Elini Hüseyin'in omzuna koydu Mustafa. Babacan bir şekilde sıktı omuzunu. "Doğru söylersin Hüseyin. Dert deyip gam çeke çeke imanımız gevredi. Gülelim ulan!" Keyifleri yerindeydi. Çeşmeden sularını içtiler, hayvanları da suladılar atlara binerken hala gidiyorlardı. Tekke Köyüne sapan ana yola yöneldiklerinde Mustafa atını durdurdu. Hüseyin eniştesinin durmasına bir anlam veremese de o da peşinden durmak zorunda kaldı. Mustafa atını Hüseyin'in atına yaklaştırdı. Atların yanları birbirine değiyordu. İyice sokuldu Hüseyine, " Sende işitin mi?" Hüseyin etrafına şaşkın gözlerle bakınıp kulak kararttı. Bir şey işitmedi. "Yoh, enişte çekirge sesi, rüzgarın sesi, başka da bir şey duymam." Mustafa başını iki yana salladı. İyice bir sesini düşürdü. "Değil gardaş, ikisi de değil. Bir

