Halil hiç bir vakit can yakıcı bir kimliğe bürünmemişti. Babası küçücük bir çocukken bile elinde sapanla kuş peşinde koştuğunu gördüğü vakit, " Evlat bir canın vebali ağır olur , taşıyamazsın !" der ve sapanla oynamaktan kesin bir şekilde men ederdi. İdris'in çaresiz bir şekilde kayalığın başında çırpınması bir an rahmetli babasının küçükken söylediği sözlerini anımsattı. İki seçeneği vardı ya İdris'i ölüme terkedecekti ve yahut da vicdan azabı çekmemek için o puştu kurtarıp yoluna devam edecekti. Kurtulmayı hak edip etmediğini muhasebe edecek zamanı yoktu. Onu gebertecek derecede bir öfkeye kapılarak gelmemiş miydi bu kayalığın başına? Nasıl o kahrolası gözleri gül yüzlü Seher'ine dikebikecek cesareti kendinde bulabilirdi? Bir adım attı, İdris'in yalvaran sesi tüm kayalıkta yank

