8. bölüm

1520 Kelimeler
Odaya girip kenarda duran valizimden siyah, kısa kollu, etekleri pileli elbiseyi elime aldım. Bu elbiseyi çok severdim. Üzerimdekileri çıkarıp onu giydim. Saçlarımı tarayıp, valizde duran küçük esans şişesini alıp bileklerime ve boynuma sürdüm. Parfümler çok ağır gelirdi bana, ama esanslar öyle değildi. Bu yüzden hep esans kullanırdım. Ve kokusu daha kalıcı olur, tenle birleştiğinde daha da güzel bir koku yayılırdı. Aynadan son kez kendime baktım. Zayıflamıştım, elbise üzerimde biraz bol duruyordu. Bu yüzden valize bakıp bir şeyler aradım ve takıların içinden en sevdiğim altın rengi zincir kemeri çıkarıp taktım. Artık hazırdım. Odanın kapısını açtığımda, avlunun ana kapısı da açıldı ve içeri yaşlı bir kadın girdi. Ardından iki erkek ve üç kadın girdi. Ve en son, Baran girdi. Ben merdivenlerden indiğimde,hafif esen rüzgar saçlarımı geriye doğru savuruyordu. Birden herkesin bakışları bana döndü. Kendimi çok tuhaf hissettim. Son basamaktan indiğimde, misafirlere doğru giderek adı Kudret olan kadının eline uzanıp öptüm ve "Hoş geldiniz," dedim. Sonra orta yaşlardaki kadının elini öperek, ve gen kadına sarılarak aynı şekilde "Hoş geldiniz," dedim. Ve diğer iki erkeğe ise uzaktan "Hoş geldiniz," dedim. Kudret Hanım bana bakarak, "Gelinin bu mu,Keje?" dediğinde çekindim.Nare Abla bana sert bir kadın olduğunu söylemişti. Keje Hanım memnuniyetsiz bir sesle,"He, abla," dedi. Kudret Hanım bakışlarını bana çekerek,baştan aşağı baktıktan sonra, "Masallah,pek de güzelmiş," diyerek yüzüme baktı. Dilan hemen ortaya atılarak, "Halam,hoş geldin," dediğinde,Kudret Hanım, "Hoş bulduk Dilan," diyerek elini uzattı.Dilan elini öptüğünde, Kudret Hanım, "Yoldan geldim,yorgunum. Hele oturalım," dediğinde avludaki divana geçip oturdu.Sonra da diğerleri. Keje Hanım, "Ne beklersin? Sofrayı hazır et," dediğinde,Kudret Hanım, "Aç değilim.Hele bir çay getirsin gelin," dediğinde,başımla "Tamam," diyerek mutfağa geçtim ve çayları doldurup, yanına da yaptığım tatlıyı koydum. Avluya doğru gittiğimde hafif bir rüzgar vardı ve eteğim çok kısa olmasa da rüzgardan dolayı uçuşuyordu.Tepsiyi hemen masaya bıraktım ve çayları ve tatlıyı servis ettiğimde geri çekilecektim ki, Kudret Hanım, "Nereye gelin?Geç otur," diyerek yanındaki boş yeri işaret etti. Öylece olduğum yerde durdum.Kudret Hanım tekrar, "Duymadın mı gelin?Hadi," dediğinde geçip oturdum. Kudret Hanım çayını içip tatlıdan bir çatal aldığında, "Bu tatlıyı kim yaptı?" dediğinde,Dilan hemen lafa atlayarak, "Bu uğursuz yaptı.Kesin kötü yapmıştır," dediğinde,Kudret Hanım sert bir bakış attı ve Dilan hemen sustu. "Yok,güzel olmuş. İlk defa bu evde güzel bir tatlı yedim. Eline sağlık," dediğinde,Dilan öfkeyle kızardı. Ben istemsizce gülümsedim. Çünkü bu eve geldiğimden beri, Keje Hanım ve Dilan yaptığım her şeye bir kusur buluyorlardı. Uzun zaman sonra ilk defa, yaptığım şeyi biri beğenmişti. Kudret Hanım bana dönerek, "Eline sağlık gelin,güzel olmuş," dediğinde, "Afiyet olsun," dedim. Kudret Hanım, Keje Hanım'a dönerek, "Hem ziyarete geldik,hem de şu deli oğlan için kız bakmaya geldik Keje. Yoktur tanıdığın bir kız?" dediğinde,Keje Hanım, "Var abla,haber edeyim. Bir eğer kız izin verirse gideriz," dediğinde,misafirlerden biri olan genç bir erkek bana dönerek, "Yenge,senin bekar kız kardeşin var mı?" dediğinde,anlamaz bir şekilde baktım. Kudret Hanım,"Bu gençlerde de hiç utanma kalmamış," diyerek adama baktı. "Ne yapacaksın erhat,gelinin kız kardeşini?" dediğinde,adı Serhat olan adam, "Valla yenge,bu kadar güzelse, elbet kardeşi de onun kadar güzeldir," dediğinde,nedense bakışlarım Baran'a takıldı. Baran'ın öfkelendiğini gördüm, çünkü eli yumruk olmuştu. Kudret Hanım bana dönerek, "Bekar kardeşin var mı gelin?" dediğinde,başımı hayır anlamında salladığımda, "Demek tek kızmışsın." "Evet," diye cevapladım. Serhat,"Niye bir tane daha yapmamışlar? Niye yapsalardı ne olacaktı yenge?" dediğinde,Kudret Hanım sert bir sesle, "Serhat!Ayıptır! Sus hele!" dediğinde,Keje Hanım öfkeyle, "Ne o abla?Bir tane aldık yetmez, bir de bu uğursuzun kanından bir tane daha mı getireceğiz bu aileye?" dediğinde,Kudret Hanım, "Senin ailene değil,kendi aileme gelin getireceğim Keje. Bu seni ilgilendirmez." dediğinde Keje Hanım sustu. Baran,"Hala bence Serhat evliliğe pek hazır değil," dediğinde,Serhat, "Yok Baran,ben hazırım. Niye öyle diyorsun?" "Daha dün yaptığın çapkınlıklar konuşuluyordu.Ne ara düzeldin?" "Biti artık .O işleri bıraktım kuzen. Artık kendi yuvamı kuracağım. Ama çok güzel bir kız bulduktan sonra." Kudret Hanım,"Ula gereksiz! Artık Mardin'de kız kalmadı. Hangisine gittiysek bir kusur buldun." "Ana,kusura bakma da, sen kendine gelin buluyorsun, bana eş değil. Benim karım çok güzel olmalı." Kudret Hanım,"Ya sabır," dedi.Keje Hanım'a dönerek, "Sen birkaç eve haber sal,bakalım. Belki bir kısmet buluruz bu gereksize," dediğinde,Keje Hanım, "Tamam abla," dedi. Tam o anda, genç kadın ayağa kalkarak hızla uzaklaştı. Hepimiz ardından şaşkın şaşkın bakarken, diğer adam da hemen kadının arkasından koştu. Kudret Hanım,"Ayşe, ne oldu?" "Arhat'ın eşi Yaren Hanım'ın günü geçmiş.Birkaç gündür belki..." "Yoksa Yaren hamile mi?" "Bilmiyorum abla,ama galiba." Kudret Hanım,"E, hadi hayırlısı olsun inşallah. Arhat da Yaren'i doktora götürsün," dediğinde,Ayşe Hanım ayağa kalktı ve o da onlara doğru gitti. Anladığım kadarıyla, Arhat ve Yaren evliydi. Çaylar içilmişti.Çayları tekrar tazelemek için mutfağa gittim. Yaren'in midesi için ona tuzlu bir şeyler hazırlamıştım. Ve dinlenmek için odasına çıkmıştı. Herkes sohbet ediyordu, ben de onları dinliyordum. Kudret Hanım, Dilan'a dönerek, "Bu ne zaman evlenecek?" dediğinde,Keje Hanım, "Daha küçüktür abla," diyerek cevapladı. Kudret Hanım,"Ne küçüğü? Evde mi kalacak? 26'sına bastı!" Keje Hanım zoraki bir gülümsemeyle, "Görücüleri çok geliyor abla,ama Dilan daha küçüktür." Kudret Hanım,"Ne küçüğü Kara kuru bir şey, zaten evde kalacak sonra!" dediğinde,Dilan öfkeyle masadan kalktı. Keje Hanım,"Abla, karışma Dilan'a, kalbi kırılıyor!" "Kalbi kırılmaz!Hem onun için diyorum," diyerek çayından bir yudum aldı. "Ben gidip biraz dinleneceğim.Sonra yemek yeriz," diyerek ayağa kalktı. Keje Hanım bana bakarak, "Ne bekliyorsun?Ablamı odasına çıkar!" dediğinde ayağa kalktım ve Kudret Hanım'ı kalacağı odaya götürdüm.Yatağını açtım ve bir şey isteyip istemediğini sordum. Bir şey istemeyince odadan çıktım. Ve aklıma gelen şeyle kendime kızdım: Bu gün hiç Berat'ın yanına uğramamıştım ve yemek zamanını da geçirmişti. Mutfağa inip hızlıca bir şeyler hazırladım ve bir tabakta tatlı alıp tepsiye bıraktım. Aceleci bir şekilde yukarı, en üst kata çıktım. Kapıyı çalıp içeri girdim. Berat bana baktı. "Aç mısın?"diye sordum ama cevap vermedi. Tepsiyi kenara çekip,önüne bir sehpa çektim ve tepsiyi üzerine bıraktım. "Bak,sana tatlı getirdim," dedim. "Ama önce yemek." Tepsideki yemekten bir kaşık alarak ona uzattım.Artık baştaki gibi itiraz etmiyordu. Yemeği yedikten sonra (diğer kaşıkta biraz su verdim) ve iki dilim tatlı getirmiştim. Birini ona, birini de bana. Ona bir kaşık uzattığımda yedi.Ve ikinci kaşığı da ben yediğimde, Berat öylece bana baktı. "Eğer rahatsız olduysan kaşığı değiştirebilirim,"dedim. Ama Berat beni şaşırtan bir tepki verdi.Gözleri doldu ve sol gözünden bir damla yaş süzüldü. Panikle ayağa kalktım. "Ne oldu?Bir şey mi oldu? Canın mı yandı?" dediğimde yüzüne dokundum.Berat başını hayır anlamında salladığında derin bir nefes aldım. "Peki neden böyle oldun?"diye sordum ama bir şey demedi. "Lütfen," dedim. Zorlukla,"Sen benden tiksinmiyor musun?" dedi. Büyük bir sakinlikle,"Hayır," dedim. "Neden? Senden neden tiksineyim ki?" "Bilmem.Herkes tiksiniyor genelde," dediğinde çok üzüldüm,ama bunu ona belli etmek istemedim. Gülümseyerek,"Karşımda bu kadar yakışıklı bir bey varken nasıl tiksinebilirim?" dedim. Ama dudaklarımı kemirmemek için kendimi zor tuttum. Ona bunu kim böyle hissettirmişti ki? Kaşığı tekrar elime alıp tatlıya batırdım. "Bence güzel olmuş,değil mi?" dedim ve kaşığı ona doğru uzattım. Berat önce bana,sonra kaşığa baktı. Ve tatlıyı yedi. Gülümsedim. "Biliyor musun,benim hiç öyle huylarım yok. Yani birinden tiksinmek... bu tuhaf bir şey. Evet, herkes farklı olabilir ama ben böyle şeyleri pek takmıyorum." Berat pek konuşmasa da,ben onunla çok konuşmuştum. Tatlı da neredeyse bitmişti. Son kaşığı ben yemiştim ve gülümseyerek, "Biliyor musun,tüm tat, bence ilk ve son kaşıktadır. İlk kaşık, tatlıyı ilk tattığın için çok güzel gelir. Ve son kaşık ise, bu kadar güzel bir şeyi son kez yediğin içindir," dediğimde,Berat gülümsedi ve tuhaf bir bakış attı. "Bence tuhaf değil,gayet mantıklı," dedim.Ayağa kalktım. "Benim şimdi gitmem gerek.Sonra gelirim," dediğimde,gözüm arkadaki kitaplıkta duran "Şeker Portakalı" kitabına takıldı. Tepsiyi geri bırakıp kitaplığa gittim ve kitabı elime aldım. "Bu çok güzel.Ama bir türlü sonunu okuyamadım. İzin verirsen okuyabilir miyim?" dediğimde,Berat başıyla onayladı. "Teşekkür ederim," diyerek eğilip ona sarıldım.Ve geri çekildim. Çıkmadan önce, Berat'a dönerek, "Bir şey unuttum," diyerek cama yaklaştım ve perdeyi hızla açtım. "Işık her zaman çok iyidir." Berat ,İçeri giren ışıkla anlık gözlerini kapattı,ama ilk baştaki gibi tepki vermiyordu. Geri dönerek tepsiyi aldım ve odadan çıktım. Tepsiyi mutfağa bırakıp odama doğru gittim. Kapıyı açıp içeri girecektim ki, biri kolumdan sertçe tutup içeri çekti. Çığlık atacaktım ki, ağzıma kapanan elle neye uğradığını şaşırdım. "Bağırma bücür." Baran'ın sesiydi. Derin derin nefesler alıyordum.Elini yavaşça çektiğinde, "Manyak mısın ve adam ?" dedim. ,Baran, öfkeyle, "Lafına dikkat et.Yoksa..." diyerek üzerime yürüdü.Bu adam neden her defasında bunu yapıyordu? Geri geri yürüdüğümde, sırtım duvara çarptığında durmak zorunda kaldım. Baran üzerime eğildi ve bana baktı. "Senin dilin çok uzun.Dikkat et, sonra kesilmesin. O dilin kesilse de pek fayda etmez de, yine sana yeter," diyerek geri çekildi. Derin bir nefes aldım ve"Ya sabır," dedim. Baran,"Üzerindeki o elbiseyi değiştir," dedi. "Neden?" "Bir nedeni yok.Değiştir." "Nedeni yoksa değiştirmeyeceğim.Hem ben çok seviyorum." "Eğer benim çıkarmanı istemiyorsan,çıkar." "Çıkarmıyorum." Öfkeyle,"Emin ol ki yaparım. Ve o elbiseyi yakarım. Sana çıkar, dedim" dedi. Bağırarak,"Manyak mısın sen? Elbisemden ne istiyorsun? Be adam, çıkarmayacağım!" Tekrar üzerime eğildi ama hemen geri çekildi ." Ne sürdün sen ?" Sana ne , diyerek cevap verdim öfkeyle "ne sürdüysen çok öğrenc bir daha sürme." dedi sanki onu dinleyecektim . Baran tekrar " o elbiseyi çıkar dedim sana !" Dediğinde. Bende tekrar 'çıkarmayacağım'dediğimde,Baran elini eteğimin ucuna attı. O an, parmakları bacağıma değdiğinde, tüm bedenim kaskatı kesildi. Baran hemen elini geri çekti. "Yaparım bunu," dedi. "Tamam!" dedim."Tamam, çıkaracağım. Uzak dur benden!" Uzaklaştı. "İyi.Çıkar. " "O Zaman odadan çık önce . "bundan sonra sana bir şey dediğimde ikiletme. Yoksa bedelini ağır ödersin," diyerek odadan çıktı.Kapıyı arkasından kapattıp, "Manyak,"dedim.Duyup duyması umrumda değildi. Elbiseyi üzerimden sertçe çekip çıkarttım ve yere attım. "Manyak adam," dedim.Ve valizden başka beyaz, puyantiyeli elbiseyi çıkarıp giydim. Ve odadan çıkıp mutfağa indim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE