Galeriden çıktıklarında hava, içeride bıraktıkları her şeyden daha soğuk geldi. Defne kapı eşiğinde bir an durdu. Dışarıda gece vardı; ama gece, şehirdeki ışıklar yüzünden tam karanlık değildi. Sokak lambaları yere uzun, ince çizgiler düşürüyordu. Islak asfalt, ışığı bir ayna gibi geri yansıtıyor; sanki adımlarının altında başka bir dünya daha varmış gibi… Ama bu kez iki katmanlı gerçeklik değil, sadece gecenin kendi derinliği. Aras Defne’nin elini bırakmadı. Bırakamazmış gibi değil. Bırakmak istemezmiş gibi tutuyordu. Defne bunu hissetti; parmaklarının içindeki sıcaklık, bir tutuşun ötesindeydi. Aras’ın avucunda bir karar vardı: “Yanındayım, hep yanında...” Defne yüzünü ona çevirdi. “Gidecek misin?” diye sordu, aslında cevabı bildiği hâlde. Aras dudaklarının kenarında çok küçük bi

