11.Bölüm- (Yeni Bir Başlangıç: İstanbul)

1237 Kelimeler
İki Gün Sonra... Şu an annem, babam ve ben uçaktayız. Kız istemenin üstünden iki gün geçti. Bu iki günde yakınlarımız tebrike geldiler. Adı tebrike gelmek ama herkesin asıl amacı dedikodu öğrenmek Ama Allah'a şükür bir aksilik çıkmadı. Herkesi anlımızın akıyla defettik. Babam bu iki günde Efe'yi biraz daha kabullenmiş gibi gözükse de hala her şey tam oturmuş sayılmaz ama zamanla inşallah babamda gerçeği görecek ümidiyle çıktım bu yola. Tek tesellim, tek dayanağım ise tabi ki de Efe. Bu iki gün biraz karmaşık geçse de sonunda bitti ve yeni hayatıma bu uçağa binerek bir adım attım. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak gibi. Uçaktan gelen anons ile düşüncelerimi bir kenara bırakıp uçağın inişini izledim. Uçak indikten sonra en az bir saat daha bavullarla çıkışla falan uğraştık ama sonunda havaalanından çıkmıştık. Çıkışta Hüseyin abi elinde ismim yazılı bir kartonla beni karşıladığında hızla Hüseyin abinin yanına gittim ve "Seni tanımayacağımı mı sandın Hüseyin abi" dediğimde hafif bir tebessümle bana baktı ve "Belki hatırlamazsınız dedim Mira hanım" dediğinde Hüseyin abiye ters ters baktım ve "Bunu hallettiğimizi sanıyordum abi" dediğimde gene hafif bir tebessümle bana baktı ve "Tamam kızım, tamam" deyip elindeki anahtarı bana uzattı ve "Kızım bu senin araban Efe bey teslim etmemizi istedi. Ruhsatı ve tapu senedi öndeki gözün içinde" dediğinde anahtarı elime aldım ve "Anlamadım abi" dedim. "Kızım bu araba seninmiş Cenk beyim öyle dedi" dediğinde durumu anlamasam da Hüseyin abiye teşekkür edip uğurladım ve bavulları arabaya yerleştirip bizde bindik. Babam ve annem arkaya bindiklerinde omlara soru dolu baksam da üstelemedim ve navigasyonu açıp gideceğimiz otele doğru yola koyuldum. Otobana çıkınca navigasyonu kapatıp Efe'yi aradım, birkaç çalıştan sonra sonunda telefon açılmıştı "Ne var lan" diye bağırdığında şokla telefona baktım ve "Anlamadım" dedim. Efe'nin sesi bir müddet çıkmayınca tekrardan boğazımı temizledim ve dikkatini toplamasını sağladım. Durumu yeni fark etmiş gibi kekeledi ve "Şey yani ben Mert'ten telefon bekliyordum da ondan dolayı öyle şey oldu. Canım kusura bakma valla seninle alakası yok" dediğinde hafif bir tebessüm belirdi dudaklarımda ama ona belli etmedim "Sesin berbat geliyor bir sıkıntı mı var" dediğimde derin bir iç çekti ve "Şirkette işler iyi değil her şey altüst durumda ama halledeceğini inşallah" dediğinde bendinde istemsizce modum düşmüştü. "Benim yapabileceğim bir şey var mı" dediğimde biraz durdu ve "Akşam neredesin" "Nasıl yani" "Hatunum neredeyse bir hafta oldu. Özledim güzelim kokuna hasret kaldım. Sensiz uyuyamıyorum bile salak gibi oldum" dediğinde içimde kelebekler uçsa da babamın bunları duyması iyi olmamıştı. Durumu toparlamak için "Haaa anladım" gibi saçma bir cevap verdim. "Eeeee" Efe'den gelen bu saçma cümleyle daha da kafam karışırken "Anlamadım" dedim Efe gür bir kahkaha attı ve "Canımın içi akşam neredesin dedim hala cevap vermedin" dediğinde durumu dank etmiştim "Bir otele gider..."gideriz kelimesini tamamlayamadan sözümü kesti ve "Bana geç mira" dediğinde artık babam bu duruma dayanamamış olacak ki sert bir tonda boğazını temizlediğinde Efe'de sonunda durumu fark etmiş olacak ki "Sizde hoş geldiniz efendim" diyerek Babamlara da selam verdi ve sözüne devam etti "Mira Benin buradaki dairem boş duruyor ben annelerde kalıyorum sizde orada kalın bir müddet daha rahat edersiniz" dediğinde dikiz aynasında babama baktığımda bu durumdan memnun olmadığı her halinden belli olunca "Biz otelde kalsak daha iyi olur" dediğimde derin bir of çekti ve "Mira bundan hoşlanmıyorum. Sözümü ikiletme adresi atıyorum. İşim bitince uğrarım" deyip telefonu yüzüme kapattığında arkadan gelen kıkırtıyla dikiz aynasından Arkama baktığımda annem kahkahasını bastırmaya çalışıyordu. Sonunda dayanamayıp kahkahayı koy verdi ve "Sen hiç sevmezsin ya böyle erkekleri" deyip gülmeye devam edince istemsizce gözlerimi devirdim ve navigasyonu Efe'nin attığı adrese göre ayarlayıp yoluma devam ettim. Bir saat kadar sonra şehrin ortasındaki dev gökdelenin önüne gelmiştik. Arabayı otoparka bırakıp bavullarımızı da indirdikten sonra asansörle 42.kata çıktık. Asansörün kapısının açılmasıyla kendimizi kocaman bir salonun ortasında bulmuştuk. Biraz daha ilerledikten sonra yukarı çıkan bir merdiven vardı onun hemen yanındaki kapıda mutfağa açılıyordu. Üst kata çıktığımızda üç tane oda vardı. Kardeşlerim iki gün sonra geleceği için bir odayı boş bıraktık onun tam karşısındaki ve koridorun sonundaki odalar kalmıştı geriye. Tam karşıdaki odaya yöneldiğimizde buranın Efe'nin odası olduğunu anlamam çok uzun sürmemişti. Tam o odadan çıkacakken arkamdan gelen sesle olduğum yere mıhlanmıştım. "Orada kalabilirsin" bu ses Efe'nin sesiydi. Yanımıza yaklaştı ve annemin elini öpüp kızların odasının karşısındaki odayı işaret edip "Sizde orada kalabilirsiniz. Sizin için daha rahat olur" dediğinde annemde Efe'ye gülümseyip yanımızdan ayrıldı. Efe ise yere eğilip düşen bavullarımı yerden aldı. Onları ne zaman düşürdüğümü bile hatırlamıyordum oysaki. Valizleri alıp odaya girdi ve benim de girmemi bekleyip kapıyı kapattığında öylece kalakalmıştım. Efe yanımdan geçip yatağa oturduğunda bende etrafı incelemeye başladım. İlk defa Efe'ye ait olan bir şey sadece siyah değildi bu beni ciddi bir şoka uğratsa da kendimi ele vermeyip etrafı incelemeye devam ettim yatağın karşısında bulunan kapının banyo diğer kapının da giysi odasını tahmin etmek zor olamamıştı çünkü giysi odasının kapısı büyük ve camlıydı. Bu yüzden valizlerimi oraya sürükleyip kırışma ihtimali yüksek olan kıyafetlerini koyduğum bavulu açıp hemen askıya astım. Allah'a şükür ki kırışmamıştı hiçbiri. İşimi halledince Efe'nin yanına gittim ve bende onun gibi yatağın üzerine oturdum. Efe geldiğimi görünce bana döndü ve "İki hafta boyunca burada kalın, düğünden sonra kendi evimize geçeceğiz" dediğinde bende gülümsedim bu gülümsemem ile Efe bana kocaman yaklaşıp sımsıkı sarıldı. Tam ayrılırken dip dibe gelmemizle edenin dudaklarıma yumul aşı bir olmuştu. İşte o an aklımda tek bir cümle yankılandı 'Üçüncü de duramam' bu cümleyi kafamdan kovalayıp duru diye kendimi teskin ederken Efe'nin beni kucaklayıp yatağa atması ve üzerime devrilmesi bir oldu. Hala daha beni öpüyordu ve öpücüklerinin hızı her dakika artıyordu. En son ben durumun ciddiyetini anlayıp çırpınmaya başlamıştım ki Efe üzerimden çekildi ve "Çok çok özür dilerim güzelim bir an duramadım, affet lütfen" diye yalvardığında bende ne dileğimi bilemediğim ve başımı onaylar anlamda salladım ve odadan kaçar gibi çıktım. Odadan kaçtıktan yani çıktıktan sonra annemlerin de yerleşmesine yardım ettim. Her şey tamam olunca yavaşça merdivenlerden inmeye başladım. Gördüğüm manzarayla dona kaldım. Bu manzaranın verdiği mutluluk bana bir ömür yeterdi galiba. Babam ve Efe salonda oturmuş bir yandan bir şeyler içiyorlar bir yandan da konuşuyorlardı. Bende büyük bir mutlulukla aşağı inip yanlarına oturduğumda Efe hemen önündeki cuppiconayu önüme uzattı çünkü kokusuna bile dayanamazdım ama bunu o bilmiyordu. Bu yüzden ona meraklı gözlerle baktım ve bana o beni şok eden cümleyi kurdu. "Sen kokusuna dayanamazsın" işte o an bende devreler kapanmıştı. Bu adam sapıktı ya da mazoşist veya sadist ama şuna sapık olma ihtimali daha yüksekti. Bu yüzden de yüksek sesle bağırdım "Sapık" tepkim karşısında Efe de babamda şok olmuştu. Babam hızla yerinden kalktı ve Efe'nin üzerine yürüyüp "Mira neyden bahsediyor" dediğinde Efe'de ayaklandı ve babama saygıyla döndü ve "Bir yanlış anlaşılma var galiba bende anlamadım" dediğinde tüm gözler bana dönmüştü. "Hakkımda her şeyi biliyorsun; sapık, mazoşist veya sadistsin çünkü bu normal değil biz tanışalı daha üç hafta bile olmadı" derken sonlara doğru sesim iyice kısılmıştı çünkü Efe'nin sinirden seyriyen bir çenesi ve sıkmaktan kemiklerini kırdığı bir eli vardı. Hızla beni kolumdan tutup yukarı çıkardı ve odasına sürükleyip içeri itekleyip kapıyı kapatıp yumruk yaptığı eli kapıya geçirdiğinde korkudan sıçramıştım. Ardından da bana döndü ve "Ne sapıklığımı gördün ha. Ne gördün? Kaç gece beraber yattık sana ne yaptım? Her şeye tamam ama bunu hakketmedim. Mira Ataman seni annemden öğrendim her hafta seni anlatıyordu ve birçok makalede de adın geçiyordu bende biraz araştırdım. Yani evet hakkında her şeyi biliyorum ama sapık değilim bak." Deyip hızla odadan çıktı ve gitti. Aşağıdan gelen seslere göre annemle babam Efe'ye biraz tepki vermişti ama ede onları ustalıkla telkin edip gitmişti. Bende ağlamaktan harap olmuş gözlerime daha fazla işkence etmeyip onlara istediklerini verdim ve kapadım gözlerimi bir günün daha sonuna...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE