GİRİŞ
Güneşin gözlerini kamaştırmasıyla gözlerini
yavaş yavaş açan Demir bir rüyada mıyım
diye düşünürken bir kez daha gözlerini
kapayıp açtığında otobüs İstanbul
boğazından geçmekteydi. Yedi tepe üzerine
kurulu bu muhteşem şehir bir çok
medeniyete başkentlik yaptığı gibi binlerce
yazara,şair de ilham olmuş.Orhan Veli'ye
gözü kapalı İstanbul'u tasvir ettiren duyguyu
anlamıştı ve içinden, bulduğum ilk fırsatta
sahile gidip gözlerimi kapatarak
dalga sesleri eşliğinde huzur bulmak olacak
diye geçirdi.
Eşsiz İstanbul manzası ile binbir hayale
gark olan Demir bu şehrin onun hayatında
çok önemli bir yer edineceğini daha şimdiden
anlamıştı. Otobüs terminalde durduğunda
çocukluk arkadaşı ile sarılarak hasret giderdi.
Ali de onun gibi İstanbul'a okumak için
gelmişti.Ali ile birlikte İstanbul
Üniversitesi'nin
muhteşem tarihi kapısından geçerek kaydını
yaptırdıktan sonra eğitim alacağı Çapa Tıp
Fakültesine doğru yola koyuldular.Bu küçük
gezintiden sonra Ali'nin kaldığı eve vardılar
bundan sonraki hayatı okul ile bu ev arasında
geçecekti.
...........
Aradan geçen üç yılda Demir ev ile okul
dışında hiç hayatı olmamıştı. Bunu bilen Ali
onu alıp arkadaşlarının sahne aldığı küçük
sevimli bir kafeye götürdü. Sahnede tüm
ihtişamıyla duran yeşil gözlü saçları beline
kadar uzanan genç kadını gören Demir
olduğu yerden bir adım bile kıpırdayamadan
gözlerini genç kıza dikti. Ali hadi gel oturalım
dediğinde sanki uykudan yeni
uyanırmışçasına mahmur gözlerle
arkadaşına baktı.Ali gülümseyerek adı Aslı
dediğinde Demir ardından tekrar etti
Aslı .....Ve o gün Ali ,Demir ile Aslı'yı
tanıştırdıktan sonra Aslı'nın her sahne aldığı
gün ilk sıradan muhteşem sesini dinlemeye
gelmişlerdi.
Aslı İzmirli varlıklı bir ailenin İstanbul Teknik
Üniversitesi Türk Musikisi Devlet
Konsevatuarı ses eğitimi bölümünde okuyan
kızıydı.Hiç ihtiyacı olmamasına rağmen kendi
kendine yetebilmeyi bilen oldukça bilinçli bir
genç kızdı. Demir ile anıştığında ;
esmer ,kömür gözlü genç adamın ona
bakarken mahcup ve utangaç tavrından
anlamıştı ona ilgisi olduğunu ve kendini bi
anda o siyah gözlerinin içine çekilirken
buluvermişti.
............
Demir tıpta uzmanlık sınavı hazırlanırken
uzun süren saatler ders çalıştığı için dış
dünya ile bağlarını koparıyordu. Mardin'den
çıkıp İstanbul'a gelme amacı doktor olup
memleketine döndüğünde kendi
coğrafyasındaki kadınların, çocukların
dertlerine derman olmaktı.Çünkü Demir'in
annesi son çocuğunu doğururken kendisi de
yeni doğan bebeği de ölmüştü. Bunca
düşüncenin içinden sıyrılıp kalbinin sesini
dinlediğinde Aslı'yı çok özlemişti ve içinde
kopan fırtınalardan haberi olmadığını
düşünüyordu.Ani bir karar alarak evden çıktı
ve Aslı'nın kaldığı eve doğru yürüdü. Bir
yandan günlerdir görmediği sevdiği kadını
düşünürken bitmek bilmeyen yol diğer
yandan ona söylemek istediklerini
düşünürken bir anda bitiveriyordu.Dakikalar
sonra Aslı'nın evinin önünde buldu
kendini...İçeri girip aklındakileri söylemek
yerine dışarda beklemeye karar verdi.Önce ne
söyleyeceğini düşündü....Sonra ya o
istemezse ne yapacaktı derken bunun iyi bir
karar olmadığını düşünerek arkasını
döndüğünde Aslı "Demir "diye seslendi.
Demir içini kaplayan heyecan ve korku karışık
duygularıyla ona döndü ve sanki hep bu anı
bekliyormuşcasına ona doğru yürümeye
başladı.Aslı "burda ne işin var " dedi...
İçinden bu sefer söyle be adam diye
geçirirken Demir bir çırpıda" seni görmek
istedim" dedi. Aslı duyduğuna inanamadı
bu sefer ona açılabilecek miydi? Genç
adam tekrar konuştu "müsaitsen biraz
yürüyelim mi?"Aslı içindeki heyecanı
saklayamamıştı "olur" dedi. Biraz yürüdükten
sonra sessizliği Aslı bozdu"benimle
konuşmak istediğin bişey var sanırım " dedi.
Demir duraksayıp "evet" ve biraz ilerideki
parkta oturdular. Demir kafasında geçirdiği
cümleleri toparlayamayacağını fark ettiğinde
artık çok geçti ve Aslı muhteşem yeşil
gözlerini onun kömür gözlerine dikmişti. Bir
süre böyle bakıştıktan sonra Demir "seni
gördüğümden beri hep aklımdasın,bazen
hayallerimde seninle konuşuyorum ve şuan
bununda bir hayal olmasından ölesiye
korkuyorum dedi" Aslı onu cesaretlendirmek
adına "bende seni gördüğüm andan beri
düşünüyorum " dedi. Buna şaşıran Demir
yüzündeki mimikleri kontrol edemez hale
gelmişti birden bağırarak "seni
seviyorum"dedi.Aslı gülümseyerek aynı
şekilde yüksek sesle "bende seni seviyorum
"dedi. Elini kolunu nereye koyacağını şaşıran
Demir ilk defa bir kıza onu sevdiğini
söylüyordu. Aniden kalkıp yürümeye başladı
Aslı "hey!!!nereye gidiyorsun "diye ayağa
kalkarak ardından seslendi . Demir parktaki
çeşmede yüzünü yıkayıp hızla arkasını
döndüğünden Aslı karşıdaki bankın önünden
hala ona bakıyordu. Koşarak yanına gidip
sımsıkı sarıldı ve "sen gerçeksin bu sefer
hayal değil "dedi Aslı gülümseyerek " 3 yıl
beklemek yerine bana duygularını açsaydın
kurduğun tüm hayaller gerçek olurdu "dedi.
Ve böylece Aslı ile Demir'in imkansız aşkı
başlamış oldu.
...............
Demir ciddi bir adım atmak istiyordu ve
Aslı'ya evlenme teklif etmişti. Aslı'nın "evet"
demesiyle Mardin'e doğru yola çıktı.Ailesine
durumu anlattığında babası Bekir Ağa"o
şarkıcı kızı gelin olarak bana getirirsen
evladım değilsin"dediğinde konağın kapısını
çarpıp çıkmıştı. Artık bir ailesi yoktu ve
geldiği gibi Mardin'den dönüyordu.
Aslı da İzmir'e ailesini yanın gidip ailesine
konuyu açtı.Babası Hikmet Hanoğlu tüm
merhameti ve sevgisiyle kızının saçlarını
okşayarak bu ilişkinin mümkün olmayacağını
anlatmaya çalıştı. Aslı "tek sebep kültür
çatışması mı? "derken gözleri dolu dolu
olmuştu. Babası kızının kararlılığını görünce
"peki kızım madem bu kadar kararlısın biraz
daha bekleyin evlilik işi aceleye gelmez hem
delikanlının henüz bir mesleği bile yok
"dedi.Aslı düşündüğünde babasına hak
vermişti ama bunu Demir'e nasıl
söyleyeceğini düşünürken Demir'de ailesini
ikna edemediğini Aslı'ya nasıl söyleyeceğini
kara kara düşünüyordu.
............
Bir hafta sonra tekrar İstanbul'a dönen iki
genç aşık buluştuklarında ikisininde birbirine
sımsıkı sarılmasının ve yüzlerindeki
tebessümün ardında sakladıkları gerçekleri
farketmişcesine bir anda Demir söze girdi
"benim artık bir ailem yok" Aslı bu sözün
ardından tekarar sevdiği adama döndü ve
sımsıkı sarıldı "senin ailen artık benim "dedi
ve babasının sözlerini unutup "hadi
evlenelim" dediğinde Demir şaşkınlıkla ona
bakarak "şimdi mi " aslı gülerek "evet hemen
şimdi "dediğinde kendilerini belediyenin
önünde buldular ve bir hafta sonra pazartesi
günü saat 14.00 da nikah günü
almışlardı.Demir hemen bir ankesörlü telefon
bularak arkadaşı Ali'yi aradı ve olanları
anlattı. Ali de Mardin'e atanmış yeni
öğretmen güzeller güzeli Reyhan ile
nişanlanmıştı ve nişanlısını da alarak
İstanbul'a can dostunun nikahına gitmişti.
................
Ve nihayet nikah günü geldiğinde çiftin
sadece yakın arkadaşlarından oluşan 10
kişini katıldığı belediye salonunda nikahları
kıyılacaktı. Demir siyah takım elbisesinin
içine giydiği beyaz gömlek ile oldukça
yakışıklı görünüyordu ve sabırsızlıkla Aslı'nın
salona girmesini bekliyorken bir anda Aslı
bembeyaz uzun elbisesi ve yandan ördüğü
saçlarını arasındaki papatya çiçekli tokalarla
masallardan fırlayan bir peri kızı
gibiydi.Demir hayran bakışlarla sevdiği
kadına doğru yürüdü ve elinden tutarak
masaya kadar eşlik etti. Demir'in şahidi Ali
olurken Aslı'nın şahidi ablası Sema
olmuştu. Nikahın ardından Aslı'nın sahne
aldığı kafeye gidip küçük bir kutlama yaptılar.
Aslı sahnede Sezen Aksu'nun yeni çıkan
albümünden şarkılar seslendirerek günü
unutulmaz kılmıştı...
.................
Demir doğumhanenin kapısında hızla volta
atarken içeriden çıkan ebe" minik kızınız
doğdu ve annesi de gayet iyi birazdan
odasına alırız "dedi.Bir saat sonra Aslı
kucağında minik bebeğiyle odaya alındı ve
Demir gözyaşları içinde ikisini izliyordu.
Yavaşça minik bebeğe yaklaşıp "sen benim
kızımsın... Nazlım"dediğinde artık göz
yaşlarına hıçkırıkları da eşlik ediyordu.Aslı'ya
dönüp
baktığında onun gibi ağladığını gördüğünde
sımsıkı sarılıp "sen benim ailemsin
"dedi .
Sonraki gün kontroller yapılıp
hastaneden çıkan çift evlerine
gelmişlerdi.Nazlı üç aylık olmuştu ve cıvıl
cıvıl sesler çıkaran kumral yeşil gözlü
oldukça şirin bir bebekti. Aslı minik kızıyla
oynarken kapı çaldı ve gelen
Sema ile Belma Hanımdı. Aslı
annesini karşısında gördüğünde hıçkırıklara
boğulmuştu. Annesi kızını sımsıkı
kucaklayarak " keşke daha önce haberim
olsaydı yanında olurdum"dediğinde Sema
"sence babam izin verir miydi "dedi. Çünkü
Aslı'nın ondan gizli evlenmesi Hikmet Beyi
ziyadesi ile rahatsız etmiş ve kızı ile kimsenin
görüşmesine izin vermemişti. Belma Hanım
"artık bende dayanamıyorum ne olacaksa
olsun kızımı ve torunumu alıp İzmir'e
götüreceğim ve eminim Hikmet Bey bu şirin
kızı gördüğünde sizi affedecektir"dedi .Girdiği
sınavın sonucunu beklerken bir işe giren
Demir akşam eve döndüğünde Belma Hanım
ile tanıştı. Belma Hanım damadını görür
görmez çok sevmişti Demir saygı ile önünde
eğilip ellerini öpmüş ve eşine ile kızını
hasretle kucaklamisti.
Belma Hanım Demir ile
konuştuktan sonra onu da ikna edip sonraki
gün Aslı ile Nazlı'yı alıp İzmir'e
gitmişti.Hikmet Bey herşeyden habersiz eve
girdiğinde eşinin kucağındaki bebeğin kimin
olduğunu bilmeden dakikalarca sevmişti ve
Aslı'nın odaya girmesiyle olayın farkına
varmıştı. Yaklaşık iki yıldır görmediği kızını
karşısında gören Hikmet Bey başta kızsa da
yüreğindeki merhamete yenik düşüp kızını ve
torunun bağrına basmıştı. Akşam yemeğine
hep birlikte oturduklarında Hikmet Bey Demir
ile tanışmak İstediğini söylemişti.İki gün
sonra Demir geldiğinde yine bir akşam
yemeği sırasında Demir ile uzun uzun sohbet
ettiğinde o da Belma hanım gibi damadını
oldukça sevmişti.Sabah olduğunda Demir
işinden üç gün izin aldığını söyleyip gitmesi
gerektiğini söylediğinde Hikmet Bey
kalmasını istemişti ve Demir ne yapacağını
bilemiyordu bir yandan sevdiği kadını uzun
zamandır böylesine mutlu görmediğini
anımsayarak Hikmet Bey'e "efendim ben tıpta
uzmanlık sınavına girdim sonucunu
bekliyorum eğerki buralara gelebilirsem size
yakın olmaktan şeref duyarım" dedi Hikmet
Bey karşısındaki gururlu gence tebessüm
ederek" iyi haberlerini bekleyeceğim "dedi.
Aslı da eşi ve kızı ile birlikte İstanbul'a gitti.
Bir ay sonra sınav sonucu açıklanmış ve
İzmir'de kalp damar cerrahisi bölümünde
asistan olarak işe başlamıştı.Aslı özlediği
ailesi ile hasret giderirken Nazlı'da
kuzenleriyle mutlu bir şekilde hızla
büyüyordu.
................
5 yıl sonra Demir doğduğu topraklara gitmek
istediğini ve ordaki insanlara yardım etmek
istediğini söylediğinde Hikmet Bey başta
karşı çıksa da onun gibi kararlı ve çalışkan bir
damadı olduğu için mutluydu .Mardin'de
istediği boş pozisyon olmayınca Diyarbakır'a
tayın olmuştu. Nazlı artık birinci sınıfa
gidiyordu ve Aslı tüm gün evde eşini ve kızını
bekliyordu.Akşam yemeğinde telefon çalması
ile Demir sofradan kalkarak siyah tuşlu
telefonun ahizesini kulağına dayadığında
arkadaşı Ali ile güzel bir sohbete koyulmuştu.
Telefonu kapatıp Aslı'ya bakarak yarın Ali ile
Reyhan bize gelecek dediğinde Aslı da çok
heyecanladı uzun zamandır yalnızlıktan
sıkılmıştı.Sabah olunca hummalı bir hazırlığa
giriştiler evi birlikte temizleyip en güzel
yemekleri yaptılar.Çalan kapı sesine Nazlı
koşarak "baba misafir geldi "derdemez kapıyı
açmıştı ve karşısında onun boylarında esmer
bir çocuk duruyordu. Nazlı" aaaa bu misafir
çocuk "dediğinde küçük çocuk "sensin çocuk
ben 7 yaşındayım" dedi ve arkasındaki annesi
ikisine gülerek "demek güzel Nazlı sensin
"deyince Nazlı gülerek babasına sarıldı.
Misafirler içeri geçtiğinde Ali ile Reyhanın
küçük oğlu Asil bir anda" anne bunun gözleri
çok güzel" dediğinde salondaki herkes
gülmeye başlamıştı. Nazlı hiddetle kaşlarını
çatıp" ben bu değilim benim adım Nazlı" dedi.
Büyükler birlikte oturup hasret giderirken
çocuklarda oyun oynadılar. Ali ile Reyhan
kalkarken Reyhan" en kısa zamanda sizi
ağırlamayı çok isteriz "dedi.Aslı Demir'e
bakarak " aslında bende Mardin'i çok merak
ediyorum en çokta sevdiğim adamın
çocukken geçtiği yerlerden kızımda geçsin
istiyorum" deyince Demir "çok iyi fikirmiş
"dedi ve misafirlerini uğurladı.
Tam bir ay sonra Demir ailesiyle birlikte Ali
Arhan'nın konağında misafir olmuştu.Aslı
hayranlıkla konağı incelerken Demir ile Ali
eski günleri yad ediyorlardı.Asil ise konağın
avlusunda bulunan salıncağa binen Nazlı'yı
sallarken konağın kapısı kırılırcasına
çalınıyordu. Bir anda içeriye yaşlı sinirli bir
adam ve yanında iki genç girdi.Ali " bu ne
demek Bekir Ağa "dediğinde Aslı anlamıştı
kim olduğunu.Demir babasına doğru gidip
kibarca konuşmak istediğinde babası ona
elini kaldırarak "dur!!!" dedi." Senin bu
topraklarda ne işin var "dediğinde Nazlı öyle
korkmuştu ki bir anda babasının kucağına
doğru koşarak" babama bağırma "dediğinde
Demir babasına "yeter artık baba bu küslük
bak artık bir de torunun var "dediğinde Bekir
Ağa "sen benim oğlum değilsin şu şarkıcının
kızı da torunum değil bu seni ilk ve son
uyarım bir daha Mardin'e adımını atarsan hiç
düşünmeden öldürürüm dediğinde Ali olaya
müdahale etmek istese de Demir arkadaşını
durdurdu ve ailesini alarak oradan ayrıldı. Yol
boyunca tek kelime etmeyen Demir ve Aslı bir
anda acı bir fren sesi ile irkildiler. Tam
karşıdan gelen kamyonu son anda fark eden
Demir direksiyonu kırmasıyla araba taklalar
atarak uçuruma devrildi.
Nazlı gözünü açtığında anneannesi teyzesi ve
dedesi yanındaydı ama annesi ile babası
yoktu ve o çocuk yüreği hissetmişti olanları
gerçeği kendi dile getirdi"annem ve babam
öldü değil mi dede" dediğinde dedesi sıkıca
kucakladı ve onu öptü.........
İki gün sonra İzmir'de yapılan cenaze törenine
Mardin'den sadece Ali ağa ve ailesi
katılmıştı.Nazlı dedesini ellerini bir an bile
bırakmazken bugünün hayatının en zor günü
olduğunu nereden bilebilirdi...