Satvet 🌹

1255 Kelimeler
Durduk yere ayağa kalkan üçlüyü bütün yüzler anlamsızca izliyordu. Ortamda gerginlik ve sessizlik elle tutulur bir seviyeye ulaştı. "İçki kokusu rahatsız etti. Gitmiyorum korkma, sandalyeye oturacağım." Diye fısıldayarak Ferit'i sakinleştirdi. Zorlukla kolunu Ferit'ten alan Akın, sandalyeye kuruldu. Aylin'in gözleri olanları yakalamıştı ve iyice modu düştü. İsteme olayı zaten sallantıdaydı birde Akın'ın, Funda'ya vebalıymış gibi davranması iyice canını sıktı. Üstelik şu Fadime karısı da başbakan karısı gibi kurulup kurulup baktıkça delleniyordu. Kadın bakışlarıyla konuşuyordu sanki. Fadime'nin, Feyza'nın giyimine baktıktan sonra hesap sorarcasına kendisine bakmasını görmezden geldi. Fadime bu özel günde Akın'ın burada olmasıyla içi tekrar gıcıklandı. Mahallede son bir kaç yıldır Funda-Akın ikilisinin dedikodusu dönse de içten içe Fadime Hanım, Feyza'nın yanına Akın'ı yakıştırırdı. Midesi hazımsızlıktan gaz dolmuş gibi oturduğu yerde kıpır kıpır bir hal aldı. Az çalıştırdığı beynini kullandı. Aylin'in hayali Funda'ya, Akın'ın olmasını istediğini mahallede duymayan yoktu. Aylin cevval kadındı. Herkesi bir şekilde parmağında oynatırdı. Gece sonlanmadan parmağında oynayanlardan birileri olacağını o an bilmiyordu tabii ki. Fadime Hanım, Akın buraya Funda için gelmiş olmalı deyip içini rahatlattıktan sonra usulca geriye yaslandı. Nasipse mahallenin en güzel kızlarından biri gelini olacaktı. Feyza'nın akıllı uslu olmasından mütevellit kayınvalide adayları çoktu ve hepsine hava atacaktı. Gelininin artık okul falan okumasına da gerek yoktu, oğlu ona bakardı. Artık yemek, bulaşık ve temizlik için yorulmasına gerek kalmayacaktı. Kendisi hanım gibi oturacak gelini Feyza işleyecekti. Sabırsızca ellerini ovuşturdu. Fadime boğazını temizleyip anlamsızca dönen sohbetin ortasına girdi. "Ben çocukluktan beri Feyza kızımızı çok severim. Biz oturup bazı şeyleri konuşalım, bir karara varalım diye geldik. Bey sende bir şey desene." Şişman kocasının göbeğini dirseğiyle dürttü. Adamın zoraki sohbet konuları açmaya çalışıp durmaktan zaten sıtkı sıyrılmıştı. Birde bu olaylı konuya girmeye korktu. Çünkü Ramazan'ın ne kendisini ne de oğlunu hiç sevmediğini iyi bilirdi. Feyza'nın bu işi istediğinden emin değildi. Geldiklerinden beri oğluna bir kez bile dönüp bakmamıştı. Kafasına örttüğü şeyin içinde öylece halı desenleri izleyen kıza baktı. Giydiği şeylerden bedeni de gözükmüyordu. İstemeye gidilen kız açılıp saçılıp beden ziynetlerini görücülere göstermesi gerekmez miydi? Hem azıcık gözleri gönülleri şenlenirdi. Ailecek zihniyetleri bombozuktu. "Fadime ne güzel sohbet ediyoruz işte acelen ne?" Derken şu evden bir an önce çıkıp gitme derdindeydi. Bu yaşından sonra oğlu içinde olsa dayak falan yiyemezdi. Bekir, babasının geri adım atmasına acayip sinir oldu. Babasını küfürlerle içinden korkaklığına bilenirken konuyu kendisi devraldı. "Ramazan Amca, yıllardır birbirimizi tanırız. Ben kızına talibim, Feyza'yı çok beğeniyorum. O da ben-" Ferit daha fazla bu saçma gösteriye müsade edemeyecekti. "Höst ulan! Küçük o daha... Beğenen gözlerini oyarım senin! Yok beğenme falan kardeşim okuyor ve okuyacak. Bizde verilecek kız yok. Haydi gari evinize!" Bekir böyle bir çıkışı bekliyordu ama biraz fazla olmuştu. Eskiden beri Ferit ve Akın yaşça büyük olduklarından mahalle abileri havasına girip onu döver ve hırpalarlardı. Feyza'ya yanaşmaya hep korkmuştu. "N-e ne demek yalan?" Bekir bu işin sarpa saracağını nihayet anladığından taktik değiştirmeye karar verdi. Kurnazlıkta üzerine yoktu. "Feyza sen o gün dükkanıma gelmedin mi? Öpmeye çalışmadın mı beni? Anlatsana sende aşkımızı." Bekir'in, Feyza'ya bakan gözlerinde tehtid vardı. Feyza dehşetle bakakaldı. Ramazan Bey kızına bakıyordu 'yapmadım' desin diye lakin Feyza ne düşüneceğini bilemiyor yerinden bile kıpırdayamıyordu, korktuğu başına gelmişti. Buz küpü gibi donup kalmıştı. Bekir bu duraksamayı fırsata çevirip kızın korkusuna oynamaya devam etti. "Aşkım diyordun, üstüme atlıyordun... Şimdi ne bu naz allasen? Bir ara kendini aniden yere bile atmıştın, ilgimi çekmek için..." Akın sakin kalabilmek için o kadar çabalamıştı ki... Ama olmuyordu işte. Yerinden sakince kalktı, başı yere eğilen Ramazan Amca'ya kızdı. Ferit o sancılı doğum anının geldiğini anladığı için o da ayağa fırladı. Akın, Ferit'e son kez onay almak için baktı. Yumruğunu sıkan dostunun, minik baş eğişi ile artık sahne Akın'ındı. Bekir'in önüne dek usulca yürüdü. Bekir, uyuz bir sakinlikle üzerine üzerine yürüyen polise anlamazcasına baktı. Herif yaklaştıkça büyüyordu resmen. Polis olsa bile Akın'ın öfkesi, Ferit'inkini sollar geçerdi. Sanki arkaya korku filmlerinin gerilim müziklerinden koymuşlar gibi diken üstü bir halde üzerine gelen adama bakıyordu. Adamın duruşu bakışı ve karakteri Bekir için tamamen bir tehtitti. İyice sinmemek için kendisini sıkmak zorunda kaldı. Götü tutuştu. Akın'ın kişiliğini en iyi Bekir bilirdi. Daha polis olmadan önce aralarında geçen bir hadise, gözlerinin önüne gelince yüzü bembeyaz kesildi. Bir kızın etek altına baktı diye Akın üzerine o zamanlar zebaniler gibi çökmüştü. Akın korku ne bilmezdi, kafasının dikine gittiği her konuda da yenilmezdi. Lisede kampa gittikleri bir dönemde Akın onun yaptığı o göz tacizi üzerine eğer bir daha tekrarlarsa onu uçurumdan atmak için yemin vermişti. Bekir iyiden iyiye sararıp soldu. Akın tepesinde sorgu meleği gibi dikilip birden eğildi ve Bekir'in diz kapaklarına iki elini de koydu. Yüzleri karşı karşıya geldiğinde psikopatça sırıttı. "Demek Feyza seni öpmek istedi öyle mi?" Bekir üç buçuk atsa bile kontrolü elden bırakmadı. "E-evet, seviyor beni." Akın, Bekir'in dizlerindeki uzun parmaklarını iyice sıktı. Bekir acıyla bağırmamak için dişlerini birbirine kenetledi. Akın biraz daha sıktı belki vicdanı insafa gelir de, doğruyu anlatır diye ama nerede? "Üstelik senin üstüne atlıyordu değil mi?" Akın gözlerini Bekir'in gözlerine dikti. Bekir daha hala yalanlarına devam etme derdindeydi, o kızı istiyordu. O kadar! Bunların cezasını o tazecik fıstığa keser olur biterdi. Azıcık canını yakar bütün sinirini atardı. Feyza'nın dik memelerini ısırdığını hayal etti ve Akın'ın ikinci sorusuna da hızlı hızlı başını salladı. Konuşacak dermanı kalmamıştı. Çünkü Akın'ın demir gibi ellerinin içindeki dizleri acıdan cayır cayır yanıyordu. Herkes ayaklanmış olanı biteni izlerken dikkatle dinliyorlardı. Ferit, Akın'ın önden saldırısına Bekir'in arkasına geçip omuzlarından Bekir'i koltuğa basarak destek verdi. Akın, Bekir'e yeniden sordu. "Yani şimdi sen diyorsun ki, benim ilgimi çekmek istedi ve bütün söylediklerim doğru..." Bekir yine hızlıca kafasını salladığı an Akın sertçe kafasını, Bekir'e gömdü! Ferit sıkıca tutmasa koltukla birlikte Bekir arkaya düşerdi, o derece kuvvetli bir hücumdu bu. Akın'ın içindeki uyuyan canavar uyanmıştı. Fadime ve kocasını bir telaş aldı ki sormayın. Akın'ın birer koluna yapışıp oğlunu, onun ellerinden almaya çalıştılar ama nafile. Akın'ın kol damarları gücünü sonuna dek kullandığından iyice ortaya çıkmış Bekir'in dizlerini koparıp atmaya yeminli gibiydi. Elinde olsa bacaklarını kırıp bir yerine monte ederdi de... Hem minicik kızı, bir daha kovalayıp korkutamazdı. "Ulan şerefsiz! Utanmıyor musun yalan söylemeye? Şu bir damlacık kıza bakışların bile sapıkça. Nurten Nine'den bile dayak yemişsin, bugün geldi anlattı bana yaşlı kadın. Sen kime neyi inandırmaya çalışıyorsun gavat! Bir de dokunmaya çalışmışsın! Elimde kalacaksın göt! Gerçekleri anlat, konuş!" Akın, Feyza'dan duyduklarını Nurten Nine'den duymuş gibi aktardı. O öfkeden gözü dönmüş haline rağmen Feyza'yı korudu. Akın, Bekir'in verdiği cevaplara hayret etti. Feyza'ya bu kadar takmış olması onu delirtti. Akın ilk kez yoldan çıkmak istiyordu. Ortalığın amına koyası vardı. Pisliğin dizlerini sıkmayı bırakıp yüzüne ardı ardına yumruklarını geçirirken kimse onu bir türlü durduramıyordu. Ferit koltuk geriye devrilmesin diye arkadan dizleriyle koca bedeniyle olanca gücüyle direniyordu. Lakin her inen yumrukta Bekir, oturduğu tekli koltuk ve arkasından koltukla beraber, pisliği yerinde turan Ferit bile sarsılıyordu. Akın'ın deli gücü vardı. Hepsi şu an şahit oluyorlardı. Akın şeref yoksunu konuşsun diye ara verip yumruğunu havada bekletti. "Tamam bir daha yapmayacağım! Öz-özür... Onu çok beğeniyorum okula giderken kolundan yakaladım. Dük-dükkana kattım." Akın ağır bir yumruk daha indirince Bekir zedelenen beyin nöronlarında dolaşan bir sürü yıldız saydı. "Dokundun mu? Hangi elinle dokundun? Ne yaptın anlat!" Bekir'in sağ elini yakalayıp işaret parmağını geriye büktü. "Olanı biteni anlat yoksa kıracağım bunu!" Ferit içinden haykırıyordu, 'heyt be aslanım taşşaklarına beton yetmez, asalete bak be'... Öğretmen olduğu için duyulmadık kelimeleri severdi. Akın'ın şu anki ahvali, satvet sözünün tam anlamıydı. Sindirici güç ile Akın resmen hem sorgulamış, hem dövmüş hem itiraf ettirmiş hem de Bekir'i kedi eniği gibi pusturmuştu. Küçük kız kardeşine baktı. Aynı hayranlık barındırıcı bakışlar Feyza'nın gözlerinde de anlık beliriyor ve anında kayboluyorlardı. Funda ise istediği adama bir kez daha hayran olmuş Feyza'nın aksine gözlerini bile kırpmadan izliyordu. Ferit, Funda'nın bu bakışlarını görmedi. Çünkü tamamen Akın-Feyza ikilisine odaklanmıştı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE