bc

Dövüşçü

book_age12+
99
TAKİP ET
1K
OKU
family
HE
goodgirl
powerful
brave
sporty
others
coming of age
gorgeous
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Kardeşlerine bakmak için kafes dövüşüne çıkan üniversite mezunu bir kızın bir şirkette iş bulması ile şirketin sahibi olan adam ile yaşadığı ilişki ve hayatın zorlukları ile savaşması sırasında yaşadığı zorlu süreç.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
Patron
"Vur! Vur! Vur!" diye tezahürat yapan seyirciler arasında bir kafeste dövüşmek ne kadar tedirgin edici olduğunu bilemezsiniz ama insan bir süre sonra alışıyor. Karşımdaki adam tam bana yumruk atacaktı ki sola doğru kayıp yumruğundan ustaca kurtuldum.  Diğer eli ile yumruk atacaktı ki bu sefer de sağa kaydım. Bu kadar oyalanma yeter. Şimdi savunmadan atağa geçme vakti. Adamın yüzüne sağ elimle yumruk atacakmış gibi yaptım. Adam yüzünü koluyla koruyunca sol elimi yumruk yapıp dalağının biraz alt kısmına sert bir yumruk attım. Adam öne doğru eğilince yakasından tutup kafasına dizimle vurdum. Adamın burnu kanarken hızla geriye doğru çekildi. Burnunu elinin tersiyle silerken hızla ona doğru koştum ve zıplayıp tam gözünün üstüne sert bir yumruk indirdim. Adam gözünü tutarken diğer eliyle bana yumruk atacakken yere çömeldim ve ayak bileğinden tutup yere düşürdüm. Adam yüz üstü yere yağışırken yere bir dişi düştü. Hızla ayağa kalktım ve adamın karaciğerinin olduğu bölgeye art arda tekmeler atmaya başladım. "Pes ediyorum." diyen adam ile onu yerde bırakarak kafesten çıktım. Birçok kişi bana tezahürat yapınca sırıttım. Kasanın olduğu yere gittim ve masanın arkasında oturan adama "Paramı verin." dedim. Evet yasak, iddialı dövüş yapıyordum. Çünkü diğer türlü bir bok kazanamıyor insan.  Kafes dövüşlerinden nefret ediyordum ama bakmam gereken iki kardeşim vardı. Annem en küçük kardeşimi doğurduktan sonra bizi terk etmişti. Terk edeceksen neden evlenip üç çocuk yaparsın ki? Babam ise bize bakmak için çok çalıştı ama iki sene önce kanserden vefat etti. Kız kardeşim on altı yaşında. Adı Ayla. Erkek kardeşim ise on beş yaşında ve adı Alican.  Ben ise Asya. Yirmi iki yaşındayım. Büro yönetimi ve sekreterlik bölümü mezunuyum.  Tabii bu devirde iş bulmak imkansız gibi bir şey olduğundan yarı zamanlı işlerde çalışıyorum.  Akşamları çoğunlukla geceleri ise buraya gelip kafes dövüşüne çıkıyorum. İki liseli öğrenci okutuyorum ve bu tahmin edemeyeceğiniz kadar masraflı bir iş. Ben düşüncelere dalmışken adam "Paran. Alabilirsin." dedi. Masanın üstüne koyduğu parayı çantama attım ve depodan çıktım. Eve gelmem ile sessizce içeri geçtim. Çantamı ve ceketimi girişteki vestiyere bıraktım. Neyse ki babam vefat etmeden önce bu evi alabilmişti. Kira gibi bir derdimiz yoktu. "Bu saate kadar neredeydin?" diye soran Alican ile "Sizin uyumuş olmanız lazımdı. Niye hala ayaktasınız?" diye sordum. "Gece yarısından sonra ortalıktan kaybolduğun için seni merak ettik." diyen Alya ile "Kuzum işe gitmem gerekti." dedim. "Hangi iş bu saatte personelini çağırır? Hem orası bir giyim mağazası ne olmuş olabilir?" diye sordu Alican. "Ablacım sayım yapıldı dükkanda. Biliyorsun belli aralıklar ile dükkandaki malların satılması lazım." dedim. "Bu saatte yalnız gitmen bizi endişelendiriyor." diyen Alya ile "Siz ablanızı mı düşünüyorsunuz? Gelin buraya." dedim ve kollarımı açtım. İkisi de bana sarılınca "Daha duygusal sahne yok. Gidin ve uyuyun. Yarın sizin okulunuz var." dedim. İkisi de odasına gidince mutfağa geçtim. Buz dolabından soğuk bir su alıp içtim. Mutfak masasına oturunca sabah bıraktığım defter ve kalemi alıp işlem yapmaya başladım. Mağazadan kazandığım tüm parayı okul masrafları için bir kenara koyalım önce. Bugün kafes dövüşünde maaşımın yarısı kadar kazanmayı başardım. Bunun da yarısını faturalara verebilirim. Kafes dövüşünden kazandığım paranın kalanının yarısına mutfak ihtiyaçları alınır. Geriye kalan parayı da birikimlerimin içine koyarım. Eğer bir gün beklenmedik bir şey olur da paraya ihtiyaç duyarsam bu birikimlerimden kullanabilirim. Bu hayatta sadece iki kardeşimi okutup iyi yerlere getirebilmek için çalışıyordum. Zaten onlar haricinde yakın bir arkadaşım var. Esma. Zeki kız tıp kazandı ve şu an hastanede cerrah asistanı olarak çalışıyor. Aynı zamanda da karşı komşum. Saate baktığımda üç buçuktu. Şimdi uyumam lazım sabah sekiz buçuk da mağazada olmam gerekiyor.Y atak odama gittim ve üstümü dahi değiştirmeden yatağa uzandım. Sabah uyandığımda saat yediydi. Yatağımdan kalktım ve hızlıca hazırlandım. Mutfağa girdim ve kahvaltı hazırlamaya başladım.  "Günaydın." diyerek içeri giren Alya ile "Alican'ı kaldır. Hazırlansın o da." dedim. "Tamam abla." diyerek mutfaktan çıkan Alya ile yumurtalarını sofraya koydum. Alican gözü kapalı odaya girince gülümsedim. "Kahvaltı yaptıktan sonra kendiniz evden çıkabilir misiniz? İşe gitmem lazım." dedim. "Sen git abla." diyen Alya ile "Yumurtalarınızı bitirmeyi unutmayın. Yoksa abla dayağını yersiniz." dedim ve evden çıktım. Esma'nın da evden çıktığını görmem ile "Günaydın." dedim. "Aynen sana da ondan." diyen Esma ile "Ne bu hal? Çökmüşsün." dedim. "Hastaneden sabahın beşinde döndüm ve iki saatlik uykuyla idare etmeye çalışıyorum." demesi ile "Tıp kazanamadığıma mutlu edeceksin beni." dedim. "Bu arada dün gece amcam arayıp senin numaranı istedi." demesiyle kaşlarımı çattım. Esma'nın amcası mezun olduğum üniversitedeki profesörlerden biriydi. "Niye istedi?" diye sordum merakla. "Bildiği bir şirkette sekreter boşluğu oluşmuş. Amcam da şirketin patronu ile konuşabilirse seni önerip sana haber verecekti." dedi. "O iş olursa harika olur. Mağazanın verdiği maaş ile temel ihtiyaçlar anca karşılanıyor." dedim. "Dövüşmek zorunda da kalmazsın." demesi ile "Belki." dedim.  Aslında kafes dövüşleri değil de birileri ile dövüşüp yenmek hoşuma gidiyordu. "Dün seni aradığımda duymadın yine mi gitmiştin?" diye sordu. "Evet." "Bir ara o yaralarına bakalım." demesi ile "Bir ara bakarız. Şimdi ikimiz de işlerimize." dedim. "Tanju hocadan nefret ediyorum! Bana işkence ediyor resmen." diye sızlayan Esma ile gülümsedim. Hastanede Tanju Hocanın ekibindeydi ve gerçekten çok fazla çalışıyorlardı. **** Mağazada boş boş otururken bir kadın müşterinin gelmesi ile yanına gittim. "Buyurun. Nasıl yardımcı olabilirim?"  diye sordum nazikçe. "İstemez. Ben kendim bakarım." diyen kadın ile "Peki efendim. Bir ihtiyacınız olursa ben kasa bölümündeyim." dedim ve kasa bölümüne geçtim. "Kendini beğenmiş karı." diye mırıldandım sinirle. Nazikçe bir şey sorduk orada. Müşteri ile ilgilenmek de ilgilenmemek de suç! Bir süre sonra bağırışmalar duymam ile sesin geldiği yere gittim. Az önce sinirlendiğim kadın müşteri tam çalışanlardan birine tokat atacaktı ki hızla kadının bileğini tutup kolunu döndürdüm ve diğer elimde ensesinden tutup başını masaya dayadım. "Bırak beni!" diye ciyaklayan kadın ile göz devirip onu bıraktım ve iş arkadaşıma döndüm. "Bir şeyin var mı?" diye sordum. "Ben iyiyim. Sadece bir yardım isteyip istemediğini sormuştum o ise bir anda bana bağırmaya başladı ve tam tokat atacakken sen geldin." dedi. "Sana bunun hesabını soracağım!" diye kadın ile "Sor lan." dedim sinirle. "Bana dokunma hakkın yoktu." diyen kadınla "Senin de bir çalışana bağırıp vurmaya hakkın yoktu ama sen birini yaptın ikincisini ise yapmaya teşebbüs ettin. Eğer senin için başkalarının dokunulmama hakkı yoksa ben sana fena dokunurum!" dedim. "Müdürünüz ile konuşmak istiyorum." diyen kadın ile sinirle "Başkalarının hakkını görmezden gelen bir kadına yardımcı olmayacağım. Müdürü kendin bul ve şikayet et!" dedim. "Annesi babası terbiye vermemiş herhalde." diye mırıldanan kadın ile "Ne dedin sen!" diye bağırdım. "Annen ve baban sana saygı ile ilgili hiçbir şey öğretememişler." diyen kadın ile sinirle yumruğumu sıktım. "Sözünü geri al." dedim. Kadına son bir şans veriyordum. Hatasını düzeltmezse ben onu düzeltecektim. "Yoksa annen ile baban seni terk edip gitti mi? Senin gibi bir kızı kim sever ki? Beyin yoksulu kavgacı." demesi ile "Benden özür dile." dedim sertçe. "Böyle bir mağazada çalışan annesi babası terk etmiş ezik bir insandan özür dilemem." diyen kadın ile "Hamile kalmak ya da hamilelik ile ilgili bir şey düşünüyor musun?" diye sordum. "Ben bebek yaparak kendimi rezil edecek bir insan değilim." demesi ile "İyi o zaman." dedim ve kadının özel bölgesine sert bir tekme attım. Kadın hızla duvara çarpınca yüzüne sert bir yumruk indirdim. Kadın anında bayılınca "Sert de vurmadım ama güçsüzmüş." dedim. Aslında benim gücüm gereğinden fazla olabilirdi. "Ne oluyor burada!" diye bağıran müdür ile hiçbir şey demedim. Zaten ne olduğunu görerek anlayacak bir kapasiteye sahip olduğunu düşünüyorum. "Asya kovuldun!" diye bağıran müdür ile gönül isterdi ki "Siz beni kovamazsınız ben istifa ediyorum." diyeyim ama anlaşmaya göre istifa edersem en son ki maaşımdan sonraki zamanlarda çalıştığımın karşılığını alamazdım. "Paramı hesabıma yatırırsınız." dedim ve mağazanın çıkışına yöneldim. Tam mağazadan çıkıp sağa dönecekken biriyle çarpışmam ile elindeki sıcak kahve hem benim üstüme hem kendi üstüne döküldü. "Üzgünüm." diyen adam ile sinirle ona bakacaktım ki çok yakın durduğumuzdan ve boy farkından boynum ağrıyacaktı. Birkaç adım geriye gittim ve "İnsan dikkat eder be kardeşim!" dedim sinirle. "Yanlışlıkla oldu! Abartma." demesi ile önümdeki kahve lekesine baktım. "Bak sana para vereyim üstüne yeni bir şey al." demesi ile "Yanlışlıkla oldu. Gerek yok." dedim. Cebinden çıkarıp parayı elime vermesiyle "Hey bu fazla." dedim. "Özür anlamında." deyip yanımdan uzaklaşınca kendi kendime "Zaten dövüşe gitmeyi planlıyordum. Bu tişört her türlü kandan dolayı atılacak." diye mırıldandım. Adam çoktan gittiği için parayı çantama attım. Ne demişler, dememiş de olabilirler bir şey verildiğinde ayıp olmasın diye alınır. ***** "Bugün erkencisin." diyen adam ile "Sana para kazandırıyorum. O yüzden kapa çeneni." dedim. "Kafes senindir." diyen adam ile "Kimle dövüşeceğim?" diye sordum. "İkizler ile." demesiyle sırıttım. İkizler dediği ekip olan iki adamdı. Kısaca ikiye bir dövüşecektim. Bu da daha fazla para demekti. Kafese çıktım ve karşımdaki benden daha uzun iki adama baktım. Daha önce bu ikisi ile dövüşmemiştim ama izlemiştim. Biri normal dövüşürken diğeri arkadan yaklaşıyordu. "İlk adım bayanlarındır." diyen adam ile cevap vermeden kalbinin tam üstüne tekme attım. Adam gerilerken diğeri yavaşça arka tarafıma doğru geçmeye başladı. Tekme attığım adam sağ elini yumruk yaptı ve tam yüzüme yumruk atacakken eğilip alttan çenesine sağ elim ile sert bir yumruk attım. Diğeri tam bana arkadan hamle yapacakken arkamda olduğu için dirseğimi büküp karnına geçirdim. Adam öne doğru eğilince kolumu boynuna sardım ve hızla adamı yere fırlattım. Diğeri yumruk atacakken sağa kaçınıp yumruğundan kurtuldum. Adama tam tekme atacakken ayak bileğimi tuttu. Şimdi hamle yapmazsam bileğimden çekip ben yere düşürecekti. Aklıma gelen fikir ile yerle teması olan ayağımı havaya kaldırıp ellerim ile yerden destek aldım. Şuan baş aşağısı duruyordum. Adam ne olduğunu anlamazken tutmadığı bacağım ile çenesine alttan sert bir tekme attım. Adam acıyla diğer bacağımı bırakınca normalce kendimi düzeltebilirdim ama izleyicileri heyecanlandırıp daha çok para yatırmaları için havada parende atıp kendimi düzelttim. Kafesin dışında bizi izleyenlerden ıslık sesleri yükselirken hepsi iyice heyecanlanmıştı. Bu sefer iyi para kazandım. Adamlar aynı anda bana yumruk atacakken yere eğildim ve ikisinin de diz kapağına aynı anda yandan yumruk attım. İkisi de yere yığılınca pes ettiler. Gülümseyerek alkışların içinde kafesten çıktım. Seyirciye kendimi sevdirmiştim sanırım.  Adam bana paramı verince daha iyi bir şey olamaz diye düşünürken telefonum çalmaya başladı. Arayana baktığımda Esma'nın amcası arıyordu. Kafeste yeni bir dövüş başladığından çok gürültülüydü. Arka taraflardaki odalardan birine girdim ve telefonu açtım. "Asya müsait miydin? Biraz telefonu geç açtın." diyen hocam ile "Yok hocam sadece duymamışım." dedim. O sırada odada benden başka birinin daha olduğunu gördüm. Adam bana kaşlarını çatmış bakarken bu herifi hatırladım. Bugün üstüme kahve döken kişiydi. "Senin için bir iş buldum. Esma zaten bahsetmiştir. Bugün içerisinde müsait olduğunda git. Bir mülakattan geçeceksin. Eğer istedikleri özellikleri karşılarsan seni işe almaları büyük bir ihtimal. Şimdi sana şirketin konumunu atacağım." dedi hocam. "Çok teşekkür ederim hocam. Hemen gideceğim." dedim ve telefonumu kapattım.  "Telefon konuşmanı yaptığına göre çıkar mısın?" diye soran adam ile "Arkanı dön." dedim. "Niye?" diye sorması ile "Gitmem gereken bir yer var. Onun için giyineceğim. Az arkanı dön de üstümü değiştirip gideyim." dedim. Adam arkasını dönünce "En ufak şekilde arkanı dönersen ağzına sıçarım." dedim ve üstümdeki tişörtü çıkardım. "Merak etme sana meraklı değilim." deyince yüzümü buruşturdum. Ukala.  "Bulduğun iş iyi bir yerde mi bari?" diye sorması ile "Sen konuşma mı dinliyorsun?" diye sordum sinirle. "Benim odamdasın." deyince "Aker adında bir şirkette sekreter lazımmış. Onun için mülakata gideceğim. Adı duyulmuş bir şirket nedense içimden patronun falan oldukça ukala, kendini beğenmiş bir piç geçiyor." dedim ve gömleğimi üstüme geçirip düğmelerini ilikledim. "Ön yargılı olma yine de." diyen adam ile "Siktir et. Kardeşlerime bakmam gerekmese hayatta öyle yerlerde işe girmem. Züppeler ile dolu bir yer." dedim ve pantolonumu giydim. "Gidince belki seversin." demesi ile "Onu gidince göreceğiz. Bu arada giyindim." dedim. Adam bana dönünce "Mülakat için biraz fazla basit değil mi?" diye sordu. Siyah dar kot ve beyaz gömlek işte nesi kötü. "Onlar beni zekam ve beceri kabiliyetime göre işe almalılar. Eğer görünüşümü beğenmeyerek işe almayacaklarsa benim için en iyisi olur. Görünüş ile işe alacaklarsa bir gün tacize kadar gider. Bende hastanelik ederim onları. Sonra dava falan elimdeki her şey alınır. Benim için sıkıntı yok ama okuttuğum iki kardeşim var." dedim. "Sadece işi önemsemediğini düşünmesinler diye söylemiştim." demesiyle "Neyse ben gideyim." dedim ve odadan çıktım. Yolda yürürken yanımda bir arabanın durması ile kaşlarımı çattım. Camı açılınca şoför koltuğunda az önceki adam olduğunu gördüm. "Ne var?" diye sordum. "Çok kibarsın. Aker şirketine gidiyorum bende. Bırakmayı teklif edecektim." demesi ile kısa bir süre düşündüm. O mülakata hızla girmek istiyordum ve bu adam beni götürebilirdi. Yolda bir yanlışı olursa da dövebilirdim. Hiçbir şey demeden şoför koltuğunun yanındaki yolcu koltuğuna oturdum. Adam arabayı sürmeye başlayınca "Adın neydi?" diye sordu. "Asya." "İsmin çok güzelmiş. Bende Merttuğ." demesiyle "Memnun oldum." dedim. Yaklaşık on dakika sonra şirkete varmıştık. Arabadan inince birlikte şirkete girdik. Gerçek büyük bir yerdi. "Gel sana mülakata gireceğin yere götüreyim." diyen Merttuğ ile birlikte asansöre bindik. Ama asansöre varana kadar herkesin gözü bizim üstümüzdeydi. "Niye öyle baktılar?" diye sordum merakla. Yirmi ikinci katın düğmesine basarken "Yeni birisin diye merak etmişlerdir. İşi alırsan sende bu şirketin bir parçası olacaksın." dedi. "Anladım." diye bir şeyler geveledim. Umarım bu işi alırım yoksa yeni yarı zamanlı bir iş bulmam gerekecek. Yirmi ikinci kata geldiğimizde koridorda düz ilerledik ve bir odaya girdik. İçeride aşağı yukarı yirmi dört, yirmi beş yaşlarında iki adam vardı. "Merttuğ nerede kaldın? Kaç saattir seni bekliyoruz." diyen bir adam ile Merttuğ "Geldim sonuçta Yunus. Mülakata başlayalım." dedi. Mülakata başlayalım derken? "Şey acaba bu şirkette tam olarak nasıl bir görev aldığınızı sorabilir miyim?" diye sordum. "Yolda kendimi tam tanıtamadım. Ben Merttuğ Aker. Bu şirketin patronuyum. Eğer işe alınırsan benim sekreterim olacaksın. Bunlar da ortaklarımızın Yunus Arslan ve Atalay Yılmaz." demesi ile sessizce yurkundum.  Adamın yanında kendisi hakkında atıp tutmuştum. Belamı bir gün fena bulacağım ama hayırlısı. Boş sandalyeyi gösterdi ve "Lütfen otur. Başlayalım." dedi. "Öncelikle kendini tanıtır mısın?" diye soran Yunus Bey ile derin bir nefes aldım. "Ben Asya Çınar. Yirmi iki yaşındayım. Büro yönetimi ve sekreterlik bölümü mezunuyum. Zaten cd size ulaşmış olmalı. Üniversiteyi ikincilik ile bitirdim." dedim. "Çok güzel bir başarı ama kafama takılan bir soru var. Birinciliği nasıl kaçırdınız?" diye soran Merttuğ Bey ile "Disiplin cezalarım vardı." dedim. "Ne tür disiplin cezaları?" diye soran Atalay Bey ile "Bana uygunsuzca yaklaşmaya çalışan diğer üniversite öğrencilerinin hepsini hastanelik ettim." dedim. "Daha önce iş tecrübelerin var mı?" diye soran Yunus Bey ile "Kendi mezun olduğum bölüm ile ilgili bir iş siz alırsanız ilk olacak ama yarı zamanlı işlerde çalıştım." dedim. "Patronların senden memnun muydu?" diye soran Merttuğ Bey ile "Size açık olacağım. Hepsinden de kovuldum. Hatta birinden bugün kovuldum." dedim. "Kovulma nedenini sorabilir miyim?" diye soran Atalay Bey ile "Bir kadın müşteri çalışanlardan birine şiddette bulunacaktı. Bende ona ona haddini bildirdim." dedim. "Bana bakman gerektiği iki kardeşinden bahsetmiştin. O konuyu açar mısın?" diye soran Merttuğ Bey ile "Annem ben yedi yaşındayken yani en küçük kardeşim daha bir yaşına bile girmeden bizi terk etti. İki yıl önce de babam kanserden vefat etti. Bu iki yıldır kardeşlerime bakmak için çalışıyorum." dedim. "Peki gerçek anlamda iyi bir çalışan olacağına nasıl güvenebiliriz?" diye soran Atalay Bey ile "Dediğim gibi okuyan iki kardeşim var. Onlar için yaşıyorum bu dünyada.  Eğer bu işi alabilirsem paranın tek kuruşu bile benim için olmayacak. Hepsini onların yaşam kalitesini iyi bir düzeyde tutabilmek için harcayacağım." dedim. "Kardeşlerine çok bağlı gözüküyorsun. Tahminimce ikisi de lisede. Peki farklı bir şehirde üniversite kazanırlarsa bizi bırakıp onların peşinden gitmeyeceğini nasıl bilebiliriz?" diye sordu Yunus Bey. "Kardeşlerime çok bağlıyım ve onları korumak için her şeyi yaparım ama onların da ablaları olmadan, kendi ayakları üzerinde kalmaları lazım. Eğer üniversite kazanırlarsa onları gider yurda yerleştirir geri buraya dönerim. Belli bir sürede de üniversite için masraflarını karşılarım." dedim. "Mülakat için teşekkürler. Telefon numaranız bizde var. Daha sonra kararımız için sizi arayacağız." dedi Merttuğ Bey. Derin bir nefes alıp ofisten çıktım. Eve geliğimde Alican ve Alya ders çalışıyordu. Onlara ses etmeden mutfağa gittim ve akşam yemeğini hazırladım. "Alican, Alya! Hadi yemeğe gelin!" diye bağırdım. İkisi de mutfağa gelince "Eller yıkandı mı?" diye sordum. "Abla artık küçük çocuk değiliz. Yıkadık tabii ki de." diyen Alya ile "Sus bakayım. Bana göre siz hala küçük çocuklarsınız." dedim. "Yıkadık abla." diyen Alican ile "Aferin. Yirmi saniye sürdü değil mi? Yoksa geri yıkayın." dedim.  "Yirmi saniye boyunca bileklerimize kadar sabunla parmak içlerimize kadar her yeri yıkadık ablacım. Ve bu bilgiyi anaokulunda öğrendik." dedi Alya. "Sen ablaya mı atarlanıyorsunuz?" diye sordum gülerek. "Hayır abla." diyen Alya ile çorbaları koyup masaya oturdum. "Abla bir şey demem lazım." diyen Alican ile Alya "Dememiz lazım." diye düzeltti. "Bir şey mi oldu bücürler?" diye sordum merakla. "Yarın okula gelmen lazım." diyen Alya ile yemeği bırakıp onlara döndüm. "Bir şey mi oldu?" diye sordum endişeyle. "Büyük sınıflardan biriyle kavga ettim." diyen Alican ile "Bir şeyin var mı ablacım? Sana zarar vermedi değil mi?" diye sordum. "Hayır. Bana bir şey olmadı." diyen Alican ile rahat bir nefes verdim.  "Şimdi söyle bakalım. Neden kavga ettin?" diye sordum. "Çocuk beni rahatsız ediyordu." diyen Alya ile içimden küfrettim. "Sana dokunmadı değil mi?" diye sordum. Eğer kardeşimin saçının teline zarar verdiyse o elini götüne sokardım. "Hayır. Bana sulanırken Alican geldi ve kavga çıktı." dedi Alya. "Tamam yarın ben okula gelirim." dedim. "Kızmadın değil mi?" diye soran Alican ile "Ablacım aksine sizinle gurur duydum. Evet, kavga etmek doğru bir şey değil ama sen orada ablanı korumaya çalışmışsın. Birbirinizi korumanız beni çok mutlu etti. Yarın okula gittiğimde de özür dilemeyeceğim. Aksine şikayette bulunacağım." dedim. "Teşekkürler abla." diyen Alya ile "Ne teşekkürü kuşum?  Bunda teşekkürlük bir şey yok." dedim. "Bize hem anne hem baba hem de abla olduğun için teşekkür ederim." diyen Alya ile "Gelin buraya bücürler." dedim ve kollarımı açtım. İkisi de bana sarılınca fark ettirmeden göz yaşlarımı sildim. Ben onlar için yaşıyordum bu dünyada. Kapının çalması ile Alya "Ben baktım!" diye bağırdı ve kapıya koştu. Kapının açılıp kapanma sesini duymam ile "Kim gelmiş?" diye bağırdım. "Ben geldim bebek!" diye bağıran Esma ile "Hoş geldin." dedim. "Çekirdek aldım." diyen Esma ile "Şerefsizsin. Ne olur küçük paket aldım de." dedim. "En büyük paket aldım. Bende dedikodu var. Senin de anlatacakların vardır. Çitlerken konuşuruz." demesiyle "Balkona gel." dedim. Alya geri odasına giderken Esma ile balkona çıktık. Çekirdek için çöp tabağını balkondaki masaya koydum ve sandalyeye oturdum. "İlk sen başla." dedim. Esma çekirdek paketini açtı ve "Bugün bir hasta geldi. Ama görsen boy desen var. Tip desen var. Fizik desen var. Var da var amına koyayım." dedi. "Merak ettirdin lan. Tipini anlatsana çocuğun." dedim. "Kanka ilk olarak esmer. Saçı gözü koyu kahverengi. Boyu bir seksen var. Kanka dişleri çok güzeldi! Böyle bembeyaz ve düzgün." demesiyle kahkaha attım. Esma küçüklükten beri düzgün dişe hayran kalırdı. Manyakça bir şeydi ama seviyordu.  "Böyle çok özenli düzgün ve beyazdı." demesiyle "Adı ne bunun?" diye sordum.  "Yunus adı. Dur soyadını dosyadan görmüştüm. Arslan! Yunus Arslan." demesi ile şaşkınlıkla gözlerim kocaman açıldı. "Bugün gittiğim mülakatta o adamı gördüm." dedim. "Ciddi misin sen!" diye bağıran Esma ile "Bizim şirket ile ortaklarmış. Ve hani gerçekten takım elbiseli de iyiydi adam." dedim. "Süzdün mü lan?" diye sormasıyla "Yok lan ama adamlar yakıyordu. İstemsizce gözüm takıldı." dedim. "Sıra sende anlat." diyen Esma ile tam konuşmaya başlayacaktım ki telefonum çalmaya başladı. Telefonu açıp kulağıma götürdüm. "Asya Çınar ile mi görüşüyorum?" diye soran kadın sesi ile "Buyurun benim." dedim. "Ben Aker şirketinden Selin Işık. Hayırlı olsun işe kabul edildiniz." demesi ile heyecanla ayağa kalktım.  "Çok teşekkür ederim. Ne zaman başlarım?" diye sordum.  "İki gün sonra saat sekiz buçukta şirkette olun." diyen kadın ile "Çok teşekkür ederim." dedim ve telefonu kapattım. "İşe kabul edildim!" diye bağırdım sevinçle.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

Leyal -Unutulan Eş (Türkçe)

read
18.9K
bc

Yıldızlar Sönerken | Türkçe

read
3.3K
bc

SESSİZ KUĞU

read
1K
bc

MÜHÜR

read
119.1K
bc

41 Günlük AŞK Güncellemesi

read
52.1K
bc

İnci Tanesi

read
59.2K
bc

MAVİŞ (1. VE 2. SERİ)

read
2.9K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook