Jandarma araçlarının motor sesleri yaklaştıkça, İsmail’in içini garip bir ürperti sardı. Kalbi göğsünde bir davul gibi atıyordu, ama bunu kendine bile itiraf edemezdi. Yıllardır kaçtığı geçmiş, nihayet kapısına dayanmıştı. Ellerini saçlarının arasına geçirdi, nefesi düzensizleşmişti. Kaçmalıyım. Ama nasıl? Odada hızla göz gezdirdi. Eski taş duvarlar, örümcek ağlarıyla kaplanmış tavan, köşede bir çuval gibi yatan Zeynep’in hareketsiz bedeni… Kızın nefesi vardı hâlâ, ama çok zayıftı. Bacaklarının arasındaki koyu kırmızı leke iyice kurumuştu. İsmail’in gözleri bir anlığına parladı. Eğer jandarma onu böyle bulursa, işim biter. Dışarıdan sesler yükselmeye başlamıştı. Jandarma yaklaşıyordu. Harekete geçmeliyim. Titreyen elleriyle Zeynep’in kolunu kavradı. Çelimsiz bedenini kaldırmaya çal

