Bölüm 3: "Katran Dolu Yürekler"
Teoman, Kupa Kızı ve Sinek Valesi
Sevdiğin Kadar Sevilirsin
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakini gördüğüdür rengin
Yaşadıklarını kâr sayma
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna
Ne kadar yaşarsan yaşa
Sevdiğin kadardır ömrün
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme, bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi;
Sevdiğin kadar sevileceksin
Can Yücel
Kesinlikle şiirin tamamını okumanızı öneririm. Çok uzun diye buraya hepsini koymadım. ❤️
Eren Karadağ'dan❄️
İnsanlık ne ara bu kadar ahlâksız bir hâle gelmişti! Anlam veremiyordum. İnsanlığın kalpleri ne zaman bu kadar katran dolu oldu? Eskiden sokakta bir çocuk gördüklerinden başını okşar, severlerdi. Lâkin şu an ailesi yanlış anlar korkusuyla, göz göze gelince yüzlerini çevirir oldular.
bırakmıştım. Zaten Kuzey onları kül olana kadar yakar, sonra da denize dökerdi. Böylelikle altı yıldır hiçbir polis benim öldürdüğümü bildiği halde içeri tıkamıyordu beni. Arkamda delil bile bıraksam beni tutuklayamazlardı.
Eve gidince dosyama ekleyeceğim bir isim daha var artık.
Ekrem Kabasakal.
Hayır, aklımı kaçırmadım. Kurbanlarımın adını, soyadını, doğum ve ölüm tarihini, bir de onları öldürme nedenimi bir dosya içerisinde saklıyorum.
Olur da bir gün nasıl bir insan olduğumu unutursam bu dosya bana yardımcı olacaktı.
Bu ülkedeki beceriksiz polisler adaleti sağlayamıyordu. Ben de kendi adaletimi sağlıyordum. Şerefsiz insanları öldürerek dünyaya iyilik yapıyordum hiç değilse.
Bu cinayetin üstüne soğuk bir duş iyi gider. Eve gidip dinlensem iyi olacak.
Gece Eroğlu'ndan❄️
Olay yerine vardığımda beni bekleyen iki erkeğin yanına gittim, polis kimliğimi gösterirken kendimi tanıttım. "Ben Başkomiser Gece Eroğlu. Cinayet masasından, artık sizin amirinizim."
Biraz daha olgun duran komiser bir adım öne çıktı. Baya yakışıklıydı, hakkını yiyemeyeceğim şimdi. Kahve saçları ve ela gözleri vardı. Dudakları ise bir kadını kıskandıracak derecede dolgundu. Elini bana uzatarak, "Komiser Sarp Yüksel," kendini tanıttı.
Diğer komiserin de yemyeşil gözleri vardı. Saç kesimi ve tarzı biraz tuhaftı. Bahse varım ki saçını bu şekle sokabilmek için sabahları iki saat harcıyordur. O da bana elini uzattı, göz kırparak, "Ben de Komiser Deniz Çakır," dedi.
"Memnun oldum beyler."
Deniz gülümseyerek, "Tam anlattıkları gibisiniz," dedi.
Şaşkınlıkla, "Nasıl?" diye sordum.
O ise, "Kumral saçlarınız olmasına rağmen kalın, gür ve koyu kaşlarınız var. Surat yapınız ise sert ve kemikli." dedi.
Kaşlarımı çatarak, "Farkındaysanız buraya benim dış görünümümü konuşmak için gelmedim. Bir cinayet işlendi o yüzden buradayız. Şimdi gelin maktule bakalım," dedim.
İkisi de aynı anda, "Emredersiniz Başkomiserim." dediler.
Olay yerine geldiğimizde acı ile harmanlanan sesimle sordum. "Lanet olsun! Tecavüz mü?"
Olay yeri inceleme uzmanı ise, "Evet Başkomiserim. Melek Güven, 18 Ekim 2001 doğumlu. Tahminimce tecavüz edilip sonra darp edilmiş." dedi.
Bağırarak, "Kızcağız daha sadece on yedi yaşındaymış. Hangi tür bir pezevenk bunu yapabilir? Sikeyim!" dedim ve olay yerinden hışımla uzaklaştım.
Arkamdan Deniz'in Sarp'a, "Başkomiser sert çıktı," dediğini duydum.
Sonra Sarp seslendi, "Başkomiserim nereye?"
Ben de, "Yanıma gelin!" diye cevapladım.
İkisi de yanıma geldiğinde emir vermeye başladım, "Sarp, sen maktulün yaşadığı çevreye gideceksin. Önce anne ve babasıyla konuş. Sonra komşuların ifadesini al. Onları merkeze gönder yazılı ifade, parmak izi ve svap* için. Olay yerine de söyle kızın yaşadığı yeri incelesinler."
Sarp ise "Baş üstüne." dedi.
Deniz, "Oh, ben işten yırttım!" dedi gülerek.
Ben de, "Deniz ne var biliyor musun? Çok ve gereksiz konuşan takım arkadaşlarından nefret ederim. Gelelim senin görevine yarın sabah ilk iş maktulün okuluna gidip müdürle, öğretmenlerle bir de arkadaşlarıyla konuş. En yakın arkadaşlarına sor bakalım. Hoşlandığı biri veya sevgilisi var mıymış? Gözüne şüpheli gözüken birileri olursa merkeze yolla, parmak izi ve svap için." dedim.
Deniz, "Baş üstüne Başkomiserim de siz bu sırada ne yapacaksınız? Oturmayı mı düşünüyorsunuz?" diye sordu.
"Emniyetteki odamda sizlerin işlerinizi halletmenizi beklerken kahvemi içeceğim,"şöyle iki üç dakika bekledikten sonra saatime bakarak, "İki üç dakika önce size görev vermiştim." dedim ve biraz duraksadıktan sonra sesimin tonunu artırarak, "Öyleyse hâlâ burada ne arıyorsunuz?" dememle ikisi de koşarak arabalarına ilerlediler.
Of, ne yapacaksın bu çocuklarla?
Olay yerine tekrar gidip maktulü incelemeye başladım. "Kemeri ters takılmış. Demek ki maktul giydirilmiş. Yani ya giydirilirken bilinci yerinde değildi ya da ölmüştü."
Olay yeri inceleme uzmanı, "Haklısınız Başkomiserim. Bu arada ben Çağatay Ateş." dedi.
"Memnun oldum Çağatay." diyerek gülümsedim.
Otele gidip biraz dinlenmeliydim. Yeni bir şehre taşınmak bu kadar kolay değilmiş. Hem bu cinayeti çözmek için dinç olmam gerekir.
Çağatay'a veda ettikten sonra olay yerinden uzaklaştım.
Bölüm Sonu.
*Svap: Taşınamayan veya laboratuvara götürülmesi mümkün olmayan biyolojik numunelerden steril olarak sürüntü şeklinde alınan numune. Biyolojik İncelemeler.
Instagram: iamzeynep09
Hikayelerim için _vera_35
Bakalım olaylar Gece ve Eren'i
nereye sürükleyecek?
Sizce Melek'in katili kim?
Tecavüz olayları hakkında ne düşünüyorsunuz?
S e v i l i y o r s u n u z .
İçinizdeki karanlığı saklamamanız umuduyla...
v. ♥️