Alışverişin üstünden beş gün geçti bu zaman zarfında evimizin mobilyalarını aldık, evi boyattık ve temizlettik daha sonra da eşyaları yerleştirdik. Yani her gün bir şey yapıyorduk ve yarın nişan vardı. Aynı zamanda imam nikahı da kıyılacaktı aslında imam nikahımız vardı ama tazelenecekti çünkü o zaman ikimizin de gerçek anlamda rızamız olmadığı için belki kabul olmamış olabilirmiş ondan dolayı tekrar kıyılacakmış yani Necla annemler öyle dediler.
Efeyle beni sorarsanız Efe her gün bize geliyordu bir beş dakikada olsa kesin uğruyordu. Babam efeye karşı yumuşamıştı hatta sevmeye bile başlamıştı anlaşılan çünkü geçenlerde espri bile yapmıştı 'Biz kız vermeyeceğiz galiba damat bize içgüveysi gelecek' diye anneme takılmıştı. Geçenlerde de amcamla telefonda konuşurlarken amcama 'çok iyi çocuk terbiyeli olgun biri' dediğini de duymuştum. Annem desen zaten kendi oğlu gibi seviyordu yani hatta annemi efeden bile kıskandığım olmuştu.
Son durumları aklımda ölçüp biçerken aşağıdan annemin oğlum diye bağırmasıyla düşüncelerimden sıyrıldım ve hızla ayaklanıp yatağı topladım daha sonra da üstüme evlik bir şeyler geçirip hızla aşağı indim. Efe'yle şu beş günde toplasan bir saat bile görüşemediğimiz için onu çok özlemiştim. İşlerin yoğunluğundan hiç oturup konuşamamıştık. Tam aşağı inecekken üstümdeki tişörtün dekoltesinin Fazla olduğunu fark etmemle tekrardan dolaba yöneldim ve tişörtlerimi karıştırdım aradığım tişörtü bulamayınca Efe'nin dolabını kurcalamaya başladım. Tam güzel bir tişört bulmuştum ki yanındaki şeye gözüm çarptı. Elime almamla bu şeyin sutyen olduğunu fark etmiştim. Bedenine baktığımda 95E yazıyordu. O nasıl bir boyuttu öyle. Kan beynime sıçramıştı. Benim kaldığım oda da o sürtükleriyle mi kalıyordu yani. Elimdeki dantelli siyah sutyenle hızla aşağı indim ve sutyeni Efe'nin yüzüne fırlatıp bağırmaya başladım. Şu an kimseyi gözüm görmüyordu. Ne annem ne de babam kimse umurumda değildi. Şu an deli gibi ağlıyordum bir yandan da
'Bana bunu nasıl yaptın' diye deli gibi bağırıyordum. Annem ve babam beni ilk kez böyle ağlarken gördükleri için şoktaydılar. Efe yüzüne fırlattığım sutyeni yüzünden indirip bana şokla baktığında kendimi biraz toparladım ve
"Hangi sürtüğün bu" dedim sutyeni göstererek. Bu hareketim üzerine oturduğu koltuktan kalkıp yanıma geldi. Tam koluma dokunacaktı ki
"Dokunma bana" diye bağırdım. Efe hala sakinliğini koruyordu. Bu neyin yüzsüzlüğüydü
"Yanlış anlamışsın" dediğinde alaycı bir ifadeyle ona baktım ve
"Neyi ya neyi yanlış anladım odamdan çıktı bu nasıl şeylerle yattın sen" dedim ve daha çok ağlamaya başladım. Efe hala sakindi ama eli çoktan yumruk olmuştu
"Mira bak yanlış anladın dinle lütfen sakin ol" dedi ve beni kendine çektiğinde hızla kollarından kurtuldum ve
"Yanlış falan anlamadım bas baya yatmışsın işte bu şeyin sahibiyle" dedim ve gözyaşlarımı silip kendimi toparladım ve gözlerinin içine bakıp o içimi yakıp kavuran cümleyi kurdum.
"Böyle şeylerin ardından ben sana çerez gibi geliyorumdur tabi haklısın ben sana yetemem Efe Ataman sen bence yol yakınken vazgeç" dememle Efe'nin devrelerde yanmıştı. Sutyeni salonun bir köşesine fırlattı ve
"Sutyen Ecenin belli değil mi tipinden bedenine bakmışsın anlaşılan bire bir tutuyor ve onun tarzı" dediğinde dediklerin hızlıca aklımda tarttım ve haklıydı. Hatamı fark etmemle zaten yani dinen gözyaşlarım tekrardan yerini aldığında dediklerine pişman olmak üzereydim. Emin olmak için
"Ciddi misin" dediğimde Efe elini duvara geçirdi ve
"Mira ben asla odama kimseyi sokmam annem bile giremez. Odayı toplamak için arada bir Hatice abla girer o kadar. Hele de bir kız asla girmez, giremez" dediğinde gözyaşlarım tıpır tıpır düştü. Onun başka bir kıza ait olmadığını öğrenmenin mutluluğuyla Efe'ye sarıldım ve
"Ben özür dilerim" dedim. O kadar sözden sonra başka ne diyecektim ki.
Ben ona sarılmıştım ama o bana sarılmadı hatta itti. Beni kendinden uzaklaştırdılar sonra babama döndü ve
"Özür dilerim efendim ama benim mirayla biraz konuşmam lazım izin verirseniz tabi" dediğinde babam da olumlu anlamda başını salladı ve
"tabi ki" dedi.
Bunun üzerine efe elini belime koydu ve beni yukarı odaya çıkarıp yatağa oturttu. Ardından kapıyı örttü ve o da yanıma oturdu ve beni bacaklarımdan tutup yatağa yatırdı ardından da yavaşça üstümden atlayıp yan tarafıma yattı.
Bu duruma alışık olduğumdan bir tepki vermemiştim ama birden beni üstüne çekti ve tam bacaklarına oturttu. Sanki onu hissetmemi istiyormuş gibi bir hali vardı ve istediğini başarıyordu. Ben onu hissediyordum ama garip olan içimdeki tedirginlik yerini büyük bir korkuya bırakmıştı. Şu an sevdiğim adamdan korkuyordum ama nereden çıkmıştı bir anda bu duygu.
Ben içimdeki korkuya anlam veremezken bedenimi saran titremeyle iyice paniklemiştim. Efe tabi ki de bu durumu hemen fark etti ve bacaklarıma elini koyup beni biraz daha bastırdı bu hareketi ile iyice panikleyip kalkmak için hamle yapsam da bu girişimim boşuna çıkmıştı.
Ben iyice gerilmiştim ki Efe bunu fark edip beni bıraktı. Bu hareketiyle bende hızla üstünden kalkıp yatağın bir köşesine geçip cenin pozisyonu almama rağmen hala tir tir titriyordum.
Efe yavaşça yaklaşıp bana belimden sarıldı ve beni yatağın biraz daha ortasına doğru çektiğinde bende kaskatı kesilmiştim aslında o bana dokunduğu an ben direk kaskatı kesilmiştim. Efe bunu da fark etmiş olacak ki beni yavaşça kendine çevirdi.
Şu an resmen dip dibeydik dudaklarıma küçücük bir öpücük bıraktı ve sinirlerine hâkim olmaya çalışan bir sesle
"Ben miyim bu halinin sebebi" dediğinde ne diyeceğimi bilememiştim ama bu durumu da ona bildirmek istememiştim. Bundan dolayı da
"Hayır nerden çıkardın onu" dediğimde Efe ya sabır çekti ve hala sakin kalmaya çalışarak
"Mira bak sinirlerime dokunuyor artık. Elimi tutmuyorsun, sarılmıyorsun, öpücüklerime karşılık vermiyorsun başlarda böyle değildin ne oldu iş ciddiye binince vaz mı geçesin geldi" dediğinde irkilmiştim çünkü her ne kadar sinirlerine hâkim olmaya çalışsa da sonuna doğru sesi gayet sert çıkmıştı. Bu durum beni korkutmuştu bundan dolayı da resmen pısmıştım. Ona bakmaya cesaretim olmadığı için yüzüne bakmadan konuşmaya başladım
"Efe ben sadece... tedirgin oldum benim senden öncem hiç olmadı özür dilerim" dediğimde yüzü birden yumuşadı ve beni göğsüne bastırdığında ne olduğunu anla masamda Efe'nin sakinleşmesi beni de rahatlatmıştı çünkü sinirlenince cidden çok ürkütücü oluyordu.
Onun kollarında olmanın huzuruyla hemen bende ona sarıldım. Bundan sonra bazı tavırlarına dikkat edecektim çünkü anlaşılan ona karşılık vermemem onu üzmüştü ama ben farkında bile değildim.
Zaten korkudan ve stresten şu bir haftada bin kez kavga etmiştik. Ben düşüncelere dalmışken Efe'nin başımı çenemden yukarı kaldırmasıyla gene ağız ağıza gelmiştik. Efe sağ eliyle yanağımı okşadı ve
"Miram benden korktuğunu düşünmek bile beni sinir ediyor başlarda haklıydın. Kabul ediyorum benden çekiniyordun ama yarın tam anlamıyla karım oluyorsun bir hafta sonrada düğün var bana alışsan iyi olur" dedi ve tamamen üstüme çıktı ben gene titremeye başlayınca sinirlendi ve hemen üstümden kalkıp hızla kapıya yöneldi tam çıkacağı an bana döndü ve sinirli bir sesle
"Mira Ataman bana alış yoksa çok canın yanacak" diyerek odayı terk etti.
Bu olaydan sonra tüm günümü odamda geçirdim ve efenin dediklerini düşündüm haklıydı yanlış yapıyordum ama elimde değildi ki.
sonunda akşam olmuştu. Akşam yemeğini annem hazırlamıştı bende yemeğe indim ve yemeğimi yedim tam yukarı çıkacakken telefonumun sesiyle tekrardan mutfağa yöneldim. Ekrana baktığımda 'KIYMETLİM' yazıyordu. Melike arıyordu bu saatte bir şey mi olmuştu ki.
Telefonu açtığımda İstanbul’a geldiklerini duymamla fazlasıyla mutlu olmuştum. Şu durumda ilaç gibi gelmişti bana. Beni beklemelerini söyleyip telefonu kapattım ve
Hızla hazırlanıp havaalanına doğru yola koyuldum. Havaalanına vardığımda onlar çıkışta beni bekliyorlardı hızla valizleri arabaya koyup yola koyulduk. Teyzemleri evde yer olmadığı için ötele bırakıp Melike'yi de bizim eve getirdim.
Melike’yle eve geldiğimizde herkes yatmıştı çünkü saat epeyce geç olmuştu. Bundan dolayı eşyalarını kalacağı odaya bırakıp benim odama geçtik. Biraz konuştuktan sonra sabah olanları üstün Körü anlattığımda o da benim hata yaptığımı söylemişti ve haklıydı da. Bu durumu çözmek için biraz kafa patlattıysak da bir işe yaramadı sonra da zaten sabah erken kalkacağımız için ayrıldık. Melike odasına gitti ve bende bugünkü olanları düşünerek uykuya daldım...