Çaylar geldiğinde, bardağın ince belli yanından yükselen buhara baktım. Sıcaklık avuçlarıma yayıldı. Tam ilk yudumu alacaktımki; “Baran Bey!” Bir kadın sesi, berrak ve tiz, uğultusu ortamı yarıp masamıza saplandı. Arkama döndüm. Sarı saçları omuzlarına dökülen, uzun boylu, zarif bir kadın gülümseyerek yaklaşıyordu. Giydiği trençkot pahalı görünüyordu. Gözleri, sadece Baran’a odaklanmıştı. “Sizi burada görmek ne güzel,” dedi. Baran, benim hiç alışık olmadığım bir çeviklikle ayağa kalktı. “Rüya Hanım!" Dedi. İçimde bir şey, adını koyamadığım bir şey, aniden yerinden oynadı. Bir soğukluk mu, bir sıkışma mı? Fark etmedim bile. Sadece bardağımı biraz daha sıktığımı hissettim. Rüya, çantasını koluna takarak, “Burası çok övülüyordu, görmek istedim. Gidişimden önce sizi görmek de ayrıca gü

