Gece erken yatmama rağmen sabah çok zor uyandım. Alarmı saat 07:00a kurup 09:00da uyanmıştım ama zaten 12:00 da gidecektik alışverişe ondan da yetişirdim.
Bunun rahatlığı ile duşa girdim ve hızlı bir duş aldım. Aynı hızla da üzerimi giyinip makyajımı yaptım ve aşağı indim ama keşke inmeseydim. İnmemle babamın sert bakışları direk beni bulmuştu. Aslında üzerimde fazla da açık bir şey yoktu ama babama göre aşırı fazlaydı.
Maalesef ki Bundan daha kapalı da giyemezdim, nisan ayının son haftası olmasına rağmen hava normalden fazla sıcaktı ve biz tüm gün açık alanda gezecektik.
Tam kendimi savunmak için hazırlanırken arkamda duyduğum sesle asıl sorunun arkamda olduğunu fark etmem fazla uzun sürmemişti.
"Mira beni katil mi etmeye çalışıyorsunuz siz" dediğinde önce anlamıştım sen dese anlardım da siz neydi orasını çözememiştim. Hızla arkamı döndüm ve
"Siz" dedim soru dolu sesimle tabi Efe'nin sinirden kıpkırmızı olmuş suratını görünce arkama döndüğüme fazlasıyla pişman olmuştum.
"Bak evde Eceyi parçaladım şimdi bide seni haşlamayayım git çıkar üstünü" dediğinde çıkaracağım varsa da bundan sonra çıkarmayacağıma karar verdim ve ama yani demedi artık buna böğürmek
"Çıkarmıyorum" deyip yanına ilerledim ve gözlerinin içine baktım. Bu hareketimle iyice sinirlendi ve elini yumruk yaptı işte şimdi ipin ucu kopacak gibiydi ama annemle babamın yanında tekrar kavga etmek istemiyordum. Efe'de aynı fikirde olmalı ki kulağıma yaklaştı ve
"Seni memnuniyetle soyup giydirirdim ama babanla aramı yeni düzelttim bunun hesabını vereceksin" deyip dibimden çekildi ve annelerim yanına gidip ellerini öptü. Hala sinirli olduğu sıktığı yumruğundan belli olurken bende üstelemedim ve hızla bir şeyler atıştırdık aynı hızla da sofrayı topladık.
Herkes hazır olunca sonunda alışveriş için yola koyulmuştuk. Önce babamı Halit amcanın yanına şirkete bırakmıştık. Ardından da alışveriş yapacağımız yere doğru yola koyulmuştuk.
Alışveriş yapacağımız sokağa geldiğimizde arabayı park edip hepimiz de indik Necla annemi görünce hemen yanına gidip elini öptüm. Elif yengemle sarılıp öpüştükten sonra maryayla da tokalaştım. Kızlarda annemin elini öptüler. Aslında el öpmeyi sevmezdim bayramdan bayrama öperdim ama Necla annemlerde bu saygı göstergesiydi bundan dolayı da Ece böyle yetişmişti eylül yengede onlarla aynı memleketten olduğu için aynı şekilde yetişmişti. Marya ve bende bu duruma alışmıştık annem ve Necla anne de selamlaştığında bende Ece'nin yanına doğru ilerledim işte o zaman Efe'nin sabahki sinirinin sebebini fark etmiştim. Üstünde benimki gibi siyah renkte çiçek desenli önü şortlu arkası elbise gibi olan bir tulum vardı ve fazlasıyla iddialıydı. Ece’ninki gibi uzun bacaklarım olsa bende böyle bir şey tercih ederdim valla kız haklıydı.
Onu kestiğimi fark edip göz kırptı ve ikimizde kıkırdayıp sarıldık.
Merhabalaşma Faslı bittiğinde hızla alışverişe başladık.
Öncelikle tencere takımı ve tabak takımlarını aldık. Ardından da servis seti ve çatal bıçak seti gibi mutfak malzemelerini aldık. Burada da işimiz bitince sıra çeyiz çiye gelmişti. İki tane yatak örtüsü ve beş altı tane de nevresim takımı aldıktan sonra bu işimiz de son bulmuştu. Sıra gelmişti kuyumcuya, kuyumcudan da düğünde geline takılması gereken temel şeyleri aldıktan sonra gelinliğimin üstüne de bir set seçmemi istedi Necla annem ama henüz gelinliği almadan seçmek istemedim zaten bir tane gelinlik almayacaktım ondan dolayı da bir takım set almayacaktık kuyumcudan çıktığımızda saat 15:00 olmuştu herkes yorulmuştu.
Efe şimdiye kadar hiçbir şeye karışmamıştı, sadece yanımızda geziyordu. Yorulduğumuzu fark edince bir kafeye oturduk ve biraz bir şeyler atıştırdık daha sonra bir kaftan mağazasına girdik işte asıl alışveriş şimdi başlamıştı ama neyse ki üç bel modelden sonra tam istediğim gibi bir kaftan bulmuştum. Kaftan işi hallolduktan sonra aynı yerden kına takımlarını ve gerekli şeyleri de alıp çıktık. Yol üzerindeki abiyecileri de tek tek gezdikten sonra hem benim nişan abiyem hem de kızların abiyeleri tamamdı. Necla annem ve annem içinde daha olgun modeller satan bir mağazaya girdik omlarda işlerini hallettiklerinde her şey tamam olmuştu.
Tek eksik ve en önemli eksik gelinliklerimdi. Şimdiye kadar girdiğim gelinlikçilerde denediklerin içime hiç sinmemişti tam umudumu kaybetmişken gördüğüm bir gelinlikçi ile hızla oraya ilerledim.
İçeriye girdiğimde adeta büyülenmiştim. İçeride harika modeller vardı. İstanbul'daki davette de gelinlik giyeceğim için önce onun için bir şeyler baktık Necla annemin seçtiği gelinliği gördüğümde adeta büyülenmiştim tam istediğim gibiydi hızla denedim ve ölçülerim alınıp onu tadilat için ayırdık. Daha sonra da Adana’daki düğün için daha şatafatlı modellere bakmaya başladım. Kabarık taşlarla süslü bir gelinlik bulmam biraz uzun sürmüştü ama sonunda buldum üstlerine uyacak iki tane duvak aldıktan sonra her şey tamam derken birden ayakkabıları unuttuğumuz aklıma geldi ve hızla bir abiye ayakkabıcısı bulup ayakkabılarımızı aldık. İşte şimdi her şey tamamdı.
Yani bence tamamdı ama anlaşılan unuttuğumuz bir şey daha vardı çünkü Elif yengem endişeli bir ifade ile
"En önemli şeyi unuttuk" diye resmen feryat etmişti. Soru dolu gözlerle ona dönüşüm ve
"Her şeyi aldık yenge başka ne kaldı ki" dedim bir yandan da içimden alınacakların listesini sayarken.
Bu sözümün üstüne Elif yengem beni kolumdan çekiştirerek bir mağazanın içine soktuğunda ağzım bir karış açık kalmıştı.
Şu an kocaman bir iç çamaşırı mağazasındaydık ve yanımızda Efe'de vardı. Utançtan renkten renge girerken Elif yengem beni başka bir yöne doğru çekiştirdi ve
"Kız bak bunlar çok güzel bak bir" deyip önüme birbirinden açık modelleri atmaya başladı. Elif yengemin yanına Ecede dahil olunca artık utançtan ölmek üzereydim. Etrafıma baktığımda Efe'nin hemen yanımızdaki koltukta ayağını diş kapağına koymuş bir şekilde oturup bizi seyrettiğini fark etmemle iyice utanmıştım.
Ben tam kafayı yemek üzereyken Efe'den gelen sesle iyice çıldırmıştım.
"Elif yengemin elindekini alalım" dediğinde hepimiz ona bakmıştık. Yüzünde zerre mimik yoktu, tek ton bir sesle söylemişti ama bu sefer bir garip çıkmıştı sesi. Elif yengemin elindeki takıma baktığımda fazlasıyla açık olduğunu fark ettim. Elif yengem ise sanki bana inat yapıyormuş gibi Efe'ye doğru tuttu ve
"Güzel demi yengem bu karın pek zevksiz bir şey beğenmiyor o açık bu kısa deyip duruyor. Sen bundan çok çektin her hal yengem" dediğinde ikisi de tebessüm etmişti. Daha doğrusu Efe belli belirsiz sırıtmıştı.
"Güzel o yenge boş ver sen mirayı" dediğinde ecede oradan yer almış olacak ki hızla elindeki gecelikle abisine döndü ve
"Bu da güzel demi abi, bu dengesiz beğenmedi ama" dediğinde Efe elindeki geceliği inceledi ve
"Olur bunu da alalım" dediğinde Ece'nin elindeki geceliğe döndüm bu takımda en az diğeri kadar açıktı. Diğer takıma göre kapalı olsa da ben bunu giyemezdim. O arada Elif yengem bir model daha gösterdi Efe'ye tabi ki Efe ona da onay vermişti.
Geceliğe baktığımda artık kendimi tutamayacak duruma gelmiştim bu aralarındaki en kötüsüydü ve ben bunları giyebilecek biri değildim. Herkes kendi arasında muhabbete dalmışken ben olduğum yere adeta mıhlanmıştım. Artık sinirlerimin boşalmasıyla titremeye başlamam bir olmuştu ki belimden sarılan kollar sayesinde yere düşmekten kurtuldum.
Kolların sahibine baktığımda efeydi. Durumu fark etmiş olacak ki bana daha sıkı sarıldı ve belimdeki eliyle güven verircesine belimi okşayıp kulağıma yaklaştı
"Sakin ol güzelim giymek istemiyorsan giymezsin ama bir şeyler beğen çünkü almak zorundasın. Hem belli mi olur belki bir gün giyersin" dediğinde gene beni alttan almıştı. Bu anlamsız korkum artık can sıkmaya başlamıştı ama Efe her zamanki gibi beni anlamış ve desteklemişti.
"Düğün gecesi giymek için bir şey almak zorundasın istersen kapalı bir şey alalım" dediğinde başımı olumsuz anlamda salladım ve
"sen hangisini beğenirsen o olsun" dedim.
"Sıkıntı yok senin istediğin olsun" dediğimde tamam anlamında başını salladı ve Necla annemin gösterdiği değişik bir modeli şeyi seçti. Üstüne de annemin seçtiği Tül sabahlığı alıp alışverişimizi noktaladık.
Sonunda işimiz bitince arabalara atladık Ece, Elif yengem, marya ve büyük kız kardeşim bir arabaya ben, annem, Necla annem ve küçük kız kardeşimde Efenin arabasına atladık ve bir yere gitmeye başladık aslında eve gidecektik ama efe başka bir yere döndü diğer arabada bizi takip ediyordu zaten.
Butik gibi bir şeyin önüne geldiğimizde Efeye soru dolu gözlerle baktığım ve
"Burası neresi" dedim. Efe gözlerini devirdi ve alaycı bir sesle
"Bu benim de düğünüm ya hani Benimde bir damatlık almam gerekiyor" dediğinde kalakalmıştım. Ben bunu nasıl unutmuştum acaba.
Durumu anlayınca hepimiz arabadan inip butiğe girdik. Butiğin her yerinde erkek takımları vardı. Tam karşımızdaki masada ise boynunda mezurası ve gözünde gözlüğüyle tam bir film karakterine benzeyen 55-60 yaşlarında gözlüklü takım elbiseli bir adam vardı. Efe kapının üstündeki zili çaldığında adam bize baktı ve tebessüm ederek yerinden kalkıp hızla yanımıza gelip Efeye sarıldı ve
"Hoş geldin yakışıklım" deyip sırtını sıvazladı. Bu amcanın hareketine aynı içtenlikle efenin karşılık vermesi beni şaşırtsa da çaktırmadım. Efe'de
"Hoş buldum Necati amca" dedi ve daha sonra da ekledi
"Takımlar hazır mı Necati amca" dediğinde adam aynı içten gülümsemesiyle içeriye geçti ve elinde iki tane takım kabı getirip Efe'ye uzattı ve
"İlk takımını diktiğimde daha yaşına girmemiştim be oğlum şimdi ise büyüdün de damatlığını da diktim ha. Rabbim bu günleri gösterdi ya hep mutlu ol oğlum sen" deyip tekrardan Efeye sarıldığında Efe'de ona sarıldı ve
"Mutlaka bekliyorum Necati amca her şey için sağ ol" deyip dükkândan çıktık.
Tekrardan yola konulduğumuzda saat 21:30 olmuştu ve ben aşırı derece de yorulmuştum.
Efe bizi eve bıraktığında direk kendimi duşa attım üzerindeki fazlalıklardan kurtulup kendimi sıcak suyun altına bıraktığımda tüm hücrelerimin rahatladığını hissetmiştim adeta.
Kafamda günün kısa bir eleştirisini yapıp duştan çıktım ve hızla üzerimi giyinip kendimi uykunun kollarına bıraktım.