Evlenme teklifinin üzerinden dört gün geçmişti. Bu dört günde neler değişti diye bakacak olursak...
Evlenme teklifinin ertesi günü annemlerle İstanbul' dan kulu' ya döndük ve hazırlıklar başladı. Sülaleye durumu açıklayamayacağımız için sevgili olduğumuzu ve bir süredir bunu planladığımızı söylemiştik. Herkes şok olsa da hızlı adapte olmuştu.
Şimdi ise hep bir elden son hazırlıkları yapıyorduk. Öğlene doğru artık her şey hazırdı. Kızlarda çoktan bizim evde toplanmıştı. Akşam için gerekli eşyalarımızı aldıktan sonra kuaförün yolunu tutmuştuk. Saate baktığımda 16:00 civarıydı misafirler 20:00 gibi gelirlerdi. Hesaplarıma göre ucu ucuna yetişecektik ondan da vakit kaybı yapamazdık bundan dolayı hızla provada ki gibi saçım yapılmaya başlandı. Saçlarımın üstlerini hafifçe toplatmıştım. Yaşadığım yer pek medeniyete yakın olmadığından ve insanlarının çok lafçı olmasından dolayı burada giyimime iki kat dikkat ediyordum. Ne kadar kapalı bir model seçsem de emin olmak adına saçlarımı açık bırakmıştım. Saçım bitince makyajımı da hızlıca yaptım işte şimdi hazırdım. Etrafıma baktığımda Kızların elbiselerini çoktan giydiğini fark ettim. Anlaşılan herkes hazırdı saate baktığımda 18:47yi gösteriyordu. Gelmelerine yaklaşık bir saat kalmıştı. Hızla ücreti ödeyip eve geçtiğimizde çoktan saat 19:00ı geçmişti. Bundan dolayı da hızla odama geçip hazırlanmaya başladım. Evet bu elbiseyi görünce Efe biraz sinirlenebilirdi ama bu bulabildiğim en kapalı kıyafetimdi. Etrafa baktığımda da hiçbiri içime sinmemişti. Efe'yi düşünmeyi bir kenara bırakıp hızla ayakkabılarımı da giyindim. Saate baktığımda on on beş dakika kaldığını fark etmiştim. Efe dakik bir adamdı o yüzden de dediği saatte kapıda olacağından emindim. Şuna resmen kalbim dört nala koşuyordu ama sakin olmalıydım. Kendimi biraz sakinleştirip odadan çıktım. Benim odamın kapısını kapatmamla zilin çalması bir olmuştu. Efe tam da vaktinde gelmişti her zamanki gibi.
Onlar kata çıkana kadar bizde kapının önüne sırayla dizildik ve O şekilde karşıladık misafirlerimizi. İlk önce Halit amca girdi ben elini öptüm o da bana güzel kızım diyerek sarıldı onun bu babacan tavırları benim çok hoşuma gidiyordu. Ardından necla annem girdi içeri onunda elini öptüm. Kemal abiyle tokalaştım, eylül yengemle sarıldım. Cemle her zamanki gibi dalaşıp sarıldık mesafeli bir şekilde Efe kendi kardeşinden bile kıskanıyordu çünkü. Maryayla da soğuk bir selamlaşmadan sonra ve işte özlediğim kişi birtanem Ecemmmmmm bir on dakika kadar sarıldığımız için arkadan bir öksürme sesiyle anca ayrıldık. Ayrılınca Ece'de herkes gibi salona geçti. Arkama baktığımda kalakalmıştım işte huzur buydu. Efe her zamanki gibi olağanüstü endamıyla karışımdaydı. Üzerindeki koyu lacivert takımı her zamanki gibi çok şıktı. Bu adam takım elbiseden başka bir şey giymiyordu ama haklıydı da çünkü ona takım elbise çok yakışıyordu. Ben ona öyle dalmış bakarken Efe'de yavaşça içeri girdi ve kapıyı kapatıp sağ elindeki elindeki çikolata fanusunu Yanımda duran Melike'ye uzattı. Ardından da vestiyerde duran tam tahmin ettiğim gibi çoğunluğu beyaz Gülden oluşan vazoyu bana uzattı.
Bende onu Melike'nin yanındaki arkadaşıma uzatıp dikkat çekmeden sakince boynuna sarıldım. O kadar özlemiştim ki yalnız olsam kesin boynuna atlardım ama maalesef ki ortam kalabalıktı.
Efe'den de beklediğim karşılığını alınca sıkıca sarıldım. Hiç ayrılmaya niyetim yokken arkamızdan gelen öksürme sesiyle mecburiyetten yavaşça Efe'den ayrıldım ve arkama döndüm annem bize kızgın bakışlar atarak uyardı
"Geçin bakayım içeri çok ayıp" dediğinde biraz üzülsem de haklı olduğuna kanaat getirip sessizce önden annemin ardından da Efenin ben salona ilerleyişini izledim. Onlar salona geçtikten sonra bende yavaşça salona ilerledim ve kızların yanına oturdum.
Her zamanki standart konuşmalar yapıldıktan sonra annemin kaş göz işaretleriyle ayağa kalktım ve
"Kahvelerinizi nasıl alırdınız" dedim herkes orta deyince istemsizce tebessüm ettim çünkü bunu beni uğraştırmamak için yaptıklarını biliyordum. Aslında kemal abi ve cem şekerli içerlerdi elif yengem ve necla annem orta içerdi ama marya ve halit amca ise sade içerdi. Mutfağa gittim ve onları dinlemeyip Herkese sevdiği gibi yaptım ve tek tek götürdüm önce sadeleri sonra ortaları sonra da şekerlileri ve son olarak damat kahvesini götürdüm. Damat kahvesi için özel bir takım almıştım. Özellikle cam istemiştim çünkü ilişkimiz gibi gizli saklı yoktu her şey ortadaydı.
Efe tebessümle elimden kahveyi alıp aynı tebessümle içip bitirmişti bende tek yudumda şok olmuştum içeceğini biliyordum ama bu kadar hızlı ve bu kadar zevkle içmesi beni şaşırtmıştı çünkü içine karabiber kekik tuzot ve tuz atmıştım. Biraz fazla olmuştu ama aşkının kanıtıydı bu kahve ne de olsa zorlu bir sınav olmalıydı.
Ben hem şok bende derin düşüncelerle boğuşurken herkes çoktan kahvesini bitirmiş olmalıydı çünkü Halit Amca boğazını temizleyip o meşhur cümleleri kurdu
"Gençler birbirlerini görüp beğenmişler bize de bu işi pekiştirmek ve yanlarında olmak düşer. Allah'ın emri Peygamberin kavliyle kızınız Mirayı oğlumuz Cenk'e istiyoruz" dediğinde bir yandan heyecan basmıştı bir yandan da korku gözlerim Tedirginlikle babama döndüğünde herkesin pür dikkat babama baktığını fark etmiştim.
Babamda tıpkı Halit Amca gibi boğazını temizleyip bana baktığında rahatlamıştım çünkü babamın dilinde bu tamam demekti. Yüzüme r rahatlama yerleştiği hafif tebessümümden belliydi.
"Haklısınız Halit bey gençler sevdiyse bize de destek olmak düşer verdim gitti" dediğinde benim yüzümdeki rahatlama herkesin yüzünde de yer edinmişti.
Babamın sözlerinin üzerine Efe ayaklandı ve babasının elini öptü. O an kafama dank etmişti adetlerimiz hızla bende ardından kalktım ve Efe'yi takip ederek herkesin elini öptük. Sıra gelmişti yüzük merasimine ve tabini de yüzük takma işi evin büyüğü olarak dedeme verilmişti. dedem yüzükleri taktı ve kurdeleyi kesti daha sonra dualar edildi ve Efe beni kendine çevirip alnımdan öptü. Sonrası ise standart mevzular erkekler iş konuştu kadınlar düğün dernek alışveriş kına falan. Zaten en fazla bir saat daha oturdular. Yolları uzun olduğu için izin istediler bizde nezaket gösterdik. Herkes bir bir çıkarken Efe bilerek sona kalmıştı. Herkes çıktıktan sonra tam Efede çıkıyordu ki döndü ve elime biz zarf verdi ve
"Ben itirazlardan hiç hoşlanmam" deyip çıkıp gitti. Onlar gittikten sonra odama geçip zarfı açtığımda şok olmuştum. Bu neydi daha ilk dakikadan acaba diye düşünmeden duramadım. Zarfın İçinde beş tane bilet ve yüklü miktar para vardı. Bu ne demek oluyordu şimdi ben onun parasına muhtaç değildim sinirle telefonumu aldım ve hızla efe aradım birkaç çalıştan sonra Efe açmıştı.
"Bu ne şimdi Efe Ataman benim senin parana ihtiyacım mı var" dediğimde ilk başta ses gelmedi bir kaç saniye sonra Efe derin bir nefes verdi ve
"Saçmalama Mira biletler hediyem olsun o parada maaşın Amerika'dan eft ve havale için başvurmaya vaktim olmadığı için hesaptan ödeme yaptım herkes elden aldı bende oraya koydum yanlış anlamışsın" dediğinde öylece kalakalmıştım. Bide adama deli gibi bağırmıştım.
"Özür dilerim" dediğimde sesim fazlasıyla kısık çıkmıştı. Efe ise az önce bağırma olayımı hiç takmayıp gayet muzip bir ses tonuyla
"İyi geceler sözlüm" dedi ve telefonu kapattı. Zaten arabada bu kadar konuşması bile mucizeydi çünkü telefonda konuşmayı hiç sevmiyordu hele arabada neredeyse kimsenin telefonunu açmıyordu bile. Bu düşüncelerden sıyrılıp banyoya girdim. Sonunda pijamalarıma ve rahat yatağıma yattığımda bu evdeki son günlerimin tadını çıkarmaya karar vererek uykuya daldım.