Masanın ortasında duran iki kristal şamdanı kaldırırken kulaklarıma dolan kadınsı kahkahanın sahibine gayriihtiyari döndüğümde ellerini Burak'ın omuzlarına yaslamış ve vücudu ona doğru meyletmiş "İlahi Burakcım, çok alemsin," diyen kadından evvel kocasına kaydı gözlerim. Bacak bacak üstüne atmış; bir elinde içkisi, diğerinde muhtemelen kendinden daha akıllı olan telefonuna dalmış, ortamdan iyice soyutlanmış görünüyordu. Hasbinallah! Eli hâlâ Burak'ın boynuna çok yakın bir yerlerde duran kadın, diğer elindeki bardağı sallayarak havaya kaldırdı. "Şunu tazele canım!" Acaba daha neresine içecek diye düşünürken Burak bana doğru dönüp memnuniyetsizliği her halinden belli olan yüzüyle "Kahve yap," dedi dudaklarını oynatarak. Mesajını almıştım. O da bir an önce kendilerine gelip gitsinler diye

