Sabah erkenden kalkıp Erkan işe gideceği için ona kahvaltı hazırlamaya başlamıştım.
Gerçi boşuna hazırladığımı biliyorum çünkü o hiç bir zaman beni yaptığım yemekleri de kahvaltıyıda yemezdi ama ben genede onun için bir şeyler yapmak istiyordum.
Dün gece biz düğünden çıkıp direk kuyumcuya gitmiştik Erkan ben ne kadar istemesemde bana zorla bir alyans almıştı.
Erkanla aramızda hep bir uçurum vardı bunu biliyordum ama dün geceden sonra o uçurum yani aramızdaki mesafe iki katına çıkmıştı. Ben ona yaklaşmaya çalıştıkça o hep beni yok saydı, hep beni görmezden geldi.
Bazen neden beni hiç bir zaman görmeyen, bana karşı hep kör olan o adamı seviyorum diye soruyorum kendime.
Belkide onu sevmemin nedeni hiç bir zaman sevgi görmediğim içindir, yani birinin de beni sevmesini istiyorum. Babam benden yılarca nefret etti beni bir malmışım gibi sattı ama bari eşim beni sevsin istedim. Belki de çok şey istiyorumdur. Belkide ben gerçekten sevilmeye layık biri değilimdir.
Babam beni Mustafa beye yani Erkanın babasına verdiğini söylediğinde Mustafa bey benim gözümün önünde bir çanta dolusu parayı babama vermişti.
Babam benim ne istediğimi sormadı bile bana bir düğün bile yapmadı.
Beni bir eşya gibi bir mal gibi vermişti. Ben babamın evinde gelinliğimle çıkamamıştım.
Her genç kızı hayali olan o beyaz gelinliği giyip Anne baba hayır duasını alıp çıkmamıştı o evden.
Dün gece bu yüzden komşumuz benim evlendiğimi duymadığını söylemişti.
İlk bu eve geldiğim günü hatırlıyorumda Erkan bana bir böcekmişim gibi iğrenerek bakmıştı.
Bana ilk o an da nikah kıyıldığı gün kulağıma söylediği söz hala kulaklarımda ve bir ömürde öyle olacak.
"Sana hiç bir zaman eş olmayacağım seni gibi para göz bir kız benim eşim olamaz. Sende kendini bu evliliğe fazla kaptırma en kısa zamanda senden kurtulacağım.... para göz" diyip gitmişti.
O gün anladım ki bu evde de bana hiç bir zaman sevgi yok.
Bana buları yaşayan babamdan nefret ediyorum...
Beni evladı olarak görmeyen babamdan nefret ediyorum.
Beni para uğruna satan babamda nefret ediyorum...
Benim hayalerimi satan babamdan nefret ediyorum...
Benim umutlarımı yıkan Erkan'dan nefret...
Edemiyorum neden edemiyorum. Bana bunları yaşatan adamdan neden nefret edemiyorum. Beni her gece gözümün içine baka baka aldatan adamdan neden nefret edemiyorum.
Ben ona nasıl bu kadar kapıldım ben onu nasıl bu denli sevebildim...
Son olarak sofraya çayları getirirken Erkan da kendi odasından çıkmıştı.
Merdivenlerden inerken bende onu izliyordum ama o bana bir saniye bile olsun bakmadı. Sofrada kısa bir bakış atıp dış kapıya doğru yürümeye başlamıştı.
"Kahvaltı yapmayacak mısın?" Diye sorduğumda beni umursamadan çıkıp gitmişti.
Yine ben tek başıma kalmıştı. Beni yokmuşum gibi görmesi artık canım çok yakıyordur daha ne kadar buna katlana bilirim bilmiyordum.
Erkan gidince benimde iştahım kaçmıştı sofrayı toplayıp. Salona gelip oturup bacaklarımda kendine çekip öylece yerdeki parkeleri seyretmeye başladım.
Kendimi çok yorgun hissediyordum. Bir çıkış yolu arıyordum ama bulamıyorum. Erkandan çok boşanmak istedim ama babası Mustafa bey buna izin vermedi gidecek bir evimde yoktu. Çalışmak isteyince girdiğim bütün kapılarda da boş çevrilmişti. Buna sebep olan ise Mustafa bey.
Onun karşısında bu kadar güçsüz olduğum için kendimden nefret ediyorum aslında ben herkese karşı bu kadar güçsüz olduğum için nefret ediyorum. Bu kadar güçsüz olmak zorundamıyım.
Babamın yaptıklarına karşı sustum, Erkan'ın yaptıklarına sustum, Mustafa beyin yaptıklarına sustum... daha ne kadar susacağımı da bilmiyorum.
Bazen gerçekten Vera'ya hayran oluyorum onun bu kadar dik, yıkılmaz durması beni şaşırtıyor.
Onunla Demir arasında geçen şeyleri bilmiyorum ama Demir Vera'yı çok seviyor bunun her şekilde gösteriyor. Vera ise ona karşı çok soğuk hani sanki zorla evlenmiş gibi benim gibi diyeceğim ama onun babası gayet iyi biriymiş. Yani en azında para göz benim babam gibi değil. Kendince kendi gelirleri de iyiymiş zaten. Ama neden böyle zorunlu gibi duruyor bunu bir türlü anlamamıştım.
***
Bütün gün beynimi yiyen düşünceleri düşünüp durdum.
Saat gecenin 1 ama Erkan halen gelmemişti. O gelmeden benimde uykum gelmiyordu. Nerde olduğunu çok sorgulamıyordum az çok nerde olabileceğini biliyordum çünkü.
'Bir kadınla olduğunu biliyorum' bunu düşünürken bile içim öyle bir yanmıştı ki şuan yatağımda oturmuş ağlıyordum.
Bu artık benim her gece yaptığım bir şeydi oturup saatlerce ağlayıp sonra bitkin düşüp uyuya kalıyordum..
Kapı açılıp kapanma sesi duyunca Erkan'ın gediğini anlamıştım bende artık uyuyabilirim. Yatağın ortasında oturduğum için kalkıp örtüğüde kaldırıp içine girdim.
Ben yatağa girdiğim sırada benim odamın kapısı açılınca birden ayağa kalktım. Odaya gelen Erkan'dı.
Bana kapıya yaşlanmış öylece bakıyordu. Şuan onun benim odamda ne işi var biz evlendiğimiz ilk günden beri ayrı odalarda yatıyorduk onun şimdi benim odama girmesi açıkçası beni tedirgin etmişti.
Bir süre daha öylece bana baktı. Daha sonra üzerime doğru gelmeye başladı. Ama ben bir adım bile olsun geri gitmeden öylece duruyordum.
Aramızda bir adım kadar mesafe bırakacak yakınlıkta durunca burnuma içki kokusu geldi. Çok fazla işmişti zaten ayakta durmakta zorluk çektiği de belliydi ama ben içki kokusunda istemeden de olsa yüzümü büzmüştüm. Gerçekten de çok kötü kokuyordu ve bu beni rahatsız ediyordu.
Onunla bu denli yakın olmak güzel ama daha fazla bu kokuya katlana bileceği mi zannetmiyorum. Bu sebeple arkaya doğru bir iki adım geri gitmeye başladım. Ben gittikçe Erkan da üzerime doğru gelmeye başlıyordu.
Bu adamın gece gece derdi ne böyle garip davranıyor. Bir saniye bile olsun bakışlarını gözlerimden ayırmıyordu.
Ben arka arka gitmeye devam ederken yatağa çarpmakla sırt üstü yatağa düşmüştüm ki Erkânda benim üzerime.
Yok artık bu kadarı da şuan çok fazla onunla şuan bu şekilde olmak kabimin deli gibi atmasına sebep oluyordu.
"Erkan kalkarmısın lütfen" diyip onun göğsünden itelemeye çalışmama rağmen milim kıpırdamıyordu.
"Erkan" diye tekrarlama rağmen ne konuştu neden kalktı.
Başının boyun girintime koyup bir süre öylece durdu.
O böyle durdukça ben ölecek gibi oluyordum.
"Çok güzel kokuyursun, çok güzelsin dıştan çok duru ve mahsum bir güzelliğin var ama neden için bu kadar pis. Ha söylesene Zübeyde neden bu kadar kötü birisin dış görünüşüne göre.
Benimle neden para için evlendin neden bu kadar para düşkünü birisin.... bu kadar çokmu seviyorsun parayı düzeleceğini bilseme önüne bütün paraları dökerim. Ama sen bu kadar iğrenç bir insan olunca miğdemi bulandırıyorsun.
Senden nefret ediyorum senin paraya bu denli düşkün olmandan nefret ediyorum" dediğinde Erkan göz yaşlarıma engel olamayıp ağlaya başladım.
Ben bunları hiç birini haketmemiştim bana onun parası için evlendiğini sürekli yüzüme vurmasından bıkmıştım.
Ona aslında baban tarafından satın alındığımı söyleyemiyorum çünkü mustafa bey böyle istiyordu.
Ama ben daha fazla Erkan'ın bana söylediği bu şeylere katlanamıyorudum. Ne olursa olsun herşeyi anlatacaktım. Bu yük bana ağır geliyor başkalarının günahını daha fazla kaldıramıyordum.
"Ben seninle para için evlenmedim. Ben seninle o kağıt parçaları için evlenmedim. Benim babam senin babana beni sattı. Beni sana satın aldı baban. Senden çok boşanmak istedim ama baban izin vermedi gittiğim her yerde iş için beni geri çevirdiler çünkü baban öyle istediği için. Senin sürekli bana bu şekilde davranmadan bıktım artık. Benim bir günahım yokken bana bunları söyleyemezsin. Haketmiyorum" Diyip hıçkırdım. Yüreğimde çok büyük bir ağırlık vardı. Canımı yanıyordu Erkan'ın beni bu şekilde görmesi canımı yakıyordu. Ben onu severken o hep bendende nefret etti.
Şuan bunları söylediğim için azda olsa rahatlamıştım. Ben Erkânda cevep vermesini beklerken o sadece üzerimde uzanarak susuyordu. Ben o anca şey söyledim ama o tek kelime bile söylemedi. Ne yani babasını satın aldığını söylemem rağmen susuyormuydu.
"Erkan"dememe rağmen tepki vermemişti.
Erkan'ı üzerimden itelediğimde sırt üstü yatağa düştü. Yok artık Erkan uyuyordu. Daha doğrusu sızmıştı. Benim onca söylediğim şeyleri dinlememişti yani. 7 ay sonra ilk defa cesaretimi toplayıp konuşmuştum ondanda uyuya kalmıştı Erkan.
Bu nasıl bir şanstır ya tam bitti derken söyledim rahatladım derken olan şeye bak...
Bir daha artık bu cesareti kendimde bulabileceğimi zannetmiyorum.
Dolaptan kendim için bir bataniye alıp ağlayarak salona indim.
Erkan'ın bana bu kötü ithamlarına daha fazla katlanamıyordum. En kısa zamanda kendime yeni bir hayat kuracağım. Ve bu hayata Erkan'a yer olmayacak Aşkımı kalbime gömüp beni sevmeyen adamdan ayrı bir düzen kuracağım... nefessiz kalacağımı bilsemde yeni bir hayat kurmak için çabalayacağım...
***
Bütün gece ağlayarak geçirmiştim. Sabah namazını kıldıktan sonra kendime mutfağa atıp kendimi oyalamak için mutfak dolaplarını temizlemeye başladım.
Bende böyleyim kimseden sinirimi çıkaramadığım için sürekli kendimi işe verip biraz da olsa bu şekilde sakinleşiyordum.
Mutfak dolaplarını hepsini döküp temizledikten sonra saate baktığımda 10 olmuştu.
Hızlı bir şekilde Erkan için de kahvaltı hazırladım. Bugün bütün evi temzilemeyi düşünüyordum. Anca biraz da olsa gece ki olanları unutturum.
Erkan'la bugün konuşmak istemiyordum. Gerçi pek konuşmuyoruz ama gene de onunla şuan yan yana gelmek bile istemiyorum. Sofra hazır olunca geri mutfağa gidecekken Erkan'ın arkamdan konuşmasıyla durmak zorunda kaldım...
"Neden senin odanda uyumuşum" diye sert bir şekilde sordu. Derin bir nefes alıp ona doğru döndüğümde duş alıp üzerini değiştirmişti.
"Kendine sor dün gece odama gelen sensin Erkan" dedim ne kadar dik durmaya çalışsamda sesim fısıltı gibi çıkmıştı.
"Hatırlasam sana sormam heralde" keskin ve sinirli bir şekilde konuştu.
"Bana hakeret etmek için gelmiştin odama" dediğimde gözlerimden yaşlar firar etmeye başlamıştı.
"Ne dedim sana"
"Neden bu kadar para gözsün dedin" dediğimde sırıtıp bana doğru yaklaşmaya başladı
"Yanlış ve ya yalan bir şey dememişim o zaman" diyip kapıya doğru yürüme başladı.
"Ne istiyorsun benden neden böylesin? Ya benim sana bir zararım bile dokunmadı bu neyin nefreti. Sen her gece başka kadınların yanında olmana rağmen sana hesap bile sormuyorum ben" diye bağırınca bana hırsla dönüp karşıma dikildi.
"Sen kimsin kimsin ki bana hesap soracaksın. Kendini ne sanıyorsun ki hesap soracaksın. Sabrımı zorlama Zübeyde fazla ileri gitme. Kim olduğunu bir hiç olduğunu unutma. Ona göre davran" Diyip bağırarak çekti gitti.
Ne bekliyorum ki beni karısı olarak görmeyen bir adamdan ne bekliyorum ben.
Kimsin sen dediğinde neden içim yanıyor ki?
Bana hep nefret bakan gözlerden ne bekliyordum.
Ama yok artık bu kaçıncı ya her lafını söyleyip böyle gidemez. Bende hemen arkasından çıkıp tam arabasına binecekken arkasından bağırdım.
"Erkann"diye bağırmamla bana doğru döndü.
"Ne var"diye kabaca konuştuğunda iğrenerek ona baktık ilk defa.
"Yok öyle lafını söyleyip gitme sen konuştun şimdi de ben konuşacağım ve sende dinleyeceksin"diye kapının önünde bağırdığım da Erkan'ın iki karşıda şaşkınlıktan havalandı.
Tabi şaşırırsın alıştın tani lafını soyelyio çekip gitmeye.
"Saçmalama gir içeri"diyip arabanın kapısını açtı.
"Hayır sen eve geleceksin ve bu kez ben konuşacağım"diye tekrar bağırınca bu kez karşı dairede olan Ali'de çıktı ve bize doğru gelmeye başladı.
"Günaydın"diyip güldüğüne göre benim bağırdığımı duymamış.
"Zübeyde gir içeri"diye Erkan sinirle bana baktı.
"Nasılsın Zübeyde"diye bu kez bana döndüğün de Ali ben de Erkan'a sinirle bakıp daha sonra Ali'ye doğru döndüp tam cevap verecekken Erkan araya girdi.
"Sanane kardeşim karımın nasıl olduğu"diye dişlerini sıkarak konuştu.
"Ben sadece öyle sordum"diyip Ali mahcup bir halde bize baktığında umursamadım bende sonuçta ne olursa olsun evli biri olduğum için bana bu şekilde sorması doğru değildi.
"Neyse ne hadi iyi günler sana"diyip Erkan kolumdan tutuğu gibi içeriye soktu beni
"Derdin ne senin ne diye dışarda bağırıyorsun"diye bana bağırmaya başladı
"Asıl senin benimle derdin ne? Ne yaptım ben sana lafını söyle sonra ez geç. Sen beni kölen falanmı sanıyorsun. Susuyorum diye bir şey demiyorum diye insan değilmiyim? Söylediğin sözlerde nasıl ezildiğimi görmüyorsun bile"diye kollarımı açarak bağırmaya başladım. Bugün bende ona içimde biriken herşeyi söyleyeceğim.
"Kim ezilyor kızım sen mi? Dalga geçme senin nasıl şeytan biri olduğunu ben çok iyi biliyorum... o masum hallerin o saf kız rollerini oynama bana.... bak azıcık kuyruğuna basılınca nasıl dişlerini çıkartıyorsun.... oynama Zübeyde oynama bırak bu iyi kız rolerini. En azında benim yanımda yapma nasıl namussuz para karşılığında kendini sattığını iyi biliyorum"diyi gözlerimin içine bakara iğrenç sözlerini söylerken elimi kaldırıp tam vuracakken kolumdan tutu...
"Yoook yokk öyle bir dünya sana o bir kere olur ikincisine izin vermem. Kendini önemseyip bana ikinici vurmaya kalkma"dişlerini sıkarak yüzüme nefrete konuştuğunda bende son kez gözlerimde ki yaşları silip ona nefretle bakıp bu kez son gücümle onu itekledim.
"Ben kendimi önemsemiyorum, ben senin söylediğin, yaptığın her şeyi susup sineye çektim ama hatta yaptım. Hani ben para karşılığı da seninle evlendim ya hata etmişim çünkü sen ciğeri beş kuruş etmezsin. Sen sağır ve körsün san kimin ne yaptığını göremeyecek kadar kör, kimin sana ne dediğini duyamayacak kadar sağırsın. Hani ben namussuz biriyim ya"diyip bu kez parmağım da ki yüzüğü çıkartıp onun yüzüne fırladım.
"O zaman bu yüzüğün takmanın anlamı yok. Senin gibi namuslu her gece başka kadınların koynunda olan adamın namussuz kadında bu yüzük olmamalı.... sakın bir daha bana emir verek konuşma buna izin vermem çünkü bana iyi bak bu saaten sonra senin karşında da senin bana olduğun gibi Zübeyde olacak. Son 5 ay Erkan son 5 ay sonra senin yüzünü şeytan görsün" diyip odama koşarak çıktım...
Artık bitti Erkan'da benim en büyük düşmanımdı.
Onu sevmekmi asla gerekirse bu oebi soker atarım ama artık o adamın adını sayıklayan bir kalp olmaz...
****
Kendimce yeni kararlar alarak hayata devam etmeye çalışıyordum.
1 haftadır Erkan'la olan kavgamızdan sonra bir daha konuşmadık hatta aynı evin içind bile birimizi görmemeye başladık.
O sabah erkenden gidiyor ben ise o gidene kadar odadan çıkmıyordum.
Akşam ise ben erkenden uyuyordum o da geç geliyordu zaten.
5 ay kalmıştı ayrılmamıza ve 5 ay boyunca onun yüzünü görmeden bu evde yaşayıp kendime bir düzen kurup kurtulacaktım...
O gün kavga ettikten sonra ben bütün gün odada çıkmayıp saatlerce ağlamıştım.
Gece ise her gece olduğu gibi bu eve geldiğim günden beri ağlamadığım tek bir gece olmadığı gibi o gecede aynı şekilde saatlerce ağladım.
Kendimi bazen gerçekten çok güçsüz görüyordum. Bende isterim herkese herşeyi söliyim ama ben insanları kırmaktan çok korkarken onlar beni kırmaktan hiç çekinmiyorlardı.
Herkes umursamadan önüne geldiği gibi beni ezip, kırıyordu ama ben artık bu kadar ezilmek istemiyordum ve ne olursa olsun kendime yeni düzen kurmak için elimden gelenin yapacağım.
Dün Vera'la buluşup bütün gün konuşmuştuk Vera'yla konuşurken işle ilgili sıkıntımı anlattığım da bana kendi iş yerisi olduğunu ve orda çalışa bileceğimi söylemişti.
Başta kabul etmedim çünkü Mustafa beyin benim yüzümden Vera'ya takıp kızın işine engel olmasından korkmuştum ama Demir ne olursa olsun karsının yanında olduğu için kimse ona zarar vermezdi.
Bende bugün Vera'yla konuşacağım eğer halen iş konusunda bana yardım ederse seve seve onunla çalışırım.
Bugün de odamda geç çıkmak istemiştim çünkü Erkan'la karşılaşmak istemiyordum. Saate baktığımda 10'du Erkan çoktan işe gitmiştir bende kendime küçük bir kahvaltı hazırlayıp bir şeyler atıştıracaktım.
Odamdan çıkıp yavaş adımlarla salona girdiğimde masada hazırlanmış kahvaltı ve orda oturmuş Erkan'ı gördüğümde şaşkın gözlerle ona baktım. Bu adam bu saate kadara neden evde kalmıştı ki?
Oysa sabah benimle karşılamamak için erkenden evden kaçardı şimdi bu saate kadar evde kalmış ve kahvaltı masasında oturmuştu.
Gerçi benimki de soru adamın evi benim yüzüm den doğru düzgün evinde olup yemek yiyememişti belki bugün evinde olmak istemiştir canı...
Benim indiğimi ayak sesim den duyduğunda Erkan bakışlarını hemen bana çevirdiğinde ben ona bakmadan kendim için bir şeyler hazırlamak için mutfağa gidiyordum.
"Zübeyde"diye bana seslenmesiyle olduğum yerde durdum.
"Efendim"diye ona bakmadan soğuk bir sesle konuştum.
"Şey..... kahvaltı edelim mi?"diye sorduğunda şaşkın gözlerle ona baktım.
"Anlamadım"diye şaşkın bir şekilde sordum.
"Bugün birlikte kahvaltı edelim diyorum hem biraz konuşalım"dediğinde daha da şaşırmıştım.
Ben ve Erkan birlikte kahvaltı etmek ve bunu isteyen Erkan'mı? Ne oldu bu adama birden böyle kafasına taşımı düştü. Birde konuşmak diyor doğru düzgün yüzüme bile bakmayan adam ne konuşacak ki benle?
Ama bu kez ona karşı bu kadar yumuşak olmayacağım. Dün bana söylediği sözle çok ağırdı şimdi ne diyecek daha fazla ne kadar ağır konuşup canımı yaka bilir ki?
Hayır daha fazla kaldıramam bana kötü söz söylemesini dayanama bunu izin veremem...
"Konuşacak bir konu olduğunu düşünmüyorum Erkan ve ben aç değil kahvaltı etmeyeceğim sana afiyet olsun"diyip arkamı tam dönüp gidecekken Erkan'ın kolumu tutup beni çevirmesiyle gözlerimi şaşkın bir şekilde açıp ona baktım.
"Lütfen Zübeyde gel iki dakika oturup konuşalım. Böyle olmaz aynı evin içinde iki düşman gibi yaşamayız"diyip bana öyle uzun uzun baktığında bende ilk defa onun gözlerinin içine bu kadar uzun bakmıştım.
"Peki"kısık bir sesle söyleyip kolumu onun elinden çekip masaya oturduğum da Erkan'da karşıma geçip oturdu.
"Önce güzel bir kahvaltı edelim.... omlet yermisin"diyip omletten benim tabağıma koyduğunda ben halen üzerim de ki şaşkınlığı atamıyordum bu adam bir anda ne oldu böyle...
"Erkan ne konuşacaksan konuş ben aç değilim bir şey yemeyeceğim"diyip önümde ki tabağı alıp masanın diğe ucuna koydum.
"Olmaz önce yiyeceksin bak çok zayıflamışsın olmaz öyle"diyip tekrar tabağı benim önüme koydu.
"Erkan lütfen benimle ilgileniyormuş gibi yapma çok yapmacık duruyor.... ne diyeceksen de artık"diyip sert bir şekilde konuştuğum da Erkan da ciddi bir yüz ifadesiyle bana bakmaya başladı...
"Peki önce konuşalım o zaman"diyip söze başladığında bende bir an önce ne diyeceğini bekliyordum.
"Evet dinliyorum"diyip başımı salladım.
"Ben 1 haftadır çok düşündüm. Haklısın bazen çok fazla sana karşı çıkışlarım oluyor ama Zübeyde ben bu evliliği hiç bir zaman istemedim. Babamın bana hep zorlamasıyla olan bir evlilik ve ne kadar istesemde sana olan bakış acımı değiştiremiyorum ama bu demek değildi aynı evin içinde düşman olmamız gerekiyor. Hani ban dedin ya senin görmediğimi yani zayıfladığını bile görmediğimi söylediğinde haklıydın farketmedim ve o gün yani çok ağır konuştun namusuna laf ettim biliyorum ve çok yanlış yaptım ne olursa olsun o gün sana karşı o kadar ağır konuşmamalıydım ama o gün Ali'yi kapıda görünce sinirimi senden çıkardım ve benim demem şu ki 5 ay kaldı ayrılmamıza ve ne olursa bu evin içinde bu 5 ayı kaçarak, yada bir birimize zehir ederek geçirmeyelim iyi olalım..... ve bende sana ön yargılı olmadan yaklaşacağım söz"diyip gözlerimin içine uzun uzun bakarak konuştuğunda Erkan ben şaşırmıştım.
Bu sözleri ondan beklemiyordum bir anda bana karşı bu kadar yumuşamasını beklemiyordum.
O gün bana söylediği sözler çok ağırdı.
"Bir şey demeyecek misin Zübeyde"diye sorup öyle bakınca önce masanın üzerinde ki sudan bir yudum içip kendime geldim.
"Ben senden böyle bir konuşma beklemiyordum açıkçası Erkan. Ama ne dersen de o gün bana söylediğin sözler çok ağırdı ve bir anda unuta bileceğim şeyler değildi. Sadece benim anlamadığım sustuğum halde sana zararım dokunmadığı halde, sen 1 yıl sonra boşanacağız dediğinde bana kağıt imzalattığın da bile sesim çıkmadan kabul ettiğim halde bana karşı bu kadar nefret duymanı anlayamıyorum... bir gün bile olsun bana karşı iyi olmadın ki beni tanımadan sürekli beni yargıladın"diyip kafamı iki yana salladım.
"Dedim ya çok düşündüm düşman olmaya gerek yok bırakalım bu 5 ayda ikimiz de bir birbirimize karşı iyi olalım ben her gün düzenli olarak eve gelip birlikte yemeğimizi yiyelim, bir birimizi ön yargısız tanıyalım"diyip gülerek yüzüme baktığında bende öylece durdum.
Kabul etmelimiyim? Yoksa onun yüzüne bakmadan bu 5 ayı aynı evin içinde düşman olarak mı geçirsek.
Düşman olsam ne olacak ki!
En iyisi bari bu 5 ayı biraz da olsa huzurlu geçiriyim...
"Tamam kabul ama bana karşı aynı şekilde o gün ki gibi ağır konuşursa Erkan bu kez mahkeme gününe kadar bu evde bile yaşamam"
"Tamam söz aynısı olmayacak"diyip güldüğünde bende şaşkınca ona baktım.
Allah hayırlısı versin ne oldu bu adam bir anda değişti bilmiyorum ama iyi oldu...