17.BU DÜĞÜN OLAMAZ

1650 Kelimeler
2 yıl sonra Meryem'in bıraktığı yıkıntılardan sonra Mardin'de kalamamıştım değil o şehre sığmak ülkeye sığamıyordum. Mirza her şeyi anlıyordu bana da bu konuda anlayışlı davranmıştı. önce kazandığım bursla yurt dışına çıkmıştım oradaki işlerimi hallettim eğitimimi tamamladım. Bir süre daha yurt dışında kaldıktan sonra tekrar okuluma geri döndüm ani aldığım bir telefonla sinirle bağırmaya başladım ne demek evleniyor evlenemez izin vermiyorum deyip telefonu kapatmıştım. Emel anne yanıma koşup "ne oldu bir şey mi oldu" " Mardin'e gidiyoruz Emel anne mardin'i karıştıracağız bu sefer " dedim Emel anne benden birazcık korkmuş olabilirdi ama ne olursa olsun bu düğüne izin veremezdim hemen dalya'yı aradım "bana bunu şimdi mi söylüyorsun ilk duyduğun anda söyleyemez miydin " onun bana zerzenişlerini dinledikten sonra öfke ile telefonu kapattım interneti açıp Mardin'e İlk uçağı 2 bilet ayırttım apar topar hazırladım valizle Emel anne ile beraber yola koyulmuştuk o kadar öfkeliydim ki bana sormadan bu evliliğe nasıl göz yumuyordu nasıl evet diyordu onu öldürecektim beni bu kadar hiçe sayması beni delirtmişti uçağa bindiğimde binlerce soru sordum kendime binlerce cümle kurdum kafamda ama hiçbiri öfkemi dindiremiyordu Mardin'e indiğimizde hemen Bir taksiye atlayıp Demirhan konağına gitmiştim benden önce düğün merasimi başlamıştı Allah'tan nikahtan önce yetişmiştim nikah memurunu eş olarak kabul ediyor musunuz sorusunda" hayır etmiyor" diye bağırdım konağın kapısındaydım elimde valizim vardı herkes bana bakıyordu nikah memuru bana dönüp "siz kim oluyorsunuz" dediğinde "ben Demirhan konağının hanım ağasıyım bu yüzden bu düğüne izin vermiyorum" dedim babam anlamaz bir şekilde yüzüme baktı sonra herkese dönüp "ben Yakup demirhan'ın kızı hayal Demirhan bu düğüne izin vermiyorum şimdi herkes evine dağılabilir" deyip konaktan içeriye girmiştim gelinin yüzüne bakmama gerek yoktu gelene kadar araştırmıştım fitne fesat tohumu bir şeydi hiçbir şekilde bu konağa artık fitne fesatın girmesini istemiyordum o yüzden de babamın evlenmesini engel olmuştum öbür yandan Mirza düğünün baş köşesindeydi içten içe güldüğünü görmüştüm öfkemi ondan çıkarmak için kendimi iyice dolduruyordum bu iki yıl içinde dalya'yla ayrı kalmıştık o benle gelmek istememişti Mardin'de kalmak babasının yuvasında olmak istiyordu okulu nasıl bitireceğini sorduğumda gideceğim okul sonraları Hep buraya geleceğim diyordu ama tek kalma sebebinin amcam olduğunu düşünmüyordum çünkü amcam şehit olmuştu ve ben nereye o oraya geliyordu o artık Hazal Hanoğlu ile ilişkisi olduğunu biliyordum ve hazal'ı bırakamadığı için de beni yalnız bırakmıştı ama gözlerindeki kırgınlık sanki ben onu yalnız bırakmışım gibiydi hiç de öyle olmamıştı keşke o da bunu anlayabilseydi dalya'ya doğru yaklaşıp ona sıkıca sarıldım o ise sadece durdu içim burkulmuştu ona her sarıldığımda o da bana sarılıyordu sonra babama doğru dönüp benden saklayabilirsin ama evlenemezsin buna hiçbir şekilde izin vermem dedim . arkadan yaşlı bir adam bana doğru dönüp " bu düğünü ağalar birliği ile karar verdik bu düğün olacak " "bu düğün olmayacak kime sordunuzda karar verdiniz babam zaten evli nasıl hallettiniz bu nikah işlemlerini kanunen suç bu "dedim herkes bize doğru bakıyordu babam bile şaşkındı kapıda sessizce bizi izleyen Emel Anne ne olduğunu anlamamıştı " eşi de burada" deyip kapıyı gösterdiğimde herkes şaşkınca bakmıştı Emel anneyi tanıyorlardı ara ara Mardin'e geliyormuşDemirhan konağında da kalıyormuş bu yüzden de kimse bu evliliği yadırgamadı babam tek kelime bir şey dememişti benim yalanımı ortaya çıkarmadı ama evli değilim de diyemedi yaşlı adam bana dönüp ."bunu bilmiyorduk" dedi " şimdi biliyorsunuz" ." Bak kızım buranın örf ve adeti farklıdır" " beni örfünüzde adetinizde ilgilendirmiyor Demirhan konağının bir tek hanımı var o da Emel hanımdır Emel hanıma kabul etmiyorsanız Ben hayal Demirhan benim ve bir başkasına gerçekten ihtiyaç yok" dedim mirza'nın gözlerinde bu durumdan eğlendiğini görebiliyordum ama bu beni ona delirmeme engel olmuyordu ne olmuştu ya bu adam gerçekten 2 yılda çok yakışıklı olmuştu Ara ara görüntülü konuşmuştuk Ara ara telefonla konuşuyorduk bir ara o da kopmuştu sanırım gözden ırak olan gönülden de ırak oluyormuş biz de bunu anlamış olduk onun bana davrandığı gibi davranmaya başladım onu görmezden geldim babama doğru birkaç adım attıktan sonra " bana sormadan mı evlenmeyi düşünüyordun yıllarca bir kızının olduğunu bilmiyordun anladım ama şimdi var keşke sorsaydın ya da kiminle neden evlenmek istediğin kişiyi bana anlatsaydın Ben de bu şekilde sana müdahale etmezdim ama anlıyorum ki senin Bir evlada benim de bir babaya ihtiyacım yokmuş gidiyorum" dedim ve arkamı dönmüştüm babam gözlerime bakıp " öyle şey olur mu sadece ani olan bir düğündü benim de evlenmek gibi bir derdim yoktu" dedi sonra da bana sımsıkı sarıldı "Mardin'e ayak basmıyordun "dedi evet Mardin'e ayak basamıyordum ne zaman Han oğlu konağına baksan annemin onlara yaptıkları aklıma geliyordu ne zaman kendime baksam babamın yalnızlığı geliyordu Mardin aslında benim bu insanlara kesilmiş ceza gibiydim annemin içindeki kötülük tohumu herkesin hayatını mahvetmişti dalya'ya doğru baktım ama ona "kırgınmısın "diye sordum ama o hiçbir cevap vermeden merdivenlere doğru yürüdü dalya böyleydi hiçbir şey konuşmak istemediğinde sessiz sedasız yatağın içine girerdi. yine aynı şeyleri yapıyordu ama bu sefer ben de haklıydım hep o haklı olamazdı istedim ki dalya da benimle gelsin yanımda olsun . ama o beni yalnız bırakmıştı ve şimdi beni yalnız bırakan kendisi değilmiş gibi bana tavır alıyordu belki de tavrı farklı bir şey içindi orasını bilemiyorum ne olursa olsun onunla artık yüzleşmem gerektiğine inanıyordum . Mardin'den gittikten sonra onu birçok kez aradım yalnız bırakmamak için elimden geleni yaptım ama beni her zaman geri çevirmişti ama artık bunun da bir sınırı olması gerekiyordu ve ben onunla konuşmaya karar verdim usulca çıktı odaya girdim "konuşalım "dedim bana bakmaz bir şekilde " ne söyleyeceksin" diye tavırlı bir şekilde konuştu "gerçekten hiç kendini de suç bulmuyor musun dalya sen benim kardeşimdin en kötü günümde yanımda olman gerekiyordu Ben seninle yurt dışına gitmek istedim ama sen burada kalmak istedin ben seni yanımda istedim ama sen beni burada kalarak yalnız bıraktın ama ben yine de seni yalnız bırakmadım seni aradım telefonlarıma cevap vermedin şimdi gittim diye beni suçluyorsun belki de başka bir şey için bilemiyorum ama aklında her ne varsa o aklındaki bana uymuyor benimle değil kendinle savaşıyorsun" " öyle mi zaten hep sen önemlisin değil mi hayal yapma Allah aşkına tek senin hayatın değil benim hayatımda mahvoldu ailem yok oldu burada kalmak istedim evet babamdan bana kalanlara belki babamın hayaline burada sahip olabilirdim diye ama sen hala geçmiş karşıma benimle gelmek istemedin diyorsun sen benimle kalmak istemedin ki" " kalmak istemek mi dalya Emin misin burası beni boğdu yok etti gözlerimin önünde annemin ölümünü izledim Bir annenin evladını öldürmesini izledim annemin insanlara neler yaptığını dinledim ve bana burada kalmam gerektiğini mi söylüyorsun bu biraz acımasızca değil mi biraz bencillik değil mi Ben yaşadıklarımı bir nebze olsun unutmak için gittim sevdiğim adama babamı aileme seni her şeyimi bırakıp gittim istedim ki sen hep yanımda ol benimle gel yine dönecektik ama dalya bir anda beni yalnız bıraktın o günü hatırlıyor musun Ben çok iyi hatırlıyorum artık yollarımız ayrılıyor demiştin niye beni suçladığını kendine bile itiraf edemiyorsun" " ben seni suçlamadım hayal karıştırma yapma Allah aşkına " "o günden sonra bana bakışların bile değişti bana bakmamak için elinden geleni yaptın benim yanımda olmamak için elinden geleni yaptı ben sağa oturduysam sen sola oturdun Ben arkamı döndüysem sen çıktın gittin sen benim küçük kız kardeşimdin yetimhaneye geldiğim günü çok iyi hatırlıyorum biz öyle büyümüştük sen bunların ne çabuk unuttun Ben de bebektim o yetimhaneye gittiğimde 40 günlük bebektim annesinin sevgisi olmadan babasının ilgisi olmadan soğuk odalarda büyüyen bir bebek bana yapılanları gördüğüm işkenceleri ne çabuk unuttun Emel Anne gelene kadar yediğim yemeği zehire çevirenleri ne çabuk unuttun hayır bu sefer sen haklı değilsin " "Beni ne zaman haklı görmeyi düşünüyorsun hayal ya da Beni görmeyi düşünüyor musun hep sen varsın hep senin haklılıkların hep sana yapılanlar değil mi Seni bulmak için benim babam öldü " senin ağzından çıkanları kulağın duymuyor dalya bunun suçlusu ben olamam bunun suçlusu senin de amca onu hiç suçladın mı dedenle babaannenin elini öperken hiç onları suçladın mı suçlamadın onlar oğullarının suçlarını gizlemişlerdi ben değilim suçlu bu kadar yük omuzlarımı o kadar ağır geldi ki Mardin bana dar gelmeye başladı nefes almama engelledi ve gittim ama görüyorum ki kendime yeni bir düşman edinmişim" "hayır senin düşmanın değilim sadece bazı şeyler artık bana da ağır gelmeye başladı seninle gelmedim evet burada savaşman gerektiğini düşünmüş olabilirim belki benim de sevdiğim buradaydı ondan ayrılmak istememişimdir her şeyi kendine cevirmeyi o kadar iyi biliyorsun ki gelip bana hesap sorabiliyorsun" estağfurullah ben sana hesap soramam Ben kimseye hesap sormamak için gittim sanma ki seni de bu hesaplarımın içine katmayacağım duyduğuma göre mal mülkü derdine girmişsin bana kalacak olan miras da senin olsun benim paraya mala da ihtiyacım yok her şey senin hakkın" " öyle bir şey yok sadece babamın olanları istedim ben sefalet çekerken kimse benim paramın üstünde refah görsün istemiyorum" Amerika'ya bursumla gittiğimi biliyorsun değil mi ondan sonrasını ne harcadın diye bir merak ediyorsun Selim amcanın bana bıraktığı mirası İnan bana buradaki mal varlığı kadar ondan da yüklü miktar miras kaldı o yüzden sen kendini hak gördüğün her şeyi sana bırakıyorum Demirhan konağını onlardan kalan tüm mirası da sana bırakıyorum sen yapamıyorsun ben yapayım dalya Demirhan bu saatten sonra kardeşim değilsin " .hayal odadan hızlıca çıkmıştı kapıda herkes onların konuşmalarını dinlemişti dalyai çini çekerek ağlamaya başlamıştı her zaman kendine bir haksızlık yapıldığını düşünüyordu içten içe buna inanmıyordu belki ailesini kaybetmenin üzüntüsü belki de yalnız kalması onu bu düşüncelere itmişti suçlunun her zaman hayal olduğuna inanmak istedi her şey o geldikten o doğduktan sonra olduğuna inandı Emel annesi de onu bırakıp gitmişti çünkü Emel hanım hayalle beraber Amerika'ya gitmişti adım adım hayalin yanındaydı dalya'nın bilmediği bir şey vardı hayal Selim bey'den kalan mirasın Emel hanım'a ait olanını iade etmişti ve bu artık yavaş yavaş her şeyden vazgeçiş gibiydi hayal annesinin yıktıklarını o düzeltmeye çalışıyordu tek bir farklı dalyaya yapılanları hiç kimse ve hiçbir şeyin düzeltemeyeceğini o da biliyordu bir çocuğu öksüz yetim bırakmıştı annesi o bunu nasıl düzeltecek hiçbir şekilde bilmiyordu kapıdan çıkıp giderken mirza'ya doğru bakıp " hiçbir şey eskisi gibi olmayacak " sonra babasına dönüp " yarın akşam için Hanoğlu konağındaki herkesi Demirhan konağına çağıralım büyük bir yemek verilecek size anlatacaklarım var" dedi Ve geldi taksiyle beraber otele doğru yol aldı çünkü artık her iki konakta ona ev değildi o Mardin'de misafir di.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE