Sabah erken kalkan Nazlı hızla hazırlanıyordu bugün sunumu vardı ve çok iyi hazırlanmıştı şimdi güzel bı sunum yapmak istiyordu saçlarını hafif dalgalı yapıp makyajını bitirdikten sonra giyindi uzun gri çizmeler kalın pileli mini gri etek üstüne aynı renk gömlek ve koyu kırmızı eteğinden çok az kısa bir ceket giyinmişti ve kendini aynada çok beğenerek işte bu diyip gri uzun kabanını giyerek odadan çıktı. Herkes kahvaltı sofrasındayken kahvaltı yapmadan geç kaldığını söyleyerek hızla onu bekleyen taksiye binip gitmişti. Gün boyunca hiç telefonuna bakmamisti ve işi bittiğinde hastaneden çıkmak üzereyken çantasından telefonu çıkarıp gülümseyerek kapıya doğru yaklaşıyordu Asil sabah erkenden ona mesaj atmış
"günaydın"
"neden görmüyorsun aramalarımı "
"iyi misin"
"biraz daha cevap vermezsen gelirim hastaneye"
Ama Nazlı hiç telefonu eline bile almamıştı ki görsün görünce de hemen yazmaya başladı ve Asil karşıdan onu izlerken telefonuna baktı onun kendisine yazıyor olduğunu görünce yüzündeki gülmenin sebebinin kendisi olduğunu anladı ve ne yazacak diye bekledi .
Nazlı bir köşeye geçerek
- Özür dilerim bugün çok yoğundum gerçekten göremedim şimdi çıkıyorum
istediğin yerde buluşabiliriz.
Asil mesajı görür görmez hemen aradı ve ona doğru gitmeye başladı.
Nazlı
-alo
Asil
-çok güzelsin
Nazlı
-ne
Asil
-neden bugün bu kadar özendin
Nazlı etrafına bakarken Asil'i karşısında görünce telefonu kapatıp yanına gitti.
- ne zamandan beridir burdasın
Asil
-telefonuna bakıp benden gelen mesajlara gülerek baktığını gördüğüm andan beri
Nazlı
-kaşlarini kaldırıp o zaman gidelim mi?
Asil olur diyerek hastaneden çıktılar.
Asil
-bugün özel bir gün mü saç ve makyaj yapmışsın
Nazlı
-çok dikkatlisin
Asil
-benim için olsun lütfen
Nazlı
-bugün sunumum vardı diyip tebessüm ederek nereye gidiyoruz
Asil
-sana yemek yapmak istiyorum sakıncası yoksa benim evime
Nazlı
-peki
Asil onu ofisine getirmişti ve Nazlı burası mı
Asil
-evet evim ofisin üstünde deyip içeri girdiler otuz ikinci kata çıktılar içeri girdiklerinde Asil ayakkabısını çıkarıp terlik giyip Nazlı 'ya da bir çift vermişti ve hızla üstünü değiştirip dönmüştü bu arada Nazlı evi incelemisti aşırı düzenli ve temizdi başlarda onu etkilemek için olduğunu düşünse de artık onun gibi düzenli olduğunu anlamıştı.
Nazlı "evin çok şirin" derken cama yaklaşmıştı "manzara da çok güzel ama çok yüksek bu seni germiyor mu"
Asil
-ben etkilenmem öyle şeylerden
Nazlı
-ben bu camdan aşağı bile bakamam
Asil
-ben adrenalin sporlarını severim
Nazlı
ben hiç sevmem gerilirim desene seninle ayrıştığimiz ilk konu diyip gülerek kabanini çıkarıp hemen önündeki koltuğa koyup elini yıkamak için banyonun yerini sorduğunda Asil banyoyu gösterip döndü Nazlı elini yıkayıp mutfağa yardım için geldiğinde bende yardım edeyim derken Asil kıyafetini farketti baştan ayağa süzerken sanki nefesi kesiliyordu ve çok rahatsız olmuştu bunu ona nasıl diyebilirdi ki aslında çok yakışmış ama çok kısa ve bu onun hiç hoşuna gitmez asla söylemeliyim diyip kendini sakinleştirdi. Nazlı kollarini yukarı sıyırıp salata yaparken Asil ise Cansu'dan öğrendiği kadarıyla balık sevdiği için onu akşamdan marine etmişti ve pişirirken çatal ile bakmak için çekmeceye elini attığında eli Nazlı'nin bacağına değdi ve o anda Asil eli ateşe değmiş gibi hızla elini çekti onu yanlış anlamasıdan korkuyordu ve "pardon istemeden oldu" dediğinde Nazlı şaşkın bir şekilde onu izledi ve bu çok güzeldi.
Nazlı derin bir nefes alıp ona baktı çünkü yüzü şekilden şekile girip utanmıştı . Tabi ya toplumumuzda utanmak sadece kadınlara özgü bir duyguymuş gibi lanse edilse de erkekte utanmalı kadın için var olan toplumsal sınırlar erkek içinde olmalı. Erkek yapar delikanlı, kadın yapar kötü huylu asla olmamalıydı bunun kadını erkeği yok iyi herkes için iyi , kötü herkes için kötü olmalı.
Nazlı
-istemeden olduğunun farkındayım
Asil
-yemek hazır diyip sofraya geçtiler.
Nazlı ilk kez Asil'i anladığını hissetmişti o gün
Asil eliyle Nazlı'yı beslerken Nazlı hiç itiraz etmemiş hatta mutlu olmuştu gitme vakti geldiğinde Asil onu evine bırakıp vedalaşırken bir hafta buralarda olmayacağını iş için Amerika'ya gitmesi gerektiğini söylemişti Nazlı sanki üzülmüş gibiydi ama belli etmeden iyi yolculuklar dileyerek vedalaştılar
,..............
Asil'in yokluğu bir haftadan fazla sürmüştü arada Nazlı'yi aramış ve kendini hatırlatmıştı ama geldiği gün Nazlı'ya sürpriz yapmak istemişti ve hiç aramamıştı.
Uçaktan indiği gibi aradı ama açan olmadı yaklaşık 4 saat boyunca geri de dönmedi de Asil hastaneye gitti ama gelmediğini söylediler
Cansu'yu aradığında hasta olduğunu evde yattığını söyledi Cansu da ulaşamayınca hemen eve doğru yola çıktı Asil de oraya doğru gitmişti kapıda karşılaşıp birlikte eve girdiler . Asil geri durup beklerken Cansu odasına baktığında uyuyordu ve hemen uyandırdı " neden telefonuna bakmiyorsun deliye döndüm ya"
Nazlı "televizyon izlerken şarja taktım orda sonra üşüdüğümü hissettim yatağa döndüm" Cansu "çok ateşin var kalk hastaneye gidiyoruz"
Yataktan kalkıp saçmalama bı duş alırım geçer önemli değil hiçbir şeyim yok diye söylenirken koridorda Asil'i görünce "sen döndün mü"
Asil
-döndüm dönmesine de az daha bu sefer kalpten gidiyordum
Nazlı
-hoşgeldin diyip banyoya girdi bir süre sonra çıktı ve yanlarına geldi Asil onu görünce
"saçların ıslak olmaz böyle "
Nazlı
-hiç uğraşamam birazdan kurur.
Asil
-ben kuruturum istersen dediğinde Cansu hemen burdan gitmem lazım diye düşünüp "çok işim var benim gitmem lazım Asil lütfen onu yalnız bırakma" diyip kaçar gibi çıktı.
Nazlı
-gercekten iyim sen git işini aksatma
Asil
-senden daha değerli hiçbir işim yok banyoda mi kurutma makinesi
-hayır odamda diyip odaya geçecekken Asil geri durup "girebilir miyim müsait mı" dediğinde Nazlı "gel tabi"
Nazlı makyaj masasına geçip oturup başını tuttuğunda Asil "iyi misin "
Nazlı
-gözlerim karardı henüz yemek yemedim ondan sanırım derken Asil hemen sipariş vermek için aradı ve yemek istedi.
Ardından havlu var mı diye sordu
Nazlı " kapının arkasında sürgülü kapıyı çek hemen girişte ilk dolap sepetin içinde dediğinde Asil kapıyı açtığında girdiği odaya inanmadı aşırı büyük ve mağaza gibi hemde düzenli havluyu alıp hemen çıktı ve saçlarını tarayıp havlu ile suyunu alıp makina ile kuruturken Nazlı çok yorgun olsada Asil'e bakıp gülümseyip yeter bence dedi.
Asil
-tamam hadi sen yat ben sana bi süt falan ısıtıp geleyim
Nazlı yatağa uzanıp gözünü kapattı Asil dolaptan aldığı sütü ısıtıp Nazlı 'ya getirdi ve Nazlı teşekkür ederek kalktı. Sipariş gelince Asil hemen hazırlayıp odasına getirdi yatağın yanına sehpa koydu elleriyle çorbasını içirmek istedi kaşığa koyup üfleyip kaşığı uzattığında Nazlı
-elim tutuyor ben içerim
Asil
-yok olmaz ben vericem diye tutturdu Nazlı tamam dercesine kafasını salladı.
Nazlı "yeter lütfen çok yedim" dedikçe son diye diye çorbayı bitirdiler "daha iyiyim salona geçelim mi " Asil kafasıyla onaylayarak salona geçtiler. Koltuğa uzanınca Asil hemen üstünü batteniye ile örttü. Nazlı onun bu sevgisini babasının ,dedesinin sevgisi gibi hissetmişti. Sevgisi ve şefkati aynı anda hissettirmişti
Asil tekrar mutfağa geçip çay için suyu koyup döndü.
Nazlı
- Ne zaman döndün İstanbul'a
Asil
-bu sabah
Nazlı
-çok yorgunsundur evine git ben iyiyim dinlen artık
Asil
-sen hiç iyi görünmüyorsun yüzünde renk kalmamış
Nazlı
-iyim cidden sadece biraz üşüttüm sanırım
Asil
-bazen çok kısa giyiniyorsun tabi hasta olursun
Nazlı
-son gün o yüzden durgundun de mi?
Asil
-sen herşeyin farkındasın yani
Nazlı
-bak şöyle söylim biz kadınlar erkekler bizi güzel görsün diye öyle giyinmiyoruz kendimizi öyle güzel düşündüğümüz ve yakıştırdığımız için giyiniyoruz
Asil
-ama çok kötü niyetli insanlar var sana iç geçirip bakan adam var mı diye düşününce bile canim yanıyor.
Nazlı elini yüzüne kapatır gibi yapıp anlını ovunca Asil çay getirecektim diyip gitti. Arkasından bakıp ne yapicam seninle ben diyip huzurla güldü. Asil çayını getirip ona verip onu izlemeye devam etti. Nazlı çayını
içip uyuyakaldı Asil bir süre onu izledikten sonra meyve yıkamak için mutfağa gittiğinde Nazlı uyanıp arkasından mutfağa gitti Asil mutfağı topluyordu
Nazlı " yapma lütfen akşam Cansu gelir halleder "
Asil "yok canım iki bardak tabak ben makina attım sadece" derken tezgahı bir güzel sildi. Nazlı
- ya sen çok beceriklisin
Asil
-ben öyle düşündüğün gibi istediği ayağına gelen biri değilim ve her işimi kendim hallettim
Nazlı
-o zaman senden özür dilerim yanılmışım
Asil
-o zaman bu özelliğimi beğendiğini varsayıyorum
Nazlı
-coookk
Asil şaşırıp
-sen ciddi misin?
Nazlı
-beni hergün daha çok şaşırtıyorsun
Asil meyve tabağını alıp önüne koyup doğradı meyveleri çatalla tek tek yedirdi sonra tekrar odaya geçtiler ve Nazlı'nın yine üstünü örttüğü gibi Nazlı uyumuştu ve Asil de karşısındaki koltukta uyuyordu. Cansu akşam gelince onları öyle görünce hiç ses çıkarmadan odasına geçmişti. Nazlı uyandığında Asil'in üstünü örtüp tekrar uyudu. Asil sabah kapı sesi ile uyanınca Cansu'nun gittiğini anladı hemen kalkıp Nazlı'ya baktı elini anlına koyunca Nazlı uyandı.
-Günaydın
Asil
-Günaydın çocukluk aşkım
Nazlı gülüp kafasını kaşıdı
Asil
-tamam hadi utanma ben sana kahvaltı hazırlayayım
Nazlı kalkıp üstünü değiştirip mutfağa geçti
Asil'e tam yardım etmek istemişti ki Asil " sakın elini bile sürme "
Nazlı ne kadar iyim dese de anlatamadı
birlikte kahvaltı yaptılar ve Asil yine mutfağı toplarken Nazlı arkasına geçip kafasını sırtına koyduğunda Asil ne yapacağını şaşırdı
Nazlı
-lütfen hiçbir şey deme ve sorgulama neden diye
Asil kalbi deli gibi atarken
-sen nasıl istersen diyip öylece durdu ne kadar sürdü bu süre ikiside bilmiyordu sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi oturdular. Asil telefon görüşmesi yaptıktan sonra " gitmem lazım ama lütfen aradığımda sana ulaşmak istiyorum"
Nazlı
-tamam herşey için teşekkür ederim iyi ki varsın
Asil
-sende iyi ki varsın güzelim diyip çıktı evden
..................
Asil'in babası kalp ameliyatı olması gerekiyordu bunun için İstanbul'a gelmişti ve Asil babası ile ilgileniyordu Nazlı da yakından Ali Bey'in sağlığı ile ilgileniyordu. Operasyon günü Nazlı da Asil'i yalnız bırakmak istemiyordu ve hep yanlarında oldu.Ali Bey taburcu olmuştu bir süre seyehat engeli vardı
ve İstanbul'da kalmaları gerekiyordu bu süreçte Asya hep Nazlı ile görüşüyor ve abisi ile Nazlı'yı yakınlaştırmak için elinden geleni yapıyordu yine Nazlı'yı arayıp
-ablacım çok sıkıldım lütfen biraz gezelim
Nazlı
-nereye gitmek istersin küçük hanım
Asya
-kayağa
Nazlı
-tamam ama hafta sonunu bekle diyip kapattı.
Cansu
-küçük cadı yine ne diyor
Nazlı
-kayağa gidelim diyor
Cansu
-çok güzel olur bence sezon bitmeden gidelim
Asil akşam uyumadan aramıştı ve "seni unuttuğumu sanma sadece hem iş hem bizimkiler biraz zaman sıkıntısı çekiyorum ama sende bu süreçte beni unutma "
Nazlı
-Ali amca iyi olsun biz yine zaman geçiririz sen takma kafanı ben olduğum yerde aynı şekilde duruyorum
Asil
-seni çok özlüyorum
Nazlı sessiz kalınca " merak etme senden cevap beklemiyorum her sessizliğin benim için bende demek "
Nazlı
-iyi geceler o zaman
..........
Hafta sonu geldiğinde Cansu ve Asya tüm planı yapmışlardı hep birlikte Kartalkaya 'ya gitmek için.Asil ile Asya onlardan sonra yola çıkmışlardı. Onlar geldiğinde Cansu ve Ömer karşılamıştı Asil uzun zamandır göremediği Nazlı'yı görmeyi umarken nedense yoktu ve etrafına bakinirken Asya hemen sormuştu Cansu onun telefon görüşmesi yaptığını söylediğinde birlikte bir mekâna girdiler Asil içerde oturan Nazlı'yı görünce sanki kendisine cennet bahşedilmiş gibi derin nefes alıp gözüyle onun adını haykırıyordu. Nazlı konuşması bitince yanlarına geldi
Asya
-beyaz çok yakışmış dediğinde Asil kardeşine bakıp elini omuzuna koyarak haklı der gibi Nazlı'ya gözüyle işaret edince
Nazlı
-nerde kaldınız
Asil
-gözün yollarda bizi beklersin sanmıştım ama hiç öyle olmadı
Nazlı
-olur mu hiç gerçekten gözümüz yollarda kaldı. Yorgun değilseniz yukarı çıkalım
Cansu
-bu sefer asla yürüyerek çıkmam ben senin için katlanmıştım şimdi sıra sende
Nazlı
-asla ona binmem.
Asil
-Nazlı geriliyor gerek yok biz yürüyerek çıkarız
Cansu
-iyi bir kurban bulduğumuza göre biz telefiriğe gidiyoruz
Nazlı Asya bizimle gelsin korkar belki.
Asya
-yok daha neler ben niye korkmayım abimle paraşütle atlamışım
Nazlı
-tamam ya hepiniz çok cesursunuz ama ben değilim diyip alaylı bir tavır takınınca Cansu boynuna sarılıp defalarca öptü
-küstün mu sen?
Nazlı
-sen artık beni sevmiyorsun eskiden olsa gelirdin
Cansu
-ama Asil var artık
Nazlı
-gözlerini kocaman açıp saçmalama
Cansu
-tamam ve bugün de çok terssin bişey demedim.
Asil konuşmayı duyduğu için biraz bozulmuştu herkesin farkında olduğu şey yaklaşık bir yıldır o Nazlı'nın peşinde ama Nazlı pek umursamıyor gibi görünmesi hoşuna gitmemişti
Nazlı Asil'in yüz ifadesini görünce oldukça rahatsız olmuştu ve onları gitmeleri için zorlamıştı. Asil'e yaklaşıp "ne oldu "
Asil
-herkes farkında
Nazlı
-neyin
Asil
-asla sıkılmadım gerekirse seni bir ömür de beklerim ama Asya bile bazen takılıyor bı düşünce pek hoş görünmüyor dışardan
Nazlı
-kimin ne düşündüğü önemli mi?
Asil
-hayır değil ama sıkıntı o değil ki herkes benim ne düşündüğümü biliyor ve senin de tavrını görüyor sanki ben senin peşinde koşuyorum ama sen beni umursamıyorsun gibi
Nazlı
-asla öyle değil Cansu seninle ilgili hep güzel şeyler söylüyor seni tanıdığından beri.
Benim kimseye güvenmem kolay kolay o da bildiğiden sana yaklaşmam için cesart veriyor ve sen bu konuyu şuan yanlış anladın aslında amacı farklıydı bunu sana nasıl anlatabilirim bilmiyorum
Asil
-sıkıntı bu zaten herkes bana güvenirken bir tek sen güvenmiyorsun ve dışardan görünen o
Nazlı
- bu dünyada dedemden sonra güvendiğim ikinci erkeksin
Asil
-o zaman sorun ne
Nazlı
-sorun yok
Asil
-peki biz neden böyleyiz, yada neyiz?
Nazlı
-sen ne olmak istiyorsan oyuz
Asil
-of Nazlı ben senle ne yapacağımı hiç bilmiyorum ben senin herşeyin olmak istiyorum sen benim herseyim ol istiyorum
Nazlı kocaman gülümseyip yanına oturup başını omuzuna koydu ve karın üstünde öylece oturdular.