Ödeyeceksin

393 Kelimeler
10 İkisi de kapıya bakakalırken Güven korkusundan neredeyse oracıkta son nefesini verecekti. Neyse ki gelen babası değil evin yardımcısıydı. Onu gördüğünden dolayı rahatlasa da kızgınlığının etkisi henüz geçmemişti. Güneş’in kavradığı kolunu bırakmayıp hala ona yakın duruyor Güneş ise elini Güven’in göğsünde tutarak mesafeyi koruyordu. Aynur, Güven’in öfkeli bakışlarına maruz kalınca ne yapacağını şaşırdı. Normalde evin küçük oğlunu böyle sinirli görmezdi. Bu hali yabancı gelmişti. Güven burnundan solurken “Ne oldu Aynur?” diye sormak zorunda kaldı hala konuşmayıp kendilerine bakan kadına. Aynur “Herkes kahvaltı da, sadece siz yoksunuz.” Dediğinde Güven kısaca “Tamam, geliyoruz.” Dedi. Aynur gerisin geri çıkıp kapıyı kapatınca Güneş tüm kuvvetiyle Güven’i itip ondan uzaklaştı. Biraz önce ki mağdur halinin aksine dik durup kollarını göğsünde birleştirdi. Güven’e dik dik bakıp “Bundan sonra nereye girdiğine, sabahladığına dikkat edersen iyi olur!” dedi. Güven onun bu halini süzgeçten geçirince kendine oyun yaptığını anladı. Ona bir adım yaklaşıp “Eğer ki bilerek yapsaydım sonuna kadar haklısın derdim!” deyip beklemeden odadan çıktı. Kapattığı kapının ardında durup “Bana oyun ha!” dedi kendi kendine. “Nasıl eğlenilir sana öğreteceğim!” dedi ona iyi bir ders vermek isteyerek. Kendinden şüphe duymasa da babasına söylemekle tehdit edilince ne yapacağını şaşırmıştı. Üstelik o sahte gözyaşları yok muydu? Nasılda role bürünüp kandırmaya çalışmıştı kıvırcık kendisini. Hem becermiş hem yakıştırmıştı da. Babasının karşısına öyle gitseydi; bir an bile düşünmeden Güneş’e inanırdı. Yalancı sarışın fazla ileri gitmişti ama bunun bedelini ödeyecekti. Güneş, Güven gibi her şeyi dalgaya alan birinden böyle bir tepki beklemiyordu. Ama yapacak bir şey yoktu. Azıcık dikkatli olsaydı, biraz daha hassas davransaydı, diye düşünmeye çalışarak kendisini haklı çıkardı. Fazla geç kalamamak adına geceliğini çıkarıp üzerine toz pembe crop şort takımını giydi. Bugünkü yapacakları için bu kıyafeti uygundu. Beyaz spor ayakkabılarını ayağına giyip aşağı indi. Pazar günü olduğu için çoktan kahvaltıya başlamışlardı. “Günaydın!” dedi cıvıl cıvıl sesi ve derin gülümsemesiyle. Herkesten aynı şekilde karşılık alırken beklemeden masaya oturdu. İzzet dede “Yine aydınlattın bizi ışığınla, Afitabım!” deyince Güneş gülümsedi. Yan tarafa bakınca Güven’in gelmekte olduğunu gördü. Güneş gülümsemesini bozmadan “Güneş’i küstüreceksin bir gün İzzet dede! Artık sana ışımayacak!” dediğinde İzzet dede elini 'aman' dercesine salladı. “Sen varken ona ne gerek var.” Dedi. Güven onların konuşmasını duyarken “Günaydın!” deyip masadaki yerine oturdu. Esat bey oğluna gözünün ucuyla bakıp “Günaydın!” dedi biraz sesini sertleştirerek.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE