Akın kendi kaskını tek eliyle çıkarıp aynı bölmeye özenle yerleştirdi. Motoru kilitleyip anahtarı cebine attıktan sonra karışan saçlarını tek eliyle düzeltip geriye attı. Motorun dikiz aynasından saçları olmuş mu diye bakarken Feyza'nın yine onu dalgınca göz ucuyla izlediğini fark etti. Kızın belindeki elini, küçük karnına dek sürükleyip daha çok sardı. Sonra hiçbir şey yapmamış gibi hafifçe onu sarstı. Hala aynada saçlarını düzeltir gibi yaparken mırıldandı. "Hala uyuyorsun Feyza, görmedim sanma."
Feyza'nın cevap vermesini bile beklemeden kafeye doğru yönlerini çevirip ilerledi. Lakin beline dolanmış olarak yürümek onu rahatsız eder diye elini çekti. Arker arkadaşı gibi kolunu omzuna atıp kızı kafenin içine soktu. Bir sütlü Türk kahvesi ve beş tane Karaköy poğaçası siparişi verdi. Hepsi Feyza'nın çok sevdiği şeylerdi. Birini sınav öncesi yese diğerlerini sınav çıkışı yerdi. Aç aç sınava girmesini istemiyordu. Parasını ödediği yiyeceklerden sonra kahveyi hala uykulu Feyza'nın dudaklarına yasladı. "İç. Uykun açılır hem için ısınır hala titriyorsun."
Feyza'nın minik bedeni hemen alışıverdiği sıcaklığı huysuz çocuklar gibi geri istiyordu. Bacakları mesela şu an donuyor, dizleri üşümekten titriyordu. Omuzları neyseki genç adamın kolunun altında olduğundan daha iyiydi. Sabah serinliği zaten çok üşüyen bedenini titretiyordu. Mekanın sıcaklığı bile Feyza'nın dışını ısıtamıyordu. Çünkü Feyza'nın içi sığınma hissiyle üşüyordu.
Dudaklarına yaslanan kahveden Akın'ı kırmamak adına minik bir yudum aldıktan sonra iki eliyle sıkıca kavradı. Üşüyen ellerine, dumanı üzerinde tüten bardak çok iyi geldi. "Sen geç kalmıyorsun değil mi?" Abi eklemek istiyordu sonuna ama sanki emanet gibi duracaktı.
Cebinden son model telefonunu çıkarıp saate göz atan Akın'ın gelen mesaja kısa bir mesaj yazdığını gördü.
*Amirim gelmiyor musunuz? Toplantı vardı sizi bekliyoruz.*
Mesajı göz ucuyla Feyza da yakın oldukları için okudu.
*Geliyorum, siz bensiz başlayın.*
Cevabını yazarken Akın'ın başını iki yana 'geç kalmıyorum' der gibi salladığını Feyza fark etti.
"Hadi sen gitte geç kalma, geldim zaten. Sınava yetiştirdin."
"Şoförünü kovuyor musun? Çok ayıp, yakıştıramadım. Hızlıca birini ye, aç karnına sınava girilmez." Kağıt keseden çıkarılıp sıcacık dudaklarına yaslanan poğaça ile Feyza yutkundu. Çok güzel kokuyordu. Bu sefer onun elinden yiyemedi. Utandı. Bir eliyle kavrayıp küçük bir lokma aldı.
Akın'ın elindeki keseye uzanıp bir tane çıkararak aralarında tuttu. "Sende ye." Derken Akın'ın yaptığı gibi ağzına dayayamazdı. O *abi* gibi onunla ilgilenirken kendisi yapsa absürt kaçardı. Elinden alınıp kocaman ısırılan poğaça ile yediği poğaça, nefes borusuna kaçtı ve öksürdü. Adamın bir ısırığıyla poğaçadan minik bir parça kalmıştı. Yuhtu yani! Abisi de çok yerdi ama bu başka bir şeydi.
Omzundan sırtına yağ gibi kayan iri el hafif hafif sırtını patpatladı. Lokmasını yutan Akın, kızın yandan yüzüne eğilip şaşkınca bakarken söylendi. "Helal... Helal olsun. Küçücük bir şey ısırdın, boğazına dizmeyi nasıl başardın acaba?" Kolundaki akıllı saatte bir göz attı. Yeni almıştı henüz tüm ayarlarını yapamamıştı. Kalan dakikaları burada ziyan etmemelilerdi. Omzunu sıkıca sardığı kızla kafeden çıkarak motorun yanına varana dek kendisiyle birlikte sürükledi. Poğaçayı söz dinleyip bitiren kıza, göz ucuyla bakıp gülümsedi.
Cebinden motor anahtarını çıkarıp motora bindi. Ona teşekkür etmeye hazırlanıp utangaç bir şekilde bakan kızın elindeki kahve bardağını aldı. Akın'ın diğer elinde yiyecek kağıt kesesi vardı. "Gel bakalım fakülte önüne dek bırakayım yürümekle zaman kaybetme. Varınca bir kez daha notlarına göz atarsın." Yiyecekleri tek elinde birleştirdi. Şaşkınca bakan kızı dirseğindeki kıyafetinden tutup motora yaklaştırdı. "Haydi alıştın artık bu sefer arkaya bin. Kısa mesafe zaten. Bu kadar düşünme Feyza haydi..."
Feyza okuduğu mesajlardan olsa gerek Akın Abi'sini daha fazla buralarda oyalamak istemiyordu. Tutukça daha çok yaklaşıp bir bacağını kaldırdı. "Canavar gibi derken kinaye yapmıyordum. Baksana motorunun üzerine yaklaşıp yetişemiyorum bile." Bir bacağı havada kalmış kıza kıkırdayarak baktı Akın.
"Motorumu çok gücendirdin, alındı kesin. İltifat et biraz belki binmeme yardımcı olur." Akın kızı rahatlatmak için konuşurken kolunu sıkıca kavrayıp iyice kendine çekti. Motoru Feyza'dan tarafa beline kadar yan yatırdı. Kavradığı kolun üzerinden eline kayarak sıkıca kavradıktan sonra omzunun üzerinde elini tuttu. "Tutuyorum seni at ayağını bakalım." Ve Feyza o omuzdan minik parmaklarıyla destek alarak motora bindi. Akın motoru yan şekilden normale zorlanmadan kaldırdı.
"Kask takmayacak mıyız? Birde okula, araçların ve motorların girmesi sağlık durumları dışında yasak. Yürüyerek giderim ben."
Feyza genç adamın omzuna parmak uçlarıyla dokunarak inmeye çalışırken Akın kolunu yandan arkaya uzatarak onu durdurdu.
"Polisim ya ben unuttun mu? Gireriz motorla sıkıntı yok. Çoğu güvenlik tanıyor beni. Burası ilgilendiğim bölgeler arasında. Tutun sen bana bakalım, belime sarıl da düşme. Kask kısa mesafede sorun olmaz, takmaya gerek yok. Tutundun mu? Hah... Tamam oldu, afferin."
Üzerindeki deri cekete, Feyza'nın kedi gibi sıkı sıkı tutunduğunu gördü. Sarılıyor sayılmazdı. Bacakları motorun yapısından dolayı birleşik olsa da Feyza üst bedenini asla Akın'ın sırtına yaslamıyordu. Akın, Feyza'nın bu kendini, bedenini koruma çabasını taktir ediyor ve tastikliyordu. Bir miktarda gurur duyuyordu. Başka kızlar olsa yada şu kızın ablası olsa kesinlikle çam akması gibi Akın'a yapışırlardı. Sırf bu yüzden bu motora binen ilk kız Feyza'ydı. Kızlar kendisini böyle korurken Akın niye erkek olarak tenini korumasındı? Tensel ihtiyaçlar onun için özel olanla olmalıydı.
Güvenlik kulübesine yaklaştıklarında Akın durdu. Polis rozetini çıkartıp gösterecekti. "Günaydın amirim, geçebilirsiniz rozete gerek yok."
Güvenlik demirini açan genç güvenlikçiye Akın "Eyvallah kardeşim, işin rast gitsin, görüşürüz." Diyerek karşılık verdi.
Allah'tan sık sık görüşüp 'sıkıntı var mı' diye sorup durduğu gence denk gelmesi forsuna fors katmıştı. Kızın yanında 'hayır yasak, giremezsiniz' diyen dallama güvenlikçilere de denk gelebilirlerdi. Feyza'nın kollarını yeniden beline dolayarak motorla ilerledi. Fakültesinin önüne geldiklerinde yine önce kendisi inip Feyza'yı bez bebek gibi belinden tutarak indirdi.
Motorunun gidonuna taktığı yiyecekleri Feyza'nın ellerine tutuşturdu. "Haydi bakalım, geldik. Bir kez daha göz atmak için vaktin de kaldı." Kolundaki saatine bir göz atıp tekrar o güzel yüze gülümseyerek baktı. "Var mı benden bir isteğin? Yoksa artık gideyim." Kilitli bölmedeki Feyza'ya taktığı kaskı eline aldı.
"Yok çok teşekkür ederim. Zahmet oldu sana. Sağol. Şey... Evimize gelen o aile konusunda da sana teşekkür edeme-"
Akın, kızın sözünü kesti çünkü hatırlamak bile huzursuz ediyordu. "Etme lütfen. Kim olsa aynısını yapardı. Mahallede başka bir kız o durumda olsaydı yine yapardım. Mesleğim korumak-kollamak çünkü. İçin rahat olsun komşu kızı." Akın akılların ipleriyle cambaz gibi oynamayı severdi. Feyza'nın içini rahatlatmaktaki amacı hem aklında illaki kalmaktı hem de sınavında kendisine kızıp eziyet etmesin diyeydi. Yakınlıklarını illa ki kafasına takıp benim yüzümden mesafe koyamadım diye kendisini yiyip bitirecekti. Gerek yoktu. Zaman çoktu. Akın hallederdi.
Kaskı motorun üzerine koydu. Bölmeden korumalarını çıkarıp önce dizlerine sonra dirseklerine taktı. Gelişlerinin aksine dönüşünde hız yapıp toplantıya yetişmesi gerekiyordu. Bu aralar Kenan zibidisi varken müdürünün gözüne batmasına hiç gerek yoktu. Korumalıkları bu sebeple takmıştı. "Feyza, derslerin kaçta bitiyor? Biliyorsun o ismi lazım değil şerefsiz hala dışarıda bir yerlerde. Lütfen bak eve yalnız dönme. Birde Ferit'e mutlaka mesaj at... Unutma sakın, seni merak eder."
Kaskını kafasına geçirdi ama klipsleri geçirmeden kızın cevabını bekledi. "Bugün beşte derslerim bitiyor, abimle eve giderim. Gerçekten her şey için çok teşekkür ederim. Sana hayırlı işler." Elindeki poğaça kesesini genç adama uzattı lakin Akın almadı.
"Dersten çıkınca yersin, sana aldım. Sınavına odaklan, yüksek not almanı bekliyorum ona göre. Haydi bana Eyvallah. Allah'a emanet ol, Feyza." Başını uslu uslu sallayıp bakışlarını kaçıran kıza ufacık gülümsedi.
Motoruna bindi ve o kaskın meşhur klipslerini Feyza kendisine baktığı an hızla yerine geçirdi. Feyza gözlerini yeniden kaçıramadan göz kırpıp kaskın vizörünü indirerek göz temasını bu sefer Akın kesti. O Feyza'nın güzel şaşkın küçük yüzünü, net görüyordu ama ayna yansıması yapan vizörden dolayı Feyza Akın'ın yakışıklı suratını göremiyordu.
Motoru çalıştırıp kuğu gibi artistik bir u çizdi. Yola atılacağı sıra hala tutukça ona bakan kıza işaret ve hemen yanındaki uzun parmağı birleştirip kaskına bir kez o parmaklarla dokunup havaya savurarak vedalaştı. Aynadan hala ardından onu izleyen kızla iç çekti. Nefeslenmesiyle kaska sinen şampuan kokusunu soluması bir oldu. Tekrar tekrar kaskın içinde derin nefesler aldı. Feyza'nın kokusuyla mest oldu. Motorunun üzerine yatıp geldiğinin aksine hız yaparak gözden çabucak kayboldu.
İki genç bugün karşılıklı durmuşlar ama sanki aynaya bakmışlar gibi hissediyorlardı. Konuşmadan bile anlaştıkları anlar vardı. Mesela Feyza'nın, Akın'a hiçbir şekilde temas etmek istememesini Akın o söylemeden anlamıştı. Kırılmamış, anlayış göstermiş Feyza'nın rahat edebilmesi için çok çabalamıştı. Feyza'nın inat kişiliğine olağanüstü bir sabır göstermişti. Feyza ittikçe Akın, yol göstermişti. Sonuç itibariyle ikili ihtilat ettikleri yani karşılıklı konuşma gerçekleştirdikleri hallerinde kaliteli zamanlar yaşamışlardı.
Genç ikili sanki yeniden tanışıyorlar gibiydi. Tuhaftı ama normale yakın gibiydi. En azından Feyza için öyleydi. Akın tarafında ise yaratılış gereği olsa gerek bir şeyler paylaşma, ortak zamanı tekrar geçirme isteği çok daha baskındı. Ona bugün olanlar hiç yetmemişti.