Bana hayat hiç bir zaman seçme veya seçilme şansı vermedi.
Her zaman hayatımla ilgili kararları başkaları aldı.
Bir gün biride çıkıp bana ya biz bunun senin için düşündük de sende ister miydin diye sormadı. Her zaman biz daha iyi biliriz, bu daha iyi, sen bunu yapacaksın, diye hep bir diretme peşindeler.
Tabi ki hayatımdaki herkes böyle olunca bende haliyle kendi kabuğuma, kendi küçük dünyama çekilip benim için verilen karaları uzaktan izleyip bana, düşen kısımda rolümü oynuyordum.
Doğru düzgün bir arkadaşım olmadığı için içimi döküp derdimi anlatamadığım için evlendiğim günden beri geceleri derdimi küçük bir deftere yazıyordum.
Benimle ilgili olan her şey yazıyordum benim küçük dünyamı yazıyordum.
Bunu başta neden yaptığımı bilmeden sadece içimi dökmek için yazarken sonrada bu defteri bu evden giderken Erkan'a bırakmaya karar verdim.
Boşandığımız gün bu evden çıkarken bu defteri Erkan'a bırakıp gidecektim.
Ona nasıl geldiğimi, neler yaşadığımı, onu nasıl sevdiğimi her şeyi o zaman okuyup görecek.
Erkan'ın benimle ilgili düşüncelerini çok iyi biliyorum beni parası için onunla evlen bir kız olarak düşünüyordu. Aslında bunu gidip ona anlata bilirim benim senin paranda gözüm yok. Ben aslında sana para karşılında satın alınan bir eş diye bilirim ama bunu yapmak istemiyordum.
Erkan'ın benim nasıl bir insan olduğumu görerek anlamasını istiyordum.
Yani benim nasıl biri olduğumu anlaması için önce beni görmesi gerekiyordu.
Ama beni görmeyi bırak varlığımı yok sayarak yaşıyordu.
Bu canımı her geçen gün daha çok yakıyordu ama yapabileceğim hiç bir şey yoktu.
Bazen ona karşı nasıl bu kadar derin duygular beslediğimi düşünüyorum.
Oysa o bana bir gün bile tek umut bile vermemişti ki. Bana bir gün bile olsun iyi davranmadığı halde nasıl onu böyle sevdim.... bilmiyorum.
Bildiğim tek şey Erkan'ı sevdiğim. Yada onu da bilmiyorum ben hiç kimseyi sevmedim ki şimdiye kadar yani kimseye aşık olmadım. Belki de benim Erkan'a olan hislerim sadece eşim olduğunu bildiğim için bir duygu karmaşasıdır.
Artık o kadar tüketmiş bir durumdayım ki ne hissettiğimi, ne düşündüğümü bile bilmiyorum. Erkan'la böyle yaşamak beni her geçen gün daha çok tüketir olmuştu.
Bazen kendim için hayal kuruyorum, hayalimde bile kendimi mutsuz olarak buluyorum. Hangi insan hayallerinde kendini mutsuz olarak o hayali kurar ki.
Ben kuruyorum işte tam hayalimde mutlu başlarken birden kendimi mutsuz buluyorum.
Artık içimde yeşerdiğim umut dolu ağacım yok. Sadece o ağacın geriye kalan sararmış yaprakları kaldı. Onlarda artık bu saatten sonra düzelmezdi.
Ben yine sesiz sakin durup benim için rabbimden hayırlısını istiyorum. Buda benim sınavım belki.
Ben defterime Erkan'ın bana her nefretle bakan bakışlarını gördüğümde yüreğimin yangınını yazarken, odanın kapısı çalmıştı.
Hemen üzerimi düzeltip defterimi yastığının altına koyup kapıyı açtığımda Erkan'ı gördüm.
"Demir aradı yarın sabah bizi kahvaltıya bekliyorlarmış" diye direkt konuştuğunda Erkan şaşırmıştım.
Erkan ve ben, yani birlikte bir yere kahvaltıya gideceğiz. Daha biz birlikte kahvaltı bile etmemişken çift gibi gidip kahvaltı edecektik.
"Ben gelmesem" diye çekingen bir şekilde sordum. Bazen gerçekten Erkan'da çekiniyordum çünkü ne zaman neye nasıl tepki vereceğini kestiremiyordum.
"Olmaz çünkü Demir özellikle senin gelmeni söyledi çünkü Vera özellikle seni çağırmış" dediğinde aklıma son olan olay gelmişti.
Demir kızı Erkan yüzünden alıp götürmüştü ve bende Vera'ya karşı bu yüzden çok mahcuptum.
"Peki" diye kısık bir sesle konuştum.
"Tamam sabah 9 da hazır olmuş ol" deyip gittiğinde bende kapıyı kapatıp başımdaki yazmayı çıkartıp tekrar yatağıma girdim.
Defterime az önce olan ayrıntıyı da yazdıktan sonra çekmeceye koyup kendimi uykunun kollarına bıraktım...
***
Sabah erkenden kalkıp hazırlanıp salona inip Erkan'ın uyanmasını bekliyordum.
Bana dün gece 9 da hazır ol diyen adam saat 10 olmuştu ama halen ortalıkta yoktu.
Ben öylece televizyonda sabah haberlerine bakarken sonunda gelmişti Erkan'da.
"Neden beni uyandırmadın geç kaldık" diye sinirle sorunca Erkan oturduğum yerden kalkıp ona baktım.
Nasıl onu kaldırırım benim onun odasına girmeme bile izin vermezken onu neden uyandırmadığımı soruyor bide.
"Ben şey..."diyip sustum ne diyeceğim ki. Hem ben neden uyandırmadım ki. Erkan kızar diye düşünmüştüm hem de onun odasına uyurken girmek istemedim.
"Neyse hadi çıkalım geç kaldık" diyip çıktığında Erkan bende hemen arkasından çıkıp arabaya bindim...
Ben yolu öyle seyrederken bir anda arabanın içinde telefonumun sesi çalmaya başladı.
Çantamda telefonu çıkarıp arayana baktığımda arayan kişinin benim süt abim İbrahim, Nergis teyzenin oğluydu ben evlenirken o yoktu yurt dışındaydı.
Telefonu açıp hemen cevap verdim.
"Canım" diye neşeyle konuştum.
"Aşk olsun bacım evlenmiş ama benim yeni haberim oluyor." diye sitem dolu bir sesle konuştu.
"Haklısın ama çok ani oldu. Hem Nergis teyze söylemiştir sana" diye üzgünce konuştum.
"Söyledi söyledi o şerefsiz babanın bir bulayım geberticeğim. Hem sen neredesin nasılsın? Bak Zübeyde sen benim bacımsın mutlu değilsen söyle hemen gelip alıyım seni" diye öz abim gibiymiş gibi konuştuğunda gözlerim yanmaya başladı. Babam bana sahip çıkmazken başkalarının sahip çıkması yüreğimi yakıyordu. Ne kadar zaman geçse ne kadar alıştım desem de babamdan yediğim darbelerin yarası acısı geçmiyordu.
"Hayır ben mutluyum.... sen beni düşünme hem sen ne zaman geldin" deyip Erkan'a baktığımda kaşlarını çatmış bir şekilde araba kullanıyordu.
Sahi ben mutlu muyum bu adamın yanında. Ben öylece ona bakarken Erkan bakışlarının bir süre yoldan çekip bana öldürmek istercesine sinir dolu bir şekilde baktı. Onu bakışlarıyla sesli bir şekilde yutkunup önüme geri döndüm.
"Dün gece geldim sabah Annem anlatı olanları da. Beni neden aramadın Zübeyde? Ben hallederdim." üzgün bir sesle konuştuğunda İbrahim abim başımı eğip sessizce dinledim. Zaten zordu alışmam birde böyle olunca ağlamamak için sürekli bastırdığım duygular ortaya çıkmıştı.
"Sen benim kardeşimsin, Serap neyse sende öylesin. Böyle olması ve sen ne kadar mutluyum desende benim içim rahat değil sen çok değerlisin benim için ve en kısa zamanda abinin yanına geleceksin. Gözlerimle iyi olduğunu gire
göreceğim"
"Biliyorum sende benim için çok değerlisin ve en kısa zamanda yanına geleceğim zaten.... benden öyle kolay kurtula....."daha cümlemi tamamlamadan birden elimden telefonun çekilmesiyle öylece kaldım.
Erkan ben konuşurken Telefonu elimden alıp arabayı durdurup bana öldürücü bakışlarla bakmaya başladı. Bu adam neye böyle sinirlenmişti ki?
Bende olan bakılarını bu kez telefonuma çevirip açıkta kalan telefonu kapatıp ekranda ki ismi okudu.
"Can İbrahim'im" diye bağırarak okudu.
"Vay anasını ya" deyip telefonu kucağıma fırlattı.
"Erkan" diyip öylece ona bakıyordum. Bu adam gerçekten beni çok korkutuyordu.
"Bana bak kızım benim yanımda kim olursa olsun bir adamla konuşmayacaksın." diye bağırdığın da İbrahim abimi yanlış anladığını anlamıştım.
"İbrahim benim..."diye konuşurken Erkan gene konuşmama izin vermeden lafımı kesmişti.
"Kim olduğu neyin olduğu umurumda değil, hal ve hareketlerine dikkat et çok fazla gözüme batar oldun!" diye resmen kükrercesine bağırdığın da bende susup önüme döndüm. Şuan Erkan delirmiş gibi bağırıyordu ve ben ne dersem, diyeyim beni dinleyecek gibi durmuyordu.
Benim susmamla Erkan'da arabayı çalıştırıp tekrar yola çıktık.
İkimiz de bu süre zarfında tek kelime bile konuşmamıştık. Ben buna da alışmıştım.
Erkan bağırıp çağırıyordu istediğini söylüyordu ve ben sadece susup onu dinliyordum...
Araba durunca düşüncelerimden sıyrılıp arabadan indim. Şuan kimseye tabi ki de bir şey belli etmeyeceğim.
Erkan'la arabadan inip evin zilini çalıp beklemeye başladık.
Kapıyı gülerek Vera açtığında bende güldüm.
"Hoş geldin" diyip sarıldığın da bende hemen ona sarıldım.
"Hoş buldum" diye karşılık verdim.
Birlikte içeriye geçtiğinizde Vera kahvaltı için her şeyi hazırlamıştı. Bende geriye kalan şeylerde yardım ederken Vera'ın kuzeni Evin' de gelmişti. Onunla da tanıştıktan sonra birlikte kahvaltıya geçmiştik.
Herkes kendi halinde kahvaltısını ediyordu.
Biz kızlar aramızda öyle konuşurken Erkeklerde kendi aralarında konuşuyor ve kahvaltı ediyorlardı.
Vera' ya karşı halen içimde mahcupluk vardı son olaydan sonra ondan bugün defalarca özür dilemiştim ama benim elimde olan bir şey değildi Erkan ne kadar söyleme dememize rağmen söylemişti Demir'e Vara'nın yerini.
Sağ olsun Vera' da bana karşı bu konuda kırgın olmadığını ve benim bir suçum olmadığını söylediğinde birazda olsa içim rahatlamıştı.
Evin'lede ayni zamanda tanıştığımızda o da en az Vera kadara bana sıcak davranmıştı ve çok içten gelmişti.
"Evin sen iyi misin bir sorun mu var" diye Vera Evin'e sorduğunda bende bakışlarımı tabağım dan kaldırıp onlara baktım.
"Iyiyim Vera bir sorun yok" diyip basını iki yana salladığında Demir'in kuzeni olan Selim'de bize doğru dönüp baktı.
Çok fazla onları tanımazsam da Vera'a Evin'in duruşunda bir sorun olduğunu düşünüyordu. Belki ben olduğum için konuşmadıklarını düşündüğümden bakışlarımı bu kez Erkan'a çevirdiğim de geldiğinden beri elinde düşürmediği telefonuyla gene ilgileniyordu. Ne varsa bu telefonunda bu kadar bir sani bile olsun elinde düşürmüyordu.
Belki sevgilisiyle falan mesajlaşıyordur.
Ben ona öyle dalmış bakarken telefonum çaldığında arayan gene Hüseyin abiydi. Tabi Erkan sabah birden yüzüne kapatınca haliyle merak etmiş gene aramıştı.
Gene tatsızlık olmasın diye telefonu sesize aldım.
"Açsaydın canım telefonunu" dedi Vera
"Yok canım sonra ben ararım onu" dediğim de bir anda masada yüksek bir ses oldu.
Erkan masaya kendi telefonunu fırlatmıştı ve bana sinirle gene bakıyordu.
"Hayırdır Erkan bir sorun mu var" diye sorduğunda Vera Erkan bakışlarını benden çekip bu kez Vera'ya çevirdi.
"Yok bir sorun telefon elimden düştü" diye yalan söyledi. Açık açık benim telefonumun yine çalmasına alalen sinirlenmişti ve fırlatmıştı telefonunu.
"Hmm peki" diye geçiştirerek konuştu Vera bende zaten şuan herkesin içinde Erkan'la kavga etmek istemediğim den gene susmuştum.
Ben gene tabağımla ilgilenirken Erkan konuştu.
"Siz barıştınız mı" diye sordu Erkan
Demir'e son olaylardan sora barışıp barışmadıklarını merak ediyordu heralde. Belki haber verdiği için vicdan yapmıştır diyeceğim ama zere kadar içinde vicdan olmayan bu adam yaptığından dolayı üzülmezdi.
"Yok kardeşim nerde o günle. Süründürüyor beni halen"diye cevap verdiğinde Demir gülmüştüm onun Vera'ya karşı olan sevgisini aşkını görmemek için kör olmak lazımdı.
Onalar aralarında konuşurken Vera'da sürekli Evin'in neden morelin'in bozuk olduğunu öğrenmeye çalışıyordu.
Evin herkesin içinde söylemeyeceğini söylediğinde kızlarla birlikte Vera'nın yatak odasına çıkıştık. Aslında ben belki yalnız konuşmak isterler diye gitmek istememiştim ama Vera'da Evin'de okadar iyilerdi ki beni ayırmadan kendileriyle yukarıya gelmem için ısrar etmişlerdi.
Evin ağlayıp anlatamaya başladığında bende ağlamaya başladım. Dışardan gören Evin'i derdi tasası yok rahat bir kız gibi sanar, oysa oda bizim gibi bir yanı yaralıydı.
Meğersem küçüklük aşkı yani nişanlısını yıllar önce kaybetmiş ve bu aralar sürekli rüyasında tekrar yaşadığı o kötü günleri gördüğünden dolayı bugün böyle kötüymüş.
Öyle içli ağlayıp anlattığında benimde yüreğim yanmıştı.
Kızlarla öyle ağladığında onlar için bir şey yapmak istedim birazda olsun morelleri yerine gelsin istediğimden aklıma bugün bizim mahallede olan düğün aklıma gelmişti.
"Kızlar çok ağladık bence bu kadar yeter biraz eğlenmeye ne dersiniz" diyip hemen ayağa kalkarak konuştum.
"Ne eğlencesi?"diye sordu Vera'da
"Ya bilmiyorum size uyarmı ama bizim bir akrabanın düğünü var çok güzel oluyor gider biraz takılırız ne dersiniz. Hem mahalle düğünleri güzel oluyor"diye hevesle konuştum kız kıza iyi gelirdi bize.
"Olur gidelim bana uyar. Evin?"diyip Evin'e soran gözlerle baktı Vera
"Olur banda uyar" dediğinde Evin aşağıya beraber izin almak için indik.
Gerçi benim izin alacak durumum yoktu Erkan pek böyle şeylere dikkat eden biri değildi hem etse bile anlaşmalı evliliğimiz de kimse kimseye karışmayacak demişti.
Aşağı indiğimiz de erkekler de salonda oturuyordu.
Vera hiç vakit kaybetmeden hemen Demir'in yanına oturdu.
"Biz düğüne gitmeye karar verdik"diyip direkt konuya girdiğinde bütün bakışlar ona döndüğünde Demir' de tamamen vücudunu Vera'ya doğru çevirdi.
"Anlamadım?" Dedi Demir.
"Düğüne gitmeye karar verdik. Zübeyde'nin akrabasının düğünü varmış oraya gideceğiz"
"Öylemi Vera hanım" diyip tek kaşını kaldırdığında Demir ben biraz çekinmiştim.
"Evet öyle"
"Peki benim izin vereceğimi kim söyledi" dediğinde Demir bu kez tek kaşını kaldırlar Vera olmuştu.
"Peki benim senden izin alacağımı kim söyledi" diye meydan okurmuş gibi konuştu.
"Hiç bir yere gitmiyorsun"
"Gidiyorum"
"Gitmiyorsun"
"Gidiyorum dedim Demir"diye inada girmiş gibi birbirine bağırdıklarında iyice korkmuştum benden bu fikir çıkmıştı ve benim yüzünden kavga etmelerini istemiyordum.
"Sana izin vermiyorum"dedi Demir sert bir sesle.
"Eğer gitmesem bende seninle bir ömür konuşmam" diye tamamen işi inada bindirmişlerdi.
"VERA" diye uyarı dolu bir sesle konuştu.
"Demir gideceğim eğer sen buna izin vermesen gerekten seninle bir daha konuşmam. Yemin ederim konuşmam" dediğin de Vera Demir derin bir nefes aldı.
"Peki ama bizde geleceğiz" dediğinde Demir ister istemez biraz yüzümüz düşmüştü biz kız kiza gitmek istiyorduk ama Demir hiç Vera'yı yanlız bırakacak gibi durmuyordu.
"Hayır olmaz biz kız kıza gitmek istiyoruz ama" dedi Vera
"Vera zorlama istersen güzelim ha bensiz bir yere gitmek yok sana" dediğinde gözleri dolmuştu Vera'nın
"Ben senin kölen değil Demir"
"Ağlama kurban olurum ağlama. Sen tabikide köle değilsin sen benim eşimsin, kıymetlimsin ben sadece senden ayrı olmak istemiyorum. Benimle olmanı istiyorum. Farkındayım bazen seni çok sıkıyorum ama buda benim seni sevmem den oluyor. Seni kendimden kıskanırken bensiz dışarıya çıkmana nasıl izin veririm hemde düğüne, yapma güzelim bunu benden bekleme"diyip onun üzerine düşüp sevgiyle ikna etmeye çalıştığında imrenerek onlara baktım. Gerçektende çok güzel seviyorlardı bir birini ve inat ettiklerinden dolayı mutlu olamıyorlardı...
"Benim neden bu düğünden haberim yok zübeyde" dediğinde Erkan bakışlarımı ona çevirdim. Neyden haberi olmasını istiyor doğru düzgün yüzüme bakmıyor. Eve gelmiyor bide bana neden haberi olmadığını söylüyor.
"Eğer evine doğru düzgün gelebilsen haberin olurdu" diye kendimi tutamayıp bir anda çıkıştım. Bugün yeterince üzerime gelmişti.
"Senin dilin bakıyorumda biraz fazla uzamış. Hayırdır sana" diye aynı şekilde oda bana sert konuştu. Zaten ben böyle bir cevap verdiğimde o sussaydı şaşırırdım. Ama daha fazla bu olayın herkezin içinde uzamasını istemiyordum.
"Yok uzamamış Erkan. Yanlış anladın" diyip başımı öne eğip sustum.
Kızlarla kalkıp Vera'nın dolabından bir şeyeler giyindikten sonra hep beraber düğün yerine gitmek için yola çıktık.
Selim ve Evin'de bizim arabaya bindiğin de hep beraber sessiz bir şekilde düğün yerine geldik.
Mahale düğünüydü ama herşey özenle yapılmıştı etrafta masalar renkli ışıklar süsler yani düğün salonlarından daha güzeldi. Her zaman kendi mahallemi çok sevmişimdir.
İnsanları her zaman sıcaktır.
Hepimiz bir masaya geçip oturmuştuk ben arada tanıyanlara konuşup tokalaşırken digerleride düğün alanını izliyordu. Kızlar halinde memnun gibi duruken erkekler şimdiden sıkılmış gibiydi.
Biz kızlarla öyle düğün alanını izlerken bize doğru 4 tane kadının geldiğini gördüm.
Kadınlar yanımda durunca dikkatimi onlara verdim.
"Merhaba kızım sen salihin kızı Zübeyde değilmisin?" Dediğinde kadına dikkatlice baktım ama çıkaramamıştım.
"Evet benim teyzecim" diye cevap verdim
"Beni tanıdın mı kızım ben Halime hani sizin evin iki alt sokağında oturuyorum" dedi
"Yok tanıyamadım teyzecim kusura bakmayın"
"Neyse kızım önemli değil. Bak bunlarda benim arkadaşlarım Hatice, Gülten ve Saliha" diyip yanındaki kadınları tanıştırdığinda onlarada baktım ama onları da tanıyamamıştım.
"Memnun oldum" diyip kadınların ellerini öptüm
"Arkadaşların mı kızım?" Diye bu kez diğer kızları sordular.
"Evet teyzecim Vera ve Evin" diye kızları tanıştırdım
"Ay çok memnun oldum canlarım benim" diyip sanki yılardır tanıyor gibi kızları öpmeye başladılar.
"Bekarmısın Evin kızım" diye sorunca ben şok içinde kadına baktım
"Evet "dediğinde kadın memnun olmuşçasına sırıttı
"Bak Evin bu Gülten bunun bir oğlu var kızım görsen çok yakışıklı. Kendiside mühendis Gülten seni görünce pek beğenmiş" dediğinde ben ne oluyor diye şaşkın bir şekilde bakıyorum benim gibi Vera ve Evinde şaşkın şaşkın bakıyorlardı.
Evin bir şey demeden öylece bakıyordu.
Kadın bu kez bana döndü
"Zübeyde kızım bak Saliha'nın da bir oğlu var sınıf öğretmeni çokta yakışıklı sana yakışır. Ben seni bayağdır mahallede göremiyorum ama bence bir konuş istersen "dediğinde Erkan hemen ayağa kalkıp yanıma geldi. Ben ise öylece durmuş kadına bakıyordum.
"Ne diyorsun teyze sen" sinirle konuştu Erkan.
"Ne diyeceğim oğlum kıskanma kardeşine kısmet geldi diye hemen. Salihan'ın oğlu iyidir hem" dediğinde Erkan resmen kadını öldürmemek için zor tutuyordu kendini. Birde kardeş demişti Erkan bu kez hem beni hemde bu kadını burda kıtır kıtır doğrardı.
Şuan bakışlarıyla bile bunu yapabilir.
"Sen ne diyorsun be ne kardeşi ne kısmeti o benim karım"diye bağırınca hemen Erkanın kolunda tutup ve şaşkın bir şekilde ona baktım. Öyle bir bağırıyordu ki resmen düğün alanı bizi dinliyordu.
"Aa kız Zübeyde sen ne zaman evlendin hiç haberim olmadı ya. Hem bende diyorum senin abin yoktu bunuda senin süt abin zannetmiştim. Kusura bakma oğlum bilmiyordum parmağında yüzük göremeyince ben bekar zannettim" diye devam ettiğinde teyze korkudan şuan titriyordum. Hemen parmaklarıma baktığımda yüzüğümün olmadığını yeni farketmiştim.
"Senin yüzüğün nerde"diye Erkan bağırmaya başladığında korkum iki katına çıkmıştı. Gözlerim dolmaya başlamıştı bile.
"Bilmiyorum düşürdüm herhalde. Parmağıma büyük geliyordu zaten" diye kendimi savunmak istemiştim hem gerçekten büyük geliyordu alırken bile biraz büyüktü ve bu aralar çok fazla kilo verdiğim için yüzük büyük geliyodu.
"Bana büyük geldiğini neden söylemiyorsun" diyip sinirle kolumu tutmaya başladığında Erkan daha fazla kendimi tutamadım.
Bana sürekli bu şekilde davranmasına dayanamıyordum.
Benim suçum yoktu isteyerek kaybetmemiştim ve Erkan herkezin içinde bana böyle bağırması artık zoruma gidiyordu.
"Doğru düzgün eve geldiğin yok yüzme baktığın yok ne kadar zayıfladığımın farkında bile değilsin. Bende bunca şeyden sonra sana nasıl yüzüğün büyük geldiğini söyleye bilirdim"diye bağırıdığım da Erkan bir an affaladı. Yeter artık ne istiyordu bende susuyorum ne derse yapıyordum bana böyel artık davranmasın...
"Yürü yüzük almaya gideceğiz" dediğinde yüzüne öylece baktım.
Ben tükeniyorum dedikçe o bunu duymuyordu.
"İstemiyorum" diyip oturdum yerime geri.
"Zübeyde "diye bağırınca hemen ayağa kalktım çünkü Erkan öyle bir duruyordu ki bir kez daha bir şey dersem burda daha büyük rezilikler çıka bilirdi ve ben hem arkadaşların yanında hemde mahallemdeki insanların yanında daha fazla rezilik olmasın diye onunla bilikte arabaya bindim.
Erkan arabayı kulanırken bir yanda da derin derin nefes alıp veriyordu.
"Sen insanların içinde nasıl bana öyle bağırırsın"diye arabanın içinide bir anda bağırdığında Erkan korkarak ona baktım.
Ben neden bu adana karşı bu kadar korkağım yaaa
"Sende bana bağırıyorsun sürekli Erkan"diye onu sesine nazaran benim ki daha az çıkmıştı.
"Sürekli sana bağırmam için sebep yaratma o zaman Zübeyde. Ne demek yüzüğün yok o yüzüğü alırken sana o yüzük o parmakta çıkmayacak dedim..... ama yok Zübeyde hanım ne hikmetse yüzük takmıyor ve etrafında ki insanların onun bekar olduğunu düşünsün istiyor demi"diyip arabayı bir kuyumcunun önünde durduğun ben ona hayal kırıklığıyla baktım.
Bana insanların bekar olduğumu düşünsün diye bilerek yüzüğümü takmadığımı söylemişti.
"Ben bilerek kaybetmedim yüzüğü"diye ağlayarak ona baktım.
"Sen çok tehlikeli bir kadınsın ve istiyorsun ki bütün etrafında ki erkekler sana baksın. Çaban bu yüzden seni sürekli bu yüzden yüzük takmıyorsun demi ama bana bak Zübeyde sana dedim kızım benimle evli olduğun süre boyunca adıma tek laf getirmene izin vermem"diye ağır sözleri söylediğinde Erkan sanki beynim den aşağı kaynar su dökülmüş gibi olmuştum ve kendimi tutmayıp bütün gücümle Erkan'ın yüzüne tokatı geçirdim. Kim olursa olsun benimle bu şekilde konuşamazdı.
Evet herşeye susuyordum ama asla namusuma laf ettirmezdim.
Benim tokatım Erkan'ın başı yana döndü.
"Sen kimsin ya, kimsin? kendini ne sanıyorsun benimle böyle konuşursun!!.. bana bu sözleri söyleme den önce dön de bir kendine bak! Nasıl kalpsiz vicdansız bir insan olduğunu gör!"diye bağırdığım da Erkan bir anda kolumdan tutup beni kendine çekti. Aramızda bir nefes kadar bile mesafe yoktu. İlk defa onunla bu kadar yakın duruyorduk..
"Haddini bil, kiminle konuştuğunu, nasıl konuştuğunu bileceksin"dediğinde onu sevdiğim için kendimden nefret ettim bu adama karşı beslediğimi duygularım dan nefret ettim.
"Ben haddimi biliyorum Erkan ve sende Haddini bil. Bir daha bana karşı bu kadar sert olmana izin vermeyeceğim ve bir an önce bu saçma evlilik bitsin senden kurtulacağım günü dört gözle bekliyorum"diyip hemen arabadan inip kuyumcuya girdim.
Bundan sora ona karşı bu kadar yumuşak olmayacaktım. Ben ne kadar sussam Erkan o kadar üzerime gelir olmuştu....
~SON~
Evet bir bölüm daha geldi arkadaşlar bundan sora artık olaylar geldiği yerle olacak ve diğer hikaye bittiğinde devamı burda olacak ayrıca eskiler bitti günümüze yani kısa attığım kesitlerin olduğu bölümlere geleceğiz az kaldı o kısımlar.
Birde arkadaşlar rahatsız olduğum için bölümler geç geliyor ve bana gerek mesajda gerek yorumlarda dua eden geçmiş olsun dileklerini ileten arkadaşlara çok teşekkür ederim sizi çok seviyorum dualarınızda da bu kardeşinizi unutmayın....
Allah'a emanet olun bol bol yorum istiyorum..
Sevgilerimle
Tuğçe AK