14.Bölüm- (Nişan)

1523 Kelimeler
Dün gece geç yattığımdan dolayı geç kalkmıştım. Saate baktığımda 09:00'ı gösteriyordu. Saati görmemle hızla yataktan fırladım ve kendine küfürler yağdırarak banyoya girdim. Nasıl bu kadar ihmalkâr olup bu kadar geç uyanabiliyordum acaba. Panik anımı atlatıp duşa girmemle aklıma dünkü olayların gelmişti. Efe'yi kurmuştum ama elimde değildi ne kadar kabulleneme semde ondan korkuyordum. Onun o sinirlenince gözlerinin simsiyah oluşundan korkuyordum belki de. Ne ironi ama ben ki babasından bile korkmayan Mira Ataman bir adamdan korkuyordum. Bu düşünceleri bir kenara bırakıp duştan çıktım ve çıkmamla büyük bir ağırlık boynuma atladı. "Minnoşum sen büyüdün de evleniyorsun yaaaa" diye söylenmeyi de unutmamıştı. Tabi ki de bu manyak Ece'den başkası değildi. Bende hemen ona sarıldım "Evet abla büyüdüm de evleniyorum" diyerek esprisini bozmadım. İkimizde kahkahalara boğulurken üstüme atlayan bir diğer ağırlıkla yatağa düştüm üstümüze Melike atlamıştı bir yandan da söyleniyordu "Siz bensiz nasıl mutlu olursunuz benim olmadığım yerde kimse mutlu olamaz" dediğinde üçümüzde kahkahayı basmıştık. Bu saçma sevinç gösterilerimiz bittiğinde bende ezilmeden altlarından kurtulduğumda kızlar beni yalnız bıraktılar ve aşağı indiler. Onların çıkmasıyla aklıma dün geceki Efe'nin sözleri gelmişti onunla konuşmadan içimin rahat etmeyeceğini fark etmemle hızla telefonumu elime aldım ve Efe'yi aradım. Uzun bir süre telefonu çaldırmama rağmen kimse açmamıştı, duymamıştır umuduyla tekrar Aradım ama gene açan olmamıştı. Tam gözyaşlarım yerini almıştı ki duyduğum mesaj sesiyle bir umut telefonuma baktım ama keşke bakmasaydım. Gönderen: Yakışıklım - Şu an konuşmak istemiyorum akşam görüşürüz. Bir mesaj ancak bu kadar duygusuz olabilirdi. Neyse ki neredeyse tüm gün beraberdik elbet konuşurduk. Konuşmasak bile zorla da olsa konuşacaktım. Onun gönlünü almadan içim rahat etmez diki. Bu düşüncelerle dolabıma yöneldim. Ne de olsa akşam nişanım vardı ve hazırlanmam lazımdı. İlk kuaföre gideceğimiz için üzerime rahat bir elbise geçirip saçlarımı da taradım ve alttan ördüm. Makyajımı orada yapacağım için yüzüme nemlendirici sürüp ayakkabılarımı giydim. İşte hazırdım aşağı indiğimde herkes masada toplanmıştı. Kızlar anneme yapacaklarımızı anlatıyordu. Hepsinin yüzünden gülücükler saçılıyordu. Onları böyle görmek benim de biraz moralimi düzeltmişti. Yanlarına gittim ve sohbetlerine katıldım. Kısa bir süre sonra Ece'ye gelen telefonla annemle vedalaşıp aşağı indik. Annem Necla annemin yanına gidecekti ondan dolayı onu evde bırakıp çıktık. Cem aşağıda bizi bekliyordu. Hızla arabaya atladık ve kuaföre doğru yola koyulduk. Ben kuaföre gidiyoruz sanırken birden Necla annemlerin evin önünde kendimi bulunca şaşırmıştım. Cem bize döndü ve "Yengeme zor olacağından dolayı eve geldi kuaförler" dediğinde onaylar anlamda başımı salladım ve Cem'e teşekkür edip arabadan indim. Eve girdiğimde kalakalmıştım. Salona sandalyeler dizilmişti hepsinin önünde de bir sehpa vardı onu da geçtim Elif yengemin ve maryanın saçına çoktan başlanmıştı bile. Her evde ayrı bir telaş ve heyecan vardı. Bu durum aslında hem çok stresli hem de çok güzeldi. Onların bu neşeli halleri benim de yüzümde kocaman bir gülümseme oluşturuyordu. Herkesle merhabalaştıktan sonra Necla annemin ısrarı üzerine bir şeyler atıştırdım ve salona tekrar döndüm. Ben mutfakta oyalanırken elif yengemin ve maryanın saçı bitmiş yerlerine Sude ve yağmur geçmişti. Benim kuaförüm hala gelmediği için bizde kızlarla bizim evimize geçtik ve kıyafetlerimi alıp geldik. Geldiğimizde hem kuaförüm hem de annem gelmişti. Anneme hoş geldin dedikten sonra bende yerimi aldım ve saçım yapılmaya başlandı. Saçlarıma salaş bir topuz yaptırdım çünkü elbisemin üstü taşlıydı. Saçlarımı da abartsam göz yorar diye saçlarımı daha salaş tercih ettim. Saçlarım bitince hızla makyajıma başladım. Bir saatlik bir makyaj sürecinden sonra tamamdım. Etrafıma baktığımda neredeyse herkesin saçı ve makyajı bitmişti. Necla annem saçlarını yaptırırken annemde eşarbını yaptırıyordu. Onlara gülümsedim ve yukarıya çıkıp hazırlanmaya başladım. Melike ve Ece'nin yardımıyla elbisemi giydiğimde içimdeki heyecan bir nebze daha artmıştı. Elbisemi taşlı ve kabarık seçmiştim aslında nişan için biraz abartıydı ama herkes abiye giyince benimde sıradan olmam fazla sade kaçardı ondan da olabildiğince abartılı almıştım. Her şey tamam olunca ayakkabılarımı da giydim ve odamdan çıkıp tam karşıdaki Ece'nin odasına girdim. Melike ve Ece'ye baktığımda onlarda çoktan hazırlanmıştı. Melike her zamanki gibi sade bir model seçmişti. Saçlarını ise arkadan salaş bir topuz yaptırmıştı. İddialı bordo ayakkabıları ise bence fazlasıyla şıktı. Ece ise elbisesinin yarısını galiba mağazada unutmuştu ama bu haliyle bana göre muhteşemdi. Onların da hazır olduğunu görmemizle hepimiz sırayla aşağı indik. Salona girdiğimizde ilk dikkatimi çeken Elif yengem olmuştu. İncecik fiziğiyle gayet şık olmuştu. Üzerindeki gold paletli abiye ise tam onun tarzıydı. Biraz daha ilerlediğimde maryayı görmüştüm. Tam beklediğim gibi ultra açık bir elbise giymişti. Cem bu duruma nasıl razı oluyordu anlayamıyordum. Ben düşüncelere dalmışken kapı çalmasıyla düşüncelerimden sıyrıldım ve gelenlere doğru döndüm. Önce babam ve Halit amca ardından kemal abi ve cem geldi bir on dakika sonra da imam ve efe geldiğinde herkes salonda hazır halka toplanmıştı. Gözlerim efee kaydığında hiç şaşırmamıştım. Üzerindeki siyah takım elbiseyi hakkıyla taşıyordu çok yakışıyordu ama arada farklı renkte giyse de olabilirdi. Gözlerim yukarı doğru tırmandı ve sonunda Efeyle göz göze gelmiştik ama o yüzüme bile bakmadan imamı da alıp yukarıya yönelmişti. Efe'nin ardından Necla annemin yönlendirmesi ile bende yukarıya doğru yöneldim ve bir odaya girdim. Abdestimi elbisemi giymeden aldığım için omuzlarıma bir örtü örtüldü ve başıma da saçlarımı tamamen örten bir tülbent örttükten sonra her şey tamamdı ben yere oturduktan sonra Efe'de yanıma oturdu ve nikahımız kıyıldı. Tam o an efenin kollarını belinde hissetmemle adeta bulutların üstüne çıkmıştım ta ki birden kollarını çekene kadar. Kollarını çekmesiyle hızla çıktığım bulutlardan aynı hızla yere çakılmıştım. Biraz geriye çekilip etrafıma baktığımda odada kimsenin olmadığını fark etmemle Efe'ye dönüşüm ve soru dolu gözlerle ondan bir açıklama beklemeye başladım. "Mira dün çok sinirlendim kafayı yedim" dediğinde hala dünkü siniri üzerindeydi hatta azalmak yerine artmıştı çünkü adeta burnunda soluyordu. Ne diyeceğimi bilemediğim için "Özür dilerim" dedim, kısık ve utangaç dolu bir sesle. Efe başımı yukarı kaldırdı ve gözlerimin içine bakıp tekrar konuşmaya başladı. "Neyse mira. Her şeye rağmen bugün bizim nişanımız var ama benden çok senin nişanın. Bugün senin günün güzelim" dediğinde istemsizce gözlerim dolmuş dudaklarımda hafif bir tebessüm belirmişti. Bana sinirliyken bile beni düşünüyordu. Bide ben vardım adamın resmen erkeklik gururuyla oynamıştım. Çok aptaldım çok. Ben kendimle kavga ederken Efe beni kendine çekti ve alnımdan öptü. Ardından da ellerini yanaklarıma indirip yanaklarımı okşadı ve "Mira ben iyiyim, sana kızgın değilim. Sadece hareketlerine anlam veremiyorum. Sana zarar vermemek için seni üzmemek için elimden geleni yapmama rağmen sen hala benden korkuyorsun. Nerede hata yaptığımı bulamıyorum" dediğinde kendimden artık resmen nefret ediyordum. Mahcup bir ifadeyle Efe'ye baktım ve "Efe tekrardan çok ama çok özür dilerim sen beni üzmedin, kırmadın , zarar da vermedin ben düğün nişan kına falan derken biraz stres yaptım biraz da gerildim ondan böyle oldu galiba" dediğimde Efe tekrar alnımdan öptü ve "Hazırsan çıkalım daha mekanı kontrol edeceğiz misafirler de gelmeye başlamıştır" dediğinde ben onaylarım ve el ele salona indik herkes bizi bekliyordu. Herkes hazır olunca da Halit amcanın komutuyla hepimiz arabalara bindik ve nişan yerine doğru yola koyulduk. Kısa bir süre sonra nişanın olacağı otelin önüne gelmiştik bile. Ben ise şimdiden heyecandan ölmek üzereydim. İçeri girdiğimizde görevlilerin yönlendirmesi ile biz Efe'yle bir odaya geçtik. Ailenin diğer üyeleri ise nişan törenimizin olacağı yerde çoktan yerlerini almışlardır ümidiyle kendimi koltuğa bıraktım. Heyecandan ayakta dahi duramıyordum. Efe bu halime koyu bir kahkaha patlattığında büyülenmiştim. Bu kadar güzel gülen bir adam neden bu kadar nadir gülümsüyordu hala anlayabilmiş değildim. Efe'nin bu kahkahasına karşılık bence kocaman gülümsedim ve "Seni seviyorum bir tanem" dediğimde Efe'nin kahkahası kesilmiş ve öylece donakalmıştı. Ona ilk kez seni seviyorum demiyordum ama uzun bir aradan sonra ilk kez bu cümleyi kullanmıştım hem de o söylemeden ben söylemiştim. Efe yanıma yaklaştı ve dudaklarıma minik bir buse kondurup o sözleri akıttı dudaklarından "Sensiz yaşamak nedir bilmiyorum Sensiz nefes alınır bilmiyorum Kısacası ben sensizliği bilmiyorum... Dünya gözlüm, sen bana bambaşka bir hayat verdin. Kocaman bir aile verdin. Daha da önemlisi ben hayatımda ilk kez mutluyum. Gülmekten korkmuyorum çünkü seninle gülmenin sonu kötü bitse bile umurumda değil" dediğinde bu sefer kalakalan ben olmuştum. Baştaki minik mısralar ve ardından gelen muhteşem cümleler. İşte bu anı hiçbir şeye değişmezdim. Bu sözler üzerine bu sefer ben dudaklarına yaklaştım ve küçük buse kondurup ona kocaman sarıldım. Dünyanın en güvenli yeriydi çünkü onun kolları. Birkaç dakika öyle kaldıktan sonra gelen haberle hazırlanıp aşağı indik. Ama ben daha girişe bile ulaşmadan ayakta duramaz hale gelmiştim. Bu nasıl bir heyecandı Allah aşkına ayakta bile zor duruyordum adeta. Mekâna girince herkes ayaklanmış bize bakıyorlardı. Bu şekilde sevilmek hem güzel hem de çok heyecan verici bir durumdu. Sonunda bana bir asır gibi gelen o yol bitti ve karşıdaki masaya geçtik. Ardından gelen görevlinin anonsu ile yüzüklerimiz tekrardan takıldı, yüzüklerimizi Halit babam ve babam takmıştı. Yüzük takma merasimi bittikten sonra Efe'nin iş arkadaşları, akrabalar ve tanıdıklar kısacası neredeyse salonun hepsi tebrik etmek için masamıza gelmişti. saat 21:00 sularında ise nişanımıza son vermiştik ve herkes evlerine dağılmıştı. Bizde nişandan sonra Necla annemlere geçmiştik. Bundan sonra topluca orada kalacaktık çünkü Necla annem hafta boyunca ben görmeye misafirlerin geleceğini söylemişti ve böylesinin daha uygun olduğunu söylemişti. Birkaç haftadır oradan oraya sürükleniyordum adeta ve zaman geçiyordu. Mayıs ayına girmiştik bile, garip olan ise bu ayın on altısında düğünüm vardı. En sevdiğim ay mayıs olduğu için düğünümün bu ayda olmasını istemiştim. Düğün ve kına Adana’da olacaktı. Bundan dolayı ayın on üçünde topluca Adana’ya gidecektik. Ayın on ikisinde de burada bir davet vardı Adana’ya gelemeyenler için küçük tören yapılacaktı. O an aklıma gelen şeyle takvime baktım ve çoktan ayın sekizi olmuştu bile. Şunun şurasında sadece dört günüm kalmıştı ve bu beni aşırı derece de heyecanlandırıyordu. Gecenin ilerleyen saatlerinin sonunda yorgun düşüp uyuya kalmıştım.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE