2. Bölüm

2162 Kelimeler
Derin Çalan telefonum ile elimdeki toz bezini bırakıp koşarak odama çıktım sabahtan beri ev işi yapıyor halama yardım ediyordum ve resmen gebermiştim yorgunluktan. Bu ev işi kadar illet bir şey yoktu cidden. Telefonu alıp ekrana baktığımda arayanın Rüya olduğunu gördüm ve hemen açarak,"Alo?" "Arkadaşın hası naber?" Söylediği şeye gülerek "İyiyim çatlak sen nasılsın?" Rüya çocukluk ve mahalleden arkadaşımdı. Evden ayrılalı beş ay olmuştu. Kimseye bir şey demeden mahalleden ayrılıyınca başta herkes ne olduğunu anlamadığı için bizim için telaşlansada iki gün sonra evi iri yarı adamlar basıp insanlara babamın nerde olduğunu sorduklarında babamın yine kumar oynadığını bizim de kaçtığımızı anlamışlardı. Bir ay boyunca kimse ile iletişime geçmedim telefon numaramı hatta telefonumu bile yolda giderken göle atıp kurtulmuştum her ihtimale karşı babamı bulamayıp bizim peşimize düşmesinler diye daha sonra da başkasının üstüne telefon ve hat alıp en yakın arkadaşım olan Rüya'yı dayanamayıp aramıştım. Ona olanları anlattıkça nefesi kesilmiş halde dinlemiş yeri geldikçe de babama küfür etmekten kendini alamamıştı adamların geldiği günü en detayına kadar da anlatmıştı bana. Gece evin önüne üç tane siyah araç gelmiş içinden yedi sekiz adam çıkıp kapıyı kırarcasına yumruklayınca mahalledekiler çıkan gürültü ile merak ve korku içinde camlara koşmuş olup biteni izlemeye başlamışlar. Başta kapıya vursalarda daha sonra kimse açmayınca kapıyı kırıp tüm evi didik didik etmiş kimsenin olmadığını anlayınca da bazı komşuların kapılarına gidip tehditle kapıyı açmalarını sağlamışlardı. Eğer açmayıp kendilerine bilgi vermezlerse onları ölümle tehdit etmişler böyle oluncada insanlar korkudan kapıyı açmak zorunda kalmışlardı. "Ali nerde!!" "Bi-bilmiyoruz" "Ne demek bilmiyoruz lan! Komşunuz değil mi!!Eğer bu adamı koruyorsanız bunu eninde sonunda öğrenir öğrendikten sonra da evdeki herkesin beynine sıkarız! " "Gerçekten bilmiyoruz iki gündür Ali'yi kimse görmedi" Ahmet amca ailesine bir şey olacak korkusu ile titreyen sesiyle önündeki iki metrelik adama laf anlatmaya çalışmış adam daha sonra ,"Umarım dediğiniz gibidir. Eğer bu mahalleden biri onun nerde olduğunu bilipte söylemiyorsa bilsin ki bunu daha sonra öğrenirsek yakınında bulunan herkesi gözünün yaşına bakmadan işkence yaparak öldürürüz!" diye tüm mahalleye korku salıp gitmişler. Rüya'nın dediğine göre üç gün sonra tekrar gelip bu sefer de bizi sormuşlardı. "Ali'nin iki kızı varmış nerde onlar!" mahallenin bakkalını basıp adama ecel terleri döktürmüşler ama ondan da bir şey öğrenemeyince de yine gitmişlerdi. Bizi aradıklarını duyduğum an tüm vücudum kaskatı kesilmişti. Eğer babamı dinlemeyip evde kalsaydık başımıza neler gelirdi kim bilir aklıma geldikçe korkudan delirecek gibi oluyordum. "Her zamanki gibi yoğun iş hayatı işte. Yani anlayacağın senin gibi atraksiyonlu hayatım yok" dedi dalga geçerek. Bu halde bile işin gırgırındaydı. "Ne demezsin" dedim gözlerimi devirerek. Onun gibi sıradan ve sıkıcı bir hayatımın olması için her şeyimi verirdim ama bizim kız benim yaşamıma imreniyordu ne büyük bir ironi ama. "Senin mafya takımı bir aydan uzun süredir gelmiyor. Peşinizi bıraktılar sanırım." "Umarım Rüya" her ne kadar içimde şüphe olsada yine de sürekli bizi arayacaklarını düşünmüyordum belli bir süre sonra bırakırlardı heralde. Ne yani ömür boyu peşimizde mi olacaklardı? Babam her ne kadar borcun büyük bir meblağ olduğunu söylesede bu paranın onlar için önemsiz olduğunu adım gibi biliyordum. Başlarda sürekli evimize gelip bizi aramışlar hatta evi gece gündüz izlemişler ama bu durum daha sonrasında değişmiz. Ara ara gelip yokladıktan sonra kimsenin eve hiç uğramadığını görünce yine gitmişler. "Yani ömür boyu peşinizde olamazlar değil mi hem borcu yapan baban onun peşine düşmeleri gerekir siz ne yapabilirsiniz ki" "Bu tarz adamlar istediklerini almak için her şeyi yapar bilirsin, bizi kullanıp babamın ortaya çıkmasını sağlayacaklardı büyük bir olasılıkla." oysa bilseler babamın asla gelmeyeceğini belki borcu kapansın diye öldürürlerdi beni ya da başka şeyler yaparlardı. Aklıma gelen korkunç sahneler ile kaskatı kesildim. Eğer ellerine düşseydim iğrenç şeyler yapacaklarına emindim. "Neyse kötü düşünmeyelim artık bence kurtuldunuz. Adamlar baktı ki sizi bulamıyor pes ettiler." "Sen yine de şüpheli bir şey görürsen veya duyarsan bana söyle Rüya" "Merak etme... Evden her çıktığımda yoldan geçen tüm insanlara tek tek bakıyorum normal insanlar olduğunu anlayınca da yoluma devam ediyorum" gülen arkadaşıma bende güldüm. "Teşekkürler ... Seninle oturup saatlerce konuşmayı çok özledim umarım bu beladan kurtulup eskisi gibi dedikodunun dibini boylarız" "Aaa bak o konuda hiç şüphen olmasın tatlım. Kesinlikle kısa zamanda dediğini yapacağız" İç çekerek," Umarım" dedim ve telefonu kapattık. Sürekli bizi bulacaklar korkusu ile yaşamaktan çok bunalmıştım. İlk bir ay evden dışarı bile adım atmamıştık ama daha sonra çıkıp iş aramıştım. Sonuçta bir kardeşim vardı ve onun ihtiyaçlarını karşılamak zorundaydım. Halam her ne kadar elinden geldiğince ihtiyaçlarımızı karşılamaya çalışsa da bu sonsuza kadar böyle gidemezdi sonuçta onunda sadece eşinden kalan emekli maaşı vardı. Bir hafta boyunca iş aradıktan sonra sonunda lüks bir yerde garson olarak iş bulabilmiştim ve dört aydırda burda çalışıyordum. Çalıştığım yer bir restoranttı. Buraya her zaman ülkenin en zenginleri gelirdi. Ömrü hayatımda görmediğim son model arabaları burda görmüştüm. Buraya alınmam aslında tam olarak şanstı her ne kadar daha öncesinde garsonluk yapsamda burası için asla yeterli değildi. Burdaki her garson özel bir eğitimden geçtikten sonra işe alınırdı ama o gün acil ihtiyaç olduğu için müdür ikilemde kalsada daha sonra deneme amaçlı işe almıştı. İşi kıvırınca da çalışmama izin vermişti. İşimden gayet memnundum çalıştığım diğer mekanlara göre ücreti daha fazlaydı tabi bir de zenginlerin geldiği mekan olunca alınan bahşişler ile maaşım baya bir artıyordu. "Hala ben işe gidiyorum" "Tamam dikkatli ol, bir şeyden şüphenirsen sakın yalnız kalma Derin" çoğu zaman bunu bana hatırlatırdı. "Merak etme" diyip işe gittim ve mekanın bomboş olduğunu görünce şaşkınca iş arkadaşıma döndüm. "Burası neden boş?" "Haberin yok mu?" "Neyden?" "Bugünlük burası komple rezerv edildi" "Kim geliyor?" "Poyraz bey" demesi ile kaşlarım istemsizce çatıldı. "Kim ki o?" Sorduğum soru karşısında gözlerini açıp alayvari şekilde," Cidden Poyraz'ı tanımıyor musun?" "Hayır tanımak mı zorundayım" Ukala cevabına karşılık sinirlenmiştim. "Kızım sen uzayda falan mı yaşıyorsun nasıl tanımazsın adamı" "Uzatma da şöyle Ecrin!" "Adam Deka holding ve Alaska holdingin sahibi. Gerçi bunlar bildiğim şirketler bunların dışında kim bilir daha neleri vardır" bana anlatırken gözlerinin içi parlıyordu adamdan fazlasıyla etkilendiği belliydi. Birden midem bulanmıştı adam kim bilir kaç yaşındaydı ve Ecrin sırf zengin diye hayranmış gibi anlatıyordu. Sonra birden yüzünde korku belirdi. "Duyduğuma göre karanlık işlerle de uğraşıyormuş gerçi kimse bunu doğrulayamadı ama bencede başka şeylerle de uğraşıyor yoksa bu kadar zengin nasıl olabilir ki?" Yani dediği şey mantıklı sonuçta bu kadar zenginliğin altında yatan karanlık şeyler muhakkak vardır. Artık silah mı insan kaçakçılığı mı ya da uyuşturucu mu bilemem. "Ve sende bu yaşlı adamdan etkileniyorsun öyle mi?" Söylediğim şey ile tek kaşı havalandı ve şaşkınca," Yaşlı mı? Yaşlı olduğunu kim söyledi Derin. Poyraz sedece 32 yaşında" demesi ile bu sefer ben sakınca ona bakakaldım. Tamam artık emindim bu adam kesinlikle karanlık işlerle uğraşıyordu bu yaşta bu kadar zenginlik? "Neyse ne Ecrin... Biz işimize bakalım Hakan Bey görev dağılımını yaptı mı?" "Evet sen misafirlerin içecekleri ile ilgileneceksin ben ve üç kişi de yemek servisindeyiz" "Tamam... Ne zaman gelecekler peki?" "Bir saate geleceklerini söylediler" Ecrin artık bana bakmıyor masa ile ilgileniyordu en ufak bir hatasında ciddi azarlanacağını belkide işinden olacağını bildiği için en ufak ayrıntıya dikkat ediyordu. Onu bırakıp içkileri kontrol etmek izin gittim Hakan Bey her şeyi anlattı. "Sakın bir hata yapma Derin. Bu adamlar diğer zenginlere benzemez onların radarına girmemeye çalış sadece işini yap" "Tabi efendim" şimdiden içimde bir huzursuzluk belirmişti. Nedense bu Poyraz denilen adamdan fazlasıyla korkmaya başlamıştım. .... Bir saat hızla geçmişti. Restoranda çalışan herkes normale göre daha çok titizlikle çalışmış hata yapmamak için ecel terleri döküp durmuşlardı. Benim dışımda belliki herkes Poyraz denilen adamı tanıyordu çünkü herkesin yüzünde bir korku vardı. Onları gördükçe bende iyice tedirgin oluyordum. Masaya son kez baktım, yaklaşık yirmi kişilik bir masaydı en başa Poyraz denilen adam oturacaktı o yüzden o kısmı ona göre daha özenle hazırlamışlardı.Etrafa bakarken içeriye giren altı izbandut gibi siyah takım elbiseli adamları görmemle istemsizce bir adım geriledim. Hepsi gözlerini bize dikmiş dikkatlice yüzümüzü inceliyordu daha sonrasında masaya yönelip masanın her noktasını aradılar. Onlar masayı ve etrafı incelerken sessizce yanımda duran Ecrine," Ne yapıyorlar?" diye sordum. Yine tek şaşıran bendim iş arkadaşlarım gayet olağan bir şey yapıyorlarmış gibi sakince onları izliyordu. "Bunlar Poyraz Beyin korumaları. Masada veya mekanda herhangi bir böcek veya kamera var mı diye bakıyorlar ya da Poyraz Beye zarar verebilecek herhangi bir şey" demesi ile şok içinde iki metre uzunluğunda olan adamlara baktım. İşlerini fazlasıyla ciddi yapıyorlardı ellerinde daha önce hiç görmediğim garip aletler ile her yeri tarıyor temiz olduğunu gördüklerinde ise telefondan birilerini bilgilendiriyorlardı. Onları gördükçe bu Poyraz denilen adamdan daha çok korkmaya başladım. Umarım bu günü başıma bela almadan atlatabilirdim. Yarım saat boyunca etrafı aradıktan sonra korumaların başları olan kişi telefonla birini aradı. "Burda her şey temiz Anıl Bey" karşı taraf ne dediyse birkaç saniye onu dinledi ve ardında " Tabi efendim" diyip kapattı sonra da Hakan Beye dönüp "Hazırlanın geliyorlar"demesi ile müdür ve birkaç kişi onları karşılamak için hızla kapıya doğru gitti ve beş dakika içinde takım elbiseli gayet sert ve ürkütücü bakışlara sahip dört beş kişi göründü. Üzerindeki takım elbiseler oldukça pahalıydı. Burdaki iki yıllık maaşımdan bile fazla olduklarına emindim. Bize doğru yaklaşan adamları Ecrin oturmaları için hemen yönlendirdi. Herkesin oturacağı yer belliydi kimse söylenilen yer dışında başka bir sandalyeye oturamazdı. Adamları incelediğimde fazla yaşlı olmadıklarını görünce şaşırdım. Bunlarda en fazla otuzlu yaşlarındaydı. Adamlardan birinin, hemen karşımda oturan kişinin yüzünde ince bir yara izi vardı. Hepsi birbirini öldürecekmiş gibi bakıp duruyorlardı. Tanrım bunlar nasıl adamlar böyle! Beş dakika sonra bir grup daha geldi onlarında ilk gelenlerden bir farkı yoktu sadece bu gelenler biraz daha yaşlıydı. Zaman ilerlemiş herkes yerine geçmişti sadece bir kişi hariç....Poyraz dedikleri adam hâlâ gelmemişti. Gelen adamlara önden minik ikramlar yapılıyordu. Masada oturanlar birbirleriyle sohbet ederken onları dikkat çekmeden ara ara izliyordum. Sohbet ederken bile birbirlerinin yüzlerine sertçe bakıyorlardı. Bana öyle baksalar korkudan giderdim heralde. Onlara baktığımı görmesinler diye bakışlarımı yere odaklayıp beklemeye devam ettim taki bir anda sessizlik olup birinin masaya doğru yürüdüğünü anlayana kadar. Gelen kişiye baktığımda adamın 1.85 boylarında simsiyah saçlı ve saç rengine uyumlu gece kadar karanlık olan siyah gözleri olduğunu gördüm. Masada oturan adamlara korkutucu şekilde bakan adamı sanki ağır çekimdeymiş gibi izliyordum. Bir insan hem nasıl bu kadar ürkütücü hem de nasıl bu kadar dikkat çekici olabilirdi aklım almıyordu. Giydiği siyah takım elbisenin altında kaslı vücut yapısı kendini fazlasıyla belli ediyordu. Bu vücudu yapabilmek için günün ciddi bir zamanını spora ayırdığı belliydi. Sporcuların kaslarını daha hızlı şişirebilmek için aldıkları steoit veya protein tozu gibi şeyler aldığını hiç sanmıyordum. Bu adam bu kasları sadece sporla yapmıştı bundan emindim tıp lisansımı bitiremesemde bir insansın vücudunu ve işleyiş mekanizmasını çok iyi bilirdim. Kaslı dediğime bakmayın öyle kas yığını olan tiplerden kesinlikle değildi gayet ideal ölçülerde ve kesinlikle itici değil aksine fazlasıyla dikkat çekiciydi. Poyraz dedikleri adam masaya yaklaşınca masadaki herkes başıyla selam verdi o ise yine sert bakışlarını bırakmayıp aynı şekilde onlara selam verdikten sonra yerine oturdu. Herkes pür dikkat adamı izliyordu resmen. Hakan Bey onun gelmesi ile hızla bize işaret verdi ve bir an da tüm çalışanlar bu adamların etrafında dolanarak servis yapmaya başladılar.Servisi yaptıktan sonra tüm çalışanlar mutfağa gidecek korumalar ikinci emri vermeden bulundukları yere gidilmeyecekti konuşulanları duymamamız için alınan bir tedbirdi sadece.Yalnız ara ara ben çıkıp içkilerini yenileyecektim tabi bunu bir koruma eşliğinde yapacaktım. Adam içeri gelip bana haber verecek bende gidip içkilerini tazeleyecektim. Çaktırmadan Poyraz'a baktım tekrar. Masadakilerle koyu bir sohbete dalmıştı. Yüz kasları o kadar sertti ki bunu bilerek yapıp yapmadığını merak etmiştim. Daha sonra bakışlarım boynunda görünen dövmeye kaydı belliki bu dövme vücudunun alt kısımlarına kadar uzanıyordu ve o vücudu düşününce birden kızarmaya başladım. "Derin kendine gel!" hemen bakışlarımı ondan alıp ölmemek için görünmez kişi olmaya devam ettim. Adam resmen etrafına tehlikeli bir hava yayıyor bense onun kumral tenindeki dövmeyi hayal edip uyarılıyordum. Cidden aklımdan zorum vardı. Nerdeyse bir buçuk saat geçmişti ve bu süre boyunca onlara en iyi şekilde hizmet etmeye çalışıyorduk. Ecrin iyice zıvanadan çıkmıştı sürekli Poyraz'a bakıyor ona servis yapacağı sırada bilerek göğüslerini şişirerek dikkatini çekmeye çalışıyordu resmen gel beni becer diyordu yani. Bu cesaretine hayran kalsamda yaptığı şeyin delilik olduğunu biliyordum. Poyraz bir ara Ecrin'i farkedip ona bakınca bu aptal kız bundan daha çok cesaret alıp ona doğru kıvırta kıvırta gitmiş tabağını yenilemişti tabi bunu yaparken de yine göğüs dekoltesini görmesi için adama daha çok eğilmişti ve bu sefer istediğini elde etmişti çünkü Poyraz denen adam birkaç saniye göğüslerine bakıp pis bir şekilde yüzüne sırıtmıştı. Hakan Bey çalışanının bu hareketine kızıp öfkeden kızarsa da müdahale edemiyordu. Neyseki Ecrin'in bu saçmalığını daha fazla izlemek zorunda kalmadık çünkü yarım saat sonra konuşacakları konuları kimse duymasın diye herkesi mutfağa aldılar ve içeriye girer girmezde Hakan Bey öfkeyle, "Ecrin ne halt ettiğini sanıyorsun!" kızın kolunu sertçe tutup hesap sordu onun bu tavrına şaşıran kadın ise masumu oynayarak " Neden bahsediyorsunuz?" "Neyden bahsettiğimi çok iyi biliyorsun! Ölmek istemiyorsan bu şekilde davranmayı bırak! Yaptığın şey yüzünden zarar görebilirsin bu adamlar altına yattığın adamlara benzemez özellikle Poyraz Bey hiç benzemez!!" sertçe kolunu bıraktığında acı ile kolunu ovdu Ecrin. "Bir şey yaptığım yok!" desede bu dediğine Hakan Bey sadece alaycı şekilde güldü ve bir şey demeden uzaklaştı. Hâlâ kolunu ovan Ecrin'in yanına gidip " Adam haklı herkes orda ne yaptığını gördü" sinirle bana dönüp " Sana mı soracağım ne yapacağımı! Haddini bil Derin!" diye beni azarlayan gerizekalıya bakakaldım. Hayır ne bekliyor ki? Adamı ayartabileceğini mi en fazla adam alacağını alır ve onu bir kenara atardı. Neyse kendi bilir sonuçta hayat onun hayatıydı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE