise ihbar etmedin. Ben de beni zor durumdan kurtardığın için sana kol kanat gerdim. Seni çeteye aldım. Melisa'nın gözünü korkuttum, seninle uğraşamadı. Sınıf başkanı seçilmene yardımcı oldum. Lütfen beni ihbar edip dostluğumuzu bozma. İkimizin de başı yanar sonra." "Tamam, söylemem ama sen de bir daha bu işlere girme." "Girmem Naz. Zaten bu işi beceremedim. Satamadım. Bırakacağım." "İnşallah bırakırsın Mine." "Yarın da benimle partiye geleceksin. İtiraz istemem. Anlaştık mı? Al şu parayı da. " Naz,"Anlaştık" dedi istemsizce parayı alarak. Mine, Naz'ın omzuna vurdu. "Aferin sana uslu kız. Ben bir yere gidiyorum, sana iyi dersler. İstersen sen de bizle takıl. Değişiklik olur." az, "devamsızlığım var", diyerek okula doğru koştu. Sınıfa girdiğinde yakın arkadaşlarından kimse okula gelmemişti. Sınıfta üç beş kişi vardı. Naz, en arka sıraya geçti. Az sonra edebiyat hocası sınıfa girdi. Ders çok sıkıcıydı. Sınavlar bitmişti, haftaya karne alacaklardı ama bu hoca hâlâ ders işliyordu. Bir de Mine'nin uyuşturucu kullanması. Bunca yıl nasıl farkedememişti?Sıkıntıdan defterini karalamaya başladı. Devamsızlığı olmasa bu derse bile girmezdi. O kadar dalmıştı ki deftere... "Kızım ne yapıyorsun sen?" Naz, irkilerek elinden kalemi düşürdü. "Şey..." İlhan hoca, Naz'ın yanına geldi ve defteri eline aldı. Daha sonra öfkelenerek kaşlarını çattı. "Bu deftere çizdiğin nedir? Sen okula resim çizmeye mi geliyorsun?" Sınıftakiler gülüşmeye başladı. Naz, sinirlenmişti. "Hocam sınavlar bitti. Neden ders işliyorsunuz?" "Sana mı danışacağım?" Tüm sınıf tekrar gülüşmeye başladı. Genç kız sustu ve dersi dinlemiş gibi yapmaya karar verdi fakat bu, o kadar zordu ki. Nihayet zil çaldığında derin bir oh çekti. Çantasını da alarak okuldan çıktı. Bu adamın dersine katlanamazdı artık. Babaannesine bir bahane bulurdu. Okuldan çıkarken duvarın önünde diz çöken bir çocuk gördü. Burnu kanıyordu. Usulca çocuğa yaklaştı. "Yardıma ihtiyacınız var mı?" Delikanlı, "Hayır yok." dedi tok bir sesle. Naz, onu ardında bırakarak yürümeye başladı. Çocuk arkasından seslendi. "Bakar mısınız?" Naz, koşarak çocuğun yanına geldi. "Buyurun." "Sen, onlara hiç benzemiyorsun. Ama hep onlarlasın. Neden çetedesin? Seni tehdit mi ediyorlar?" Naz, bu soru üzerine cevap vermeden oradan uzaklaştı. Çocuk haklıydı ama Naz'ın da sebepleri vardı. Mine ve çetesinden ayrılamazdı. Ayrılmak imkansızdı. Mahalleye girdiğinde doğruca eve doğru yürüdü. Eve geldiğinde anahtarı sessizce çevirip kapıyı açtı. Elbise poşetini odasına koydu. Daha sonra mutfağa girdi. "Babaanne, ben geldim." "Hoş geldin kuzum. Erken gelmişsin." "Ders boştu babaanne. Sen onu bırak da, çok açım babaanne." "Sana gözleme yaparım şimdi mis gibi. Çay da demlemiştim. Önce üstünü bir değiştir." Naz, "Canım babaannem." diyerek yaşlı kadına sarıldı. Daha sonra da odasına girdi. Üstünü değiştirdikten sonra tekrar mutfağa girdi. Babaannesi sofrayı donatmıştı. Gözleme, bal, zeytin, kabak tatlısı, çay. Naz'ın iştahını kabartmıştı. İştahla gözlemesini yedi. "Ellerine sağlık çok güzel olmuş babaanne." "Sen yeter ki ye. Ben senin için neler yaparım daha." Babaannesi, annesinin yokluğunu aratmazdı. Onu mutlu etmek için elinden geleni yapardı. Naz, böyle bir babaannesi olduğu için çok şanslıydı. O gece yatarken yarın gidecekleri mekanı düşündü. Gidecekleri yer nasıl bir yerdi acaba? Mine, neden onu da götürüyordu? Asıl soru, Mine'nin çantasından düşen şeydi. Mine, nasıl işlere bulaşmıştı böyle? Genç kız, kafasına hiçbir şey takmamaya çalışarak uyumaya çalıştı.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

AŞKLA BERDEL

read
81.1K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
529.9K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
44.9K
bc

HÜKÜM

read
225.9K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
60.1K
bc

Bal dudaklım (Ağır bedeller)+18

read
23.2K
bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.4K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook