7.bölüm-Davet

3752 Kelimeler
Erkan'dan 3 ay sonra Güne yine yorucu ve sinirli bir şekilde başlamıştım. Zaten uzun zamandır böyle başlıyordum güne. Zübeyde'yi tanıdığım günden beri her sabah erken kalkıp onunla karşılaşmak istemediğim için işe gidiyordum erkenden. Bu sabah da erkenden kalkıp şirkete geldiğimde bu kez kaçmak istediğim bir diğer kişi babamla karşılaşmıştım... Gene her zaman ki gibi beni deli etmeyi başarmıştı. Neymiş efendim yarın ki davete eşlerle gidiliyormuş ve benimde Zübeyde'le gitmemi söyledi. Ama asla böyle bir şey olmaz. Ben o kadını karım olarak bile görmezken kendimle birlikte o davete tabikide götürmeyeceğim. Kim ne derse desin umrumda bile değil. Masada oturmuş saatlerce çalışırken en önemli dosyayı evde unuttuğumu farkettim. Sıkıntılı bir şekilde nefes verip ayağa kalkıp şirketten çıkıp arabama binip eve doğru sürmeye başladım. Bütün aksilikler bu ara hep beni buluyor sanki. Ben ne kadar evden uzak kalmak istedikçe bir şekilde gitmek zorunda kalıyordum. Artık bir an önce bu saçma evlilik bitsin istiyordum 5 aydır evliyiz geriye 7 ay kalmıştı ve ben bir an önce bu 7 ayın geçmesini istiyordum... Eve geldiğimde arabayı hemen park edip indim arabadan. Cebimden anahtarı çıkarıp kapıyı açtığımda bu 5 aydır yaşadığım anı gene yaşadım. Bu ev daha önce bana soğuk gelirken şimdi sıcak geliyordu ve anlam veremediğim bir koku vardı. Bu koku aslında Zubeyde'nin kokusu hasta olduğu gün onu kucağıma aldığımda buram buram manolya kokusu kokuyordu. Kokusu sanki her yeri almış gibiydi ne zaman dışardan eve gelsem her yerde bu koku vardı. Bu koku bazen hoşuma gitse de bazen sinirlerimi bozuyordu. Bu kokunun benim hoşuma  gitmemesi gerekiyor beni kendine çektiğini hissediyordum ve bu benim sinir olmama sebep oluyordu. Bir an önce bu kadından kurtulmam gerekiyor yoksa bu hoşuma giden kokunun müptelası olacağım diye korkuyordum. Eve girdiğimde evde kimse yoktu. Gene bu kadın bana haber vermeden kim bilir nereye gitti. Aslında nereye gittiği beni ilgilnedirmezdi. Sadece yapacağı bir hatada benim adıma laf getirmesini istemiyordum. Hızlı adımlarla merdivenleri çıkıp odama girip unuttuğum dosyayı alıp aşağıya tekrar indiğimde etrafta bir kez daha göz gezdirdim ama Zübeyde yoktu. Kapıya doğru gidip tam kapıyı açıp çıkacakken arka bahçeye bakmak aklıma gelince kapı kulpunu bırakıp salona girip arka bahçeye doğru gidip baktığımda Zübeyde'nin orda oturup bacaklarını da kendine çekip dalgın bir şekilde bir şeyler düşündüğünü gördüm. O kadar masum ve saf görünüyordu ki kim olsa şüphesiz bu kadına hayran olurdu. Bazen onunla bu şartlar altında tanışmasaydık belki severdim diyordum. Dışardan bakınca öyle güzel ve masum duruyor ki sanki benimle para karşılığıyla evlenen o değilmiş gibi. Bazen onu görünce onunla konuşunca ben bile inanıyorum onun masumluğuna. Eğer nikâh günü babamla benimle para karşılığı evlendiğini duymasaydım babamın istediği olurdu ve ben Zübeyde'ye kesinlikle aşık olurdum. Beni bildiğim halde kokusuyla bu kadar kendine çekiyorsa ben gerçekleri bilmeseydim kesin herşey çok farklı olurdu. Ben öylece durmuş onu seyrederek düşünüyorken farketmeden yumruğumu sıktığımı gördüm ve daha fazla burda durup bu kadını seyretmemek için hızlı adımlarla eve den çıkıp arabama binecekken arkamdan birinin seslendiğini gördüm. Arkamı döndüğümde bir yaşlı kadının bana doğru geldiğini gördüm. "Merhaba evladım bende size geliyordum Zübeyde evde mi?"diyip karşımda durduğunda öylece ona baktım. Kim olduğunu çıkaramamıştım. Bir süre daha baktığımda bunun bizim karşımızdaki eve taşınan kadın olduğunu hatırladım. İlk taşındığı gün Zübeyde o ev-de çıktığını görmüştüm ve yanlarında o Ali denen it vardı. Normalde takılmam böyle şeylere ama ben o adamı o gün eve geldiğimde arabadan inderken Zübeyde'ye dikkatli baktığını görünce sinir olmuştum birde ertesi gün konuşurken görmüştüm. Oda yetmezmiş gibi bana parmağında yüzük görmeyince bekar zanattiğini söyleyince orada gebertmek istemişti o şerefsizi. Ne olursa olsun sahte bir evlilik bile olsa bu şekilde görmek yani karıma birinin yan gözle bakması bana tersdi. Kendime gelip karşım da duran ve benden cevap bekleyen kadına cevap verdim. "Hoş geldin teyze ama Zübeyde evde yok"diye yalan söylemiştim. Bu kadın dahil olsa bile Zübeyde'nin o Ali dene itin çevresinde ki kimseyle görüşmesini istemiyordum. "Yaa ben yarın evde kur-an okutacağım da onu söyleyecektim. Bütün akrabalar gelecek. Sen o zaman akşam söyler misin oda gelsin kurana"dediğinde kaşlarım çatılmıştı. Ben uzak olmasını isterken kadın eve çağırıyor bide ama şuan karşımda bir büyük olduğu için saygısızlık yapmayacağım. "Zübeyde gelemez teyze çünkü biz yarın bir davete davetliyiz oraya gideceğiz"dediğimde kadının yüzü düşmüştü, üzülmüştü gelmeyecek diye. "Peki evladım iyi günler"diyip kadın gidince bende arkasından sırıtıp arabaya bindiğim de gülüşüm yüzümde donup kaldı. Ben az önce kadına biz davete gideceğiz mi demiştim. Oysaki yarın ki davete asla onu götürmeyi düşünmezken. Sıkıntılı bir nefes alıp ellerimi saçlarıma geçirdim. Yapacak bir şey yok yarın benle o davete gelecek yoksa bu kadın bir daha gelir çağırır ve Zübeyde hiç durmaz giderdi oraya... Daha fazla düşünmemek için derin bir nefes alıp tekrar şirkete gittim.... Bütün gün geç saatlere kadar çalıştığım için çok yorgundum. Saate baktığımda gece 12'di masada anahtarı ve telefonu alıp direkt eve sürdüm arabayı. Aradan geçen yarım saat sonra eve gelmiştim. Cebimden anahtarı çıkartıp kapıyı açıp eve girdiğim de her yer karanlıktı. Büyük ihtimal Zübeyde çoktan uyumuştu bende merdivenlere doğru yürüyüp tam çıkacakken salonda koltukta uyuyan Zübeyde'yi görünce yanına doğru gittim. Başının koltuk başlığına koymuş, ayarlarınıda kendine doğru çekmiş üstü açık bir şekilde uyuyordu. Biraz daha ona doğru gidip karşısına doğru çöküp bir süre onu seyrettim. Gene buram buram manolya kokuyordu. Ellerimi kaldırıp başındaki tülbenti biraz açtığımda saçlarının sarı olduğunu görmüştüm. Evleneli 5 ay olmuştu ama ben ilk defa saçlarını görmüştü ve inanılmaz güzeldi saçları. Bu kez sağ elimle saçlarını okşarken yumuşacıktı. Tıpkı bir tüy gibi yumuşak ve hasas gibiydi. Burnumu saçlarına doğru yaklaştırdığımda asıl manolya kokusunun yerinin burasi olduğunu anlamıştım. O kadar yoğun kokuyordu ki onu koklarken gözlerimi kapatıp içime çektim. Sanki hiç doyamıyormuşum gibi, sanki çölde susuz kalmış da muhtaçmışım gibi hissettiriyordu. Bu kadın gerçekte akla zarardı. Nasıl yapıyordu bilmiyorum ama beni etkiliyordu ve böyle olması beni deli ediyordu. Daha fazla bu saçmalığı yapmamak için hemen kendimi toparlayıp ayağa kalkıp odama çıkıp kendimi direkt yata attım. Ellerimi başımın altına koyup tavanı seyretmeye başladım. Kendimi bir boşlukta hissediyordum  sanki. Hani uykuyla uyanık arası gibi olursun ve birinin seni uçurumdan aşağı attığını görürsün ve o korkuyla bir anda uyuduğun yerden sıçrarsın ve uyanırsın ama yüreğinde hale o korku kalır yaa işte bende ki korkuda o Zübeyde'ye yaklaşıyorum onu hissediyorum derken bir anda para karşılığı olduğunu  hatırlayınca kendime geliyorum ama ona kapılıp ona kanacağım için de sonradan korkuyordum. Yataktan yeniden kalkıp dolaptaki bataneyi alıp tekrar aşağıya indiğimde Zübeyde halen uyuyordu. Üzerini örtüp son kez bakıp kafamı iki yana sağlayıp tekrar odama çıktım. Hemen kısa bir duş alıp direkt tekrar yatağıma girip uyudum... *** Bu sabah biraz geç uyanmıştım yorgun olduğum için uyanmaktan zorlamıştım. Aynanın karşısından kıravatımı da bağladıktan sonra odadan çıkıp salona doğru indim. Salona indiğimde Zübeyde kahvaltı sofrası hazırlıyorduki beni görünce bana doğru döndü varla yok arası bir tebessüm etti. "Günaydın kahvaltı hazır"dediğinde bende ona bir süre baktım. Ben ne kadar bu kadına kahvaltı yapmak istemediğimi söyleyip kızsam da o ısrarla benim evde olduğum gün kahvaltı hazırlıyordu. "Kahvaltı yapmayacağım"dediğimde bana bakan gözlerini kaçırıp yere eğdi. "Akşama bir davete katılacağız erken gelirim sende hazır olmuş ol"diyip arkamı tam dönüp gidecekken konuşmasıyla ona tekrar döndüm. "Ben gelmesem olmaz mı?"dediğinde kaşlarımı çatmıştım. Neden gelmek istemiyor ki şimdi? Yoksa karşı komşusuna mı gitmek istiyor hanfendi? "Olmaz hazır ol dedim"diye sinirli bir şekilde konuşunca sadece susup kafasını sağlamakla yetindi. Bazen bu kızın benden korktuğunu düşünüyorum bazen ise hiç bir şeyden korkmayan inatçı bir kız olduğunu düşünüyordum. Daha fazla konuşmadan evden çıkıp şirkete geldim. Dün geç geç saatlere çalıştığım için bugün çok fazla iş yoktu. Rahat geçen bir gündü. Son kalan bir kaç imza işini de hallettikten sonra bugün erken çıktım işten. Eve geldiğimde Zübeyde odasında hazırlanıyordu. Bende hemen odama çıkıp üzerimi değiştirip tekrar salona indiğimde halen Zübeyde inmemişti. Koltuğa oturup telefonu da maillerime bakarken merdivenlerden inen ayak sesinin duyunca başımı çevirmemle karşımda Zübeyde'yi gördüm. Giyindiği gece mavisi elbisesi gözlerini daha çok ortaya çıkarmıştı. Beyaz teni, uzun kirpikleri ve mas mavi gözleriyle giyindiği elbise ancak bu kadar bir birini tamamlar. İnanılmaz büyüleyici ve nefes kesici duruyordu. Ben öylece gözlerine bakarken Zübeyde başını eğdi. Zaten çok uzun süre gözlerime bakamıyordu hemen başını eğiyordu. "Gidelim"diyip kapıya doğru giderken Zübeyde'de arkamdan geliyordu. Birlikte arabaya binip yola çıktık..... Zübeyde'den Erkan'la birlikte arabaya bindiğinizde Erkan hemen arabayı çalıştırıp sürmeye başladığında bende başımı cama çevirip yolu seyretmeye başladım... Hiç bu davete gitmek istemiyordum ama Erkan geleceksin diyince sesimi çıkaramadan kabul ettim. Artık tam anlamıyla bende kalan son gücümü de kaybetmiştim. Bundan 1 ay önce babamı arayıp beni almasını, kurtarmasını istediğimde artık beni istemediğini ve tek başıma olduğumu söylemişti. Benim nasıl acı çektiğim umrunda bile değil aldığı parayla yurt dışına gitmiş. Bende bir umut beni kurtarır birlikte çalışır borcumuzu Mustafa beye öderiz diye umut etmiştim ama artık onu aramamamı söyledi. O günden sonra artık tam anlamıyla yok olduğumu hissettim. Babam bana merhamet etmemiş ken Erkan'dan beklemem en başından aptallıkdı. Gitmek bir yanım deli gibi gitmek istiyor ken diğer yanım ise deli gibi Erkan'a çekiliyordu. Bu çok saçma bana hiç bir zaman iyi davranmamasına rağmen onu sevmem çok saçma ama ben hayatında ilk defa bir erkekle bu kadar yan yana durdum konuştum yani belki ben sevmiyorum eşim olduğu için sevdiğimi sanıyorumdur bilmiyorum..... Çok düşünüyorum bazen saatlerce kendim için çıkış yolu arıyorum ama yok babam, Mustafa bey, Erkan bütün kapıları yüzüme kapatmıştılar. Gidecek bir evim yoktu babam satmıştı. İş bulamıyorum çünkü Mustafa bey her yere haber salmış kimse beni işe almıyordu. Erkan'a gitmek istediğimi söylediğimde 1 yılık sözleşme imzaladığı mı için imkansız olduğunu söylüyor. Ben ise öylece giridiğim o çıkmaz sokakta kendime başka yol arıyorum.... Bakışlarımı camdan çekip ona baktığımda kaşları çatık bir şekilde arabayı sürüyordu. Üzerine giydiği siyah takım tamda onun rengi. Siyah renk beyaz tenini şüphesiz ki en çok yakışan renk... Ben ona bakmaya devam ederken Erkan bakışlarını yoldan çekip o da bana baktı. Öyle bir bakışı varki oturduğum koltuğa sinmek istedim. Bana olan bakışlarında hep nefret var ve ben her gördüğümde bu nefreti benim yüreğimi sanki ateşte kızdırılmış demirle dağlıyor gibiydi. Bakışlarımı ondan çekip tekrar cama çevirdim. Görmek istemiyorum bana nefretle bakan bu adamı görmek istemiyorum. Araba durduğunda bakışlarımı geldiğimiz yere çevirdim büyük bir otel ve her yerde gazeteciler vardı. Gazetecileri görmem beni germişti böyle şeyleri hiç bir zaman sevmem ve alışık olduğum bir durum değildi. Gerçi Erkan'ın hayatında ki hiç bir şeye alışkın değildim. Ben kendi halinde kimsenin haberi olmadan yaşayan biriydim... Erkan'ın başıyla inmemi işaret etmesiyle birlikte arabadan indik. Erkan benim yanıma gelip koluna girmem için kolunu uzatınca bende girdim. Birlikte yüzümüze vuran flaş ışıklarıyla girmiştik içeriye... İnanılmaz ihtişamlı bir yerdi. Tam anlamıyla para kokan bir yerdi. Evet büyüleyici bir yer ama benim buraya ne kadar ait olmadığım acı bir gecekti. Etrafta bir birinden güzel kadınlar ve bu zenginliğin bu ihtişamlı hayatım gerçek sayipleriymiş gibi duruyorlardı. Erkan'la birlikte bir masaya geldiğimizde Erkan'da hiç görmediğim bir gülümsemeyle bir adama doğru gitti. "Demir dostum" diyip adam sarılırken bende adam baktığımda bu adamın nikah günü Erkan'ın şahidi olduğunu hatırlamıştım. Bakışlarımı onlardan çekip yanlarında ki duran kıza baktığımda gülümsemiştim. Çünkü benim dışında bu davete kapalı olan biri daha vardı ve bu rahatlatmıştı beni. Kız giyindiği pembe elbiseyle çok tatlı duruyordu. Sim siyah kocaman gözleri vardı. Çok güzel bir kızdı. "Tanıştırayım eşim Vera" diyip eşini gösterdi Demir sonra bu kez eliyle Erkan'ı göstererek konuştu. "Bu da çocukluk arkadaşım Erkan yanında ki de eşi zübeyde" diyip beni gösterdiğinde Vera'yla bir birimize sarıldık. "Vay be kardeşim senin evleneceğin günüde mi gördük" dediğin de Erkan Demir elini Vara'nin beline koyup kendine doğru çekti. "Vera olmasaydı ben gene evlenmezdim. O benim bütün ezberimi bozan tek kadın"dediğinde Demir birbirlerinin gözlerinin içine baktılar. Çok güzel bakıyorlardı. Herkesin en uzaktan bile hissedebilecekleri büyük bir aşkla bakıyorlardı. Derin bir nefes alıp önce Erkan'a bakıp sonra tekrar onlara baktım. "Ne güzel seviyorsunuz birbiriniz" dedim üzgün bir şekilde. Üzülmüştüm bir gün bende böyle sevilmek çok isterdim. "Siz severek mi evlendiniz" diye sorduğunda Vera başımı yere eğmiştim. Bu sorunun cevabını ben bile bilmiyorum. Sahi biz nasıl evlendik? Severek mi evlendik? Kocaman bir hayır! Görücü usulümü evlendik? Onada kocaman bir hayır! Ben Erkan'a satıldım... Ama bunu söyleyemezdim. "Hayır görücü usulü evlendik" diye cevap verdiğin de Erkan. Derin bir iç çektim. Keşke görücü usulü olsaydı da para karşılığı satılan bir eş olmasaydım. Erkekler aralarında konuşurken benle Vera'da öylece duruyorduk ki bize doğru gelen bir kızı gördüğümde Vera'ya  gösterdiğimde bakışlarını o tarafa çevirdi. Oldukça güzel bir kadındı... biz onu öyle izlerken kadın birden Demir'in boynuna sarıldı. "Aşkım seni çok özledim" dediğin de şok olmuştum. Bakışlarımı Vera'ya çevirdiğim de oda şok olmuş bir şekilde onlara bakıyordu. Gözleri dolmuş ve hayal kırıklığıyla onlara bakıyordu. Kadın Demir'in boynun dan öperken Vera hızlı bir şekilde arkasını dönüp gözlerini kapattığın da gözlerimde  yaşlar akmaya başladı.... "Canan kendine gel" diyip bağırdığın da Demir Vera duymasına rağmen onları umursamadan masanın üzerinde ki çantasını alıp çıkışa doğru yürümeye başladı. "Veraaa"diye bağırmam rağmen durmayıp gitti. "Ne yaptığın sanıyorsun sen"diye Demir bağırıp kadının kendinden uzaklaştırdı. "Ben....."diyip durunca kadın Demir işaret parmağını ona doğru salladı. "Bana bak bir daha bu aptalca şeyi yapmayacaksın. Bende uzak duracaksın. Hangi cehennemden geldiysen oraya git bir daha"diye bağırınca kadın sadece kafa sallayıp gitti. Demir bakışlarını yanın çevirince Vera'nın olmadığını farkedince deli gibi kafasının etrafta gezdirmeye başladı. "Vara nerde?"diye bağırınca Erkan yanına gitti. "Kardeşim sakin ol burdadır"dedi benden başka kimse gittiğini görmemişti. "Vera gitti"dediğimde Demir deli gibi koşmaya başladı. "Hadi bizde gidelim"dediğinde Erkan birlikte çıkıp arabaya bindik. Erkan arabayı sürerek  karanlıkta yürüyen Vera'yı gördüm. "Erkan dur Vera orda"dediğimde Erkan arabayı Vera'nın önünde durdurdu. Arabadan inip Vera'ya doğru yürüdüm. "Vera" diyip tam karşısında durdum. "Zübeyde" diyip derin bir nefes aldı. "İyimisin birden çıktın sana bağırdım ama beni duymadın "dedim öyle çıkıp gittiğinde merak etmiştim. "İyiyim saol. Ben gerçekten bana seslendiğini duymadım" dediğinde sesi titriyordu. "Önemli değil hadi arabaya binelim gideceğin yere bırakalım" dedim de bir süre öylece yüzüme baktı. Onunda galiba benim gibi gidecek yeri yoktu. "Bana gidelim. Olur mu?" Dedim "Yok sağol zahmet vermeyim ben" "Ne zahmeti Vera hem banada arkadaşlık edersin bu gece" dedim. Gerçektende iyi olurdu. "Tamam" diyip ikimizde arabaya binmiştik. Erkan arabayı sürerken elini cebine atıp telefonunu çıkardı. "Demir'i arayayım da senin bizde kalacağını söliyim merak etmesin" dediğinde Erkan Vera hızla yaslandığı koltuktan öne doğur eğildi. "Hayır Erkan arama bilmesini istemiyorum. Hem merakta etmez zaten. Eğer haber verirsen gerçekten inerim gelmem" dedi Vera "Ama olmaz ki Vera merak eder" "Etmez Erkan lütfen ona haber vermeyin. Hem o benim yokluğumu bile farketmedi. Bu gecede edeceğini sanmıyorum yanında o kız olduğu sürece"dediğinde Vera'ya baktım gözleri doluk doluk konuşmuştu. "Peki söylemeyeceğim nasıl istersen ama şunu bil sen gittikten sonra Demir Canan'ı kendinden uzaklaştırdı ve çok büyük bir şekilde kavga ediyorlardı. Senin düşündüğün gibi birşey yok aralarıda.yani olamaz Canan uzun zamandır yoktu ortalıkta bir anda çıktı orataya Demir de doğal olarak bir şaşkınlık yaşadı. Sonuçta ilk aşkıydı Canan"dediğin de Erkan şaşırmıştım. İlk aşkımıydı o kadın. Evet Demir şaşkın duruyordu ama gene de böyle bir yakınlığa izin vermemeliydi. Acaba Erkan'ın da bi ilk aşkı varmıdır? Unutamadığı! Gerçi onun evli olduğu halde bir sevgilisi var ilk aşkı da belki o Sedef denen kadındır. "İlgilenmiyorum hiç bir şeyle Erkan" dedi Vera hepimiz susmuştuk. Ben öylece gene dalmış yolu seyrederken arabanın durmasıyla kendime gelmiştim. Arabadan inip hemen Vera'nın yanına gittidip birlikte eve doğru yürüdüğümüzde bize kapıyı hanife abla açmıştı. Hep birlikte salona geçip oturduk. "Vera Demir'e haber vemek istemediğinden emin misin" diye tekrar sordu Erkan "Eminim Erkan lütfen haber verme eğer verirsen giderim" dedin de Vera daha fazla üzerine gitmesini istemiyordum Erkan'ın "Sürekli sorup durma Erkan kız istemiyor işte" dediğim de Erkan bana öyle sinirli ve sert bir  bakış atıp aya kalktı. Erkan'nın sinirlendiğini anladığım da başımı hemen yere eğdim ellerimi bir birine bağladım. Gene hiç bir şey demeden bana sinirlenmişti. Benim varlığım bile bu adamı bu kadar sinirlendirken ben bide bu adamı seviyordum. Şuan oturup deli gibi ağlamak istiyordum ama şimdi sırası değildi. "Neyse sana kalacağın odayı göstereyim. Üzerini değiştirip rahatlarsın" dediğim de Vera başını olumlu anlamda sallayıp birlikte üst katta ki misafir odasına girdik. "Yatağın üzerindekileri giy rahatına bak ben birazdan gelirim" dedim "Teşekkür ederim" dediğin de Vera tebessüm edip çıktım odadan. Önce kendi odama girip üzerimi çıkartıp rahat bir şeyler giyip mutfağa indim. Vera'nın şuan düşünüp duracağını tahmin ede biliyordum onun için çay ve alıştırmalık bir şeyler hazırlayıp tepsiye koyup tekrar Vera'nın kaldığı odaya gidip kapıyı tıklatıp kafamı yarıya kadar uzatıp ona gülerek baktım. "Gelebilirmiyim?" Diye sordum "Gel tabi" dediğinde Vera elimde ki çay tepsini gösterdim. "Gece uzun ve seninde uyuyamayacağını da bildiğim için ikimiz için bir şeyler getirdim" diyip elimdekileri koltuğun ortasına koydum. "Teşekkür ederim" dediğinde bende karşısına geçip oturdum. "Nasıl hissediyorsun kendini? " Diye sorduğumda bir süre öylece durdu. "Bilmem ne hissettiğimi bilmiyorum. Çok garip içim yanıyor bir kor gibi ama dışımda tek bir göz yaşı yok." Dedi kısık bir sesle "Demir'i seviyormusun?" Diye bu kez sorunca cevap vermeyip öylece durdu. Yanlış bir soru sormuştum galiba. "Ne yapacaksın peki bundan sonra? Tekrar barışacak mısın?" Diye bu kez başka bir soru sormuştum. "Hayır asla herşeyi kabul edebilirim ama ihaneti asla Zübeyde" dediğin de Vera başımı öne eğdim. "Çok güçlü birisin keşke bende senin gibi olabilseydim" dedim ben aldatıldığımı biliyorum ama ne diye bilirim ki gerçekten eşim değildi Erkan çekip gidemiyordum mecbur susup bu 1 yılın bitmesini bekliyordum "Sende çok güçlüsün zübeyde" dedi Vera  "Hayır değilim" diyip başımı iki yana olumsuz bir şekilde salladım "Neden böyle düşünüyorsun?" "Çünkü öyleyim" dedim gözlerim gene dolmuştu. "Sana bunu düşündüren ne?" Diye sordu Vera "Boşver" dedim  "Anlatmak istersen dinlerim" "Uzun hikaye" "Gecede uzun" diyip tebessüm etti. "Nerden başlayayım ki" "Belliki seni yaralayan çok şey var en yaralayan yerden başla" dediğin de derin bir nefes aldım. Evet doğruydu beni yaramayan çok şey vardı. "Annem ben 10 yaşındayken kanserden öldü babam ise beni 5yıl önce bırakıp gitmişti. Tek başıma bu koca istanbulda yaşamaya çalışıyordum, kimseye muhtaç olmadan kendi ayaklarımın üzerin de durmaya çalışıyordum. Babam beni bıraktıktan sonra çok zorluk çektim hayatımı düzene koymak için çok çabaladım. Büyük bir şirkete çalıyordum. Bir gün gene işten çıkıp eve geldiğim de yılar sonra babamı ev-de gördüğüm de çok şaşırmıştım, ama beni en çok şaşırtan ise babamın yanında ki patronum mustafa beydi. İkis yan yana öylece otururken ben ayakta şaşkın bir şekilde onlara bakıyordum. Mustafa bey beni yanına çağırıp oturtuğun da bir şeylerin ters gittiğini anlamıştım. Zaten çok sürmeden herşey ortaya çıktı. Mustafa beyin yılardır yurt dışında olan buraya getirp şirketinin başına geçmesini istediği oğlu olduğunu söyledi. Tabi bunları söylerken ben neden anlatığını anlamaz bir şekilde bakıyordum. Sonra anladım ki beni oğluna istediğini ben başta hayır dedim ama babam artık beni verdiğini söyledi. Hemde beni bir çanta dolusu paraya sattı Vera. Beni Erkanla zorla evlendirdi beni paraya sattı. Yıllar sonra babam geldi diye sevinemedim. Çünkü babam beni sattı. Düşüne biliyormusun Vera bir baba kızını paraya sattı. Beni istemediğim biriyle zorla evlendirdi. Erkan da benim gibi bu evliliği hiç bir zaman istemedi. Ama Erkan'ın gözünde ise ben hep bu evligi istediğimi hata onu parası için evlendiğimi düşündü. Hiç bir zaman beni dinlemeden benden nefret etti beni onun hayatını özgürlüğünü elinden aldığımı ve onunla parasın için evlendiğimi söyledi. 5 aydır evliyiz ama bir kere bile yüzüme bakamadı her gece başka kadınların yanında geliyor. Beni her gece başka kadınlarla aldatıyor. Bu canımı çok yakıyor çünkü başta ona karşı bir şey hissetmiyordum ama ben şuan onu seviyorum Vera beni aldatmasına rağmen, beni birkere bile dinlemeden benim satıldığı mı, başta bu evliği istemediğimi bilmemesine rağmen seviyorum." Diyip ağladığım da Vera'da ağlamaya başlamıştı. "Neden ayrılmıyorsun zübeyde ona katlanmak zorunda değilsin. Evet seviyor olabilirsin ama sevmek aldatmaya katlanmak değil. Seni sevmeyen aldatan biriyle yapmamalısın bunu yapmamalısın kendine" dediğin de Vera göz yaşlarımı silip deri bir nefes aldım. "Boşanmayı çok istedim ama Erkan'ın babası da benim babamda izin vermiyor. Eğer Erkan benden ayrılırsa babası onu mirastan men edeceği için ayrılmıyor. İkimizde bir birimizin yüzüne bakamdan yaşıyoruz aynı evin içinde. Gerçi o sadece gece yarısı gelip yatıyor sabahta kalkıp gidiyor pek göremiyorum bile" dedim sözleşmeden bahsetmek istemedim. Ayrıca Erkan bana gerçekten neden katlanıyor babası mirastan men eder diye korkuyordu kesin. "Eğer olurda ayrılmak istersen ben hep senin arkandayım unutma" dediğin de Vera tebessüm edip "saol"dedim İkimiz öylece sağdan soldan konuşmaya devam ederken birden dış kapının çaldığını duyduk. Sanki biri kapıyı kıracak gibi çalıyordu. Bu saate kim olabilirki saat gecenin 3'ydü. Vera ile üzerimize ferace çekip odadan çıkıp merdivenden inerken Erkan'da iniyordu. Kapıya yaklaştıkça bağırma seside geliyordu. Bu ses Demir'in sesiydi delirmiş bir şekilde bakıyordu. "Vera aç şu kapıyı" diyip kapıyı yumrukluyordu. Erkan kapıyı açınca karşımızda gözleri kırmızıya sinirden deliye dönmüş Demir'i gördük. "Vera" diyip Vera'ya doğru gelince Vera elini öne doğru uzattı. "Dur yaklaşma" "Nedemek yaklaşma deliye döndüm seni göremeyince" diyip tekrar Vera'ya doğru gidiyordu. "Yaklaşma istemiyorum" diye tekrar söyleyince bu kez Demir durdu. "Vera yapma bak yanlış anladın herşeyi." "Hiç bir şey duymak istemiyorum" "Yanlış anladın diyorum beni dinle" dedi Demir. "Sana dinlemek istemiyorum diyorum. Şimdi git burdan" diye sinirle bağırdı Vera "Nedemek git! Zaten buraya haberim olmadan geldiğin için yeterince sinirliyim daha fazla zorlama beni. Evimize gidiyoruz" dedi oda en az Vera kadar bağırmıştı. "Seninle gelmeyeceğim git burdan" dediğinde Vera Demir ellerini saçlarına geçirip derin bir nefes aldı. "Bak seni göremeyince zaten deliye döndüm Erkan haber verene kadar çıldırmış durumdaydım ve bende şuan iyi değilim gel evimize gidelim sana her şeyi anlatacağım. Benim bir suçum yok beni dinlediğin de anlayacaksın" dediğinde Demir bakışlarımı Erkan'a çevirdiğim de ellerinin ceplerine koyup rahat bir şekilde seyrediyordu. Sanki arayıp Demir'e haber veren o değilmiş gibiydi. "Gelmiyorum dedim seni dinlemek istemiyorum" diye tekrar bağırdı Vera "Geliyorsun ve dinleyeceksin" diyip kolundan tutup  kapıya doğru çekince Demir  Vera kolunu sinirle elinden kurtarıp bağırmaya başladım. "Gelmiyorum anlamıyormusun istemiyorum dinlemek falanda yalanlarını duymak is.te.mi.yo.rum. yarın ilk işim de senden boşanmak olacak" dediğinde Vera Demir  kas katı kesildi öylece donuk bir şekilde bakıyordu. "Ne pahasına olursa olsun senden boşanacağım" dedi tekrar Vera. Boşanamazsın" "Boşanırım"öyle kesin bir şekilde söylemişti Vera "Bak tamam gördüklerin den dolayı sinirlisin anlıyorum ama saçma sapan konuşup sinirleri mi bozma daha fazla" sesi sakindi Demir'in "Şimdi evimize gidip sakin bir şekilde konuşacağız" "Sana gelmek istemiyorum diyorum nesini anlamıyorsun"dediğin de Demir hızlı bir şekilde Vera'nın kolundan tutup yüzünü yüzüne yaklaştırdı. "Sana evimize gideceğiz diyorum sen bunun nesini anlamıyorsun" dişlerinin arasından tıslarcasına sinirle konuşmuştu. "Demir istemiyorum" "Vera"diye bağırdı Demir "İs.te.mi.yo.rummm anla artık" "İyi bunu sen istedin" diyip kolundan tutup dışarıya doğru sürüklerken Demir benden arkalarında gitmeye başladım. "Demir bırak kalsın burda" diye bağırdım Demir'e "Siz karışmayın" diyip resmen kükrediğinde Demir korkmuştum. "Zübeyde kes sesini gir içeriye" diye aynı şekilde Erkan da bağırınca daha çok korkmuştum ve yerimde kaldım. Demir Vera'yı alıp gidince bir süre arkalarında bakıp sonra içeriye giridiğim de Erkan koltukta oturuyordu. "Neden haber verdin o kız gitmek istemiyordu"dediğimde Erkan ayağa kalktı. "Sen karışma" "Nasıl karışma görmedin mi gitmek istemedi" "Zübeyde kes sesini sana karşıma diyorsan karşıma. Bu aralar dilin fazla uzamış canımı sıkma benim"diye bağırıp gitmişti. Gene istediğini söyleyip benim cevap vermem fırsat vermeden bu salonda bırakıp gitmişti....                             ~SON~ (Erkan) Evet uzun bir bölüm oldu. Aylin yerine bence Vera ismi çok güzel oldu... Sizden satır arası yorum ve bol bol oy bekliyorum... Kendinize iyi bakın Allah'a emanet olun Sevgilerimle Tuğçe Ak
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE