Tezat 🌹

1344 Kelimeler
Akın ve Ferit gençliklerinden beri senin araban, benim arabam kavgası yaparlardı. Markasını, modelini yarıştırırlardı. Ve yine aynı sidik yarışını bu sefer daha keyifle ve istekle yaptılar. İki genç adamı, izleyen iki kız kardeş hangi arabayla gidileceğinin kararını bıkkınca bekliyorlardı. Erik ağacına karşı mağlup olan Ferit, bu maçı asla Akın'a vermeyeceği için iki kızı da kolundan çekiştirip zorla kendi arabasına bindirdikten sonra Akın'a üstten üstten baktı. Elleri pantolon cebinde olup Ferit'in kazanmasına göz yuman Akın, sırıtarak arabanın ön koltuğuna yerleşti. Çocuk gibi hala Ferit'le atışıyor olmak Akın'ı çok mutlu ediyordu. Eski günlere olan özlemini azıcık besliyordu ama tadı hala yavan olduğu gibi bir şeyler eksik geliyordu. Yağı yada tuzu eksik kalan yemeği yemiş gibi iştahsız bir tat veren kakışmaları yine de genç adama keyif veriyordu. Ferit'te sırıtarak vitesi geçirip arabayı kaldırırken iki sıkı dost adam birbirine keyifle gülümsediler. "Abine bakta, nasıl araba kullanılıyormuş öğren oğlum..." Ferit biraz daha genç adamın damarına basmak istiyordu. Akın bir an kızların arabada olduğunu unutup 'Siktir oradan lan! Ehliyette kaç kez kaldın, Abin tekte aldı.' Diyecekti ama Funda aniden konuşunca hiç üşenmeden cüzdanını çıkarıp dostuna manidar manidar ehliyetini göstermekle yetindi. Akın ehliyetini, Ferit'in aksine tek seferde almıştı. Funda "Ferit, Akın hala çocuk gibisiniz, sanki hiç büyüyemeyeceksiniz." Diye sitem ederken amacı, Akın'ın dikkatini çekip bir şekilde konuşabilmekti. Fakat abisi bu çabasının önüne taş koymakta hatta öküzlük etmekte hiç gecikmedi. "Sus kız... Sen önce abine, abi demeyi öğren. Hem minicik bir çanta için saç baş yolan kardeşimi dikkate alamıyorum... Abicim o değil de keşke sana başka bir elbise alsaydık be kızım. Gözüme boyası yetersiz gelmiş yürüyen bal kabağı gibi görünüyorsun hala..." Ferit sözlerinden sonra kardeşine dikiz aynasından sevgiyle gülümseyerek baktı. Lakin Akın son cümleyle gülüşünü zor tuttu. Hoş erkeksi bir tını hepsinin kulağını yumuşak dokunuşlarla okşayıp geçti. Mal Ferit sanki bakıma çekilmiş arabanın kaportasından bahseder gibi boya yetersiz gelmiş diyordu. Odunu geç hakiki keresteydi! Funda aldığı bu cevap karşısında utandı, sinirlendi ve hayal kırıklığına uğradı. Çünkü Akın'ın yanında çocuk gibi gösterilmek hiç hoşuna gitmedi. Hele abisi Ferit'in 'hiç güzel olmamış' iması, Akın'ın hak verir gülüşünden sonra yerin dibine girer gibi hissetti. Abisine çok sinir oldu çünkü iki defadır kendisini Akın'ın yanında bile isteye küçük düşürüp duruyordu. Ferit kardeşinin buz gibi bakan gözlerine karşılık, 'ben ne dedim ki şimdi' diye afallarken arabada ki sessizlik büyüdü. Akın'a 'bir şey yapsana lan' der gibi kaş göz oynattı. Akın sadece dudaklarını oynatarak dostuna "Malsın." Deyince Ferit iyice somurttu. Erkenden yapılan bu moral gecesi aslında çalışanlara yeni patronun ucundan gösterileceği için bir parti gibiydi. Rengarenk kıyafetler içinde ki kızlar, takım elbiseli genç adamlar bu parti için oldukça göz kamaştırıyordu. Şirket gençlerin dinamiğini desteklediği için orta yaş azınlıktaydı. Boş bir masaya geçen dörtlü, alacalı ışıklar altında, çevreyi izlerken hepsinin aklında bambaşka şeyler vardı. Funda, cesaret yüreği yemiş gibi bu geceyi kendisi ve Akın için unutulmaz kılmanın planlarını yaparken Feyza yaklaşan sınavlarının stresine girmişti. Annesi Aylin Hanım iyileşir iyileşmez emindi ki bahar temizliği için Feyza'ya nefes bile aldırmayacaktı. Hangi ara sınav çalışacaktı ki? Ferit, Funda'nın tavırlarına hala kafa yorarken Akın, Funda'nın sürekli üzerine diktiği bakışlarından davul misali gerilmişti. Patlamasına ramak kalmıştı. Bu beklemediği ilgiden boğuluyordu. Ferit'in yanlış anlamasından kendisine olan güveninin kırılmasından ödü kopuyordu. Kızın pervasız halleri buraya geldiğine çoktan bin pişman ettirmişti. İçten içe böyle olacağını bilse de çok ısrar eden Ferit'i kıramamış ve gelmişti. Akın, abisi Ayaz'dan sonra, Ferit'le askerlik ve iş dolayısıyla ayrı kaldıktan sonra yalnız hissediyordu. Yumuşacık kalbini görüp duyan bir tek kafe işleten Serdar'dı. Lakin Serdar hep sessizdi. Gelmeyecek olanı beklediği için yaşarken ölü gibi davranıyordu. Akın, Ferit'in ciğerci kedileri gibi büyük kardeşi Funda'ya baktığını görünce kıyamadı. Kızlar duymasın diye sessize yakın söylendi, hoş bangır bangır müzik sesleri konuşulanları adeta yutuyordu. "Oğlum, Funda'yı yanımızda rencide ettin. Kıyafet kızlar için önemli... Hala öğrenemedin mi? Git gönlünü al bir kenarda, onun için bu moral çakması bu gece mühim gibi görünüyor." Ferit "Ne diyeceğim ki? Geldiğimden beri çok... Soğuk. Çok mesafeli." Diye umutsuzca fısıldadı. "Özlemini dile getir oğlum. Şakaların ardına saklanma sakın! Bokunu çıkartıyorsun! Dürüstçe ciddi bir konuşma yap işte. Sen bu kalın kafanla, aşkı meşki nasıl çözeceksin çok merak ediyorum." Diye Akın azıcık gaz verdi. "Sen çok biliyorsun sanki! Hadi çevrede bir yenge falan göremiyorum." Hemen arkalarında kızıl saçlı bir afeti devran beliriverdi. Ve Akın'a heyecanla bakarak dans teklifi edince, Ferit morardı. Akın genç kızı kırmadan redderek uzaklaştırdı. Funda o anlarda kızın kızıl saçlarını yolmak o saçlarla onu boğmak istemekle meşguldü. Kızıl saçlı afet yanlarından düşen moduyla uzaklaşırken Funda onun arkasına düştü. Üretim departmanlarından olan kız henüz bir stajyerdi yani kolay lokmaydı. Biraz sataşacaktı, kendisinden güzel olduğunu düşünüyorsa yanılıyordu. İspatlayacaktı. Funda ortamlarda ışıl ışıl parlamayı, dikkat çekmeyi çok severdi. Kendinden rol çalmaya çalışanlara da anında düşman kesilirdi. Ferit, Akın'ın omuzlarını dikleştirerek hava atar gibi gerilmesine deli oldu. Akın'a ne söylese, kendisi balon gibi patlıyordu. "Gidiyorum ben, kuzumu kurtlara yem etme. Sende." Derken Feyza'yı gözleriyle Akın'a gösterdi. Akın 'hay hay başım gözüm üstüne' der gibi ciddileşti ve başını onaylar anlamda hafifçe eğdi. Ferit büyük kardeşinin gönlünü almak için Feyza ile Akın'ın yanından ayrıldı. Feyza, ablasının eski sınıfından ve iş yerinden olan bu kızı tanıyordu ve diğer arkadaşlarına göre bu kız daha sıcaktı. Kızın gülümseyerek baktığını görünce, ismi Dilek olan kıza ufacık gülümsedi. Dilek, Funda'ya çok ısınamazdı ama kardeşiyle enerjisi tutmuş olsa gerek arkadaşlarının yanından Feyza ile konuşmak için ayrıldı. "Feyza... Gelmişsin. Nasılsın?" "İyiyim, sen nasılsın?" "Iyi diyelim, iyi olsun. Ayarlamışlar bir gece geleyim dedim." "Güzel olmuş, ışıklandırmalar falan hoş olmuş." Feyza bağ kurmakta zorlansa bile Dilek'in samimi yaklaşımına ayak uydurmaya çalışıyordu. "Öyle... Senin dersler nasıl gidiyor?" İki kız böyle gündelik konulardan sohbet ederken Akın masaya dolayısıyla Feyza'nın hemen yanına biraz daha yaklaştı. Daha şimdiden akbaba sürüsü gibi oğlanlar ve adamlar masadaki upuzun saçlı ufacık kıza yiyecekmiş gibi bakıyorlardı. Daraldı. Masaya arkasını dönerek dirseğini yaslayıp dans edenlere yüzünü döndü. Feyza'nın ise yüzü masaya dönük bir kızla konuşuyordu. Dilek, Feyza'nın kulağına doğru normal konuştuğu sesten daha kısık bir sesle sordu. Dilek, Feyza'nın hemen yanında kolları bir karışlık mesafede duran dalyan gibi dikilen yakışılıklı, endamlı adamı kızla çok yakıştırdı. Enerjileri tuhaf bir şekilde tutuyor gibiydi ve dilinden birden dökülüverdi. "O sevgilin mi? Funda, abinin sana düşkün olduğundan bahsederdi. Nasıl yanınızda gelmesine izin verdi?" Feyza dalgınlıkla hemen yanına baktı. Normalden daha yakınında gördüğü genç adamla, yutkunduktan sonra nefesini içinde balon balığı gibi tuttu. Ne zaman bu kadar yakın durduklarını anlayamadı. Masaya yaslanan dirsek ve aralarında hemen bir karışçık mesafe vardı. Kolunu masadan hemen çekti. Rengi biraz soldu. Dilek yüzüne sararmış bir suratla bakan kızla pot kırdığını düşündü. Ve ekledi. "Yanlış anlama lütfen öylesine bir soruydu. Seni rahatsız mı ettim?" Feyza samimi gelen sözlerle, Dilek'e daha çok yaklaştı hatta biraz onu geriletti. Kızcağız tuttuğu nefesi gürültülüce bırakırken kızardı. Eğer Funda bu kadar yakın olduklarını görseydi, onu bu kadar insan var demez inadına rezil ederdi. Gerildi. Dilek'e daha çok sokuldu. Ağzı bir kaç kez açılıp kapandı ve sonunda kelimeler döküldü. "Ferit Abi'mden bir farkı yok... Abim gibi yani... Komşumuzun oğlu." Akın orada değil gibi dursada başından beri dikkatle dinleyen kulakları kızların sözlerindeydi. Kızın Feyza'ya son dediğini duyamasa da verdiği cevabı duydu. Ayrıca yine kaçar gibi bir kaç adım kızın üzerine yürümesi de şahin gözlerine yakalandı. Masadan hemen aşağı sarkan elinin yumruk olmasını sağladı. Neşeyle dans eden bedenlerden gözleri, yumruk olan eline düşünce kaşlarını çattı. İçi çalkalandı. Kalbini demir bir el sıkıp eziyormuş gibi hissetti. Panik belirsiz bir duygunun esiri oldu. 'Refleksle yaptın oğlum, sakin ol. Kız doğru olanı söyledi. Abisi sayılırsın.' "Sikerler!" Son küfür istemsiz yüksekçe dudaklarından fırlayıp gitti. Feyza'nın göz ucuyla ondan tarafa baktığını görse de başını çevirip bakamadı. Niye modu düşüyordu? 'Düşme! Hayır lan hayır düşme! Düşme! Düşme Akın'ım. O yollar bize gelmez, toparlan ulan!' Toparlanamadı. Bu gel gitli hal onu bozguna uğrattı. Kalbiyle, mantığı ölümüne dövüşürken hücrelerine sirayet eden tezatlık ruhuna dek sinsi sinsi işledi. Mantığı ölümüne kızı savunurken içinde bir şeyler önce keşffetmek için sonra fethetmek için hayvanlaşıyordu. Bu ikilem ve tezatlı hisleri hiç ama hiç sevemedi. O çok inat bir adamdı, 'hayır olmazlar' ona işlemezdi. Bir kez olsun bu kuralı bozulsun istedi. Ama hayır, savaşmadan teslim olmak Akın gibi bir adamın yaratılışında yoktu. İmkansızlar hep ilgisini çekerdi. Feyza farkında değildi lakin hiç bilmeden genç adamın inadını besliyordu. Hatta Feyza, Akın'ın inat damarının üzerinde deli gibi harmandalı havası tepiniyordu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE