Zeynep’in vücudu buz kesmişti. İsmail’in sözleri kulaklarında yankılanıyordu. “Sen de öyle olacaksın, Zeynep.” Nefesi düzensizdi, göğsü hızla inip kalkıyordu. Kaçmalıydı. Buradan bir şekilde kurtulmalıydı. Ama bedeni ona ihanet ediyordu. Ellerini kıpırdatmaya çalıştı, bilekleri uyuşmuştu. Gözlerini kırpıştırdı, başı dönüyordu. İsmail’in ayak sesleri dışarıda yankılanıyordu. Adam ağır adımlarla odanın kapısını kapatmış, dışarı çıkmıştı. Bir an için etraf sessizleşti. Ama bu sessizlik, içindeki korkuyu daha da büyütüyordu. Kafasını hafifçe sağa çevirdi. Bulunduğu oda loştu, eski taş duvarlar nem kokuyordu. Burada nerede olduğunu bilmiyordu ama yalnız olmadığını hissediyordu. Bir an için kulak kesildi. Kendi nefesinin dışında başka bir şey duymak için… Ama sadece kalbinin çılgınlar gibi ç

