Şehrin sabahı, merkezin camlarına vurduğunda içerideki ışık bile soğuk görünüyordu. Defne ilk geldiği andaki adımını tekrar tekrar hatırladı: Kapı, metal, kimlik okutma sesi… Sanki her geçişte kendinden bir parça bırakıyordu. Oysa o parçaları kaybetmiyor, saklıyordu. Çünkü burada hayatta kalmak, bazen duyguyu gömmek değil; duyguyu doğru yere kilitlemek demekti. Koridorun sonunda bekleyen Meryem’i gördü. Üniforması kusursuzdu, yüzü de öyle. Defne’ye kısa bir bakış attı; bakışın içinde “Buradayım” diyen bir şey vardı ama kelimeye dönüşmedi. Burada kelimeler tehlikeliydi. “Komutan seni istiyor” dedi Meryem. Meryem gerçekten merkezin bir parçası gibiydi. Yine de önceki yaşadıklarından Defne şüphe duymuyor gibiydi. Defne “Biliyorum” demedi. Sadece başını salladı. Onun yerine, dudaklarının a

