Alexsander odaya girdiği an onunla göz göze geldi. Üzerinde Isabel için ısmarladığı beyaz,pamuk elbise vardı.Ah, Tanrım! Nasıl her seferinde kendisini bu kadar etkilemeyi başarıyordu bu kız! Kıza yaklaşırken gözlerindeki korkuyu görebiliyordu... Gözlerini Isabel'in karnına dikti ve konuşmaya başladı. "Karnındaki çocuk benim mi?" Neden böyle bir soru sormuştu, bilmiyordu. Aslında neredeyse kendi çocuğu olduğuna emindi. Düşesin, aklına böyle bir şüphe sokmasına lanet etti. Isabel hiç beklemediği bu soruyla karşılaşınca önce afaladı ancak daha sonra şaşkınlığının yerini öfke aldı. Ne cevap vermeliydi? Onun olduğunu söylese çocuğu ondan alır mıydı acaba ya da kabullenmeyip dışarı mı atardı kendisini? Hangisi Isabel için daha iyiydi? İkisi de berbat olasılıklardı. Dışarda az kalsın öl

